Uluslararası Mevlâna Anadolu İmam Hatip Lisesi mezunu, tıp fakültesi öğrencisi Mohammad Asif Rafiq, Türkiye ile Afganistan arasındaki dostluğu anlattı. Kendisi de Afganistanlı olan Rafiq, iki millet arasındaki bağ, tarih boyunca kardeşlik, iman, dayanışma ve ortak kader anlayışı üzerine kurulduğunu; bugün ise bu kadim dostluk, yeniden güçlü bir şekilde geleceğe taşındığını ifade etti.

OSMANLI’DAN CUMHURİYET’E UZANAN KARDEŞLİK

Afganistan ile Türk milletinin ilişkilerinin Osmanlı döneminde filizlenerek günümüze kadar geldiğini ifade eden Rafıq, bu kardeşliğin en çarpıcı örneklerinden biri olarak Çanakkale Savaşı’nı söylüyor. Rafıq, örneği şu şekilde aktarıyor. “1915’te Anadolu halkı vatanını savunurken, Afganistan’dan gönüllü askerler Osmanlı ordusuna katılmış, Afgan halkı da ellerindeki imkânlarla yardım kampanyaları düzenlemiştir. O dönemin Afgan Emiri Habibullah Han, Çanakkale’de savaşan Türk askerleri için dua etmiş, ülkesinde yardım seferberliği başlatmıştır. Bu dayanışma, iki milletin kalplerinde sarsılmaz bir kardeşlik bağı oluşturmuştur.”

MECLİS’İ TANIYAN İKİNCİ ÜLKE!

Osmanlı’nın ardından kurulan Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte bu dostluğun sürdürüldüğüne işaret eden eden Rafıq, 1 Mart 1921’de imzalanan Dostluk Antlaşması ile iki ülke arasında yeni bir sayfa açıldığını aktardı. Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti’ni tanıyan ikinci ülkenin de yine Afganistan olduğunun altını çizen Rafıq, Türkiye’nin de Afganistan’ın modernleşme sürecinde önemli bir rol oynadığını belirtti.

GÜVEN İNŞAASINDA KRİTİK ROLLER ÜSTLENİLDİ

Bazı dönemler Ankara’dan Afganistan’a gönderilen öğretmen, doktorlar ve askerî danışmanlar ile ülkelerinin eğitim, sağlık ve idari alanlarda Türkiye ile birlikte güçlendiğine işaret eden Rafıq, Türkiye’nin Afganistan’ın üzerindeki rolüyle ilgili ise şunları söyledi: “Türkiye, bugün sadece bölgesel değil, küresel ölçekte etkili bir aktördür. Afganistan’da barışın ve istikrarın sağlanması yönünde Türkiye’nin attığı adımlar, bunun en somut göstergesidir. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye, yalnızca kendi bölgesinde değil; Balkanlar’dan Afrika’ya, Kafkasya’dan Güney Asya’ya kadar geniş bir coğrafyada barışın tesisinde aktif rol üstlenmektedir. Bunun en güncel örneği, Pakistan ile Afganistan arasında 19 Ekim 2025 tarihinde ilan edilen ateşkes sürecidir. Bu süreçte Türkiye, iki ülke arasında güven inşasını sağlamak için etkin bir diplomatik ve istihbarî rol üstlenmiştir. Görüşmeler, Katar’ın başkenti Doha’da gerçekleşmiş ve Türkiye ile Katar’ın arabuluculuğunda başarıyla sonuçlanmıştır. Ateşkesin sağlanmasında Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) kilit bir görev üstlenmiş; Cumhurbaşkanımızın talimatıyla, MİT Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kalın, sürece doğrudan katkı sunmuştur. Bu görüşmelerde; Pakistan ile Afganistan arasında yaşanan sınır çatışmalarının durdurulması, sınır güvenliği mekanizmalarının kurulması ve insani yardımların engelsiz biçimde ulaştırılması kararlaştırılmıştır. Ayrıca Türkiye’nin önerisiyle, barışın izlenmesine yönelik teknik komitelerin İstanbul’da toplanması da gündeme alınmıştır.”

Bu gelişmelerin Türkiye’nin yalnızca bölgesel meselelerde değil, küresel barış diplomasisinde de etkin bir aktör olduğunun bir göstergesi olduğunu ifade eden Rafıq, her iki ülkenin de istikrarlı ve güvenli bir yapıya kavuşmasının tüm Güney Asya’nın refahı için büyük önem taşıdığını söyledi.

Muhabir: CANKAT YILDIRIM