Uluslararası diplomasinin hareketli günlerinden birinde gözler, Uzak Doğu'da gerçekleştirilen üst düzey temaslara çevrildi. Resmi temasları kapsamında Güney Kore'de bulunan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ülkenin önde gelen yayın kuruluşlarından JTBC TV'ye verdiği özel mülakatta dünya gündemine oturacak açıklamalarda bulundu. İki ülke arasındaki köklü geçmişe ve stratejik ortaklığa vurgu yapan Fidan, Asya-Pasifik bölgesindeki iş birliğinin geleceğinden Orta Doğu'daki kritik krizlere kadar pek çok konuda Ankara'nın net duruşunu ortaya koydu. Küresel güvenlik mimarisinin tıkandığı bir dönemde yapılan bu açıklamalar, bölgedeki stratejik dengeleri yeniden şekillendirecek ipuçları barındırıyor.
Türkiye ve Güney Kore arasında nükleer enerjide Sinop hamlesi
Ankara ve Seul arasındaki ilişkilerin tarihsel derinliğine dikkat çeken Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Kore Savaşı'ndan bu yana devam eden kader birliğinin 2012 yılında stratejik ortaklık seviyesine çıkarıldığını hatırlattı. Her iki ülkede değişen yönetimlere rağmen iş birliğini büyütme iradesinin kararlılıkla sürdüğünü belirten Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çeyrek asra yaklaşan liderliği boyunca bu ilişkilere çok büyük bir hassasiyetle yaklaştığını ifade etti. Geçtiğimiz dönemde Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung tarafından Türkiye'ye gerçekleştirilen ziyaretin ikili ilişkilerde yeni bir milat olduğunu kaydeden Bakan Fidan, ekonomi, savunma sanayisi ve ileri teknoloji alanlarındaki ortaklığın son derece doğru bir rotada ilerlediğini dile getirdi.
Görüşmenin en dikkat çekici başlıklarından biri ise Karadeniz kıyısında kurulması planlanan stratejik enerji yatırımı oldu. İki ülkenin Sinop Nükleer Santrali projesi kapsamında resmi olarak müzakerelere başladığını ilk kez açıklayan Fidan, geçmiş yıllardaki bürokratik deneyimlerine atıfta bulundu. Geçmişte Başbakanlık müsteşarlığı döneminde Kore Elektrik Enerjisi Kurumu ile yürütülen ancak o dönem neticeye ulaşamayan görüşmelerin içinde bizzat yer aldığını aktaran Bakan Fidan, bu defa Güney Kore’nin üstün nükleer teknolojisinin Türkiye’nin enerji yatırımlarında aktif bir rol oynamasını kuvvetle umduklarını dile getirdi.
Hürmüz Boğazı krizi dünyanın gıda güvenliğini tehdit ediyor
Küresel diplomasi trafiğinin en sıcak maddelerinden olan ABD ile İran arasındaki müzakerelere de değinen Fidan, Washington ve Tahran yönetimlerinin bir mutabakat taslağının son hali üzerinde genel bir uzlaşıya vardıklarını belirtti. Pakistan'ın arabuluculuğunda yürütülen bu hassas süreçte Türkiye'nin de kolaylaştırıcı bir rol üstlendiğini ve taraflarla sürekli temas halinde olduğunu belirten Bakan Fidan, teknik ayrıntıların aşılmasıyla birlikte yakın zamanda bölgeden olumlu haberlerin gelebileceğine dair iyimserliğini koruduğunu söyledi.
Geleneksel olarak nükleer başlıklar etrafında dönen ABD-İran görüşmelerinde bu kez çok daha acil ve hayati bir konunun öne çıktığını belirten Fidan, Hürmüz Boğazı’nın ticari gemi trafiğine kapatılmasının küresel bir felakete yol açabileceği uyarısında bulundu. Stratejik su yolunun birkaç ay daha kapalı kalması durumunda özellikle Afrika kıtasındaki pek çok ülkenin çok ciddi bir gıda krizi ve kıtlıkla karşı karşıya kalacağını raporların ortaya koyduğunu söyleyen Fidan, tarafların öncelikle boğazın güvenli bir şekilde açılmasına odaklandığını, ardından nükleer çerçeve anlaşmasına geçmek istediğini aktardı. Türkiye’nin bu noktada bölgedeki deniz güvenliğine katkı sağlamaya hazır olduğunu ifade eden Bakan Fidan, taraflar arasında bir uzlaşı sağlanması durumunda Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Hürmüz Boğazı’ndaki mayın temizleme faaliyetlerinde memnuniyetle görev alabileceğini sözlerine ekledi.
İsrail’in bölgesel yayılmacılığı küresel bir tehdit haline geldi
Orta Doğu'da barışın önündeki en büyük engelin mevcut İsrail yönetimi olduğunu vurgulayan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Washington ve Tahran arasında yürütülen barış görüşmelerinin sabote edilmeye çalışıldığını iddia etti. İsrail'in kendi çıkarlarına uygun görmediği bu diplomatik yakınlaşmayı rayından çıkarmak için her türlü yola başvurduğunu belirten Fidan, uluslararası topluma Tel Aviv yönetimine baskı uygulama çağrısı yaptı. Geçtiğimiz yıl Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda Filistin Devleti'nin tam üyeliği için el kaldıran yüz elli yedi ülkenin iradesinin çok güçlü bir diplomatik koz olduğunu hatırlatan Bakan Fidan, bu ortak duruşun İsrail'i uluslararası hukuka uymaya zorlamak için fiili bir güce dönüştürülmesi gerektiğini savundu.
İsrail’in geçmişte yaşanan acılardan yola çıkarak kendisine küresel kurallardan muaf bir dokunulmazlık zırhı vehmettiğini ve bunun büyük bir yanılsama olduğunu ifade eden Fidan, masum kadın ve çocukların katledildiği Gazze'deki insani dramın durdurulması için bu ülkenin dünyadan izole edilmesi gerektiğini vurguladı. Enerji güvenliğinden kontrolsüz göç dalgalarına ve terör olaylarına kadar küresel ölçekteki pek çok sorunun temelinde İsrail’in işgal ve yayılmacı politikalarının yattığını söyleyen Fidan, bölge ülkeleriyle gerçek anlamda bir güvenlik iş birliği kurulmadığı müddetçe bu kriz sarmalından çıkılmasının mümkün olmadığını belirtti.
İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan uluslararası sistem çöktü
Temmuz ayında Ankara'nın ev sahipliğinde gerçekleştirilecek olan tarihi NATO Zirvesi'ne de değinen Dışişleri Bakanı, ABD Başkanı Donald Trump'ın da daha önceki zirvelerde olduğu gibi Türkiye'deki bu büyük buluşmaya katılmasını beklediklerini ifade etti. Zirve öncesinde küresel güvenlik mimarisindeki köklü değişimlere dikkat çeken Fidan, mevcut uluslararası nizamın İkinci Dünya Savaşı'nın hemen ardından, sadece elli beş ülkenin katılımıyla inşa edildiğini ancak bugün üye devlet sayısının iki yüze yaklaştığını hatırlattı.
Dünyadaki güç dengelerinin, teknolojinin, sermaye akışlarının ve yaşam biçimlerinin tamamen değiştiğini, buna karşın miras kalan kurumların bugünün sorunlarına çözüm üretemediğini belirten Fidan, bu kurumsal acziyetin en net biçimde Gazze'de yaşanan soykırım esnasında gözler önüne serildiğini söyledi. İnsanlığın uluslararası hukuka ve kurumlara olan inancını tamamen kaybetmemesi adına küresel sistemin acilen ve samimi bir şekilde revize edilmesi gerektiğini savunan Fidan, mevcut sistemin reforme edilmemesinin insanlığın geleceğine karşı büyük bir ihanet olacağını sözlerine ekledi. Bakan Fidan mülakatın sonunda, Güney Kore halkına gösterdikleri sıcak misafirperverlikten ötürü şükranlarını sundu.