Tatili hak ettiniz

Abone Ol

2014-2015 eğitim öğretim yılının ilk dönemi bugün itibariyle sona eriyor.

Türkiye genelinde milyonlarca, Konya genelinde yüz binlerce öğrenci karne alarak yaklaşık 15 gün sürecek olan tatile başlayacak. Diğer taraftan yine yüz binlerce öğretmen için de 15 gün sürecek olan tatil dönemi başlıyor.

Genel olarak başta sağlık ve ulaşım alanında attığımız o büyük adımları atamadığımız branşlardan biri de eğitim sektörü. Her ne hikmetse bir türlü rayına oturtamadık. Temel olarak eğitim sistemimizin problemleri devam ediyor. 

Her şeyden önce eğitime ister istemez siyaset bulaşıyor. Paralel davasından sonra okullarda müdür kalmadı. Hepsinin kökü temizlendi. İl Milli Eğitim Müdürlükleri'nde de ciddi bir revizyona gidildi. Siyasi süreçte yaşananların doğrudan eğitime de yansıyor olması, eğitim sistemimizin en önemli sorunları arasında geliyor. 

Diğer taraftan eğitim camiasının sorunlarını dile getirmek, onların haklarını savunmak için kurulmuş olan sivil toplum örgütleri de yanlılıkları ile bu sorunun bir parçası olmaya devam ediyor. 

Nasıl balık baştan kokuyorsa, eğitim sisteminde yaşanan sorunların çözümü için de baş olan öğretmenlerin sorunlarla boğuşmaması, idarecilerin 'acaba yerimden olur muyum' kaygısı yaşamaması, öğretmenlerin kafalarının dinç olması için siyasetle eğitimin birbirinden tamamen bağımsız hale getirilmesi gerekiyor. 

Sistemsel olarak yaşanan sorunlardan ve eğitim-öğretim sürecindeki temel karmaşalardan biri de müfredattaki sorunlar. Eğitimin müfredatı da tam olarak ayakları yere basan bir şekilde değil. Sürekli üzerinde oynanıyor. Palyatif çözümler aranıyor. Bunun yansıması da doğrudan öğrencilere oluyor. 

Yapboz tahtası üzerinde deneme yanılma yöntemiyle doğru sonuca ulaşabilme çabası içerisinde olduğumuz aşikar...

Her yıl yeni bir düzenleme, her yıl yeni bir sınav sistemi geliyor... Sınava girme yaşı ile sigaraya başlama yaşı paralel doğrultuda ilerliyor. Sigaraya başlama yaşı her geçen gün daha aşağıya düşerken, sınav kağıtları da bir o kadar erken yaşta öğrencilerin önüne koyuluyor. 

Öğrenciler bilgi edinmekten, öğrenmekten ziyade ezberliyor. Ezberci düzenin verdiği de ancak bu kadar oluyor. Sonuçta başarılı olunamadığı kanaatine ulaşılıyor ve yapboz tahtasındaki formül, yerine yeni bir formül daha yazmak üzere siliniyor. 

Uzun yıllardır doğru formülü arıyoruz. Üniversiteye giriş sınavında tek sınavdan çoklu sınav sistemine döndük. Yine istediğimiz başarı eşiğini aşamadık. 

Eğitim sisteminde 8 yılı zorunlu kıldık olmadı. 4+4+4 sistemini uygulamaya koyduk. Şimdi bu formül üzerinden yürümeye çalışıyoruz. Bakalım başarılı olabilecek miyiz...

Bu sistem beraberinde liselere giriş sınavını da getirdi. Liseye giden yol sınavdan geçer oldu. Öğrenci kendisine verileni öğrenmekten ziyade iyi ezberlediyse, istediği liseye gitmeye hak kazandı. 

Okullarda verilen eğitimi tamamlamak için var olan dershanelerle ilgili de köklü değişiklikler yapıldı. Dershanelerin kapatılması süreci yaşandı. Bu süreçte yine siyaset etkendi. Paralel ilişkiler yüzünden dershanelerin ortadan kaldırılmasına karar verildi. 

Birçok dershane özel okula dönüştü. Etüt merkezleri kuruldu. Eğitimde destek almak isteyenler bu etüt merkezlerine yönlendirildi. 

Onca formül denenirken, değişmeyen bir şey vardı: Değerler eğitimi... 

'Ağaç yaşken eğilir' diyen atalarımız boş yere dememişler bunu. 6 yaşındaki çocuk, daha konuşmayı yeni yeni sökmüşken, hemen ona harfleri ve rakamları öğretmeye kalkıyoruz. Bunu yaparken de milli ve manevi değerlerimizi öğretmeyi unutuyor veya geri plana itiyoruz. Önemli olan çocuğun el yazısı ile harfleri yazıp biraraya getirebilmesi ve bunlardan anlamlı cümleler kurup, kurduğu cümleleri okuyabilmesi.

'Din eğitimi o kadar önemli değil. Ağaç kurumaya yüz tuttuğunda da din eğitimi verilebilir. Değerler ve ahlak eğitimi de sonraki süreçlerde verilebilir' düşüncesi nedeniyle toplumda ahlaksızlık aldı başını gidiyor.

Çocuk diyebileceğimiz yaştaki insanlar birbirilerinin canına ve malına kastedebiliyor, ailelerine asi gelip anne ve babalarına karşı gelebiliyor. Sigara, alkol, uyuşturucu madde kullanımı gibi kötü alışkanlıklar da küçük yaşlarda edinilebiliyor.

Bütün bunlar bir noktada görmezden geliniyor.