Taksim olaylarının suçlusu: Twitter!

Abone Ol

Taksim Gezi Parkı'nda bir hafta önce başlayan olaylar devam ediyor. Olaylar duracak gibi de gözükmüyor.

Nedeni ise hem hükümetin, hem AK Partili teşkilatların hem de göstericilerin bir birlerini kışkırtmaları...

Hükümet daha olayın ciddiyetini anlamamış gibi. Çünkü ağaçla başlayan tartışmalar şu anda AK Parti öfkesine dönüşmüş durumda. İstanbul halkı artık atılan gazlardan isyan etme noktasına geldi. İşe giderken, “yeter artık gaz atmayın” diyerek polislere isyan ediyor.

Tam olaylar bitmiş derken, yeniden başlıyor. Geçtiğimiz akşam İstanbul, İzmir ve Ankara'da devam eden gösteriler bir türlü bitmek bilmiyor.

Bitmemesinin en önemli sebebi sağduyulu ifadeler kullanmak yerine tahrik edici ifadelerin kullanılması...

Başbakan Erdoğan, olayları yatıştıracağına, “Biz Taksim Parkı’nın yayalaştırma politikasını yapacağız. 3. Selim döneminde yapılan Topçu Kışlası’nı da yapacağız. Kusura bakmayın oraya gelen 3-5 çapulcuya pabuç bırakmayız” ifadeleriyle eylemcileri daha çok kızdırıyor.

En önemlisi ise kendi seçmeniyle, eylemcileri yıldırmaya çalışıyor;

Şu anda evlerinde bizim zorla tuttuğumuz bu ülkenin en az yüzde 50’si var. Biz onlara diyoruz ki ‘aman sabırlı olun.”

Recep Tayyip Erdoğan sadece bu ülkenin yüzde 50'sinin Başbakanı değil, Türkiye'nin tamamının Başbakan'ı. Eğer kendini sadece “yüzde 50'nin Başbakanı'yım” konumuna orturtmuşsa, siyasi olarak büyük bir yanlışın içine girmiş demektir. Tüm bu sözleri yerine göstericileri sakinleştirecek, “projeyi yeniden değerlendirebiliriz” gibi açıklamalar yapsa belki süreç bu noktaya gelmeyecekti.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül gibi, “Demokrasinin sadece seçimden ibaret olmadığını gördük”, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç gibi, “Özür dilemeliyiz”, “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş gibi, “Halka rağmen bir şey yapamayacağımızı gördük, olanları unutalım” diyebilirdi.

Ama maalesef Başbakan Erdoğan, tam tersi bir durum izledi. Sözleriyle göstericileri daha çok sinirlendirerek, Fas, Cezayir ve Tunus’a gitti...

Üstelik Başbakan Erdoğan, olayların büyüten suçluyu da açıkladı: Twitter!

Habertürk'te Fatih Altay'lının konuğu olan Başbakan Erdoğan, “Twitter denilen bir bela var. Yalanın daniskası burada. Bu sosyal medya denilen şey aslında şu anda bana göre toplumların baş belasıdır. 'Ağaçlarda sallandıracaklar' 'Yüz tane İslamcı Taksim'e kaleşnikoflarla geliyor' filan... Toplum bu şekilde terörize edilir. Photoshoplarla cesetler yayınladılar...” sözleriyle twitteri günah keçisi ilan etti...

Haksız da sayılmaz. Çünkü gerçekten sosyal medya başbelası. Ancak ifade ettiği gibi toplumların değil, yönetimlerin başının belası.

Tunus'da, Libya'da, Mısır'da diktatörler, Başbakan'ın kızdığı twitter, facebook gibi sosyal medya siteleri ile yıkıldı. Halklar bu sitelerde örgütlenerek, meydanlara indi. Mısır'da halk aylarca Tahrir Meydanı'nda diktatör Hüsnü Mübarek'in gitmesini bekledi. Seslerini yine dünyaya sosyal medya ile duyurdular. Dünya Arap Baharı ile sosyal medyanın gücünü görmüş oldu...

Sosyal medyanın gücünü Başbakan Erdoğan da gördü. Bu bakımdan sosyal medyayı başbelası olarak nitelemesi doğru bir tespit. Biliyor ki doğru veya yanlış sosyal medya paylaşımları ile göstericiler, 1 haftadır taksim eylemini sürdürüyor. Ama yapacak da bir şey yok.

Sosyal medyadan rahatsızsa internetin fişini çekebilir. 21. yüzyıl dünyasında böyle bir şey yapacağına ise ihtimal vermiyorum. Ancak Başbakan Erdoğan, sosyal medyaya kızacağına, ifadelerini yumuşatsa ve teşkilatlarına kışkırtıcı söz ve davranışta bulunmamaları konusunda uyarıda bulunsa, olayları yatıştırmada başarılı olacaktır...

Çünkü AK Parti teşkilatlarından birileri çıkıp, “Anıtkabiri de yıkacağız”, “Allah hepinizi kahretsin”, “Bir kaşık suda boğarız”, “ananızı da alın gidin” ifadelerini kullanırsa, bu olaylar yatışmaz.

Bu açıdan itidalli davranmak, hem hükümet hem de göstericiler açısından daha faydalı olacaktır. Bağırmakla, kırıp dökmekle bir yere varılmaz. Hesap sandıkta sorulur ki demokrasinin gereği de budur...