Topa sahip olma yalanı

Abone Ol

Son yıllarda spor adamlarından sıkça duyduğumuz bir sözdür topa sahip olma oranı. Bu tarz teknik direktörler topa ne kadar çok sahip olursa o kadar oyuna hükmettiklerini ve maçı kazanacaklarını düşünürler. Hâlbuki günümüz futbolunda olması gereken, rakip kaleye mümkün olan en kısa sürede inmek ve hedefe ulaşmak. Çünkü topu ne kadar ayağınızda dolaştırırsanız rakip takım o kadar size önlem alır. Günümüz çağdaş futbolu bunu isterken ve olması gereken buyken topa sahip olma isteği koskoca bir kandırmacadır. Topa sahip olduk diyen teknik adamlar sadece kendini kandırır.

***

Diyeceksiniz ki Barcelona örneği var önümüzde. Adamlar topa sahip olmada rakiplerini adeta eziyor ve kazanıyor diyeceksiniz. Eee Barcolana'nın ofans gücü, bitiriciliği kimde var? O forvetler kimde olursa olsun istediğin kadar topu cevir. Her atağın sonunda muhakkak rakip kaleye inersin.

***

Şimdi gelelim bize. Tamam, top daha çok bizim ayağımızda. Al gülüm ver gülüm, sağdan sola, soldan sağa habire pas yapıyoruz. Sonuç? Koskoca sıfır. 90 dakika boyunca Rizespor karşısında kaç tane tehlikeli pozisyonumuz var? Traore'nin ceza alanı dışından attığı şuttan başka bizi heyecanlandıran kaç pozisyon var?

***

Halbuki Rizespor en çok 4-5 pas yaparak kalemizde bir çok pozisyon buldu. Deplasmanda aldığımız 1 puanı kim ne derse desin kalecimiz Serkan'a borçluyuz. Bazı pozisyonlarda rakip oyuncuların beceriksizliği bazılarında ise Serkan'ın başarısı yenilgimizi engelledi.

***

Bizim bu seneki gol umudumuz çoğunlukla duran toplar. Saha içerisinde son haftalarda her ne kadar etkisiz olsada duran top kullanma becerisini takdir ettiğimiz Meha'nın olmayışı zaten olmayan gol ümidimizi neredeyse sıfıra indirdi.

***

Sistemimiz belli. Gol yememek ve topa fazla sahip olmak üzerine kurulmuş bir yapımız var. Yemeyelim. Topu etkisiz bölgede dolandıralım. Rast gelirse bir tane atalım üstüne yatalım taktiği ile oynuyoruz. Tamam, puanları alıyoruz bir şekilde ama tadı tuzu olmayan bir Konyaspor seyrediyoruz maalesef.

***

Cuma akşamı oynanan karşılaşmada yenik duruma düşseydik, rakibin hızlı ofans oyuncuları karşısında ne yapabilirdik? Acaba oyunu kurtarmak adına bir şeyler sahaya yansıtabilir miydik yoksa düşünmek bile istemediğimiz bir sonuçla mı sahadan ayrılırdık? Ben diyorum ki umudunu duran topa bağlamış bir takım geriye düştüğü maçları kolay kolay çeviremez. Hele birde rakibin hızlı oyuncuları varsa fark yer.

***

Galatasaray ve Başakşehir maçlarımız haricinde bu dediğim durumu Allah'tan yaşamadık. Çünkü geriye düştüğümüz ve çevirmeyi başardığımız maçlardaki rakiplerimizin de çapı belli. Birçoğu bizim mantalitede oynayan takımlar.

***

İç saha ve deplasman ayrımı olmadan pasa dayalı oyun sistemini uygulatmaya çalışan bir hocamız var.  Topa sahip olma yalanı ile kendini kandıran Aykut Kocaman'ın ofans zenginliğini artırıcı önlemler alması şart.  Takımımızın maçlarını seyrederken 5'e 2 pas çalışmasının yapıldığı bir antreman izler gibi oluyorum. Dön dolaş aynı yerdeyiz. İnsanın uykusunu getiren, heyecansız futbol. Ne yapalım eldeki malzeme bu. Maalesef daha uzun bir süre bu şekilde maçlarımızı izleyecek gibiyiz.

***

Peki ofans olarak neler yapabiliriz. Bir kere rakip kaleye dikine oynayan oyuncularımızın olması gerek. Mesela Vedat'ın muhakkak 90 dakika sahada olması lazım. Mevcut kadroda dikine oynayabilen nadir oyuncularımızdan. Bu karşılaşmada görev aldığı kısa sürede yeteneğini sahaya yansıttı Vedat.  Eğer elinizde Vedat gibi bir değer var ve siz bu değeri kullanamıyorsanız futbola ihanet ediyorsunuz demektir. 

***

Rize maçı için söylenecek çok fazla bir şey yok.  Topu ayağında dolandırıp tek şutu olan bir Konyaspor ve hızlı ataklarla galibiyeti kaçıran bir Rizespor izledik. Koskoca 90 dakikanın özeti bu kadar işte. Göze batanlar Sissoko'nun formsuzluğu, Ömer Şişmanoğlu'nun yetersizliği ve Meha'nın eksikliği. Tüm bu olumsuzluklara rağmen alınan 1 puan oldukça sevindirici.

***

İlk yarının son 4 maçında bizi çok zor rakipler bekliyor. Yani geriye düştüğümüz anda bizi perişan edebilecek ekiplerle karşılaşacağız. Ve ilk maçımız hafta sonu Antalyaspor ile Torku Arena'da. Rakibin dünyaca ünlü oyuncusu Eto'o'yu izlemek ayrıca heyecan verici olacak. Eskişehir karşılaşmasındaki taraftarın olumlu etkisini ve maçtaki ağırlığını bu karşılaşmada da göreceğimizden eminim. Kazanırsak yine büyük pay taraftarın olacak.

Bu zorlu karşılaşmada takımımıza sonsuz başarılar diliyorum. Her zaman ve daima KONYASPOR.