Sanayi Devrimi, 18. yüzyılın sonlarından itibaren başlayan ve toplumsal yapıyı derinden etkileyen bir yapıdır. Bu devrim, yalnızca üretim süreçlerini değil, aynı zamanda tasarım anlayışlarını da derinden etkiledi. Endüstriyel üretim yöntemlerinin yaygınlaşması, tasarım dünyasında köklü değişikliklere yol açtı ve estetik anlayışlarda belirgin bir evrim sağladı. Sanayi Devrimi öncesinde, tasarım ve üretim süreçleri genellikle zanaatkarlar ve küçük atölyeler tarafından gerçekleştiriliyordu. Her ürün, ustanın dokunuşlarını ve bireysel becerisini yansıtıyordu. Ancak bu dönemde, seri üretimin gelişmesiyle birlikte, ürünler artık daha hızlı meydana geliyordu. Bu durum, tasarım anlayışını da etkilemeye başladı. Yeni endüstriyel tasarım anlayışı, işlevselliği ön planda tutarak estetikten feragat etmeyi gerektirdi. Artık ürünlerin fonksiyonları ve üretim süreçleri, estetik kaygıların önündeydi. Bu, özellikle Viktorya dönemi İngiltere’sinde belirgin bir şekilde görüldü. Tasarımlarda, süslemelerin ve detayların yerini daha basit, işlevsel ve standartlaştırılmış formlar aldı. Böylece, estetik anlayışındaki değişim, tasarımın üretimle olan ilişkisini de gözler önüne serdi. Ancak, Sanayi Devrimi’nin getirdiği bu değişim sadece negatif sonuçlar doğurmadı. Aynı zamanda, estetik anlayışında yeni bakış açıları da sundu. Endüstriyel devrimle birlikte artan üretim kapasiteleri, tasarımcıların daha cesur ve deneysel yaklaşımlar geliştirmesine olanak tanıdı. Art Deco gibi hareketler, bu dönemin getirdiği mekanizasyonun ve teknolojinin estetik olarak kutlandığı örneklerdir. Günümüzde ise, Sanayi Devrimi'nin izleri modern tasarım anlayışında hâlâ kendini hissettiriyor.