Tarafsızlık ilkesi (!)

Abone Ol

Tarafsızlık bazı görüşlere göre mutlak anlamda mümkün değildir. Zira görüş belirtmemek yaşanan gerçekliğe rıza göstermek böylece dolaylı olarak taraf tutmak anlamına gelir.

Genel anlamıyla taraf tutmama, yansız kalma, belirli bir zaman ve mekânda belirlenmiş tutum ve düşünceler arasında tercih yapmama halidir. Gündelik dilde, kararsızlık, çekimserlik, eylemsizlik, tepkisizlik gibi kelimelerin yerine de kullanılmaktadır.

Öyleyse, Müslümanlar arasında güzel olan durumlarda güzelliğe katkı da bulunmak için, kötü olan durumlarda da kötülüğü izale etmek için, tarafsız yani tepkisiz ve eylemsiz kalınamaz. Müslümanlarla gayri Müslimler arasında ise kul hakkı dâhil tarafsız olunamaz. Kul hakkının iadesi için eylem gerekir ve hakkı yenen kimsenin tarafında olmak gerekir. Adalet sağlamak için de tarafsız olunmaz çünkü adaletin tarafında olmak gerekir ki haklıyı haksızdan ayırt edebilmeli. Bir Müslüman en büyük tarafgirdir ve ancak Hakkın tarafını tutar. Mâide Suresi 8. ayette Allah-u Teâlâ; “Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz. Bir kavme olan kininiz, sizi adaletsizliğe sevk etmesin!” buyuruyor.

Nemrut Hz. İbrahim'i ateşe attırırken ateşe doğru bir damla su taşıyan karıncaya yaptığı işin boş olduğunu söylemişler. O ise muhteşem bir cevapla “tarafımız belli olsun” demiş.

Devletlerarası konularda da tarafsızlık, haklı olanla haksız olanı ayırt etmeyerek tepkisiz kalmak dolaylı olarak haksızlığın ve zulmün tarafı olmak demektir. Merhum Cemil Meriç bu konuyu çok güzel özetliyor; “Zulmün olduğu yerde tarafsızlık, namussuzluktur.”

Bugün tüm dünyada yaşanan olaylara baktığımız vakit, zulüm görüp haksızlığa uğrayanların neredeyse tamamının Müslümanlar olduğunu görüyoruz. Müslüman olmayanlara bile zulmedilirken tepkisiz kalmaması gereken bizlerin nasıl olurda mü'min kardeşlerimizin kanı dökülürken tarafsız olması beklenebilir. Hucurat Sûresi 10. Ayette Rabbimiz “Müminler ancak kardeştirler!” buyuruyor. Tarafsız olunması gerekir diyerek görüş beyan edenler mü'min kardeşliğinin dışına çıkmış demektir.

Peygamber Efendimiz (sav) bir hutbesinde: "Mü'minin mü'mine bağlılığı, taşları birbirine kenetleyen duvar gibidir" buyurmuş, sonra iki elinin parmaklarını birbirine geçirmiştir. (Sahih-i Buharî, Kitâbu'l-Edeb 56.)

Bir başka hadis-i şefrif de; "Bütün mü'minleri birbirlerine merhamette, muhabbette, lütufta ve yardımlaşma hususlarında sanki bir vücûd misâli görürsün! O vücudun bir organı hastalanınca, vücudun diğer kısımları birbirlerini hasta organın elemine -uykusuzlukla hareket- ortak olmaya çağırırlar."  (Sahih-i Buharî, Kitâbu'l-Edeb 41.)

Nakledilen bu iki hadis-i şerif bize nasıl taraf olmamız konusunda yol gösteriyor. Mü'minler canından olurken huzur ve mutluluk için nasıl uyku çekebiliriz? Keyifle şen şakrak iftar ziyafetlerinde nasıl midemizi tıka basa doldurabiliriz. “Ama efendim onlar bizim memleketimizin insanı değil” veya “bizim mezhepten, cemaatten, tarikattan değil” gibi ifadeler, bırakınız mü'min kardeşliğini insanlığa bile sığmaz. Nurettin Yıldız hocanın ifadesiyle; kendi tarikatından, cemaatinden, cemiyetinden olmadığı için diğer Müslümanları ötekileştirmek varya, işte bizi tüketip bitiren fitne bu!

Dünyanın her yerinde kardeşlerimize yapılan zulüm sadece beddua ile yapılmıyor ki biz buna mukabil sadece dua ile yardım edelim. Taraf olmak eylem ister. Dua ise gücünün yetebildiği her türlü hareketten sonra “Rabbim ben bu iki elimden gelen her şeyi yaptım, gücümün bittiği yerde ancak senden yardım dilerim” diyerek elleri açmaktır.

Müslümanlar!  Biz asla tarafsız değiliz. Biz Gazze'de şehit olanların tarafıyız. Biz Mısır'da, Suriye'de şehit olanların tarafıyız. Irak'da şehit olan Türkmenlerin ve diğer Müslümanların tarafıyız. Sadece askerler şehit olmaz, tüm dünyada şehit olan Müslümanların çoğunluğu çocuklar, kadınlar, yaşlılar yani sivillerdir.

Müslümanların başına bombalar yağarken tarafsız kalırsak veya sadece dua ile tepki verirsek kendi başımıza yağacak olan her şeye razı olmamız gerekir.

İngilizlerin ve Yahudilerin oyununa gelmeyelim. Irak'da yaşananlara kardeş kavgası diyemeyiz. Nerede Müslüman ölüyorsa öldürenin Müslüman görünümlü olmasına aldanmayın. Katillerin arkasında her zaman İslam düşmanlarını görebiliriz.

Allah'a emanet olunuz. Selam ve dua ile!.

Not: Tarafsız olmamak adına bir örnek eylem olarak zikretmeden yapamadım: Devletimiz tarafından, öncelikle Irak'daki 2 milyon 350 bin Türkmen kardeşimiz ve sonra da Suriye'deki Türkmen kardeşlerimiz için beş yıldır hazırlanan ve sona gelinen gizli bir projeden bahsediliyor. Tamamına Türk pasaportu verilerek resmen Türk olmalarını sağlamak için çalışılıyormuş. Eğer bu haber doğruysa İngiliz-ABD güdümlü IŞİD'in neden başkonsolosluğumuzu bastığının bir gerekçesini daha anlamış oluruz.

Muhammet Vatankurtar