Soma'ya destan yazmak

Abone Ol

Çocukluğumuzda, özellikle Muhacir Pazarı, Kapu Camii civarı ve Kadınlar Pazarı civarında destan satıcıları olurdu. Elinde bir megafon, sırtında eski bir çanta, yanık ve güzel sesiyle acıklı, manzum halde yazılmış, acıklı ve elemli bir olayı okurdu. Adına destan dediğimiz tek sahifelik şekilde çoğaltılmış bu şiirleri meraklı vatandaşlara çok ucuz bir fiyata satar, geçimini sağlardı.
Bu acıklı olaylar, dinleyenleri ve okuyanları duygulandırır ve ağlatırdı. Tek sahifelik bu destanlar bir gazetecilik görevini de yapmış olurlardı. Haksız yere öldürülen bir kadın, kaçırılmış küçük çocuklar, depremler, yangınlar, boğulan yağız bir delikanlının gözü yaşlı anne ve babası en başta gelen konular arasında olurdu.
Bir halk aşığı, bir şair oturur sayısı yirmilere ulaşan kıtalarla olayı dramatize eder, destan satıcıları da bunu fırsata çevirirlerdi.
Şimdi bu gelenek de kayboldu. Bu ticaret şekli de son buldu.  
Günümüzde basın yayın, kitle iletişim araçları çok gelişti. Sosyal Medya denilen hızlı haberleşme haberleri paylaşma o kadar gelişti ki, artık her şey parmaklarınızın ucunda.
Hayra da şerre de anında ulaşabiliyor, dünyadaki bütün hadiseleri yakından takip edebiliyorsunuz. Kimini beğeniyor, kimini dürtüyor, kimini şikâyet ediyor, istediğiniz yorumu yazabiliyorsunuz.
Gazetemizin gayretli ve kıymetli hanım yazarlarından Anuş Gökce'nin “Soma Destanı” yazısını okuyunca hayallerim beni yıllar öncesine götürdü. Eski hatıralar gözümün önünde canlandı ve çocukluğumu bir daha hatırladım.
Anuş Gökce, “Destanlarımızın her biri, ibretlik hadiselerle doludur. Önemli olan gereken dersi alabilmektir. Geçen hafta, bir Soma faciası yaşadık. Tarih, destanlardan ve tarihî hadiselerden ders çıkaramayanların da destanını yazacaktır.
Soma'da feryatları göklere çıkan ve felekleri de yakan ahlarını yazmaya kalemlerin mürekkebi yeter mi bilmem. Çekilen acıları hangi kalem, hangi kelâm ifade eder, onu da bilmiyorum. Ama bir gün, bir ozan çıkıp, SOMA'NIN DESTANI'nı yazacak buna inanıyorum” diyerek yazısını tamamlamış.
Anuş Gökce'yi ve Soma'nın acısını yüreğinde paylaşan bütün yazar kardeşlerimi tebrik etmeyi düşündüğüm bir anda, Almanya'nın Stuttgart şehrinde yaşayan, ticaretle uğraşan, gönlü iman dolu, aşk dolu, orada görev yaparken tanıştığım, genç iş adamı Muhammed Fatih'den, Soma'yla ilgili olarak yazıp gönderdiği bir şiir aldım.
SOMA DESTANI isimli bu şiir, tam da Anuş Gökce'nin “Ama bir gün bir ozan çıkıp, Soma'nın Destanını yazacaktır, buna inanıyorum” sözlerinin üzerine denk geldi. Ne güzel tevafuk dedim. Bu şiiri hepimiz adına paylaşıyor, gurbet ellerde çalışıp, Almanya'yı Türkiye yapmaya çalışan Muhammed Fatih kardeşime ve bütün gurbetçi kardeşlerime selâm ve dualarımı gönderiyorum. Eline ve yüreğine sağlık diyorum.
                                                 SOMA DESTANI
Anamın nasihati, evine haram sokma
Derdi buydu bizlerin, sadece helal lokma
Mesele kömür değil, karanlıkta “VAR” olma
Sitemin neydi bize, Soma Soma, ey Soma?
                         Haber geldi öteden bu son yolculuğumuz,
                           Çamurla abdest aldık, varsa namaz borcumuz
                           Kapandık secdelere, Rabb'e teslim, ruhumuz
                            Şimdi çok huzurluyuz, Soma Soma, ey Soma!
Kaderde bu da varmış, şehid olmak madende
Kutsallığı gizlidir, alnımızın terinde,
Yavruma son mektubum, avucumun içinde
İnşallah Cennetliğiz, Soma Soma, ey Soma!
                                 Oğlum, kızım, hanımım, hakkım helaldir size
                                  Sizler de hakkınızı, helal hoş edin bize
                                    Elinizi öpmeden, veda mı ettim size?
                                      Tek üzüntüm bu işte, Soma Soma, ey Soma!
Yetmiş yedi milyonun ciğerleri yanıyor
İhtiyar gençliğe tüm Türkiyem, ağlıyor
Kahrolduk perişanız, yüreğimiz yanıyor,
Acınız acımızdır, Soma Soma, ey Soma!
                                                                                     Muhammed Fatih/Stuttgart
                                     HEM NALINA HEM MIHINA
DELİ YA DA DELİL YETERSİZLİĞİ
Soma Holding'in patronu Alp Gürkan, yeterli delil yok gerekçesiyle tutuklanmaktan kurtulmuş.
Çok ilginç. Küflü gaz maskeleri, 301 şehit, ilkel şartlarda vardiya değişmeler ve çalışmaları, olanları delil saymayanlar olsa olsa delidir.
BOSNA'YA YARDIM SELİ
Son yılların en büyük sel felâketini yaşayan Bosna Hersek'e “yardım seli” diye manşet atmış bir gazete.
Birincisi kötü de, ikincisine can kurban. İnşallah Soma mağdurlarına da böyle bir yardım seli başlatılır.
                                                                GÜNÜN SÖZÜ
KİM MÜSLÜMAN KARDEŞİNİN DÜNYALIK BİR SIKINTISINI GİDERİR O'NU RAHATLATIRSA, ALLAH DA O'NUN KIYAMET GÜNÜ ZORLUKLARINDAN BİRİNİ GİDERİR.
                                                                                               Hz. MUHAMMED (SAV)