Dünyada eşitliğin, özgürlüğün, hukukun en önemli savunucusu ve koruyucusu olarak üniversiteler görülmektedir. Türkiye'de ise tam tersi bir tablo var...
Sen şucusun, sen bucusun tabirlerle akademisyenler ve öğrenciler arasında kutuplaşmalar olmasının yanında akademik personel içinde de ayrımcılık hareketleri yaşanmaktadır...
Rektörler oy alırım uğruna uzman, öğretim görevlisi, araştırma görevlisi, okutman kadrolarını görmezden gelmekte, “Yardımcı Doçent, Doçent ve Profesör”lerle ilgilenmekte, hediye yağmuruna tutmakta. Aynı durumun çok sayıda üniversitede olduğu bir gerçek olmasının yanında Selçuk Üniversitesi'nde durum böyle...
Üniversitenin yükünü çeken uzman, öğretim görevlisi, okutman, araştırma görevlisi bir hiç muamelesi görmekte. Kadrosunu garantiye almış, gereksiz işlerden elini çekmiş öğretim üyeleri oy için baş tacı edilmekte...
Selçuk Üniversitesi'nin eski rektörleri döneminde başlayan ayrımcılık hareketleri Selçuk'un yeni Rektörü Prof. Dr. Hakkı Gökbel döneminde de sürüyor...
Rektör Prof. Dr. Süleyman Okudan zamanında seçim uğruna öğretim üyelerine laptop dağıtılmıştı. Bu haksızlık karşısında ise uzman, araştırma görevlisi, okutman kadrolarında bulananlar, “Öğretim üyelerine laptop, bize lolipop” diyerek mizahi şekilde tepkilerini ortaya koymuştu. Üstelik dağıtılan bu laptopların parası üniversitenin cebinden değil, maaşların dağıtım işini alan banka tarafından ücretsiz olarak verilmişti...
Şimdi benzer durum daha ilk yılında Sayın Rektör Prof. Dr. Hakkı Gökbel döneminde devam ediyor. Seçim sürecinde “tüm üniversite personeline eşitlikçi bir yaklaşım göstereceğim” sözünü veren Rektör Gökbel, döneminde ilk ayrımcılık yılbaşı dolayısıyla gönderilen hediye paketlerinde ortaya çıktı...
Öğretim üyelerine paket içinde ajanda, kitap, 2 adet kupa, tişört gibi hediyeler verilirken, diğer akademik personele sadece ajanda dağıtılmış. Duruma tepki gösteren bazı hocalar ise ya ajandaları iade etmiş ya da öğrencilere vermiş...
Şimdi böyle bir durum doğru mu? Hediye verilecekse tüm personele verilmeli. O öğretim üyesi değil diye ayrımcılığa gitmenin anlamı var mı? Böyle bir uygulamadan Sayın Rektör Gökbel'in haberi olup olmadığını bilmiyorum. Ancak tüm personele söz verdiği gibi eşitlikçi yaklaşım içinde olup bu tür davranışlara son vermelidir. Çünkü verilen hediyelerin maddi bir değeri olmayabilir ancak akademik kadro içinde onur kırıcı, küçük düşürücü hareketlerde bulunmak yakışık almamaktadır...
SELÇUK İLETİŞİM
Gelelim İletişim Fakültesi'ne. 1 yıldır iç sorunlar devam ediyor. İlk sorun ise bir mimarın Rektör Prof. Dr. Süleyman Okudan tarafından İletişim'e atandığı iddiası. Şok atama yargıya da taşınmıştı. Selçuk İletişim mezunu olarak bir mimarın atanması beni de rahatsız etmektedir. İletişim yol geçen hanı değil ki her önüne geleni ata. Geçmişte veteriner, iktisatçı, hukukçu dekanlar da atanmış ve iletişim gerçek anlamda gelişimini sürdürememişti. Bildiğim kadarıyla Sayın Hoca'ya, İngilizce dersleri verilmiş. Başka da yapacağı bir şey yok ki. Mimari açıdan mizanpaj tekniklerini mi anlatacak?...
İletişimin bir diğer sorunu ise binasının yetersiz oluşu. Özellikle birinci sınıf öğrencileri 3'er kişi oturarak ders işliyor. Bunu da gözlerimle gördüm. Her yıl “hükümete iyi görüneceğim” diye kontenjanı attırmak güzel. Fakat fizibilete çalışmaları yapılmadan artan kontenjanlar hem akademisyenleri hem öğrencileri zor durumda bırakıyor. 100'e yakın öğrencinin olduğu dersliklerde uğultudan ses dahi işlenemiyor. Dersler için sınıf dahi bulunamıyor. Fakülte yönetimi bu yıl çalışma atölyelerini küçültüp, yeni sınıflar açarak duruma çare bulmaya çalıştı. Bu yıl kurtarıldı peki, seneye ne olacak? Durum böyleyken Sayın Rektör Gökbel, yeni bina talebine olumsuz yaklaşıyormuş. Böyle düşündüğüne ihtimal vermemekle birlikte olumsuz yaklaşımlar üniversiteyi ileriye değil yerinde saydırır hatta geriye götürür...
Selçuk İletişim'de bazı önemli gelişmeler de var. Dekan Prof. Dr. Ahmet Kalender, RTÜK tarafından TRT'ye yönetim kurulu adayı olarak gösterilmiş. Dekanımızın TRT yönetimine seçilmesi gurur verir. İnşallah seçilir...
Diğer yandan İletişimci Prof. Dr. Süleyman Karaçor'un da iletişime geleceği konuşuluyor. Akademik kadro ilanında da Pazarlama ve Marka İletişimi bölümü için 1 adet profesör alınacağı yer aldı. Alınacak bu profesörün Prof. Dr. Karaçor olduğu hatta Reklamcılık Bölüm Başkanı olarak geleceği de iddia ediliyor... İddialar bir yana Reklamcılık Bölümünü kuran ve halen bölüm başkanı olan Doç. Dr. Hüseyin Altunbaş varken Sayın Karaçor'un bölüm başkanı olarak getirilmesi de akademik etik açıdan çok doğru bir girişim olmasa gerek...