Şehr-i Mesnevi çağlayanından ibretler

Abone Ol

CAHİLE ÖĞÜT VERMEK ÇORAK YERE TOHUM SAÇMAK GİBİDİR      

 

Adamın biri hile ve tuzakla güzel bir kuşu yakalamıştı. Kuş, kendini tutana:

-Ey efendi, sen çok dana ve koyun yedin, çok deve kurban ettin. Onların etleriyle bile doymadın benimle mi doyacaksın? Beni salıver, seni mesut edecek üç hikmetli öğüt vereyim. Akıllı mı aptal mıyım gör, dedi. 

Adam merakla başını eğerek kabul edecek gibi görününce kuş devam etti:

Birinci öğüdümü elinde, ikincisini şu toprak damlı evin saçağında, üçüncüsünü de şu ağacın yeşil dalında söylerim. 

Adam kabul anlamında başını eğince kuş:

Elindeyken vereceğim öğüt şu: Olmayacak söze kim söylerse söylesin inanma.

Kuş adamın elinde ilk öğüdünü söyleyince adamın sıkı parmakları gevşedi. Kuş uçup karşıdaki toprak damlı evin saçağına kondu. İkinci öğüdünü verdi: Geçip giden şeye tasalanma. Elinden çıkan, kaybettiğin bir şeyin hasretini çekme. Dedikten sonra kendine göz kulak kesilmiş adama: Benim midemde on dirhem ağırlığında eşsiz değerli bir inci vardı. O inci seni de çocuklarını da zenginlik ve saâdete kavuştururdu. O inci ananın ak sütü gibi senin hakkındı. Yazık dünyada eşi olmayan öyle bir inciyi kaçırdın, dedi. 

 

Adam bunu duyunca doğum sancısıyla bağıran bir kadın gibi feryad edip bağırdı. Kuş:

Sana nasihat etmedim mi? Geçmiş bir şeye üzülme demedim mi? Mademki inci elinden gitti niye üzülüyorsun? Sağır mısın, sözümü mü anlamadın? Sonra bir de, olmayacak şeye sakın inanma demedim mi? Ey yiğit, ben kendim üç dirhem gelmezken içimde on dirhemlik inci nasıl bulunur? Adam kendine gelip:

Haydi, üçüncü güzel öğüdünü de söyle deyince kuş: 

Allah için bu ikisini çok iyi tuttun da üçüncüsünü mü söyleyeyim? Gaflet uykusundaki bir cahile öğüt vermek, çorak yere tohum ekmek gibidir. Ahmaklık ve cahillik yırtığı asla yama kabul etmez. Ey öğütçü ahmak bir cahile hikmetli söz söyleme. (Şerh-i Mesnevi,c.13,s.591-595)

 

GÜL SUYU GÜLÜ NASIL İNKÂR EDEBİLİR? 

 

Gönlü güzelliklere açık, akıllı ve olgun bir Ârif adam, papazın birine:

-Sen mi yaşlısın, sakalın mı? Diye sordu. Papaz beyaz sakalını eliyle sıvazlayarak:

-Ben bundan önce doğdum. Sakalsız on yedi, on sekiz senem var, deyince Ârif adam taşı gediğine koydu:

-Yazıklar olsun, sakalın ağarıp eski halini terk etmiş, sen hâlâ kötü alışkanlık ve huylarınla berabersin. O senden sonra doğup seni geçmiş. Hâlâ çamura benzer, hamur gibisin bir ömür ateşli tandır seni pişirmemiş. Kışın soğuk, buzlu günlerinde yazı ondan kalan meyveler hatırlatır. Bahar olmasa bahçelerde güllerle çiçekler açar mı? Ey yiğit vücudunda her organın Allah'ın bir nimetini anlatır. 

Bedenin gül destesi, düşüncense gül suyu. Gül suyu gülü nasıl inkâr edebilir?Şaşılacak şey değil mi?  (Mesnevi,c.6,s.143)