banner5

Kerbela olayı yaşandıktan sonra

ki kısmı  ele alan bu yazıyı sizlerle paylaşmak isterim.Ne hüzün, ne acı dolu Muharrem ayı . İçimize oturan çaresizlik ,kıyılan mübarek canlar için akıttığımız  gözyaşlarımız ve ağıtlarımız. Canlar dayanmaz ,özler kavrulur, hâl kalmaz. Çok seviyoruz Yâ Rabbi Hazreti Hüseyin’i ve aile efradını.Bin canımız olsa da bizler baş koysaydık canları yoluna. Affet bizleri Allah’ım  kıyılmaz canlara kıydılar ,kaderine yoluna razıyız Ya Rabbi.

Hazreti Hüseyin buyurdu ki: Birgün yüksek dedemin huzûruna varmıştım. Ubeyy bin Kâ’b da huzûrunda idi. Bana: “Merhaba, ey Ebû Abdullah, ey göklerin ve yerin süsü!”diye hitâb etti. Ubeyy bin Kâ’b hazretleri, yâ Resûlallah! Göklere ve yere senden başka süs var mıdır? dedi; Resûlullah: “Beni insanlara Peygamber olarak gönderen Allahü teâlânın hakkı için Hüseyin bin Ali, yeryüzünün merkezinin süsüdür. Ondan ziyâde süs, göklerin tabakalarıdır” buyurdu.

Şehid-i Kerbela Hazret-i Hüseyin (r.a.)ın Mübârek Kesik Başı

Hazret-i Hüseyin (r.a.)ı şehid edenler, Yezidten ödül almak için; o yüce zatın mübârek başını kestiler. Süngülerinin ucuna taktılar.

Ehl-i Beyt'ten geriye kalan kadınlar ve küçük çocuklarla beraber, Kerbelâ'dan Şam'a doğru yola çıktılar.

Menzilleri, kat ede ede yollarına devam ettiler.

Her bir menzil'de değişik değişik kerâmetler ve hârikulâde hadiseler gördüler. Ama yine de Ehl-beyt'e saygı göstermediler.

Hazret-i Hüseyin (r.a.)ın Mübarek Başına hürmetsizliklerine devam ettiler.

Harran'a geldiler.

Halk, heyecana kapılmıştı.

Hazret-i Hüseyin (r.a.)ın Mübarek başı ve Ehl-i beyt fertlerinin (hanım ve çocuklarının) Harran'a geldiğini duyan bütün Müslümanlar, işlerini bıraktılar.

Ehl-i beyt fertlerini ve Hazret-i Hüseyin'in Mübarek kesik başını görmek için koştular.

Sadece Müslümanlar, değil… Şehirde bulunan gayr-i müslimler de kalabalığın içine katıldılar.

Harran'da Yahya adında nüfûz sahibi ve zengin bir yahudî vardı. Halkın Hazret-i Hüseyin (r.a.)'ın Mübarek Kesik Başını karşılamaya gittiğini görünce o da gitti.

Müslümanları, Ehl-i beyte yaklaştırmıyorlardı.

Ehl-i beyt fertlerinin üstleri ve başları yırtıktı.

Önlerinde Zeynel Âbidiyn hazretleri vardı.

Daha çocuktu.

Metanetli ve onurlu bir şekilde duruyordu.

Hazret-i Hüseyin (r.a.)'ın Mübarek Başına yaklaştı.

O zat, nüfûz sahibi bir yahudî olduğu için kimse ona dokunmadı.

O anda, Hazret-i Hüseyin (r.a.)ın Mübârek Dudakları hareket etti. Yahya Efendi dikkatle dinledi. Hazret-i Hüseyin (r.a.) şu âyet-i kerimeyi okuyordu:

-"Yarın bilecek o zulmedenler, hangi inkılâba munkalib olacaklar/hangi durumlara döndürülecekler!?" Eş-Şuârâ: 2/227,

Yahya Efendi, duyduklarına önce inanamadı.

Biraz daha yaklaştı. Kulak verdi.

Hazret-i Hüseyin (r.a.)'ın Yezidin askerlerinin süngülerine takılı olan Mübarek Başı konuşuyordu.

İyice baktı. Mübarek Dudakları depreniyordu.

Yahua efendi, kendi kendine:

-"Bu kişi, büyük bir zat olsa gerek! Bu zat Allâh'ın sevgili kullarından olsa gerek. Bu sıradan bir insan değildir!" dedi.

Döndü yanındakilere sordu:

-"Bu kimin kesik başıdır?" dedi. Onlar:

-"Bu Hüseyin bin Ali (r.a.)ın kesik başıdır.

Bu zatın babası, Hazret-i Alidir.

Bu zatın annesi, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin çok sevdiği kızı Fatıma (r.a.) hazretleridir.

Bu zatın, dedesi, Hazret-i Ahmed, Mahmud Muhammed Mustafa (s.a.v.) hazretleridir.

Bu gördüğün, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin mübârek elleriyle okşadığı baştır.

Bu gördüğün yüz, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin mübârek dudaklarıyla öptüğü yüzdür!" dedi.

Bu gördüğün iffet timsâli hanımlar ve kızlar, Ehl-i beytin fertleridir.

Bu gördüğün çocuk, Hazret-i Hüseyin (r.a.)'ın oğlu Zeyne'l-Abidîyn hazretleridir!" dediler.

Yahya Efendi, hayretlere düştü.

Hemen şehâdet kelimesi getirdi.

Ehl-i beyt güzîde fertlerinin perişan, aç ve sefil hallerine baktı.

Hemen evine koştu. Yakınlarını topladı.

Üzerindeki onlara hadiseyi anlattı. Birçok yakını Müslüman oldu. Çeşit çeşit yemekler hazırlattı. Kurbanlar kesti. Her bir yakının evinde değişik bir yemek pişirtti.

Ehl-i beyt için değişik boylardan elbiseler satın aldı.

Yahya efendi, yanına bin altın aldı.

Üzerinde yahudî elbisesini bile değiştirmeden, ehl-i beytin yanına koştu. Hazırladığı yemekleri ve elbiseleri alıp; Zeyne'l-Âbidiyn hazretlerinin yanına geldi.

Ona:

-"Bunlar senin için…!" dedi.

Zeyne'l-Âbidiyn hazretleri, kabul etmedi.

Onların konuşmalarını işiten askerler, yanlarına geldi. Öfkeyle sordular:

-"Ey yahudî! Sorun nedir?" Yahya Efendi:

-"Ben yahudî değilim, elhamdülillâh Müslümanım!" Asker sordu:

-"Ya o başındaki yahudî tekesi nedir?"

Yahya Efendi, hemen elini başına attı,yahudî alâmeti olan tekeyi başından indirdi.

Zeynel-Âbidiyn hazretlerinin yanında yüksek sesle şehâdet kelimesini getirdi. Ve sonra:

-"Bu yiyecek ve giyecekleri size getirdim!" dedi.

Yezidin askerleri hemen mudâhele ettiler.

-"Yezidin düşmanlarına muhabbet etmek, sevmek ve yardım etmek, Yezide düşmanlık etmektir. Fesatlıktır…" dediler.

Ve hemen kılıçlarını çekip Yahya Efendi'nin üzerine yürüdü.

Yahyâ Efendi de onlara karşı koydu.

Yahya Efendi'nin savaştığını gören, yakınları da kılıçlarını ellerine alıp meydana çıktı.

Yezidin askerlerinden birçoğunu öldürdüler.

Yahya Efendi ve onunla beraber daha yeni Müslüman olan birçok yakınları orada şehid düştüler.

Yahya (r.h.) hazretlerinin kabri Harran'da "Şehîd Yahya" olarak bilinir.

"Şehîd Yahya" diye meşhûrdur…

Şehid Yahya'nın mezarı günümüzde bilinmiyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner64

banner50