Anadolu Selçuklu Devleti’nin altın çağını ve efsanevi hükümdarı Sultan I. Alaeddin Keykubad’ın hayatını merkezine alan Aşk ve Taht dizisi, ekran yolculuğuna vatandaş tarafından teveccühle başlasa da kamera arkasındaki lokasyon tercihiyle büyük bir tartışmanın fitilini ateşledi.

500X268 1788199571117

Konya’nın bu ilçesinde kayak pisti yok, kayak çiti var!
Konya’nın bu ilçesinde kayak pisti yok, kayak çiti var!
İçeriği Görüntüle

Yapımcılığını Bozdağ Film’in üstlendiği, başrollerini Akın Akınözü, Merjem Šiljak, Simay Barlas ve Ayça Bingöl gibi isimlerin paylaştığı dev bütçeli yapım, tarihî dokusu ve saray entrikalarıyla dikkat çekiyor. Ancak 13. yüzyıl Selçuklu saray mücadelelerini ve Alanya Kalesi ile Konya arasındaki siyasi dengeleri konu alan bir eserin, Selçuklu’nun muazzam başkenti Konya yerine İstanbul Riva’da inşa edilen platolarda çekilmesi, sinema ve kültür çevrelerinde derin bir hayal kırıklığı yarattı.

If Eyj Bqe1E R Ah Yj Wngi Y Q9Ge Ni Pk V Si V5 Uj D Mv4 V

KONYA’DAKİ DEV YATIRIM NEDEN GÖRMEZDEN GELİNDİ

Konya’nın Meram ilçesi Dutlukır mevkiinde, dönemin ruhunu birebir yaşatmak amacıyla kurulan TRT Uluslararası Konya Film Platoları, Türkiye’nin tarihi dönem projelerine ev sahipliği yapabilecek en görkemli altyapılarından birine sahip bulunuyor. Taş ve çelik konstrüksiyonlarla aslına uygun biçimde inşa edilen Selçuklu Sarayı, Celaliye Medresesi, İplikçi Camii, Larende Kapısı ve Kuyumcu Hanı gibi dönemsel yapılar, 13. yüzyıl Konya’sını adeta günümüze taşıyor. Daha önce "Hz. Mevlâna" dizisi gibi uluslararası ölçekteki dev projelere sorunsuz şekilde ev sahipliği yapan ve aynı zamanda turistik bir cazibe merkezi olarak hizmet veren hazır bir plato dururken, yapım şirketlerinin İstanbul’da sıfırdan yapay setler kurmayı tercih etmesi sektörel bir çelişkiyi gözler önüne seriyor.

YAPAY SETLER İLE GERÇEK TARİHÎ ATMOSFER ARASINDAKİ UÇURUM

Bozdağ Film Platoları’nda yürütülen çekimlerin hikâyeyle olan coğrafi kopukluğu, ekran başındaki izleyicinin ve tarih meraklılarının gözünden kaçmıyor. Dönem dizilerinde mekânın ruhu, hikâyenin inandırıcılığını belirleyen en temel unsurların başında geliyor. Anadolu Selçuklu mirasının kalbi olan, taşı toprağı tarih kokan Konya’da uluslararası standartlarda bir çekim platosu atıl bekletilirken, İstanbul’un Beykoz ilçesine bağlı Riva’da suni bir Selçuklu atmosferi kurgulanması hem ekonomik açıdan tekrarlanan devasa harcamaları hem de sanatsal açıdan samimiyet tartışmalarını beraberinde getiriyor. Yapımcıların kolaycılığa kaçarak prodüksiyon ekiplerini İstanbul dışına çıkarmak istememesi, Anadolu’nun sahip olduğu zengin plato potansiyelinin heder edilmesine yol açıyor.

KÜLTÜREL MİRAS VE ŞEHİR EKONOMİSİ AÇISINDAN KAÇIRILAN FIRSAT

Dönem projelerinin çekildikleri şehirlere sağladığı ekonomik, kültürel ve turistik katkılar yadsınamaz bir gerçek olarak karşımızda duruyor. Aşk ve Taht gibi prime-time kuşağında iddialı bir yapımın Konya’da çekilmesi; hem Meram’daki TRT platosunun uluslararası arenadaki görünürlüğünü artıracak hem de yerel ekonomiye, konaklama ve hizmet sektörüne muazzam bir hareketlilik kazandıracaktı. Tarihî gerçekliği Selçuklu başkentinde yaşatmak yerine anlatıyı İstanbul’daki platolara hapsetmek, sadece görsel bir tercihten ibaret kalmıyor; aynı zamanda Anadolu’nun sinema ve dizi sektöründeki payını sınırlayan vizyonsuz bir yaklaşımın da göstergesi oluyor.

Muhabir: Tülin Şeker