Taksim'de kesilen ağaç da, Konya'da kesilen patlıcan mı?

Abone Ol

 

Türkiye, son günlerde iki konuyu tartışır oldu; 3. Boğaz Köprüsü'ne verilen isim ve Taksim Gezi Parkı'ndaki kazı çalışmaları.

Tabii bu süreçte Suriye, Reyhanlı, yerel seçimler, Orta Doğu'daki gelişmeler unutuldu. Türkiye'de siyaset, yaşam genelde gereksiz tartışmalar üzerine kurulduğu için, gelişmelerin çok çabuk unutulmasını doğal karşılamalıyız...

Aslında bu durum bir anlamda iktidarın işine gelmektedir. Çünkü toplum hazır kafasını siyasetten köprü, park tartışmalarına çevirmişken, politikalarını polemiklere girmeden gerçekleştiriyor. Bu aslında çocuğun eline oyuncak verip susturmak gibi bir şey. İktidar partisi veriyor milletin eline köprü, park tartışmalarını, hem yaşanan polemiklerle oyunu arttırıyor hem de yoluna devam ediyor...

Benim vurgulamak istediğim ise gezi parkında 70 yıllık ağaçların kesilecek iddialarıyla başlayan tartışmaların Konya'ya da sıçraması...

Gördüğüm manzara karşısında adeta duygulandım! Meğer Konya'daki üniversite gençliği yeşile karşı ne kadar duyarlıymış...

Bazı siyasi partilerin veya o partilere sempati duyan kişilerin sosyal medya üzerinden başlattığı kampanyaya destek veren üniversiteli gençlik, geçtiğimiz gün Bosna'nın sokaklarına indi. “Taksim Gezi Parkı yıkılamaz, ağaçlar kesilemez” sloganları attı. Yaşananları protesto ettiler, polisin müdahalesine rağmen protestolarını sürdürdüler. Sık sık görmeye alıştığımız yasa dışı örgütlerin yaptığı gibi önce ara sokaklara kaçtılar, sonra birleşip yine protestoya devam ettiler...

Kimin için Taksim'deki ağaçları kurtarmak için mi? Sanmıyorum!

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'nun Kültürpark'taki programında da protestoların sürmesi olayların planlı bir şekilde yapıldığına işaret ediyor.

Yani protestoları masum bir öğrenci tepkisi olarak görmek çok da mantıklı gelmiyor.

Amacın İşçi Partisi, BDP, CHP gibi partilere hizmet etmek olduğu görülüyor.

Nitekim Taksim'de de CHP, BDP milletvekilleri nöbet tuttu, İşçi Partililer eylem yaptı...

Eğer gerçekten yeşili korumak için Taksim'deki durumu protesto ettilerse, o zaman gençlere şu soruları da sormak gerekiyor;

Mevlana önündeki 50-60 yıllık ağaçlar kesilirken sesiniz niye çıkmadı?

Konya'da belediyeler çeşitli çalışmalarla ağaçları katlederken neden tepki göstermediniz?

Gedavet Parkı'nın, taş yığını haline getirilmesine niye seyirci kaldınız?

Eğlenmek için gittiğiniz Kentplaza AVM inşaatında, yol genişletilmesi esnasında ağaçlar kesilirken neredeydiniz?...

Soruları uzatmak mümkün. Ama madem ki yeşilin savunuculuğunu yapıyorsunuz, önce bu soruların cevabını verin.

Bırakın İstanbul'u önce yaşadığınız çevreye bir bakın. Taksim'de kesilen ağaç da, Konya'da kesilen patlıcan mı?

Yanı başınızdaki ağaçlar kesilirken sesiniz çıkmıyor ama iş siyasi ranta gelince, “ağaç katliamına hayır” demek, hem kel hem de fodulluktan başka bir şey değildir...

İstanbul'da istediklerini alamayan siyasi partiler ve uzantıları, “Konya üzerinden rant sağlarım” umuduna kapılmasın.

Çünkü Konya, bu gibi küçük hesaplara prim vermeyecek kadar medeniyet ve kültür değerlerine sahiptir.

Konya önce lafa bakar laf mı diye, bir de söyleyene bakar adam mı diye?

Birilerine hizmetkarlıktan öte gerçekten doğaya önem verdiğinizi ortaya koysaydınız, o zaman yanınızda olurduk.

Ancak ağaç katliamlarıyla Konya'nın Arap çöllerine çevrilmesine sesiz kalıp, 800 kilometre uzaktaki bir parkta yaşananlar için eylem yapmak, çok gerçekçi gözükmemektedir...

Herkes menfaat için değil, duyarlılık örneği ile bir şeyler yapsa bugün ne Taksim'i, ne köprüyü ne de ağaç katliamları konuşuruz. Bu yapılmak yerine kişisel hırslarla hareket ediliyor. Edildiği için de Başbakan Erdoğan, “Azınlık çoğunluğa hükmedemez” deyip, Gezi Parkı'na Topçu Kışlası'nı yapacağını söylüyor. Çünkü biliyor ki protestolarla amaç bölgede yeşile sahip çıkmak filan değil, iktidarını zayıflatmak. Buna fırsat vermemek için de kışlayı yapacak. AK Parti oylarını arttıracak, protestocuların yedikleri gaz ise yanlarına kâr kalacak. Anlayacağınız protestocular pirince giderken, ellerindeki bulgurdan da olacak...