Selçuk İletişim'de neler oluyor!

Abone Ol

 

Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde bir yıldır soğuk rüzgarlar esiyor...

Entrikalar, ihtiraslar aldı başını gidiyor...

Artık çatışma öyle bir noktaya geldi ki işin içine sosyal medya da katıldı.

Twitter ve Facebook üzerinden Selçuk İletişim'in iç çatışması kamuoyuna yansıtılmaya çalışılıyor...

Peki, sosyal medyaya kadar uzanan iç çatışma nasıl oluştu?

Selçuk İletişim mezunu olarak, bu soruya cevap vermekte gerçekten zorlanıyorum, cevap verirken de utanç duyuyorum.

2005 yılında fakülteye başladığımda herşey normaldi, hocalar ve öğrenciler arasında sevgi, saygı ve muhabbet eksik olmazdı...

Yıl 2013, sevgi, saygı ve muhabbetin yerini çekişme aldı...

Niye böyle oldu?

Asistanların doçent, doçentlerin profesör olduğu için mi? Ünvan derecesinden mi kaynaklanıyor bu çatışma? İhtimal vermemekle birlikte az da olsa gerçeklik payı olabilir!

Bana kalırsa yönetimin olumsuz tavır ve davranışlarından kaynaklanıyor. Çünkü bugüne kadar İletişim Fakültesi yol geçen hanı olarak görüldü. Kamucu, veterinerci, hukukçu dekan olarak atandı. İletişimle alakası olmayanlara kadro verildi. İletişim kadro almanın geçiş üssü olarak kullanıldı ki en son kadro verilen mimar hoca buna örnek gösterilebilinir.

“O benim arkadaşım, dostum, iyi bir insan” denilerek, iletişimle alakası olmayanlara kadro verilmesi veya iletişim içinden birilerinin kadro almasına engel olunması bugün sosyal medyada yaşananların nedenidir.

Böyle olduğu için de çekişmelerden kurtulmak isteyen asistanlar biran önce kadro almanın, hocalar biran önce doçent, profesör olup bir yerlere gitmenin derdine düştü. Ama ünvanda yükselirken önemli bir şeyi ihmal ettiler sevgi, saygı ve muhabbeti...

Şu anda yaşanan çatışmanın kaynağında da bu var.

Şimdi gelelim fasülyenin nimetlerine...

Bu yazıyı birilerini savunmak için filan da yazmıyorum. Ancak bilinen bir gerçeği de vurgulamak gerekmektedir.

Sosyal medya savaşının odağında reklamcılık bölümü var. Nedeni ise Reklamcılık Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hüseyin Altunbaş'ın yerine, Bölüm Başkanı olarak İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'inden Prof. Dr. Süleyman Karaçor'un getirilmesi...

Daha önceki “Selçuk'ta ayrımcılık ve Selçuk İletişim” başlıklı yazımda bu konuya değinmiştim. Bölümü kuran Altunbaş varken, Karaçor'un getirilmesinin akademik etik açıdan uygun olmadığını belirtmiştim. Ve halen de etik bulmuyorum.

Altunbaş böyle yapmış, şöyle yapmış olabilir. Yanlışı varsa hukuka başvurursun, YÖK'e şikayet edersin ki bu üniversite ve fakülte yönetiminin en doğal hakkıdır. Ancak süreci hukuki yollarla değil de entrika ve ihtiraslarla devam ettirirseniz, Selçuk İletişim'in adı sosyal medya da kirlenir ve nitekim kirleniyor da.

Altunbaş'ın ve Karaçor'un öğrencilerinin başlattığı twit savaşı ve facebook paylaşımları bu kirlenmeyi daha da arttırıyor. Bu yüzden her iki hocanın da soğuk kanlı hareket etmeleri, iletişim için daha yararlı olacaktır...

Buradan Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hakkı Gökbel'e rica ediyorum; lütfen bu soruna el atın. Yoksa marka olmuş Selçuk İletişim'in adı önemini kaybedecek, başarılarıyla değil, iç çatışmalarla anılacaktır. Böyle bir tablonun yaşanmasına da kimsenin hakkı yoktur!

TÜRKMENOĞLU'NDAN TÜRKİYELİLİK TEKLİFİ

İmralı görüşmelerine bir destek de AK Parti Konya Milletvekili Ayşe Türkmenoğlu'ndan geldi.

Basın toplantısında Türkmenoğlu, Türkiyelilik kavramına benzer bir kavram önerdi. Türk vatandaşlığı yerine, “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı” dedi.

Artık Anayasa'nın 66. maddesinde yer alan “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür” yerine Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türkiye vatandaşıdır” yazılır. Böylece 2000 yıllık Türk kavramını da ortadan kaldırmış bulunursunuz ki bu intihardan başka birşey değildir. Çünkü milletsiz bir anayasa ölü bir anayasadır. “Büyük milletimiz köklü geçmişi boyunca çok büyük olumsuzlukları ve badireleri her zaman birlikte atlattı” dediğiniz büyük millet kim Sayın Türkmenoğlu? Türk milleti değil mi? Öyle ya büyük millet varken bu milletin adı da olmalıdır!