Suriyelilerle yolculuk!

Abone Ol

Önceki gece Konya'dan Osmaniye'ye uzanan sıkıcı bir yolculuğum oldu. Otobüse bindiğim andan itibaren sıkılmaya başladım.

(Dönüşü de tam tersi beklemediğim kadar eğlenceliydi)

Sıkıcıydı, çünkü otobüste kendimi yabancıymış gibi hissettim. Koca otobüste şoför, muavin ve benden başka Türkçe konuşan yoktu. Hepsi Suriyeli... Dilleri de Arapça...

Bağrımıza bastığımızmültecilerden...

İzmir'den Konya'ya oradan da Gaziantep ve Kilis'e kadar uzanan uzun bir yolculuğa çıkmışlar. Öğrendiğim kadarıyla, İzmir'de bir takım olaylara karışmışlar. Asayişi bozdukları için de Gaziantep'te bulunan kamplara gönderilmelerine karar verilmiş.

Bir dönem Konya'dan da Suriyeliler aynı gerekçelerle otobüslere bindirilip Gaziantep'teki Suriyeli kamplarına gönderilmişlerdi.

Daha önceki yazılarımızda 'muhacire ensar olmak' gerektiğini, her şeyi bir kenara bırakıp sadece din kardeşi olmamızın bile bizim bu insanlara yardım etmemiz için geçerli sebep olabileceğini söylemiştik.

Fikrimiz değişmedi, yine aynı... Ama onlar 'ensara muhacir olabildiler mi' işte orası tartışılır...

Yaptığım bu yolculukta bunu anladım. Saygıdan bihaber insanlar... Bir yerde mola veriyorsunuz, bir de bakmışsınız ki oturduğunuz koltukta bir Suriyeli çoktan kış uykusuna yatmış bile...

Yolculara ikram edilmek üzere içecek ve atıştırmalıkların bulunduğu dolabı gece adeta yağmalamışlar. Sabah gün ağardığında muavin bu manzarayı görüp, küplere bindi.

Hem gülüyorum, hem de ağlıyorum halimize...

KORKTUĞUM BAŞIMIZA GELDİ!

Suriyelilerle ilgili endişe duyulan birçok konu var. Zaman zaman rahatsızlık verici, asayişi bozan olaylara karıştıkları için gündeme gelen Suriyeliler, haklı veya haksız bu olayların bir parçası oluyorlar.

Ama daha önemlisi var...

Bir zamanlar Hz. Mevlana'nın Türbesi'nin hemen yakınında bulunan bir caddede alenen fuhuş pazarlığı yapıldığını muhabir arkadaşlarımız tespit edip, bu caddenin fuhuştan temizlenmesine öncülük etmişlerdi.

Suriyelilerin ufak tefek asayiş olaylarına sürekli karıştıklarını ve özellikle çoğunlukta oldukları mahallelerde bunları yaptıklarını biliyoruz.

Ama dün duyduklarım beni hem şaşırttı, hem de korkuttu... Önceki gece, yakın arkadaşlarımdan biri bahse konu olan caddeden geçerken, Suriyeli bir kadın arabanın önüne atlamış. Ahlaksızca bir teklifte bulunmuş.

Bizimki ne diyeceğini şaşırıp hemen gaza basmış.

Fuhşa da bulaşmışlar ya, artık söylenecek sözümüz kalmadı. Sorunu kendimizde mi arayacağız, onlarda mı arayacağız bilemiyorum.

Ya biz muhacire ensar olamadık, ya da onlar ensara muhacir olamadılar.

Mesnevi'den:

“Ok gibi doğru ol da yaydan kurtul. Çünkü her doğru okun yaydan fırlayacağına şüphe yok.”