Şerh-i mesnevi çağlayanından ibretler -19

Abone Ol

SEÇKİN KULLARA EDEPSİZCE SÖZ EDENİN KALBİ ÖLÜR  

Hazret-i Musa yolda giderken bir çoban gördü. Çoban, güzel Rabbim, sen neredesin, sana hizmet edeyim. Çarığını dikip başını tarayayım. Ey Allah'ım senin elbiseni yıkayıp bitlerini öldüreyim. Sıcak süt getirip elini öpeyim, ayağını ovayım. Uykun gelince yatacağın yeri süpüreyim. Bütün keçilerim, davarım yoluna kurban olası Rabbim. Ey ayrılığından yanıp yakardığım yüce Mevlâ, diyerek münasebetsiz laflar ediyordu. 

Musa Peygamber durup çobana:

-Bunları kime söylüyorsun? Diye sordu. Çoban:

-Yerle gök kudretiyle meydana gelen, bizi yaratan Allah'a söylüyorum, dedi. Hazret-i Musa:

-Hey, kendine gel, çıldırdın mı? Sen Müslüman olmadan kâfir oldun. Bunlar ne saçma ve hatalı söz? Din kumaşını pörsüttün. Çarık, dolak gibi şeyler senin gibilere lazım. La teşbih (benzetmede hata olmasın) bir güneşe bunlar yakışır mı? Dilini tutmazsan Hakk'ın ateşi halkı yakar. Hakk'ın ateşi gelmemişse bu Hak'tan hakikatten uzaklığın dumanı ne? Allah'ın her şeye gücü yettiğini yegâne hâkim ve kudret sahibi olduğunu biliyorsan bu terbiyesizlik niye? Dedi.

Delinin dostluğu hakikatte düşmanlıktır. 

Bu sözleri dayına veya amcana mı söylüyorsun? Sütü ihtiyacı olan içer, çarığı ayağa muhtaç olan giyer. Eğer sözlerin Cenab-ı Hakk'ın benimle işitir, benimle görür buyurduğu seçkin kulları içinse yine faydasız. 

Kur'an Peygamber'in diliyle indirildi fakat kim ona Allah kelamı değildir derse kâfir olur. 

Allah'ın sevdiği seçkin kulları için edepsizce söz edenlerin kalbi ölür, amel defteri kararır. 

Çoban, Hz. Musa'nın sözlerini işitince üzüldü:

-Ey Musa, sen ağzımı diktin (dilimi tuttun), beni perişan edip canımı yaktın, diyerek yakasını yırttı. Hararetli bir ah çekip çöle doğru yürüdü. 

Bunun üzerine Hak Teâlâ'dan Hazret-i Musa'ya vahiy geldi:

Bizim kulumuzu bizden ayırdın. Sen kullarımı bana ulaştırmak için mi, ayırmak için mi geldin?

Gücün yettikçe ayrılıktan yana gitme, katımda en sevimsiz şey karısını boşayıp ayrılmaktır. 

Cenab-ı Hak, Hazret-i Musa'ya bu sözleri söyleyince Musa Peygamber birkaç defa kendinden geçti. Hak'tan bu azarı işitince çölde çobanın izini takip ederek koştu. Süratinden yolun tozlarını kaldırdı. 

Tutkun (cezbeli) adamın adımı ve izi başkalarınınkine benzemez. 

Nihayet çobanı buldu ve ona:

-Müjdemi ver. Cenab-ı Hak sana izin verdi. Gönlünün istediğini söyle. Senin küfrün din, dininse can nurudur, dedi. Çoban cevabında:

-Ey Musa, ben artık sözden geçtim. Sen bir kamçı vurdun, atım sıçrayıp gökleri geçti. Artık halim söze sığmaz.

Aynada gördüğün şekil senin aksindir, aynanın değil. 

Neyzenin üflediği o yakıcı ve güzel sesi, neyzenin gücüne değil, neyin güzelliğine bağla. 

Kan pistir fakat suyla temizlenir. İnsanın içinde öyle pislikler vardır ki Allah'ın iyilik ve lütuf suyu dışında bir işle temizlenmez.  

Allah'ın eseriyle topraktaki pislikler yok olup ondan güller biter, pislikler örtülerek gül goncaları yetişir. Kâfirler bu toprak kadar bile olamadılar. Onlarda gül ve meyve yerine bozgunculuk yeşerdi. 

İnsanın yüzünü geriye çevirmesi dünya düşkünlüğünden, gideceği yola bakması doğruluk ve niyazdandır. 

Ruh yüceliklere meyilli olursa Hakk'a doğru yükselir. Başını yere eğen batmış demektir. Allah batanları sevmez. Herkese bir hayat ve dil veren Allah dile ve söze değil, ruha ve hale bakar. 

Kadın erkek hepsi insan olmasına rağmen sen bir erkeğe Fatıma diyecek olsan, o adam, yumuşak huylu biri bile olsa, seni öldürmeğe kalkar. Fatıma ismi (Peygamberimizin sevgili kızının ismi olarak) kadınlar arasında övüldüğü halde erkeğe söylenince mızrak yarası olur. 

Sevgi dolu birine hatalısın deme. Şehidin cesedi kanlı da olsa yıkama. Kâbe'de kıble tarafı aranır mı? Dalgıca kar ayakkabısı takma ihtiyacı var mı? Âşıkların milleti ve mezhebi (yolu) Allah'tır. Âşık gam denizine düşse üzülmez. (Şerh-i Mesnevi, c.7,s.580/Mesnevi, c.2,s.137)