Çok sayıda partilinin hazır bulunduğu toplantıya; Saadet Partisi Konya İl Sorumlusu Ali Mücevher, Sarayönü eski Belediye Başkanı Salih Ülker, ÖĞDER Konya Temsilcisi Yavuz Aydın ve İMG Uluslararası Milli Görüş Yardım Organizasyonu Konya Temsilcisi Abdullah Uyar da katılım sağladı.
SİSTEMDE REVİZYON DEĞİL KÖKLÜ REFORM: CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ DEĞİŞMELİ
Toplantıdaki konuşmasında Türkiye'deki ana sorunun yönetim sistemi olduğuna dikkat çeken Yılmaz Bölükbaşı, mevcut yapının makyajlanarak değil, temelden bir dönüşümle değişmesi gerektiğini savundu. Partili Cumhurbaşkanlığı uygulamasının sona erdirilmesinin şart olduğunu belirten Bölükbaşı, Cumhurbaşkanı'nın tarafsız ve tüm toplumu kucaklayan bir mevkide bulunması gerektiğini ifade etti. Kuvvetler ayrılığının güçlü şekilde kurulması, TBMM’nin sadece bir onay makamı olmaktan çıkarılması ve yargının fiili bağımsızlığının güvenceye alınması gerektiğinin altını çizen Bölükbaşı; iktidarın atacağı sistem reformu adımlarını müzakere etmek için "Tarafsız Cumhurbaşkanı, güçlü Meclis ve bağımsız yargı" ilkelerini şart koştuklarını belirtti.
YOLSUZLUKLA MÜCADELE BAKANLIĞI KURULACAK VE KAMU İHALELERİ DENETLENECEK
Yönetimde ahlak ve maneviyatın öncelik haline getirilmesi gerektiğini ifade eden Yılmaz Bölükbaşı, kamu makamlarının birer ganimet değil, emanet olduğunu dile getirdi. İktidara gelmeleri halinde yapacakları ilk düzenlemeleri paylaşan Bölükbaşı, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi döneminde gerçekleştirilen kamu ihalelerinin tamamen denetleneceğini ve geçmiş dönem yöneticilerinin mal varlığındaki artışların hukuki zeminde inceleneceğini açıkladı. Yolsuzluk ve usulsüzlüklerle mücadeleyi kurumsal bir yapıya kavuşturmak amacıyla Yolsuzlukla Mücadele Bakanlığı kuracaklarını müjdeleyen Bölükbaşı, bu hamlelerin bir intikam duygusuyla değil, devleti yeniden liyakat ve ahlak rayına oturtmak gayesiyle yapılacağını vurguladı.
ADALET SİYASİ RAKİPLERE ÇEVRİLEN BİR GİYOTIN OLMAMALI
Türkiye’deki adalet mekanizmasına ilişkin eleştirilerini sıralayan Bölükbaşı, hukukun siyasi hesapların aracı haline getirilmemesi gerekti uyarısında bulundu. Yargı operasyonlarının muhalif kesimlere yönelik olduğu algısının kırılmasının zorunlu olduğunu vurgulayan Bölükbaşı, adaletin iktidarın koruyucusu ya da muhalefetin giyotini gibi hareket etmemesi gerektiğini beyan etti. Suç ya da yolsuzluk iddiası varsa bunun kişinin siyasi kimliğine bakılmaksızın incelenmesini, yargının maddi gerçekliği ortaya çıkaracak bağımsızlığa kavuşturulmasını savundu.
ENFLASYON EN BÜYÜK KUL HAKKIDIR: FAİZ VE BORÇ SARMALINA KARŞI 41 MASTER PROJE
Ekonomideki tabloyu "Enflasyon, Faiz ve Vergi üçgeni" olarak özetleyen Yılmaz Bölükbaşı, milletin bu sarmalın ortasında ezildiğini ve enflasyonun en büyük kul hakkı olduğunu söyledi. 2026 yılında bütçeden yaklaşık 2,7 trilyon TL faiz ödemesi yapılacağını hatırlatan Bölükbaşı, faiz yükünün esnafın ve sanayicinin maliyetini artırdığını aktardı. Borçlanmaya dayalı ekonomi yerine "Üretim Ekonomisini" getireceklerini söyleyen Bölükbaşı; Milli Faizsiz Kalkınma Bankası, Yatırım Planlama Teşkilatı ve Üretim Odaklı Finans Sistemi gibi mekanizmaları içeren 41 Master Proje ile 2,5 milyon kişiye yeni istihdam sağlama ve milli gelire 528 milyar dolar ilave katkı sunma hedeflerini duyurdu. Gençlerin doğdukları şehirlerde istihdam edileceğini ve 81 ile adil yatırım yapılacağını taahhüt etti.
DIŞ POLİTİKA, İSRAİL-SURİYE GÜVENLİĞİ VE TBMM'YE OLAĞANÜSTÜ TOPLANMA ÇAĞRISI
Uluslararası sistemin ve BM Güvenlik Konseyi'nin çifte standartlarını eleştiren Bölükbaşı, Türkiye'nin ABD ile Çin arasında bir taraf seçmek zorunda olmadığını, tam bağımsız ve şahsiyetli bir dış politika izlemesi gerektiğini ifade etti. Gazze'de yaşanan insanlık dramına ve uluslararası kurumların duyarsızlığına değinen Bölükbaşı, İsrail'in Suriye sınırına yakın bölgelerdeki saldırılarının doğrudan Türkiye'nin milli güvenliğini tehdit ettiğini savundu. Bu tehdit karşısında TBMM'nin derhal olağanüstü toplanması gerektiğini ve partiler üstü ortak bir duruş sergilenmesinin şart olduğunu vurguladı. Ayrıca "Terörsüz Türkiye" adımları için fırsatların değerlendirilmesi gerektiğini, ancak asıl amacın hukukun üstün olduğu "Yaşanabilir bir Türkiye" inşa etmek olduğunu ekledi.





