<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Konya Yenigün Gazetesi - Konya Haber - Son Dakika Konya Haberleri</title>
    <link>https://www.konyayenigun.com</link>
    <description>Güncel ve Doğru Haberin Adresi</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.konyayenigun.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 13 Jul 2026 01:07:20 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.konyayenigun.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Buz, şeker ve bekleme süresi… Yaz içeceklerinde dikkat edilmesi gereken 3 nokta]]></title>
      <link>https://www.konyayenigun.com/buz-seker-ve-bekleme-suresi-yaz-iceceklerinde-dikkat-edilmesi-gereken-3-nokta</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.konyayenigun.com/buz-seker-ve-bekleme-suresi-yaz-iceceklerinde-dikkat-edilmesi-gereken-3-nokta" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[C vitamini ve antioksidan deposu olan narenciye özlü içeceklerin oda sıcaklığında kalma süreleri, yaz sıcaklarında hayati bir önem taşıyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, taze sıkılmış asidik içeceklerin normal şartlarda dışarıda en fazla bir iki saat dayanabileceğini, kavurucu yaz günlerinde ise bu sürenin bir saate kadar gerilediğini ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsiminde yükselen sıcaklıklarla birlikte ferahlatıcı içeceklere olan yönelim ciddi oranda artış gösteriyor.</p>

<p>C vitamini ve antioksidan deposu olan narenciye özlü içeceklerin oda sıcaklığında kalma süreleri, yaz sıcaklarında hayati bir önem taşıyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, taze sıkılmış asidik içeceklerin normal şartlarda dışarıda en fazla bir iki saat dayanabileceğini, kavurucu yaz günlerinde ise bu sürenin bir saate kadar gerilediğini ifade etti. Süre aşımı yaşandığında mikroorganizmaların hızla üremeye başladığını kaydeden uzman, açıkta bekletilen sıvıların veya önceden hazırlanmış mikslerin gıda zehirlenmelerine davetiye çıkardığını aktardı.</p>

<p>Dış mekanlarda tüketilen soğuk içeceklerdeki en büyük tehdidin aslında saklı bileşenlerde olduğuna değinildi. Hijyen zincirinin en zayıf halkasını, içeceklere sonradan eklenen buz küpleri ve kullanılan şebeke suları oluşturuyor. Kalitesiz ve arıtılmamış sulardan üretilen buzlar, en sağlıklı içeceği bile bir anda mikrop yuvası haline getirebiliyor. Bunun yanı sıra, kabuğu yıkanmadan sıkım işlemine alınan ya da dilimlendikten sonra tezgahta saatlerce bekletilen meyvelerin üzerindeki bakteri yükü katlanarak artıyor. Endüstriyel hazır karışımların ise yüksek katkı maddesi ve düşük besin değeri sebebiyle taze alternatiflerin yanına bile yaklaşamadığı vurgulanıyor.</p>

<p><img alt="Hülya Yiğit İspiroğlu" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/07/hulya-yigit-ispiroglu.jpg" width="800" /></p>

<p><strong>GİZLİ ŞEKER TEHLİKESİ KARIN BÖLGESİNDE YAĞLANMAYI TETİKLİYOR</strong></p>

<p>Görünürde çok hafif ve zararsız gibi algılanan bu ferahlatıcılar, yapımında kullanılan yoğun glikoz veya beyaz şeker sebebiyle metabolizmayı altüst edebiliyor. Yüksek şeker barındıran sıvıların ani kan şekeri dalgalanmalarına yol açtığına dikkat çeken uzmanlar, bu durumun kişiyi hızla acıktırdığını ve uzun vadede göbek çevresi yağlanmasını hızlandırdığını belirtiyor. Sağlıklı bir tüketim için karışımların minimum şekerle, hatta mümkünse doğal bal veya taze meyve parçalarıyla tatlandırılması öneriliyor.</p>

<p>Kronik rahatsızlığı, özellikle de şeker hastalığı olan bireyler için risk profili çok daha yüksek seyrediyor. Diyabet hastalarının, tamamen şekersiz olduğu iddia edilen taze sıkılmış içeceklerde bile porsiyon kontrolünü elden bırakmaması gerekiyor. Meyvenin kendi yapısında bulunan doğal früktoz, fark edilmeden yüksek oranda karbonhidrat alımına neden olarak tedavi süreçlerini olumsuz etkileyebiliyor. Güvenli bir tüketim için içeceğin mutlaka temiz bir mutfakta, bekletilmeden ve kararında bir tatlandırıcı oranıyla hazırlanması şart koşuluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="EN İYİ LİMONATA TARİFİ - Damy's Kitchen" jsaction="" jsname="kn3ccd" src="https://encrypted-tbn0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcSMnPd2Mf32gAEzR-d3JcSxPzpdX5ADWeQwPLRM_cPjE5FHdBgfizFRPkrG&amp;s=10" /></p>

<p><strong>EN GÜVENLİ FERAHLIK ALTERNATİFLERİ DOĞADA SAKLI</strong></p>

<p>Ev koşullarında hazırlanan içeceklerin her zaman bir adım önde olduğunu belirten Hülya Yiğit İspiroğlu, hijyen kuralları ihlal edildiğinde veya aşırı tatlandırıcı kullanıldığında ev yapımı olmasının avantajını kaybettiğini hatırlattı. Dışarıda bir şeyler içileceğinde ürünün anlık olarak hazırlanması, güvenilir buz kaynaklarının kullanılması ve bekletilmemiş olması temel kriterler arasında yer alıyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.konyayenigun.com/buz-seker-ve-bekleme-suresi-yaz-iceceklerinde-dikkat-edilmesi-gereken-3-nokta</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 11:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://konyayeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/konyayenigun-com/uploads/2026/07/limonata.jpg" type="image/jpeg" length="41938"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Evinizdeki gizli sağlık deposu: Hem buz gibi serinletiyor hem hastalıklardan koruyor!]]></title>
      <link>https://www.konyayenigun.com/evinizdeki-gizli-saglik-deposu-hem-buz-gibi-serinletiyor-hem-hastaliklardan-koruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.konyayenigun.com/evinizdeki-gizli-saglik-deposu-hem-buz-gibi-serinletiyor-hem-hastaliklardan-koruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz sıcaklarının bunaltıcı etkisi artarken, aktarlar hem içinizi serinletecek hem de bağışıklığınızı çelik gibi yapacak mucizevi bir formül sunuyor. Evde kolayca hazırlanabilen buz gibi hibiskus şerbeti, tansiyondan mide rahatsızlıklarına, insülin direncinden strese kadar tam bir şifa deposu olarak bu yaza damga vurmaya hazırlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>KAVURUCU SICAKLARA KARŞI DOĞAL KALKAN</strong></p>

<p>Yaz mevsiminin kendini iyice hissettirmesi ve sıcaklıkların tırmanışa geçmesiyle birlikte, serinlemek isteyen vatandaşlar yapay içecekler yerine rotayı doğal alternatiflere çevirdi. Aktarlar, kavurucu sıcaklarda hem ferahlamak hem de vücut direncini yüksek tutmak için ev yapımı doğal ürünlerin önemine dikkat çekiyor. Bu dönemin en gözde lezzeti ise rengiyle göz kamaştıran, ferahlatıcı etkisiyle içinizi serinleten geleneksel hibiskus şerbeti oluyor. Aktar Necibullah Karanfil, evde yapımı son derece pratik ve maliyetsiz olan bu şifalı şerbetin, yaz aylarında mutlaka soğuk olarak tüketilmesini öneriyor.</p>

<p><strong>NARÇİÇEĞİNİN İNSÜLİN VE ÖDEM ÜZERİNDEKİ GÜCÜ</strong></p>

<p>Halk arasında daha çok narçiçeği adıyla bilinen hibiskus, sıradan bir serinleticiden çok daha fazlasını vaat ediyor. Şerbete o büyüleyici kırmızı rengini veren bu özel bitki, aynı zamanda güçlü bir idrar söktürücü özelliğe sahip. Özellikle şeker rahatsızlığı bulunan bireyler için harika bir destekçi olan hibiskus, insülin direncinin düzenlenmesinde de çok önemli bir rol oynuyor. İsteğe göre içerisine reyhan gibi farklı aromatik bitkiler katılarak zenginleştirilebilen bu şerbet, yaz aylarında sıvı ihtiyacını en sağlıklı yoldan karşılamanın anahtarını sunuyor.</p>

<p><strong>MİDE ŞİKAYETİ OLANLARA KAKULE MUCİZESİ</strong></p>

<p>Hibiskus şerbetinin şifasını ikiye katlamak için içerisine eklenen kakule ise tam bir mide dostu olarak öne çıkıyor. Yaz aylarında sıkça yaşanan reflü, gastrit ve mide yanması gibi rahatsızlıkları olan kişilerde kakule, baskılayıcı ve rahatlatıcı bir etki gösteriyor. Aynı zamanda sindirim sistemini destekleyen bu karışım, yaz mevsiminde değişen beslenme düzeniyle birlikte hassaslaşan bağırsak florasının çok daha düzenli çalışmasına katkı sağlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>TANSİYON HASTALARI İÇİN DOĞAL DÜZENLEYİCİ</strong></p>

<p>Narçiçeğinin bir diğer mucizevi etkisi ise tansiyon üzerindeki dengesi olarak biliniyor. Yüksek tansiyon problemi yaşayanlar için bu şerbet tam bir tansiyon düşürücü vazifesi görüyor. Ancak aktarlar bu noktada önemli bir uyarıda bulunuyor; tansiyonu zaten düşük olan kişilerin bu ferahlatıcı içeceği tüketirken günde bir bardaktan fazlasına kaçmaması gerekiyor. Şeker hastaları için de tarifte beyaz şeker yerine kaya şekeri, stevia, hurma suyu veya elma suyu konsantresi gibi doğal tatlandırıcılar kullanılarak içecek tamamen masum ve sağlıklı bir hale getirilebiliyor.</p>

<p><strong>HASTALANMADAN ÖNCE ÇOCUKLARA İÇİRİN</strong></p>

<p>Kış aylarında genellikle sıcak bir çay olarak içilen hibiskus, yazın buzlu sunumuyla hem sakinleştirici hem de dinlendirici bir yapıya bürünüyor. Bağışıklık sistemini adeta baştan aşağı yenileyen bu şerbet, içerisine zencefil ve zerdeçal gibi güçlü kök bitkiler eklenerek tam bir antioksidan bombasına dönüştürülebiliyor. Hem yetişkinlerin hem de çocukların güvenle tüketebileceği bu karışımın, özellikle çocuklarda hastalanma döneminden önce, yani koruyucu bir kalkan olarak kullanılmasında büyük fayda bulunuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.konyayenigun.com/evinizdeki-gizli-saglik-deposu-hem-buz-gibi-serinletiyor-hem-hastaliklardan-koruyor</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 10:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://konyayeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/konyayenigun-com/uploads/2026/07/manset-2026-07-10t105026828.jpg" type="image/jpeg" length="83507"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Konya’da sünnet şöleni: 60 çocuk erkekliğe ilk adımını attı!]]></title>
      <link>https://www.konyayenigun.com/konyada-sunnet-soleni-60-cocuk-erkeklige-ilk-adimini-atti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.konyayenigun.com/konyada-sunnet-soleni-60-cocuk-erkeklige-ilk-adimini-atti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadınhanı Belediyesi ve Konya İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen anlamlı organizasyonda, ilçede yaşayan 60 çocuk güvenli ve hijyenik bir ortamda sünnet edilerek erkekliğe ilk adımını attı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>KADINHANI REFİK SAİME KOYUNCU DEVLET HASTANESİ’NDE YOĞUN MESAİ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kadınhanı Belediyesi tarafından hayata geçirilen ve Konya İl Sağlık Müdürlüğünün güçlü destekleriyle şekillenen geleneksel sünnet organizasyonu, bu yıl da büyük bir başarıyla tamamlandı. Kadınhanı Refik Saime Koyuncu Devlet Hastanesi’nde gerçekleştirilen bu anlamlı etkinlik kapsamında, ilçede tespit edilen toplam 60 çocuk uzman ellerde sünnet edildi. Ailelerin ve çocukların heyecanına ortak olunan organizasyonda, hastane koridorları adeta bir şenlik havasına büründü. Çocukların sağlıklı ve güvenli bir şekilde bu süreci atlatması için tüm imkanlar seferber edildi.</p>

<p><img alt="Manşet 2026 07 09T145857.616" class="detail-photo img-fluid" height="420" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/07/manset-2026-07-09t145857616.jpg" width="747" /></p>

<p><strong>BAŞHEKİM OP. DR. ALİ HAYDAR DADACI DA OPERASYONLARA KATILDI</strong></p>

<p>Organizasyonun en dikkat çekici ve takdir toplayan detaylarından biri ise Numune Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Ali Haydar Dadacı’nın bizzat operasyonlarda yer alması oldu. Başhekim Dadacı, cerrahi önlüğünü giyerek çocukların sünnet operasyonlarını bizzat kendisi gerçekleştirdi. Bununla birlikte, hastaneden özel olarak görevlendirilen deneyimli sağlık ekipleri de süreç boyunca aktif bir şekilde görev aldı. Sağlık hizmetlerinin en üst kalitede, hijyenik ve güvenli bir şekilde sunulmasına büyük katkı sağlayan sağlık çalışanları, hem ailelerin içini rahatlattı hem de çocukların bu süreci korkusuzca atlatmalarına yardımcı oldu.</p>

<p><strong>DOÇ. DR. YUSUF YAVUZ’DAN EMEĞİ GEÇENLERE TEŞEKKÜR</strong></p>

<p>Sünnet organizasyonunun başarıyla noktalanmasının ardından bir açıklama yapan Konya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yusuf Yavuz, bu tür sosyal sorumluluk projelerinin yerel yönetimlerle iş birliği içinde yürütülmesinin önemine değindi. Organizasyonun kusursuz bir şekilde hayata geçirilmesinde büyük bir özveri sergileyen tüm aktörlere teşekkürlerini sunan İl Sağlık Müdürü Yavuz, katkılarından dolayı Numune Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Ali Haydar Dadacı ve ekibine şükranlarını iletti. Yavuz ayrıca, kendilerini ilçede en güzel şekilde misafir eden ve desteklerini ilk andan itibaren hiçbir zaman esirgemeyen Kadınhanı Belediye Başkanı İrfan Karaca’ya da özellikle teşekkür ederek organizasyonun Kadınhanı halkı için hayırlı olmasını diledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Serhat Yaldız</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, KONYA HABER</category>
      <guid>https://www.konyayenigun.com/konyada-sunnet-soleni-60-cocuk-erkeklige-ilk-adimini-atti</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 14:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://konyayeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/konyayenigun-com/uploads/2026/07/manset-2026-07-09t145846879.jpg" type="image/jpeg" length="12631"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çağın en sinsi hastalığına erken kalkan kazanıyor]]></title>
      <link>https://www.konyayenigun.com/cagin-en-sinsi-hastaligina-erken-kalkan-kazaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.konyayenigun.com/cagin-en-sinsi-hastaligina-erken-kalkan-kazaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kalın bağırsak kanseri, dünyada ve ülkemizde en sık görülen kanserler arasında yer almasına rağmen, önlenebilir kanserler arasında yer alıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bunun en önemli nedeninin, kalın bağırsak kanserlerinin büyük bölümünün yıllar içerisinde polip adı verilen öncü lezyonlardan gelişmesi olduğunu belirten Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Bilal Toka, gelişmiş endoskopik görüntüleme sistemleri ve girişimsel endoskopide yaşanan önemli ilerlemeler sayesinde bu lezyonların henüz kansere dönüşmeden tespit edilip tedavi edilebildiğini ve kanser gelişimi olmadan birçok hastanın da cerrahi girişime ihtiyaç duymadan sağlığına kavuşabildiğini belirtti.<br />
Kalın bağırsak poliplerinin doğru tanımlanması, uygun endoskopik teknikle eksiksiz çıkarılması ve sonrasında düzenli takip edilmesinin, kalın bağırsak kanserini önlemenin en etkili yolu olduğunu belirten Medicana <strong>Konya</strong> Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Bilal Toka, kalın bağırsak poliplerinin, bağırsak iç yüzeyini döşeyen mukozadan gelişen anormal doku büyümeleri olduğunu söyledi. Toka, düzenli taramanın, kolonoskopinin ihmal edilmemesinin ve tespit edilen lezyonların ileri endoskopik tedavi konusunda deneyimli merkezlerde değerlendirilmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p><img alt="Doç. Dr. Bilal Toka" class="detail-photo img-fluid" height="796" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/07/doc-dr-bilal-toka.jpg" width="705" /><br />
<br />
<strong>YAŞLA BİRLİKTE ARTAN POLİPLER GENELLİKLE İYİ HUYLUDUR</strong><br />
Doç. Dr. Bilal Toka, poliplerin toplumda oldukça yaygın görüldüğünü ve sıklığının yaşla birlikte arttığını, özellikle 50 yaşın üzerindeki bireylerde kolonoskopi sırasında polip tespit edilme oranının belirgin şekilde yükseldiğini söyledi. Poliplerinin büyük bölümünün iyi huylu olmakla birlikte, özellikle adenomatöz poliplerin zaman içerisinde bir dizi genetik değişiklik geçirerek kansere de dönüşebildiğini vurgulayan Doç. Dr. Bilal Toka, "Polipler çoğu zaman hiçbir belirti vermezler ve yalnızca kolonoskopi sırasında tesadüfen tespit edilirler. Bazı hastalarda makattan kanama, dışkıda kan görülmesi, bağırsak alışkanlıklarında değişiklik, uzun süren kabızlık veya ishal dönemleri, karın ağrısı ya da demir eksikliği anemisi gibi belirtiler ortaya çıkabilmektedir. Özellikle dışkıda gizli kan tetkiki günümüzde erken tanı için en sık kullanılan tetkiklerdendir. Kolonoskopi poliplerin tespit edilmesini sağladığı gibi aynı zamanda ileri tedavi yöntemlerinin de uygulanabildiği girişimsel bir endoskopik işlem haline gelmiştir. Yüksek çözünürlüklü endoskoplar, görüntü iyileştirme teknolojileri, büyütmeli endoskopi ve sanal kromoendoskopi gibi gelişmiş sistemler sayesinde poliplerin yüzey yapısı, damar paterni ve derin invazyon riski işlem sırasında ayrıntılı olarak değerlendirilebilmektedir" dedi.<br />
<img alt="Kalin Bagirsak Ameliyati" class="detail-photo img-fluid" height="416" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/07/kalin-bagirsak-ameliyati.webp" width="740" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
<strong>TEDAVİDE BAĞIRSAĞIN KORUNMASINI SAĞLAYACAK EN UYGUN YÖNTEM UYGULANMALI</strong><br />
Polip tedavisinde uygulanacak yöntemin; polibin boyutuna, yerleşim yerine, özelliklerine ve optik değerlendirme bulgularına göre belirlendiğini ifade eden Doç. Dr. Bilal Toka, temel hedefin yalnızca polibi çıkarmak değil, aynı zamanda bağırsağın korunmasını sağlayacak en uygun ve en az invaziv tedavi yöntemini uygulamaktan geçtiğini belirtti. Toka, "Küçük polipler ekseriya forseps, soğuk veya sıcak snare polipektomi ile güvenli şekilde çıkarılabilmektedir. Daha büyük ve yüzeyel lezyonlarda ise Endoskopik Mukozal Rezeksiyon (EMR) tercih edilir. EMR işleminde polibin altındaki submukozal alana özel bir solüsyon enjekte edilerek lezyon bağırsak duvarından güvenli şekilde kaldırılır ve ardından snare yardımıyla çıkarılır. Özellikle kanser invazyonu açısından düşük risk taşıyan, yüzeyel ve orta büyüklükteki poliplerde EMR tercih edilmelidir. Son yıllarda girişimsel endoskopinin en önemli gelişmelerinden biri ise Endoskopik Submukozal Diseksiyon (ESD) yöntemidir. Özellikle 20 milimetreden büyük, geniş tabanlı, fibrotik veya erken evre kanser şüphesi taşıyan lezyonlarda ESD, organ koruyucu tedavinin en önemli seçeneklerinden biri haline gelmiştir. Bu teknikte lezyon çevresi işaretlendikten sonra mukozaya kontrollü bir kesi yapılmakta, ardından submukozal tabaka özel endoskopik diseksiyon bıçakları kullanılarak dikkatlice ayrılmaktadır. Böylece lezyon çevresindeki sağlam dokuyla birlikte tek parça halinde güvenle çıkarılabilmektedir" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>ENDOSKOPİK SUBMUKOZAL DİSEKSİYON YÖNTEMİ İLE AMELİYATA GEREK DUYULMUYOR</strong><br />
ESD'nin en önemli avantajının, büyük lezyonların ameliyat gerekmeden çıkarılmasını sağladığını, ESD ile çıkarılan lezyonlarda patolog, cerrahi sınırları, displazi derecesini ve varsa erken kanser odağının derinliğini çok daha güvenilir şekilde değerlendirebildiğini söyleyen Doç. Dr. Bilal Toka, "Geçmiş yıllarda büyük boyutlu poliplerin önemli bir bölümü doğrudan cerrahi olarak tedavi edilirken, günümüzde deneyimli merkezlerde EMR ve ESD gibi ileri endoskopik yöntemlerle başarılı şekilde tedavi edilebilmektedir. Polipektomi yapılan kişilerde polibin tipi, büyüklüğü, sayısı ve patolojik özelliklerine göre kişiye özel takip programı oluşturulmalı ve önerilen aralıklarla kontrol kolonoskopileri yapılmalıdır. Uluslararası kılavuzlar, ortalama risk grubundaki bireylerde kalın bağırsak kanseri taramalarına 45 yaşından itibaren başlanmasını önermektedir. Ailesinde kalın bağırsak kanseri veya ileri özellikli polip öyküsü bulunan kişilerde ise tarama programı daha erken yaşlarda planlanmalıdır. Kalın bağırsak polipleri, yalnızca çıkarılması gereken iyi huylu oluşumlar değil, aynı zamanda kanseri önleme fırsatı sunan öncü lezyonlardır. Sonuç olarak poliplerin zamanında tespit edilmesi ve uygun teknikle tamamen çıkarılması, kalın bağırsak kanserini henüz gelişmeden önlemenin en etkili yoludur" diye konuştu.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.konyayenigun.com/cagin-en-sinsi-hastaligina-erken-kalkan-kazaniyor</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 12:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://konyayeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/konyayenigun-com/uploads/2026/07/kalin-bagirsak-ameliyati.webp" type="image/jpeg" length="75453"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kulu'da fenalaşan hastanın imdadına helikopter yetişti!]]></title>
      <link>https://www.konyayenigun.com/kuluda-fenalasan-hastanin-imdadina-helikopter-yetisti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.konyayenigun.com/kuluda-fenalasan-hastanin-imdadina-helikopter-yetisti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Konya’nın Kulu ilçesinde aniden gelişen tehlikeli bir rahatsızlık, devletin hava ambulansı ağının devreye girmesiyle büyük bir kurtarma operasyonuna dönüştü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Evinde oturduğu esnada bir anda bilinci kapanan ve fenalaşan yetmiş yaşındaki bir vatandaşın imdadına, karayolu mesafesini ortadan kaldıran gökyüzünün acil kanatları yetişti. İlçedeki ilk müdahalenin ardından durumunun ciddiyetini koruması üzerine tam teşekküllü bir merkeze ulaştırılması gereken hasta için adeta zamanla yarışıldı.</p>

<p>Kırsal mahallede başlayan endişeli bekleyiş, yerini profesyonel bir sevk zincirine bıraktı. Kulu ilçesine bağlı Zincirlikuyu Mahallesi'nde yaşamını sürdüren Hamit Ç., ailesiyle birlikte vakit geçirdiği sırada ani bir nöbet geçirerek yere yığıldı. Yaşlı adamın durumunun normal olmadığını ve hızla kötüye gittiğini fark eden yakınları, büyük bir panikle hemen telefonlarına sarılarak 112 Acil Çağrı Merkezi'ni aradı. İhbarın alındığı ilk saniyeden itibaren harekete geçen sağlık komuta merkezi, vakit kaybetmeden adrese en yakın konumda bulunan tam donanımlı bir acil yardım ambulansını bölgeye sevk etti.</p>

<p><strong>BÖLGE HASTANESİNDEKİ TETKİKLER KRİTİK DURUMU ORTAYA ÇIKARDI</strong></p>

<p>Kısa sürede olay yerine ulaşan paramedikler ve acil tıp teknisyenleri, evde gerçekleştirdikleri ilk müdahalenin ve hayati fonksiyon sabitleme işlemlerinin ardından yaşlı adamı sedyeye alarak ambulansa taşıdı. Sirenler eşliğinde hızla yola çıkan sağlık personeli, hastayı en yakın sağlık üssü olan Kulu Bölge Devlet Hastanesi’nin acil servisine ulaştırdı. Acil servisteki nöbetçi uzman hekimler tarafından derhal müşahede altına alınan Hamit Ç., radyoloji ve tomografi ünitelerinde geniş kapsamlı bir taramadan geçirildi.</p>

<p>Yapılan detaylı klinik muayeneler ve beyin tomografisi sonuçları, hastanın felç kalma ve hayati fonksiyonlarını tamamen kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu gösterdi. Yaşlı adamın beynine pıhtı attığını (inme) teşhis eden uzman doktorlar, zaman kaybedilmesi durumunda beyin dokusunda kalıcı hasarlar oluşabileceğini öngördü. İlçedeki mevcut imkanların ötesinde, acil nörolojik ya da cerrahi müdahale gerçekleştirilebilecek tam donanımlı bir üst merkeze naklin şart olduğu kararına varılınca, Konya İl Sağlık Müdürlüğü Acil Sağlık Hizmetleri Başkanlığı ile acil koduyla irtibata geçildi.</p>

<p><strong>GÖKYÜZÜNDEN GELEN KURTARMA ELİYLE KONYA’YA SEVK EDİLDİ</strong></p>

<p>Hastanın karayoluyla Konya merkezine götürülmesinin ciddi bir zaman kaybına yol açacağını ve sarsıntıların durumu daha da kötüleştirebileceğini değerlendiren Konya İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, vakit kaybetmeden helikopter ambulansı görevlendirdi. Merkezdeki üssünden havalanan tam donanımlı hava ambulansı, dakikalar içinde Kulu ilçesine ulaşarak hastanenin heliport alanına sorunsuz bir iniş gerçekleştirdi. Bu esnada hastane acil servisindeki doktorlar ve personeller de hastayı helikoptere nakletmek üzere tüm hazırlıklarını tamamladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Mustafa Arslan</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.konyayenigun.com/kuluda-fenalasan-hastanin-imdadina-helikopter-yetisti</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 10:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://konyayeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/konyayenigun-com/uploads/2026/07/ambulans-helikopter-1.jpg" type="image/jpeg" length="47299"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zayıflamak isterken midesinden çıkan şey şoke etti]]></title>
      <link>https://www.konyayenigun.com/zayiflamak-isterken-midesinden-cikan-sey-soke-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.konyayenigun.com/zayiflamak-isterken-midesinden-cikan-sey-soke-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Güzellik algısının ve kilo verme baskısının gençler üzerinde yarattığı psikolojik tahribat, kimi zaman akıl almaz kazaları ve hayati tehlikeleri de beraberinde getiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul’da yaşayan genç bir kadının, fazla kilolarından kurtulmak amacıyla başvurduğu tehlikeli yöntem, az kalsın bir faciayla sonuçlanıyordu. Aynanın karşısına geçerek kilo kontrolü sağlamak adına kendisini zorla kusturmaya çalışan talihsiz genç, o esnada elinde bulunan nesnenin ani bir refleksle soluk borusundan aşağı kaymasına engel olamadı. Yaşanan bu sıra dışı kaza, tıp literatürüne geçecek cinsten bir acil müdahale operasyonunu beraberinde getirdi.</p>

<p>Zayıflama uğruna kendi sağlığını tehlikeye atan yirmi bir yaşındaki genç kadın, olayın şokuyla ne yapacağını bilemeyerek durumu bir süre gizlemeye çalıştı. Üzerine bir de sindirimi kolaylaştırmak amacıyla yemek yiyince, midesindeki yabancı cismin yarattığı baskı ve ağrı dayanılmaz boyutlara ulaştı. Fenalaşarak acı içinde yere yığılan gencin imdadına çevredeki yakınları yetişti. Durumun ciddiyetini kavrayan aile bireyleri, zaman kaybetmeden talihsiz kadını Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin acil servisine ulaştırdı ve burada zamana karşı büyük bir yarış başladı.</p>

<p><img alt="A A 20260707 41900394 41900393 Z A Y I F L A M A K I C I N K E N D I N I K U S T U R M A Y A C A L I S I R K E N D I S F I R C A S I Y U T T U" class="detail-photo img-fluid" height="503" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/07/a-a-20260707-41900394-41900393-z-a-y-i-f-l-a-m-a-k-i-c-i-n-k-e-n-d-i-n-i-k-u-s-t-u-r-m-a-y-a-c-a-l-i-s-i-r-k-e-n-d-i-s-f-i-r-c-a-s-i-y-u-t-t-u.jpg" width="678" /></p>

<p><strong>MİDEDEN ÇIKAN NESNE DOKTORLARI BİLE ŞOKA UĞRATTI</strong></p>

<p>Hastanenin acil servisinde yapılan ilk fiziki muayenenin ardından hasta, detaylı inceleme için endoskopi ve radyoloji birimlerine sevk edildi. Çekilen tomografi sonuçlarını inceleyen hekimler, gözlerine inanmakta güçlük çekti. Genç kadının midesinde tam on üç santimetre uzunluğunda, sap kısmı kırılmış bir diş fırçası dikey bir konumda duruyordu. İlk etapta böylesine büyük ve sert bir cismin yemek borusundan nasıl geçtiğine şaşıran sağlık ekipleri, hastanın zayıflama seansları sırasında bu kazanın gerçekleştiğini öğrenince operasyon için düğmeye bastı.</p>

<p>Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Kubilay Özgür Öztütüncü liderliğindeki uzman hekim kadrosu, cismin anatomik yapıya daha fazla zarar vermemesi için en güvenli yöntemi belirlemeye çalıştı. Kameralı sistemlerle ağızdan girilerek yapılan müdahalelerin, bu boyuttaki kesici ve sert nesnelerde yemek borusunu boydan boya yırtma riski taşıdığı öngörüldü. Bu hayati tehlike nedeniyle uzmanlar, endoskopik müdahaleden tamamen vazgeçerek doğrudan cerrahi operasyon kararı aldı. Mide çeperinin ve çevre dokuların zarar görmemesi adına planlanan ameliyat, büyük bir titizlikle başlatıldı.</p>

<p><img alt="" height="588" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/07/a-a-20260707-41900394-41900392-z-a-y-i-f-l-a-m-a-k-i-c-i-n-k-e-n-d-i-n-i-k-u-s-t-u-r-m-a-y-a-c-a-l-i-s-i-r-k-e-n-d-i-s-f-i-r-c-a-s-i-y-u-t-t-u.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="792" /></p>

<p><strong>YAKLAŞIK KIRK DAKİKALIK HASSAS AMELİYATLA KURTARILDI</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tıbbi personelin tam konsantrasyonla dahil olduğu ve yaklaşık kırk dakika süren operasyonda, hastanın karın bölgesinde minimal düzeyde küçük bir kesi açıldı. Bu modern ve ufak cerrahi müdahale tekniği sayesinde mideye ulaşılarak, içeride hapsolan on üç santimetrelik plastik nesne tek parça halinde dışarı çıkarıldı. Şans eseri, keskin hatları olan bu yabancı cismin, kadının iç organlarında, mide duvarında veya sindirim yolunda herhangi bir delinmeye ya da kalıcı hasara yol açmadığı tespit edildi. Başarılı geçen ameliyatın ardından operasyon ekibi derin bir nefes aldı.</p>

<p>Cerrahi müdahalenin tamamlanmasıyla birlikte yoğun bakım ve ardından servis odasına alınan genç hasta, iki günlük müşahede ve tedavi sürecinin ardından sağlığına tamamen kavuşarak taburcu edildi. Operasyonu gerçekleştiren Dr. Kubilay Özgür Öztütüncü, benzer vakalarla zaman zaman karşılaştıklarını ancak bu boyuttaki bir nesnenin mideye indirilmesinin tamamen bir şanssızlık ve yanlış uygulama zinciri olduğunu aktardı. Hastanın daha önce de benzer şekilde kilo vermek adına kendisini kusturmaya çalıştığını tespit ettiklerini belirten uzmanlar, bu tarz alışkanlıkların anatomik yapıyı tamamen bozabileceğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>UZMANLAR UYARIYOR: LOKMA YUTARAK ÇIKARMAYA ÇALIŞMAYIN</strong></p>

<p>Yaşanan bu ibretlik olayın ardından sağlık dünyasından vatandaşlara yönelik çok ciddi uyarılar peş peşe geldi. Ev ortamında kazara ya da bilinçli olarak yabancı bir nesne yutulması durumunda, halk arasında doğru bilinen yanlışların uygulanmasının geri dönülemez felaketlere yol açtığı vurgulanıyor. Birçok kişinin boğazına veya midesine bir şey kaçtığında panikle su içmeye, büyük ekmek lokmaları yutmaya veya katı yiyecekler tüketerek cismi aşağı itmeye çalıştığı bilinir. Ancak uzman hekimler, bu ilkel yöntemlerin cismin sivri uçlarını hareket ettirerek yemek borusunu patlatabileceğini ya da ana damarları yırtabileceğini önemle hatırlatıyor.</p>

<p>Güzellik ve zayıflama uğruna başvurulan kulaktan dolma yöntemlerin, insanı bir anda ölüm döşeğine getirebileceğini belirten doktorlar, kilo kontrolü sağlamak isteyen bireylerin mutlaka profesyonel diyetisyenlere ve tıp hekimlerine başvurması gerektiğinin altını çiziyor. Herhangi bir yabancı cisim yutma vakasıyla karşı karşıya kalındığında ise evde hiçbir müdahale yapılmadan, zaman kaybetmeden en yakın donanımlı eğitim ve araştırma hastanesinin acil servis kapısından içeri girilmesi, hayatta kalmanın tek anahtarı olarak gösteriliyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.konyayenigun.com/zayiflamak-isterken-midesinden-cikan-sey-soke-etti</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 14:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://konyayeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/konyayenigun-com/uploads/2026/07/manset-168.png" type="image/jpeg" length="32857"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kızılay, bugün AKP Konya İl Başkanlığı binasında!]]></title>
      <link>https://www.konyayenigun.com/kizilay-bugun-akp-konya-il-baskanligi-binasinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.konyayenigun.com/kizilay-bugun-akp-konya-il-baskanligi-binasinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kan bağışlarını farklı kurulum noktaları olan Kızılay'ın, bugün AKP Konya İl Başkanlığı binasında kan bağışların kabul ettiği görüldü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>‘1 GÜNLÜĞÜNE BİNA ÖNÜNDE KURULDU’ </strong></p>

<p>Kan bağış tırının sadece bugün için (6 Temmuz 2026) AKP Konya İl Başkanlığı binasının önünde kurulduğu ve sabah 11’de bağışları kabul etmeye başladığı öğrenildi. Şu ana kadar 5 bağış toplandığı bilgisine ulaşıldı. Kızıla yetkilileri şu anki hareketlilikle gün sonuna kadar 10’u geçebileceğini ama 20’yi zorlayamayacağını tahmin ettiklerini söylediler.</p>

<p><img alt="I M G 20260706 134916.Jpg" class="detail-photo img-fluid" height="648" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/07/i-m-g-20260706-134916jpg.jpeg" width="864" /></p>

<p><strong>‘İKRAMLIKLAR EKSİK OLMADI’</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>AKP’nin il başkanlığı binası önünde kendi kafelerinden ikramlık dağıttığı ve Kızılay’ın da ikramlık olarak maden suyu ve çikolatalı bisküvi verdiği görüldü.</p>

<p><img alt="I M G 20260706 134813.Jpg" class="detail-photo img-fluid" height="648" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/07/i-m-g-20260706-134813jpg.jpeg" width="864" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Ali Oflaz</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.konyayenigun.com/kizilay-bugun-akp-konya-il-baskanligi-binasinda</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 13:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://konyayeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/konyayenigun-com/uploads/2026/07/i-m-g-20260706-134723jpg.jpeg" type="image/jpeg" length="27423"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sadece sıcaklardan sanıyorsanız yandınız! Vücudunuz bu gizli hastalığın alarmını veriyor olabilir]]></title>
      <link>https://www.konyayenigun.com/sadece-sicaklardan-saniyorsaniz-yandiniz-vucudunuz-bu-gizli-hastaligin-alarmini-veriyor-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.konyayenigun.com/sadece-sicaklardan-saniyorsaniz-yandiniz-vucudunuz-bu-gizli-hastaligin-alarmini-veriyor-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vücut sıcaklığını dengelemek için ortaya çıkan terleme doğal bir süreç kabul edilirken, hiçbir fiziksel aktivite veya sıcaklık artışı olmaksızın gelişen aşırı terleme günlük yaşamı kabusa çevirebiliyor. Kıyafet değiştirmeyi zorunlu kılacak boyutlara ulaşabilen ve en çok avuç içleri, ayak tabanları, koltuk altları ile yüz bölgesini etkileyen bu durum, hem çocuklarda hem de yetişkinlerde ciddi sosyal ve psikolojik sorunlara yol açıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>SIRADAN BİR DURUM MU YOKSA GİZLİ BİR HASTALIK MI?</strong></p>

<p>Herhangi belirgin bir neden yokken bile ter bezlerinin aşırı çalışmasıyla karakterize olan bu problem, tıp dünyasında primer ve sekonder olmak üzere iki farklı kategoride ele alınıyor. Herhangi bir hastalıktan bağımsız olarak stres, egzersiz ya da genetik yatkınlıkla tetiklenen bölgesel terlemelerin yanı sıra, vücudun başka bir alarm mekanizması olarak ortaya çıkan türleri de bulunuyor. Özellikle obezite, diyabet, tiroit hastalıkları, menopoz, hamilelik, gut hastalığı, kalp ve solunum yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunları ile bazı sinir sistemi bozuklukları, vücudun gereğinden çok daha fazla ter üretmesine yol açan temel gizli nedenler arasında yer alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>ÇOCUKLARDA OKUL BAŞARISINI ERİŞKİNLERDE SOSYAL İLİŞKİLERİ VURUYOR</strong></p>

<p>Aşırı terlemenin bireyler üzerindeki olumsuz etkileri yaş gruplarına göre büyük farklılıklar gösteriyor. Ciltte sürekli nem hissi, kıyafetlerde lekelenmeler, koku artışı ve zamanla gelişen tahrişler ortak belirtilerken, çocukluk döneminde bu durum daha işlevsel sorunlarla kendini belli ediyor. Okul çağındaki çocuklar yazı yazarken kağıdın ıslanması, bilgisayar klavyesi kullanırken zorlanma ya da enstrüman çalarken ellerin kayması gibi problemlerle boğuşuyor. Erişkinlik döneminde ise psikolojik etkiler çok daha ön plana çıkıyor; bireyler el sıkışmaktan kaçınabiliyor ve sosyal ortamlardan tamamen uzaklaşabiliyor. İleri düzey vakalarda eller silindikten saniyeler sonra bile yeniden sırılsıklam olabilirken, el bileklerinde renk değişimleri ve ciltte pullanmalar da gözlenebiliyor.</p>

<p><strong>DOĞRU TEŞHİS İÇİN MULTİDİSİPLİNER YAKLAŞIM ŞART</strong></p>

<p>Bu problemi yaşayan kişilerin izlemesi gereken tıbbi rota dahiliye ve dermatoloji polikliniklerinden başlıyor. Hastalığın kaynağının tam olarak belirlenebilmesi için hastanın ayrıntılı öyküsü ve fiziki muayenesi büyük önem taşıyor. Altta yatan başka bir sistemik hastalıktan şüphelenildiğinde ise endokrinoloji, metabolizma hastalıkları veya nöroloji gibi branşlar devreye giriyor. Kan testleri, tiroit fonksiyon tetkikleri, kan şekeri ölçümleri ve kapsamlı hormonal incelemeler sayesinde, terlemeye yol açabilecek diğer kronik bozukluklar dışlanarak en net tanıya ulaşılıyor.</p>

<p><strong>KREM TEDAVİSİNDEN BOTOKSA KADAR KİŞİYE ÖZEL ÇÖZÜMLER</strong></p>

<p>Tedavi protokolü tamamen hastalığın türüne, şiddetine ve etkilediği bölgeye göre kişiye özel olarak şekillendiriliyor. Eğer sorun başka bir hastalıktan kaynaklanıyorsa, öncelik diyabet veya tiroit gibi temel sağlık sorununun tedavi edilmesine veriliyor. Bölgesel vakalarda ise ilk basamakta ter bezlerinin çıkış noktalarını geçici olarak kapatan krem ve deodorant formundaki ürünler tercih ediliyor. Bu yöntemden yeterli sonuç alınamadığında modern bir alternatif olan botoks tedavisi devreye giriyor. Botulinum toksini, terlemeyi uyaran sinir iletimini geçici olarak bloke ederek özellikle koltuk altı bölgesinde uzun süreli, el bölgesinde ise birkaç ay süren etkili bir rahatlama sağlıyor. Tüm bu uygulamaların yetersiz kaldığı dirençli el ve ayak terlemelerinde ise düşük seviyeli elektrik akımı içeren tedavi yöntemlerinden faydalanılıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.konyayenigun.com/sadece-sicaklardan-saniyorsaniz-yandiniz-vucudunuz-bu-gizli-hastaligin-alarmini-veriyor-olabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 10:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://konyayeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/konyayenigun-com/uploads/2026/07/manset-2026-07-06t100732958.jpg" type="image/jpeg" length="24649"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yazın en büyük eğlencesi kabusa dönüşebilir: Uzmanlar korkutan tehlikeyi açıkladı!]]></title>
      <link>https://www.konyayenigun.com/yazin-en-buyuk-eglencesi-kabusa-donusebilir-uzmanlar-korkutan-tehlikeyi-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.konyayenigun.com/yazin-en-buyuk-eglencesi-kabusa-donusebilir-uzmanlar-korkutan-tehlikeyi-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında serinlemek ve spor yapmak isteyenlerin ilk tercihi olan havuzlar, gerekli hijyen şartları sağlanmadığında ciddi sağlık sorunlarına davetiye çıkarıyor. Uzmanlar, düzenli klorlanan havuzlarda riskin düşük olduğunu belirtirken; yetersiz dezenfeksiyonun ve kişisel ihmallerin bağırsak, kulak, göz ve cilt enfeksiyonlarına yol açabileceği konusunda kritik uyarılarda bulunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>DOĞRU DEZENFEKSİYON RİSKİ SIFIRLAMAYA YAKLAŞTIRIYOR</strong></p>

<p>Sıcak havaların etkisiyle havuz kullanım oranları hızla artarken, havuzların ne kadar güvenli olduğu sorusu yeniden gündeme geldi. Konuyla ilgili önemli değerlendirmelerde bulunan Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalından Dr. Öğretim Üyesi Mehtap Yücel, havuzların doğru yönetildiğinde herhangi bir tehlike arz etmediğini vurguladı. Temizliğin önemine dikkat çeken Yücel, "Özellikle şunu belirtmek gerekir ki düzenli olarak klorlanan, su analizleri yapılan, bakımı düzenli gerçekleştirilen havuzlarda enfeksiyon riski oldukça düşüktür. Sorun dezenfeksiyonun yetersiz olduğu ya da kişisel hijyen kurallarına uyulmadığı durumlarda ortaya çıkar" diyerek tehlikenin kaynağına işaret etti.</p>

<p><strong>ISLAK MAYOLAR VE ORTAK ALANLAR TEHLİKE SAÇIYOR</strong></p>

<p>Havuz ortamında en sık karşılaşılan rahatsızlıkların başında ishal yapan bağırsak enfeksiyonları, dış kulak yolu rahatsızlıkları, göz ve cilt enfeksiyonları geliyor. Bunun yanı sıra mantar gibi bulaşıcı rahatsızlıkların havuz suyunun kendisinden ziyade çevresel faktörlerden kaynaklandığı biliniyor. Dr. Öğretim Üyesi Mehtap Yücel, ayak mantarı gibi şikayetlerin daha çok havuz kenarı, duş ve soyunma odaları gibi ortak kullanım alanlarında bulaşabildiğini belirtti. Kadınlar ve çocuklar için ayrı bir uyarıda bulunan Yücel, "Havuz suyu doğrudan idrar yolu enfeksiyonuna neden olmaz. Ancak özellikle kadın ve çocuklarda uzun süreli ıslak mayo ile kalmak genital bölgenin nemli kalmasına bağlı olarak idrar yolu veya vajinal enfeksiyon gelişme riskini artırabilmektedir" sözleriyle havuz sonrasındaki giyim alışkanlıklarının önemini hatırlattı.</p>

<p><strong>ÇOCUKLAR VE HAMİLELER EN BÜYÜK RİSK GRUBUNDA</strong></p>

<p>Havuz enfeksiyonları herkesi etkileyebilse de bazı gruplar bu tehdide karşı çok daha savunmasız kalıyor. Çocukların havuzda eğlenirken farkında olmadan su yuttuklarını söyleyen Yücel, "Çocuklar havuz suyunu yutabildikleri için bağırsak enfeksiyonlarına oldukça yatkındır" dedi. Bağışıklık sistemi zayıf olan bireylerde basit bir enfeksiyonun bile çok daha ağır tablolara yol açabileceğini ifade eden uzman isim, hamilelerin de hem anne hem bebek sağlığı açısından son derece dikkatli olması ve mutlaka denetlenen tesisleri tercih etmesi gerektiğini belirtti. Ayrıca kulak zarı delik olan veya kulak tüpü bulunan çocukların hekim önerisiyle kulak tıkacı kullanması gerektiği aktarıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>BU BELİRTİLERİ FARK ETTİĞİNİZ ANDA HEKİME BAŞVURUN</strong></p>

<p>Havuz kullanımını takip eden günlerde ortaya çıkan bazı değişimler, vücutta bir enfeksiyon başladığının habercisi olabiliyor. Uzmanlar; şiddetli ishal, kusma, ateş, kulakta ağrı ve akıntı, gözde kızarıklık ile çapaklanma, ciltte döküntü veya idrar yaparken yanma gibi şikayetlerin kesinlikle ihmal edilmemesi gerektiğini hatırlatıyor. Dr. Öğretim Üyesi Mehtap Yücel, "Özellikle belirtiler uzun sürüyorsa veya şiddetleniyorsa mutlaka hekim değerlendirmesi gerekli olmaktadır" diyerek vatandaşları erken müdahale konusunda uyardı.</p>

<p><strong>SAĞLIKLI BİR YAZ İÇİN BİREYSEL SORUMLULUK ŞART</strong></p>

<p>Havuzların güvenli birer sosyal alan olarak kalabilmesi için sadece işletmelerin değil, kullanıcıların da alacağı basit önlemler hayati önem taşıyor. Havuza girmeden önce mutlaka duş alınması, açık yarası olanların havuzu kullanmaması, havuz sonrasında temiz suyla durulanıp ıslak mayonun hızla değiştirilmesi ve terlik kullanımı bu önlemlerin başında geliyor. Sürecin çift taraflı bir sorumluluk olduğunu ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Mehtap Yücel, sözlerini şöyle tamamladı: "Burada sorumluluk hem işletmelerde hem de havuzu kullanan bireylere düşmektedir. Kişisel hijyen kurallarına uymak, hastayken havuza girmemek, çocukların hijyenine dikkat etmek, düzenli denetlenen havuzları tercih etmek enfeksiyon riskini büyük ölçüde azaltacaktır. Sağlıklı bir yaz geçirmek için küçük önlemler büyük fark oluşturur."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.konyayenigun.com/yazin-en-buyuk-eglencesi-kabusa-donusebilir-uzmanlar-korkutan-tehlikeyi-acikladi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 09:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://konyayeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/konyayenigun-com/uploads/2026/07/manset-2026-07-06t092917905.jpg" type="image/jpeg" length="84052"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Güzellik uğruna başlayan kabus: Yanlış operasyon iddiasıyla hayatı karardı!]]></title>
      <link>https://www.konyayenigun.com/guzellik-ugruna-baslayan-kabus-yanlis-operasyon-iddiasiyla-hayati-karardi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.konyayenigun.com/guzellik-ugruna-baslayan-kabus-yanlis-operasyon-iddiasiyla-hayati-karardi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akdeniz'in turizm merkezinde, daha estetik bir görünüme kavuşmak amacıyla özel bir kliniğin kapısını çalan talihsiz kadının hayatı, iddialara göre yapılan hatalı tıbbi müdahaleler neticesinde adeta altüst oldu. Yüz bölgesindeki deformasyonları gidermek isterken anatomik doku kayıplarıyla karşı karşıya kalan ve yıllardır aynalara küsen mağdur vatandaş, adalet saraylarında hakkını aramak için uzun soluklu bir hukuk savaşı başlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>SÜRECİN ADLİ BOYUTUNDA KARMAŞIK KARARLAR ART ARDA GELİYOR</strong></p>

<p>Antalya genelinde aşçılık mesleğini icra eden ve bakmakla yükümlü olduğu üç evladı bulunan 47 yaşındaki Songül Uzunoğlu, 2019 senesinde karıştığı bu tıbbi skandalın etkilerinden aradan geçen yedi yılı aşkın süreye rağmen kurtulamadı. Gençleşmek ve yüz hatlarını belirginleştirmek adına başvurduğu estetik operasyonun ardından alt dudağında geri dönüşü olmayan ciddi nekrozlar oluşan Uzunoğlu, sorumluların cezalandırılması adına çalmadık kapı bırakmadı. Sürecin adli boyutunda karmaşık kararlar arka arkaya gelirken, mağdur kadının hem fiziksel hem de ruhsal çöküşü gün geçtikçe derinleşmeye devam ediyor.</p>

<p><img alt="A W740098 04" class="detail-photo img-fluid" height="667" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/07/a-w740098-04.jpg" width="500" /></p>

<p><strong>GÖZ ALTI TORBALARI İÇİN GİTTİ: YÜZÜ TANINMAZ HALE GELDİ</strong></p>

<p>Yakın çevresinin yönlendirmesi ve tavsiyeleri doğrultusunda 2019 yılının Şubat döneminde Muratpaşa ilçesine bağlı Lara semtinde faaliyet gösteren lüks bir estetik ve güzellik merkezine müracaat eden Songül Uzunoğlu, sadece göz altındaki torbalanmalardan kurtulmayı hedefliyordu. Merkezde görevli klinisyenler, kadının kendi göbek bölgesinden alınacak doğal yağ dokusunun yüz hatlarına dolgu olarak enjekte edileceğini, bu yöntemin son derece ekonomik, kalıcı ve en az iki sene boyunca klinik garantisi altında olduğunu iddia etti. Bu vaatlere güvenerek Mart ayında operasyon masasına yatan Uzunoğlu, kalıcı olacağı taahhüt edilen dolguların birkaç hafta içinde tamamen eriyerek yok olduğunu fark etti.</p>

<p>Uygulamanın başarısız sonuçlanması üzerine mağduriyetinin giderilmesi adına aynı merkeze tekrar başvuran kadına, eksikliklerin giderilmesi amacıyla yeni seanslar planlandı. Bu doğrultuda 2019 yılı içerisinde talihsiz kadının yüzüne tam dört kez üst üste cerrahi müdahalede bulunuldu. Nisan ayındaki ikinci başarısız denemenin ardından, klinikteki uzmanlar bu kez koordineli bir değişim yaratmak adına alt dudak bölgesine de hacim kazandırıcı dolgu yapılmasını teklif etti. Mayıs ayındaki üçüncü seansta göbekten alınan yağlar yeniden yüze transfer edilirken, alt dudağa da ilk kez enjeksiyon yapıldı. Yapılan tüm bu işlemler karşılığında kliniğe toplamda 7 bin 500 TL nakit ödeme gerçekleştiren Uzunoğlu, dolguların ısrarla tutmaması üzerine telafi vaadiyle 18 Kasım 2019 tarihinde dördüncü ve son kez koltuğa oturdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="A W740098 03" class="detail-photo img-fluid" height="667" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/07/a-w740098-03.jpg" width="500" /></p>

<p><strong>DUDAĞI BESLEYEN ANA DAMARIN TIKANMASIYLA BAŞLAYAN DEHŞET</strong></p>

<p>Son enjeksiyon işleminin tamamlanmasının hemen ardından dudak bölgesinde morarmalar, dayanılmaz ağrılar ve şişlikler baş gösterdi. Sağlık durumunun hızla kötüye gitmesi üzerine acil müdahaleye alınan Songül Uzunoğlu, dördüncü operasyon esnasında alt dudağını besleyen ana arter damarın tamamen tıkandığını ve bu beslenme bozukluğu nedeniyle dudak dokusunun canlılığını yitirerek çürüdüğü gerçeğiyle yüzleşti. Hayatını karartan bu hatayı düzeltmek adına yanak içlerinden alınan canlı et parçalarıyla kendisine yapay bir dudak formu oluşturulmaya çalışılan talihsiz aşçı, ağzının içinin hala dikişlerle dolu olduğunu ve normal bir insan gibi işlev göremediğini ifade etti.</p>

<p>Olayın adli mercilere intikal etmesiyle birlikte Antalya 24. Asliye Ceza Mahkemesi nezdinde ilgili doktorlar hakkında taksirle bir kişinin yaralanmasına sebebiyet verme suçlamasıyla kamu davası açıldı. Yargılama esnasında Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan bilirkişi raporlarında, klinikteki komplikasyon yönetiminin hatalı olduğu ve hiperbarik oksijen tedavisine çok geç kalındığı vurgulansa da, mahkeme şaşırtıcı bir karara imza attı. Zamanında müdahale edilse dahi bu nekroz tablosunun oluşabileceği yönündeki ihtimalleri göz önünde bulunduran ceza mahkemesi, sanıkların eylemleri ile oluşan hasar arasında kesin bir illiyet bağı kurulamadığı gerekçesiyle hekimlerin beraatine hükmetti.</p>

<p><strong>TÜKETİCİ MAHKEMESİNDEN GELEN TARİHİ TAZMİNAT KARARI</strong></p>

<p>Ceza davasındaki hayal kırıklığının ardından Antalya 1. Tüketici Mahkemesi'nde açılan tazminat davasında ise adalet ibresi tamamen yön değiştirdi. Dosyadaki tıbbi eksiklikleri ve hastane kayıtlarını inceleyen mahkeme heyeti, güzellik merkezinde gerçekleştirilen işlemlerin tıp biliminin evrensel ilkelerine ve genel kabul görmüş kurallarına tamamen aykırı olduğuna kanaat getirdi. Mahkeme, mağdur kadının tedavi süreçleri için harcadığı 8 bin 250 TL ile işten uzak kaldığı döneme ait 236 bin 81 TL tutarındaki iş gücü kaybını birleştirerek 244 bin 331 TL maddi tazminat ödenmesine karar verdi. Ayrıca yaşanan ağır yıkım nedeniyle 750 bin TL manevi tazminat da eklenerek, faiz giderleri hariç olmak üzere toplamda 994 bin 331 TL tazminat hükmü verildi.</p>

<p>Tüketici Mahkemesi'nin 21 Mart 2025 tarihinde verdiği bu karara karşı çıkan güzellik merkezi avukatları, dosyayı ivedilikle istinaf mahkemesine taşıdı. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi ise 18 Mart 2026 tarihinde dosyayı ele aldı ancak davanın esasına girmeden önce alt mahkemenin harç tahsilatlarında ve tebligat gönderimlerinde usul eksiklikleri yaptığını tespit etti. Evrakların tamamlanması amacıyla dosya yeniden ilk derece mahkemesine geri gönderildi. Bu hukuki dolambaçlar nedeniyle üst mahkemenin nihai kararı gecikirken, mağdur kadının adalete olan güveni ve sabrı tükenme noktasına geldi.</p>

<p><strong>HUKUK LABİRENTİNDE ADALET ARAYAN ACILI ANNENİN HAYKIRIŞI</strong></p>

<p>Takvimlerin 2026 yılının Temmuz ayını gösterdiği şu günlerde, yedi yıla yaklaşan davanın hala sonuçlanmamasına isyan eden Songül Uzunoğlu, karşı tarafın dosyayı bilinçli olarak uzatmaya çalıştığını savundu. Mahkeme koridorlarında ömrünün tükendiğini belirten Uzunoğlu, hatalı işlem yapanların hiçbir şekilde sorumluluk üstlenmediğini ve kendisini hem fiziken hem de ruhen yapayalnız bıraktıklarını iddia etti.</p>

<p>Eski sağlığına ve görünümüne kavuşabilmesi adına önünde çok ciddi cerrahi operasyonların ve altından kalkılması imkansız bütçelerin bulunduğunu dile getiren talihsiz kadın, en basit insani ihtiyaçlarını bile gideremediğini söyledi. Dudağının mevcut durumu nedeniyle artık toplum içine çıkmaktan çekindiğini, rahatça gülümseyemediğini ve aşçılık mesleğini yaparken yemek yemekte bile devasa güçlükler çektiğini aktaran Uzunoğlu, adalet mekanizmasının bir an evvel çalışmasını talep etti. Sırf bir kadının ve bir insanın hayatını bu derece hiçe sayan zihniyete karşı hakkını savunacak bir irade aradığını belirterek yetkililere seslendi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.konyayenigun.com/guzellik-ugruna-baslayan-kabus-yanlis-operasyon-iddiasiyla-hayati-karardi</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Jul 2026 15:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://konyayeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/konyayenigun-com/uploads/2026/07/a-w740098-02-1.jpg" type="image/jpeg" length="38170"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dermatologlardan yaz mevsimi için kritik uyarı!]]></title>
      <link>https://www.konyayenigun.com/dermatologlardan-yaz-mevsimi-icin-kritik-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.konyayenigun.com/dermatologlardan-yaz-mevsimi-icin-kritik-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sıcak yaz günlerinin vazgeçilmez parçası haline gelen güneş kremleri, tek başlarına cildi ultraviyole ışınlarının tüm zararlı etkilerinden korumak için yeterli olmayabilir. Tatil planları yapılırken ve dışarıda vakit geçirme süresi artarken, cilt sağlığını koruma konusunda toplum genelinde hala bazı önemli eksiklikler bulunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>BOSTANCI: "GÜNEŞ KORUYUCU ÜRÜNLER BİR MUCİZE DEĞİL!"</strong></p>

<p>Özellikle çocukluk ve ergenlik çağında yaşanan ağır güneş yanıklarının, ilerleyen yaşlarda deri kanseri gelişme riskini ciddi oranda artırdığı bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor. Medicana Bursa Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Ümit Bostancı, güneş koruyucu ürünlerin bir mucize olmadığını, esas korumanın ancak kapsamlı fiziksel önlemlerle birleştiğinde sağlanabileceğini vurguluyor. Son yüz yıllık süreçte modern dünyanın değişen güneşlenme alışkanlıkları, dünya çapında deri kanseri vakalarının ivme kazanmasına neden oldu. Ciltte oluşan erken yaşlanma belirtileri, istenmeyen lekelenmeler ve derin kırışıklıklar, güneşin yaydığı zararlı ışınların etkilerinin sadece küçük bir kısmını yansıtıyor. Her ne kadar güneşin zararları konusunda farkındalık düzeyi eskiye nazaran artış gösterse de, deri kanseri görülme sıklığındaki yükselişin devam etmesi, mevcut korunma stratejilerinin gözden geçirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="A W740075 01" class="detail-photo img-fluid" height="354" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/07/a-w740075-01.jpg" width="500" /></p>

<p><strong>DOĞRU ÜRÜN SEÇİMİ VE KULLANIM STRATEJİLERİ</strong></p>

<p>Güneşten Korunma Faktörü (SPF) ifadesi, aslında cildin güneş ışınlarına maruz kaldığında kızarmasını önlemek için ürünün sunduğu direnç seviyesini simgeliyor. Dr. Ümit Bostancı, tüketicilerin sadece market raflarında gördükleri herhangi bir ürünü alıp sürmelerinin yeterli olmadığını, cilt tipine göre analiz yapılarak tercihte bulunulması gerektiğini belirtiyor. Örneğin; cildi daha yağlı yapıya sahip bireylerin losyon formatındaki, kurumaya meyilli cilt tipine sahip kişilerin ise krem formülasyonlu ürünleri kullanması daha verimli sonuçlar veriyor. Ayrıca suya dayanıklılık iddiası bulunan ürünlerin bile, en az 40 dakikalık su teması sonrasında koruyucu etkisini yavaş yavaş yitirebileceği gerçeği göz ardı edilmemelidir.</p>

<p>Bazı vatandaşların güneş kremlerinin D vitamini sentezini engellediği veya içeriğindeki kimyasallar nedeniyle kansere yol açabileceği yönündeki kulaktan dolma bilgilerin hiçbir bilimsel dayanağı bulunmuyor. Bununla birlikte, hassas bünyeye sahip kişilerin krem seçerken içerik listesine göz atması ve alerjik reaksiyonlara neden olabilecek maddelerden uzak durması öneriliyor. Bilinçli bir kullanıcı, ürünün sadece etiketteki değerine değil, kendi cilt yapısına uygunluğuna da bakarak karar vermelidir.</p>

<p><strong>FİZİKSEL KORUMA YÖNTEMLERİ HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR</strong></p>

<p>Dr. Ümit Bostancı, hiçbir kremin cildi ultraviyole ışınlarına karşı tam kapasiteyle yüzde 100 korumasının mümkün olmadığının altını çiziyor. Güneş kremleri en iyi ihtimalle 3 ila 4 saat arasında bir koruma kalkanı sunabiliyor ve bu sürenin sonunda mutlaka yenilenmesi gerekiyor. Ancak gerçek koruma, kremi sadece bir destek unsuru olarak görüp üzerine fiziksel bariyerler eklemekle başlıyor. Özellikle güneşin dünyaya en dik açıyla ulaştığı, ışınların en yoğun ve yıkıcı olduğu öğle vakitlerinde, doğrudan güneşe maruz kalmamak en temel kural olarak kabul ediliyor.</p>

<p>Güneşin kavurucu etkisinden kaçınmak isteyenler için sadece krem sürmek yerine, pamuklu ve cildi kaplayan kıyafetler tercih etmek, geniş kenarlı şapkalarla yüz bölgesini koruma altına almak ve mümkünse gölge alanlarda vakit geçirmek büyük fark yaratıyor. Özellikle açık tenli ve sarışın bireyler gibi cilt yapısı güneşe karşı daha az direnç gösteren kişilerin, minimum SPF 50 faktörlü ürünleri aksatmadan kullanması ve bunu mutlaka koruyucu aksesuarlarla desteklemesi gerekiyor. Sağlıklı bir cilt yapısı için en güvenli yol; güneş kremi kullanımı ile gölgede kalma, şapka takma ve koruyucu giysiler giyme gibi fiziksel önlemleri bir birine entegre ederek uygulamaktır.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.konyayenigun.com/dermatologlardan-yaz-mevsimi-icin-kritik-uyari</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Jul 2026 14:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://konyayeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/konyayenigun-com/uploads/2026/07/manset-82.png" type="image/jpeg" length="81539"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Havuzda bekleyen gizli tehlike gözlerinizi tehdit ediyor!]]></title>
      <link>https://www.konyayenigun.com/havuzda-bekleyen-gizli-tehlike-gozlerinizi-tehdit-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.konyayenigun.com/havuzda-bekleyen-gizli-tehlike-gozlerinizi-tehdit-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göz Vakfı Bayrampaşa Göz Hastanesi bünyesinde çalışmalarını sürdüren Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Atilla Şahin, özellikle sıcak havalarda tırmanışa geçen oküler rahatsızlıkların temelinde hijyensiz su tüketimi ve yanlış havuz kullanım alışkanlıklarının yattığını ifade ediyor. Tatilcilerin tatlı bir serinlik ararken kalıcı sağlık sorunlarıyla yüzleşmemesi adına konunun hassasiyetle ele alınması gerektiğini belirten uzman isim, alınacak basit önlemlerin hayat kurtarıcı olduğunu dile getiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ŞEFFAF SU TEMİZ ANLAMINA GELMİYOR: GÖRÜNMEYEN RİSKLER</strong></p>

<p>Toplumda yer alan en büyük yanılgılardan biri, dışarıdan bakıldığında berrak ve şeffaf görünen suların tamamen steril ve güvenli kabul edilmesidir. Su kalitesinin sadece gözle yapılan bir incelemeyle anlaşılamayacağını belirten Op. Dr. Atilla Şahin, dezenfeksiyon süreçlerinin bilimsel standartlarda yürütülmesinin zorunlu olduğunu aktarıyor. Havuz suyunun dengeli bir şekilde arındırılmaması durumunda virüsler, bakteriler ve dirençli parazitler saniyeler içinde çoğalarak enfeksiyon zinciri oluşturabiliyor.</p>

<p>Risk tablosu sadece mikroplarla da sınırlı kalmıyor. Suyu temiz tutmak adına kontrolsüzce ve aşırı miktarda havuz suyuna karıştırılan klor bazlı bileşenler, gözün hassas koruyucu tabakasında doğrudan kimyasal aşınmalara sebebiyet veriyor. Dolayısıyla bir havuzun sadece görsel olarak temiz ve berrak durması, o suyun biyolojik ve kimyasal açıdan güvenli olduğunu kanıtlamaya yetmiyor.</p>

<p><img alt="Mailservice-7" class="detail-photo img-fluid" height="750" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/07/mailservice-7.jpeg" width="500" /></p>

<p><strong>YAZ KABUSU KONJONKTİVİT: GÖZ NEZLESİ TEHDİDİ KATLANIYOR</strong></p>

<p>Sıcak aylarda yüzme aktivitelerinden sonra en sık rapor edilen şikayetlerin merkezinde, tıp literatüründe konjonktivit olarak adlandırılan ve halk arasında göz nezlesi şeklinde bilinen rahatsızlık yer alıyor. Gözün beyaz kısmını ve kapakların iç yüzeyini kaplayan şeffaf zarın iltihaplanmasıyla karakterize olan bu durum, mikrobik ajanların yanı sıra sudaki kimyasalların yarattığı tahrişle de tetiklenebiliyor. Ortaklaşa kullanılan alanların bu tür bulaşıcı hastalıklar için adeta birer kuluçka merkezi olduğunu hatırlatan Op. Dr. Şahin, özellikle savunma mekanizması tam gelişmemiş çocukların ve bağışıklık sistemi zayıf düşmüş yetişkinlerin çok daha büyük bir tehdit altında olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Enfeksiyonun varlığına işaret eden birtakım belirgin semptomlar bulunuyor. Yüzme aktivitesinin ardından göz küresinde meydana gelen yoğun kanlanma ve kızarıklıklar, dinmek bilmeyen şiddetli kaşıntılar, gözün içinde yabancı bir cisim varmış hissi uyandıran batmalar ilk sinyaller arasında yer alıyor. Bunlara ek olarak aşırı sulanma, göz kapaklarının şişerek ödem toplaması ve parlak ışığa karşı hassasiyet gelişmesi gibi durumlarda hiç vakit kaybetmeden profesyonel bir göz hekimine müracaat edilmesi hayati önem taşıyor.</p>

<p><strong>KİMYASAL HASSASİYET VE KORNEA HASARI GERİ DÖNÜŞSÜZ OLABİLİR</strong></p>

<p>Havuz sularını mikroplardan arındırmak için başvurulan klor gazı ve türevleri, alerjik eğilimi yüksek olan bireylerde adeta bir tetikleyici vazifesi görüyor. Kimyasallarla temas eden hassas göz yüzeyindeki doğal gözyaşı tabakası parçalanıyor ve bu durum gözü dışarıdan gelecek her türlü zarara açık hale getiriyor. Op. Dr. Şahin, bu tip hassasiyetleri minimize etmenin en pratik yolunun yüzücü gözlüğü kullanmaktan geçtiğini belirtirken, su altı ekipmanlarının koruyucu kalkan rolü üstlendiğini ifade ediyor.</p>

<p>Tablonun en karanlık noktasını ise enfeksiyonun gözün ön merceği olan kornea tabakasına sıçraması oluşturuyor. Kornea iltihaplanmaları kendini dayanılmaz ağrılar, ani görme kayıpları ve kalıcı matlaşmalar ile belli ediyor. Tıbbi müdahalede geç kalınan vakalarda hasarın geri döndürülemez boyutlara ulaştığı ve kalıcı körlük riskinin doğduğu biliniyor. Bu aşamada özellikle kontakt lens kullanıcılarının çok daha büyük bir disiplin içinde hareket etmesi gerekiyor çünkü lens ile suyun teması, mikropların göze tutunmasını kolaylaştırarak felaketle sonuçlanabilecek süreçleri hızlandırıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>GÜVENLİ BİR YÜZME DENEYİMİ İÇİN UYULMASI GEREKEN TEMEL KAİDELER</strong></p>

<p>Göz sağlığını koruma altına alarak sorunsuz bir tatil geçirmek aslında zor disiplinler gerektirmiyor. Öncelikle girilecek havuzun resmi analiz raporlarının güncelliğinden ve hijyen kalitesinden kesin olarak emin olmak gerekiyor. İnsan sirkülasyonunun aşırı yoğun olduğu, bakım standartlarından şüphe duyulan sulardan tamamen uzak durulması ilk kuralı oluşturuyor. Yüzme esnasında suyla doğrudan teması kesen kaliteli deniz gözlüklerinin takılması, enfeksiyon ve kimyasal riskini büyük oranda bertaraf ediyor.</p>

<p>Gözünde kontakt lens takılı olan kişilerin suya bu şekilde girmesi kesinlikle yasaklanmalıdır. Yüzme eyleminin hem öncesinde hem de sonrasında vücudu ve göz çevresini temiz musluk suyuyla arındırmak, olası kimyasal kalıntıları uzaklaştırmak adına kritik bir diğer adımdır. Eğer havuzdan çıktıktan sonra gözlerde geçmeyen bir kızarıklık, yanma ya da batma hissi baş gösterirse yüzme faaliyetine derhal ara verilerek gözler korumaya alınmalıdır.</p>

<p>Op. Dr. Şahin, görme kalitesinin insanın yaşam standardını doğrudan belirleyen en temel unsurlardan biri olduğunu anımsatıyor. Özellikle yaz aylarında tırmanışa geçen bu risk faktörlerine karşı uyanık olmak, basit ama etkili tedbirleri hayatın merkezine koymak ve olası bir semptom durumunda hekim tedavisini geciktirmemek sağlıklı bir geleceğin anahtarını oluşturuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.konyayenigun.com/havuzda-bekleyen-gizli-tehlike-gozlerinizi-tehdit-ediyor</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Jul 2026 13:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://konyayeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/konyayenigun-com/uploads/2026/07/manset-79.png" type="image/jpeg" length="69763"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Anne adayları dikkat: Sıcak havalarda yapılan bu yanlışlar bebeğin sağlığını tehlikeye atıyor!]]></title>
      <link>https://www.konyayenigun.com/anne-adaylari-dikkat-sicak-havalarda-yapilan-bu-yanlislar-bebegin-sagligini-tehlikeye-atiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.konyayenigun.com/anne-adaylari-dikkat-sicak-havalarda-yapilan-bu-yanlislar-bebegin-sagligini-tehlikeye-atiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gebelikte yaz sıcaklarına bağlı olarak gelişebilecek riskleri önceden tahmin etmek ve vücudun verdiği sinyalleri doğru okumak hayati bir önem taşıyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Kadın Hekimi Doç. Dr. Aylin Önder Dirican, yaz aylarında sergilenen hatalı davranışların halsizlikten tansiyon dalgalanmalarına, erken doğum riskinden ciddi enfeksiyon tablolarına kadar geniş bir yelpazede sağlık sorunlarını tetikleyebileceğini belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ANNE ADAYLARI İÇİN GÜNLÜK HAYATI OLDUKÇA ZORLAŞTIRIYOR</strong></p>

<p>Yaz aylarının kavurucu sıcakları, gebelik sürecindeki hormonal ve fizyolojik değişimlerle birleştiğinde anne adayları için günlük hayatı oldukça zor bir hale getirebiliyor. Mevsim normallerinin üzerindeki sıcaklıklar karşısında farkında olmadan yapılan bazı hatalar, sadece anne adayının konforunu bozmakla kalmayıp anne karnındaki bebeğin gelişimini ve sağlığını da doğrudan olumsuz etkileyebiliyor. Uzmanlar, yüksek sıcaklıkların yaşandığı bu dönemlerde rutin alışkanlıkların mutlaka hava koşullarına göre yeniden düzenlenmesi gerektiğinin altını çiziyor. Özellikle uzun saatler boyunca güneş altında vakit geçirmek, yetersiz sıvı alımı ve besin hijyenine dikkat etmemek gibi yaygın görülen ihmaller, gebelikte geri dönülemez sağlık sorunlarına zemin hazırlayabiliyor. Vücut ısısının kontrolsüz şekilde artmasıyla ortaya çıkan baş dönmesi, mide bulantısı, ani kalp çarpıntıları ve baygınlık hissi gibi durumların sıcak çarpmasının habercisi olabileceğini ifade eden Doç. Dr. Aylin Önder Dirican, bu tarz semptomlar fark edildiğinde hemen serin bir alanda dinlenmeye geçilmesi ve su tüketilmesi gerektiğini vurguluyor. Uzman isim, şikayetlerin gerilemediği durumlarda ise vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmasının kritik olduğunu hatırlatarak, anne adaylarının uzak durması gereken temel hataları ve doğru uygulama yöntemlerini paylaşıyor.</p>

<p><img alt="1783058493 D O . D R. A Y L N N D E R D R C A N" class="detail-photo img-fluid" height="631" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/07/1783058493-d-o-d-r-a-y-l-n-n-d-e-r-d-r-c-a-n.jpg" width="500" /></p>

<p><strong>YETERSİZ SU TÜKETİMİ VE DOLAŞIM SİSTEMİNE ETKİLERİ</strong></p>

<p>Yüksek hava sıcaklıkları nedeniyle vücudun terleme yoluyla kaybettiği sıvı miktarı yaz aylarında maksimum seviyeye ulaşıyor. Gebelik döneminde ise sıvı ihtiyacı normal zamanlara göre çok daha belirgin bir hal alıyor. Gün içerisinde yeterli miktarda su içmemek; şiddetli baş ağrılarına, kronik halsizliğe, ani baş dönmelerine ve en önemlisi rahim kasılmalarının erken dönemde tetiklenmesine yol açabiliyor. Sıvı eksikliği aynı zamanda idrar yollarında durgunluğa neden olarak hamilelikte sıkça karşılaşılan idrar yolu enfeksiyonu riskini de belirgin ölçüde artırıyor. Bu risklerin önüne geçebilmek adına her gün 2-2,5 litre su tüketilmesi yaşamsal bir zorunluluk olarak görülüyor. Gün boyu susama hissinin oluşmasını beklemeden, düzenli aralıklarla su bardağını tazelemek ve özellikle dış mekanlarda geçirilen sürelerde sıvı takviyesini daha da artırmak gerekiyor.</p>

<p><strong>ÖĞLE SAATLERİNDE GÜNEŞE MARUZ KALMANIN DOĞURDUĞU RİSKLER</strong></p>

<p>Güneş ışınlarının yeryüzüne dik açılarla geldiği ve sıcaklığın zirve yaptığı zaman dilimlerinde dışarıda bulunmak, hamile kadınların vücut ısısının hızla yükselmesine sebebiyet veriyor. Gebelikle birlikte zaten normalden çok daha yoğun çalışan dolaşım sistemi, aşırı sıcak havayla karşılaştığında kalp üzerindeki yükü artırıyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Aylin Önder Dirican, bu durumun anne adaylarının enerjisini hızla tükettiğini, sıcak çarpması, ani tansiyon düşüşleri ve buna bağlı bayılma risklerini maksimuma çıkardığını aktarıyor. Bu tehlikelerden korunmak adına özellikle 11.00–16.00 saatleri arasında zorunlu olmadıkça dışarıya çıkılmaması öneriliyor. Dışarı çıkılmasının mecburi olduğu durumlarda ise mutlaka gölge alanların tercih edilmesi, başı koruyacak şapkaların kullanılması ve sıvı desteğinin ihmal edilmemesi gerekiyor.</p>

<p><strong>KIYAFET SEÇİMİ VE CİLT SAĞLIĞINDA GÜNEŞ KORUYUCULARIN ROLÜ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaz mevsiminde vücudu sıkan, sentetik içerikli ve cildin hava almasını engelleyen kıyafetlerin tercih edilmesi vücut ısısını hapsederek aşırı terlemeye zemin hazırlıyor. Gebelik döneminde hormonal etkilerle hassaslaşan cilt yapısı, bu nemli ve sıcak ortamdan olumsuz etkilenerek mantar enfeksiyonlarına, pişiklere ve şiddetli cilt tahrişlerine açık hale geliyor. Bu sebeple açık renk tonlarında, vücudu sıkmayan bol kesimli ve pamuklu kumaşlardan üretilen giysilerin seçilmesi büyük bir rahatlık sağlıyor. Bunun yanı sıra hamilelik hormonları cildin lekelenme eğilimini de artırıyor. Güneş koruyucu krem kullanmadan güneşe çıkmak, yüzde ve vücutta kalıcı koyu lekelerin oluşmasına ya da mevcut lekelerin daha da belirginleşmesine neden oluyor. Lekelenmelerin ve ultraviyole ışınlarının yarattığı cilt hasarlarının önüne geçmek adına dış mekana çıkmadan önce mutlaka en az 30 SPF koruma faktörlü güneş kremlerinin sürülmesi, şapka kullanımı ve gölgede kalma kuralı büyük önem taşıyor.</p>

<p><strong>YANLIŞ ZAMANDA YAPILAN EGZERSİZLER VE SEYAHAT HATALARI</strong></p>

<p>Gebelikte vücudun harcadığı enerji miktarı yükseldiği için sıcak havalarda ağır fiziksel aktiviteler yapmak vücudu ciddi anlamda zorluyor. Aşırı sıcakta yapılan egzersizlerin vücut sıcaklığını tehlikeli seviyelere ulaştırabileceğini ve dehidrasyonu hızlandıracağını söyleyen Doç. Dr. Aylin Önder Dirican, bu durumun solunum güçlüğü, baş dönmesi ve aşırı bitkinlik gibi tablolara yol açabileceğini belirtiyor. Yaz döneminde hamileler için en ideal aktiviteler olarak yürüyüş ve yüzme öne çıkarken, bu sporların sadece sabahın erken saatlerinde veya akşamın serinliğinde yapılması gerekiyor. Egzersiz esnasında tempo düşük tutulmalı, öncesinde ve sonrasında bol sıvı alınmalıdır. Diğer taraftan yaz tatili seyahatlerinde uzun süre hareketsiz oturmak da büyük bir risk barındırıyor. Hamilelikte kanın pıhtılaşma eğiliminin artması nedeniyle araba veya uçak yolculuklarında sabit kalmak bacaklarda ödem, şişlik ve damar tıkanıklığı riskini doğuruyor. Yolculuk esnasında her 1-2 saatte bir mola verilmesi, kısa yürüyüşlerle kan dolaşımının canlandırılması hayati önem taşıyor.</p>

<p><strong>GIDA GÜVENLİĞİ İHMALİ VE KONTROLSÜZ KLİMA KULLANIMI</strong></p>

<p>Hamilelik süreci, hücresel bağışıklık sisteminde yaşanan doğal değişimler sebebiyle besin yoluyla bulaşan enfeksiyonlara karşı vücudu daha savunmasız hale getiriyor. Yaz sıcaklarında yiyeceklerin çok daha hızlı bozulması ve bakterilerin üremesi, gıda kaynaklı enfeksiyon riskini katlıyor. Bu enfeksiyonlar anne adayında ağır seyredebildiği gibi düşük yapma, erken doğum veya yenidoğan bebekte ciddi enfeksiyon hastalıklarına yol açabilmektedir. Şarküteri ürünleri, yumuşak yapılı peynirler, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve soğuk tütsülenmiş deniz mahsulleri en yüksek risk grubunu oluşturuyor. Bu süreçte açıkta satılan gıdalardan tamamen uzak durulması, meyve ve sebzelerin çok iyi yıkanması ve tüketilen ürünlerin tazeliğinden emin olunması gerekiyor. Benzer şekilde sıcaktan korunmak amacıyla yaşam alanlarındaki klimaların derecesini aşırı düşürmek, ani sıcaklık değişimlerine bağlı olarak üst solunum yolu enfeksiyonlarını tetikleyebiliyor. Ortam sıcaklığının makul düzeyde tutulması ve yaşanılan odaların günde en az 3 defa 10'ar dakika boyunca doğal yollarla havalandırılması sağlık dengesinin korunmasına yardımcı oluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.konyayenigun.com/anne-adaylari-dikkat-sicak-havalarda-yapilan-bu-yanlislar-bebegin-sagligini-tehlikeye-atiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 10:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://konyayeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/konyayenigun-com/uploads/2026/07/650x344-anne-adaylari-hangi-testleri-ihmal-etmemeli-1602676019601.webp" type="image/jpeg" length="66869"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Olası Marmara depremi için tarihi adım!]]></title>
      <link>https://www.konyayenigun.com/olasi-marmara-depremi-icin-tarihi-adim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.konyayenigun.com/olasi-marmara-depremi-icin-tarihi-adim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, başta olası Marmara depremi olmak üzere tüm riskli bölgeler için küresel ölçekte bir ilk olan "Depremde Halk Sağlığı Hizmetleri Rehberi"nin hazırlandığını açıkladı. İstanbul’u 10 ayrı sağlık bölgesine ayıran yeni modele göre, afet anında hangi ilin, hangi personelin ve malzemenin saniye saniye nereye ulaşacağı şimdiden planlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, afet yönetimi ve sağlık güvenliği alanında tüm dünyaya örnek olacak devrim niteliğinde bir modeli hayata geçiriyor. Sağlık Bakanlığının ev sahipliğinde ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) iş birliğiyle İstanbul'da düzenlenen "Depremlerde Sağlığın Korunması" konulu bakanlar konferansı, küresel ölçekte tarihi bir dönüm noktasına sahne oldu. Yaklaşık 40 ülkeden temsilcilerin ve çok sayıda bakanın katıldığı bu uluslararası zirvede konuşan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye'nin deprem riskine karşı geliştirdiği yeni nesil sağlık stratejisini ilk kez kamuoyuyla paylaştı.</p>

<p><strong>İSTANBUL İÇİN SANİYE SANİYE AFET PLANI</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Olası büyük Marmara depremine karşı en üst düzey hazırlık evresine geçtiklerini belirten Bakan Memişoğlu, İstanbul merkezli yeni lojistik ve operasyonel modeli duyurdu. Dünyada ilk kez hazırlanan "Depremde Halk Sağlığı Hizmetleri Rehberi" ile mega kent İstanbul kendi içinde 10 stratejik sağlık bölgesine ayrıldı. Olası bir afet anında İstanbul'un dışarıdan kesintisiz destek alabilmesi amacıyla, Anadolu'daki iller bu 10 bölgeyle tek tek eşleştirildi. Yeni plana göre, afet anında destek sağlayacak şehirlerin, personellerin ve tıbbi malzemelerin karadan, havadan veya denizden saat kaçta, hangi koordinata ulaşacağı saniye saniye kayıt altına alındı.</p>

<p><strong>YERLİ TEKNOLOJİLERLE KESİNTİSİZ MÜDAHALE DÖNEMİ</strong></p>

<p>Sağlık sisteminin dayanıklılığını şehir hastaneleri, dijital altyapı ve yaygın acil servis ağlarıyla her geçen gün pekiştirdiklerini ifade eden Bakan Memişoğlu, müdahale kapasitesini yerli ve milli teknolojilerle taçlandırdıklarını vurguladı. Türkiye Yüzyılı vizyonunun en önemli meyvelerinden biri olan tamamen öz kaynaklarla geliştirilmiş GÖKBEY ambulans helikopteri bu süreçte hayati bir rol üstlenecek. En zorlu coğrafi ve iklim şartlarında bile görev yapabilen GÖKBEY, aynı anda iki hastaya yoğun bakım şartlarında müdahale edebilen adeta uçan bir acil servis olarak afet bölgelerinde kesintisiz hizmet sunacak.</p>

<p><strong>ASRIN FELAKETİNDEN ÇIKARILAN BÜYÜK DERSLER</strong></p>

<p>Türkiye'nin afet hafızasında derin izler bırakan Kahramanmaraş merkezli depremlerde yürütülen devasa sağlık operasyonu, yeni modelin de temel dayanağını oluşturdu. O dönemde bölgede 138 bini aşkın dev bir sağlık ve destek ordusunun görev yaptığını hatırlatan Bakan Memişoğlu, tarihin en büyük hasta nakil operasyonlarından birine imza atıldığını belirtti. Kara, hava ve deniz yolları eş zamanlı kullanılarak 51 binden fazla yaralının çevre illere güvenle nakledilmesi, kurulan sahra hastaneleri ve yüzer hastaneye dönüştürülen askeri gemiler, Türkiye'nin afet yönetimindeki koordinasyon gücünü dünyaya kanıtlayan en büyük tecrübeler olarak yeni rehbere rehberlik etti.</p>

<p><strong>SAĞLIKTA KÜRESEL DAYANIŞMA VE İNSANİ SORUMLULUK</strong></p>

<p>Deprem gerçeğinin tüm insanlığın ortak meselesi olduğunu ve bu küresel tehdide ancak bilimsel iş birliğiyle yanıt verilebileceğini ifade eden Bakan Memişoğlu, Türkiye'nin bu paha biçilemez tecrübesini ihtiyacı olan tüm ülkelerle paylaşmaya hazır olduğunu söyledi. Geçmişte zor günlerde Türkiye'ye ilk yardım elini uzatan dost ülke Azerbaycan başta olmak üzere tüm uluslararası topluma teşekkür eden Bakan, yakın dönemde Venezuela'da yaşanan deprem sonrasında da UMKE ekipleri ve acil müdahale üniteleriyle verdikleri desteği hatırlatarak, sağlığın sınırları aşan evrensel bir değer olduğunu ve küresel iş birliklerinin güçlenerek devam edeceğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.konyayenigun.com/olasi-marmara-depremi-icin-tarihi-adim</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 14:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://konyayeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/konyayenigun-com/uploads/2026/07/aa-picture-20260702-41851096.jpg" type="image/jpeg" length="85845"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nefes almak isterken sağlığınızdan olmayın: Masum görünen o ilaç kalıcı hasara yol açabiliyor!]]></title>
      <link>https://www.konyayenigun.com/nefes-almak-isterken-sagliginizdan-olmayin-masum-gorunen-o-ilac-kalici-hasara-yol-acabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.konyayenigun.com/nefes-almak-isterken-sagliginizdan-olmayin-masum-gorunen-o-ilac-kalici-hasara-yol-acabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mevsim geçişleri, soğuk algınlığı veya alerjik reaksiyonlar sebebiyle yaşanan burun tıkanıklıkları, günlük yaşam konforunu en çok düşüren rahatsızlıkların başında geliyor. Pek çok kişi, bu rahatsız edici durumdan bir an önce kurtulmak adına eczanelerde kolayca bulunabilen tıbbi ürünlere yöneliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ECZANEDEN ALINAN O SPREYLER NEDEN BAĞIMLILIK YAPIYOR?</strong></p>

<p>Solunum yollarını hızla açarak nefes almayı kolaylaştıran spreyler, içerdikleri etken maddeler dolayısıyla damarları hızla büzerek burun etlerinin küçülmesini sağlıyor. Kısa süreli rahatlama sağlayan bu mekanizma, kontrolsüz şekilde uzatıldığında tam tersi bir etki yaratmaya başlıyor. Tıp literatüründe ilaç kullanımına bağlı burun tıkanıklığı olarak adlandırılan bu durum, spreyin etkisi geçtiğinde burun etlerinin eskisinden daha fazla şişmesine sebebiyet veriyor. Hasta, tıkanıklığı açmak için tekrar ilaca sarılıyor ve böylece kısır bir döngünün içine girerek psikolojik ve fiziksel bir bağımlılık geliştiriyor.</p>

<p><img alt="A W737571 02" class="detail-photo img-fluid" height="281" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/07/a-w737571-02.jpg" width="500" /></p>

<p>Konunun ciddiyetine dair çok kritik paylaşımlarda bulunan Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıklarından Prof. Dr. Hamdi Arbağ, piyasadaki ürünlerin iki ana kategoriye ayrıldığını belirtiyor. İlkinin, akut dönemlerde hastanın semptomlarını hafifletmek ve burnu acilen açmak amacıyla kullanılan formüller olduğunu aktaran Arbağ, bu ilaçların kesinlikle hekim kontrolünde kullanılması gerektiğini vurguluyor. Bu tür burun açıcıların en fazla 5 ila 7 gün arasında sınırlandırılması gerektiğinin altını çizen deneyimli profesör, bir haftalık sürenin aşılması durumunda ilacın faydadan çok zarar getirdiğini ve burun mukozasında hücresel düzeyde bozulmalar başlattığını ifade ediyor.</p>

<p><strong>ASLINDA BİRÇOK HASTADA YAPISAL BİR HASTALIK BULUNMUYOR</strong></p>

<p>Klinik ortamlarda yapılan muayenelerde hayli şaşırtıcı sonuçlarla karşılaştıklarını dile getiren Prof. Dr. Hamdi Arbağ, burun tıkanıklığı şikayetiyle kendilerine müracaat eden kişilerin önemli bir kısmında kemik eğriliği, polip ya da kronik bir enfeksiyon saptanmadığını aktarıyor. Hastaların pek çoğunun, geçmişte yaşadıkları basit bir tıkanıklık sonrasında kulaktan dolma tavsiyelerle bu spreylere başladığını ve zamanla "bu sprey olmadan yaşayamıyorum" noktasına geldiğini gözlemlediklerini ifade ediyor.</p>

<p>Zaman içerisinde burun içi dokuların doğal işlevini kaybetmesi nedeniyle hastalarda sürekli bir kuruluk ve tıkanıklık hissi baş gösteriyor. Uzmanlar, bu durumdaki kişilerin kronik bir rahatsızlığa sahip olmadıklarını, asıl sorunun doğrudan doğruya tedavi amaçlı kullanılan kimyasal maddelerin kendisi olduğunu vurguluyor. Bağımlılık aşamasına gelen vakalarda, hastanın iradeli bir şekilde söz konusu ilacı tamamen hayatından çıkarması, bir süre sonra burun kanallarının kendi kendine normale dönmesini ve tıkanıklığın doğal yollarla ortadan kalkmasını sağlayabiliyor.</p>

<p><strong>İŞLEVSİZ HALE GELEN BURUN ETLERİ İÇİN CERRAHİ MÜDAHALE ŞART OLUYOR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilinçsiz ilaç tüketiminin yol açtığı tahribat, her hastada sadece ilacı bırakarak düzelecek kadar hafif seyretmeyebiliyor. İlaç bağımlılığından kurtulmanın ilk adımının sprey kullanımını tamamen kesmek olduğunu hatırlatan uzmanlar, ikinci aşamada hasar gören dokuların onarılması için hekim gözetiminde alternatif nemlendirici tedavilere ve farklı sınıftaki sprey gruplarına geçiş yapılabileceğini belirtiyor. Ancak çok uzun süreli kullanımlarda, burun içindeki etlerin yani konkaların yapısı geri dönüşü olmayacak şekilde dejenere olarak tamamen fonksiyon dışı kalabiliyor.</p>

<p>Burnun hava temizleme ve nemlendirme görevini yapamaz hale gelmesi, hastaların yaşam kalitesini düşürmekle kalmayıp uyku apnesi gibi ciddi sistemik rahatsızlıklara da zemin hazırlıyor. Prof. Dr. Hamdi Arbağ, burun etlerinin tamamen bozulduğu ve fonksiyonunu yitirdiği ileri seviye vakalarda cerrahi yönteme başvurmak zorunda kaldıklarını ifade ediyor. Ameliyat seçeneğinin her zaman mutlak ve kusursuz bir çözüm sunmadığına dikkat çeken Arbağ, en doğru yaklaşımın bu tür güçlü ilaçlara hiç bulaşmamak veya yalnızca tıp uzmanlarının reçete ettiği dozlarda, belirtilen sürelere sadık kalarak kullanmak olduğunu önemle hatırlatıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.konyayenigun.com/nefes-almak-isterken-sagliginizdan-olmayin-masum-gorunen-o-ilac-kalici-hasara-yol-acabiliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 12:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://konyayeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/konyayenigun-com/uploads/2026/07/a-w737571-04.jpg" type="image/jpeg" length="90904"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yazın en büyük tehlikesi bardaktaki buz olabilir]]></title>
      <link>https://www.konyayenigun.com/yazin-en-buyuk-tehlikesi-bardaktaki-buz-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.konyayenigun.com/yazin-en-buyuk-tehlikesi-bardaktaki-buz-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarının kavurucu sıcaklarında serinlemek için sığındığımız kafeler ve restoranlar, farkında olmadan sağlığımızı ciddi şekilde tehdit eden birer enfeksiyon odağına dönüşebilir. Sıcak havalarda soğuk içeceklere olan talebin patlaması, buz üretiminde ve kullanımında hijyen zafiyetlerini de beraberinde getiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Görünüşte berrak ve masum duran o buz küplerinin, aslında milyonlarca zararlı mikroorganizmayı barındırabileceğine dikkat çeken uzmanlar, özellikle mide ve bağırsak sistemini hedef alan salgınlara karşı çok ciddi uyarılarda bulunuyor. Birçok insanın "nasılsa donmuş" diyerek güvenli kabul ettiği buzlar, uygun şartlarda yönetilmediğinde hastane odalarında son bulan ağır sağlık krizlerini tetikleyebiliyor.</p>

<p><img alt="A W736849 03" class="detail-photo img-fluid" height="405" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/06/a-w736849-03.jpg" width="718" /></p>

<p>Toplumda yerleşik olan en büyük yanılgılardan biri, suyun donma noktasına ulaştığında içindeki tüm mikropların öldüğü düşüncesidir. Oysa dondurma işlemi biyolojik bir temizleyici değil, sadece bakterilerin üremesini yavaşlatan geçici bir duraklatma evresidir. Bu kuralın hayati önemine değinen Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalından Dr. Öğretim Üyesi Mehtap Yücel, buzun doğrudan tüketilen bir gıda maddesi olarak kabul edilmesi gerektiğinin altını çiziyor.</p>

<p><strong>DONDURMA İŞLEMİ MİKROPLARI ÖLDÜRMÜYOR SADECE UYUTUYOR</strong></p>

<p>Halk sağlığını tehdit eden mikrobiyolojik risklerin buz eridiği andan itibaren yeniden aktif hale geldiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Mehtap Yücel, soğuk zincirin ve üretim kalitesinin gıda güvenliği standartlarında olması gerektiğini savunuyor. Sanılanın aksine, buzun şeffaf, parlak ya da temiz görünmesi onun mikrobiyolojik olarak sağlıklı olduğunu kanıtlamaya yetmiyor. Gözle görülmeyen virüs ve bakteriler, berrak su moleküllerinin arasında varlığını aynen koruyabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hazır ya da işletme bünyesinde üretilen buzların güvenliği, sadece üretimde kullanılan suyun kalitesine bağlı kalmıyor; üretim sonrası lojistik, depolama ve servis aşamalarındaki zincirleme hatalar da büyük risk doğuruyor. Güvenilir firmalar tarafından içme suyu kalitesinde üretilen paketli buzlar genel olarak korunaklı kabul edilse de kafelerdeki çapraz bulaşma riskleri tüm güvenliği ortadan kaldırabiliyor. Buz makinelerinin periyodik bakımlarının aksatılması, buz muhafaza kovalarının ve servis küreklerinin yeterince dezenfekte edilmemesi veya en önemlisi personelin buza çıplak elle temas etmesi, temiz bir buzu saniyeler içinde birer bakteri bombasına dönüştürebiliyor.</p>

<p><img alt="A W736849 02" class="detail-photo img-fluid" height="473" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/06/a-w736849-02.jpg" width="840" /></p>

<p><strong>GÖRÜNMEZ TEHLİKELER: NOROVİRÜS, SALMONELLA VE E.COLİ KAPIDA</strong></p>

<p>Hijyen standartlarından uzak ortamlarda üretilen ya da saklanan buzların tüketilmesi, başta akut mide-bağırsak enfeksiyonları olmak üzere çok sayıda gıda kaynaklı hastalığa davetiye çıkarıyor. Kirli su veya kontamine ekipmanlardan buza geçen patojenler arasında norovirüs, salmonella, shigella ve E.coli gibi tıp dünyasının yakından tanıdığı tehlikeli mikroorganizmalar yer alıyor. Yaz aylarında sıcaklığın etkisiyle besinlerin bozulma hızının artması ve dışarıda yeme-içme alışkanlıklarının zirve yapması, bu mikropların vücuda girişini ve yayılımını ciddi oranda kolaylaştırıyor.</p>

<p>Bu tür kalitesiz ve mikroplu buzların yol açtığı klinik tablolarda en sık karşılaşılan şikayetler arasında şiddetli ishal, durdurulamayan bulantı ve kusma, kıvrandıran karın ağrıları, ani ateş yükselmesi ve aşırı halsizlik başı çekiyor. Vücudun sindirim sistemini felç eden bu semptomlar, sağlıklı bir yetişkinde birkaç gün içinde atlatılabilirken, bağışıklık direnci zayıf olan belirli risk gruplarında ise hayati tehlike yaratacak boyutlara ulaşabiliyor.</p>

<p><img alt="A W736849 01" class="detail-photo img-fluid" height="574" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/06/a-w736849-01.jpg" width="871" /></p>

<p><strong>BEŞ RİSK GRUBU İÇİN SIVI KAYBI ÖLÜMCÜL SONUÇLAR DOĞURABİLİR</strong></p>

<p>Buz kaynaklı enfeksiyonların seyrinde, bireylerin bağışıklık durumları hastalığın ciddiyetini doğrudan belirliyor. Dr. Öğretim Üyesi Mehtap Yücel, özellikle çocuklar, yaşlılar, hamileler, kronik hastalıklarla mücadele edenler ve bağışıklık sistemi baskılanmış hastaların bu konuda kat kat daha fazla dikkatli olması gerektiğini önemle vurguluyor. Bahsi geçen bu hassas gruplarda, enfeksiyonun tetiklediği ishal ve kusma reaksiyonları, vücuttaki hayati sıvı ve elektrolit rezervlerinin çok süratli bir şekilde tükenmesine neden oluyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.konyayenigun.com/yazin-en-buyuk-tehlikesi-bardaktaki-buz-olabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 12:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://konyayeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/konyayenigun-com/uploads/2026/06/manset-157.png" type="image/jpeg" length="56969"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Konyalılar dikkat! Sıcaklarda serinleyeyim derken sağlığınızdan olmayın]]></title>
      <link>https://www.konyayenigun.com/konyalilar-dikkat-sicaklarda-serinleyeyim-derken-sagliginizdan-olmayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.konyayenigun.com/konyalilar-dikkat-sicaklarda-serinleyeyim-derken-sagliginizdan-olmayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz sıcaklarının kendini iyice hissettirdiği bugünlerde artan sıvı kaybı hayati organları tehdit ediyor. Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil Zeki Tonbul, aşırı sıcaklarda su yerine asitli içecek tüketilmesinin büyük riskler barındırdığını belirterek, hayati organların zarar görmemesi için doğru sıvı tüketiminin kurallarını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>SICAK HAVALARDA SIVI KAYBI HAYATİ ORGANLARI VURUYOR</strong></p>

<p>Yaz aylarında aşırı terlemeyle birlikte vücuttan ciddi miktarda sıvı kaybedildiğini ifade eden Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil Zeki Tonbul, terlemenin aslında vücudun soğuma mekanizması olduğunu vurguladı. Normal zamanlarda günde yarım litre kadar olan terlemenin aşırı sıcaklarda 2-3 litreye kadar çıkabildiğini belirten Prof. Dr. Tonbul, sıvı kaybının vücuttaki etkilerini şu sözlerle aktardı:</p>

<p>"Sıvı kaybının miktarı belirtileri belirleyen ana etken ne kadar fazla sıvı kaybedilmiş ise belirtiler de o kadar fazla, ağır olmaktadır. Aşırı sıvı kayıplarında böbrek, kalp, beyin gibi hayati organlarda fonksiyonlar olumsuz etkilenir. Sindirim, dolaşım, metabolizma yavaşlar. Özellikle hafif sıvı kayıplarında sadece ağız kuruluğu ve susama hissi olurken orta derecedeki sıvı kayıplarında ise halsizlik, ayağa kalktığı zaman baş dönmesi, konsantrasyon bozukluğu, dikkatte azalma, sersemlik, idrarın azalması ve idrarın renginin koyulaşması gibi belirtiler ortaya çıkar."</p>

<p><strong>ASİTLİ İÇECEKLER MİDEYİ VE KEMİKLERİ TEHDİT EDİYOR</strong></p>

<p>Sıcak havalarda serinlemek amacıyla sıklıkla tercih edilen kola ve gazoz gibi içeceklerin suyun yerini dolduramayacağını ifade eden Prof. Dr. Halil Zeki Tonbul, bu tür ürünlerin içerdiği katkı maddelerine dikkat çekti. Asitli içecekleri, "içerisinde erimiş karbondioksit, çözülmüş karbondioksit gazı bulunan çoğu zaman da şeker ve katkı maddeleri içeren kola, gazoz gibi içecekler" olarak tanımlayan Tonbul, tehlikenin boyutunu şu ifadelerle dile getirdi:</p>

<p>"Bunlar su yerine asla geçmezler, fazla miktarda sık tüketilmesi asit özelliğinden dolayı diş minesinde tahribata ve ağız diş çürümelerine neden olabilir. Mide asiditesini arttırır. Mide şikayetlerine ve reflüye neden olabilir. Kemik problemlerine neden olabilir. Ayrıca enerji içecekleri ve kolada bulunan aşırı miktardaki kafein, idrar miktarını artırıcı etkiye sahiptir. Yeterince su açığını yerine koymaz. Çarpıntı yapabilir, alışkanlık yapabilir."</p>

<p><strong>SADECE SU DEĞİL MADEN SUYU VE AYRAN DA TÜKETİLMELİ</strong></p>

<p>Evde yapılan soğuk çayların kafein miktarının daha az olması sebebiyle tercih edilebileceğini söyleyen Prof. Dr. Tonbul, çok yoğun sıvı kayıplarında sadece suyun da tek başına yeterli olmayabileceğini belirtti. Vücudun kaybettiği mineralleri geri kazanması gerektiğine işaret eden Tonbul, "sıvı kaybı çok fazlaysa o zaman sadece suyun yanında mineral içeren maden suları, ayran gibi içeceklerle de takviye edilmesi gerekir" şeklinde konuşarak vatandaşları uyardı.</p>

<p><strong>AĞIR İŞLERDE ÇALIŞANLAR İÇİN GÜNDE 5 LİTRE SU ŞART</strong></p>

<p>Yaz döneminde düzenli sıvı tüketim alışkanlığı kazanılmasının hayati önem taşıdığını ifade eden Prof. Dr. Halil Zeki Tonbul, günlük su tüketiminin kişilerin yaşam alanlarına ve iş kollarına göre değişmesi gerektiğini belirtti. Normal şartlarda günde 2-3 litre su tüketildiğini ancak aşırı sıcaklarda bu ihtiyacın 4-5 litreye kadar çıkabileceğini söyleyen Tonbul, doğru su tüketim formülünü ve alternatif sıvı kaynaklarını şu cümlelerle özetledi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Mesela tarlada çalışan, fırında çalışan bir insan günde 5 litreye kadar su içmesi gerekir. Güneş altında uzun süre kalmamalıyız. Klimalı odalarda, gölgede mümkünse durmalıyız. Hamile ve emziren annelerin daha fazla suya ihtiyaçları vardır. Suyu bir anda değil, günün içinde bölerek değişik farklı zamanlarda sabah iki bardak, kuşluk vakti iki bardak, öğle iki bardak, günde 8-10 bardak bu şekilde su tüketmemiz öneriliyor. Yine sadece suyuyla değil ihtiyaç kavun, salatalık portakal gibi yüzde 90'dan fazla su içeriyor bu sebze ve meyvelerin. Bir kısmını hem de enerji sağlaması açısından su ihtiyacının bir kısmını da bunlarla karşılamakta fayda vardır."</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, KONYA HABER</category>
      <guid>https://www.konyayenigun.com/konyalilar-dikkat-sicaklarda-serinleyeyim-derken-sagliginizdan-olmayin</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 11:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://konyayeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/konyayenigun-com/uploads/2026/06/manset-2026-06-29t115440660.jpg" type="image/jpeg" length="77563"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Konya'da sağlık çalışanının paylaşımına jet gibi soruşturma!]]></title>
      <link>https://www.konyayenigun.com/konyada-saglik-calisaninin-paylasimina-jet-gibi-sorusturma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.konyayenigun.com/konyada-saglik-calisaninin-paylasimina-jet-gibi-sorusturma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Konya’da sağlık çalışanının paylaşımına hemen soruşturma başlatıldı!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cihanbeyli Devlet Hastanesi'nde görev yapan tıbbi sekreterin sanal medya hesabından yaptığı paylaşım kamuoyunda tepki topladı. Paylaşımla ilgili Konya İl Sağlık Müdürlüğü idari inceleme ve soruşturma başlatıldığını açıkladı.</p>

<p><strong>İŞTE O PAYLAŞIM:</strong></p>

<p>Sabah işe gelirken bazen bir istek geliyor, güzel giyinip topuklu ayakkabılarımı giyip hastane koridorlarında tak tak topuk sesim duyuluyor. Bize muayene olmaya gelen hastaların kombinleri ile yıkıyorum. Tüm hevesim kırılıyor. Ahırdan çıkıp ayağında bir karış b*kla geleni gördüm ama tuvalet terliği ile gelen de ne bileyim.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="732036154 1057331113606833 3710339969538966690 N" class="detail-photo img-fluid" height="897" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/06/732036154-1057331113606833-3710339969538966690-n.jpg" width="737" /></p>

<p>Konya İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>"Hastanemizde çalışan bir personelin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla ilgili gerekli inceleme ve soruşturma başlatılmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."</p>

<p><img alt="" height="208" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/06/730413739-1684349262614469-2555925908293745581-n.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="493" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>SERHAT YALDIZ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.konyayenigun.com/konyada-saglik-calisaninin-paylasimina-jet-gibi-sorusturma</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 10:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://konyayeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/konyayenigun-com/uploads/2026/06/manset-1-30.png" type="image/jpeg" length="77497"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye’nin sağlık haritası netleşti: Hangi şehirlerde ölüm oranları yükseldi, en büyük tehdit hangisi?]]></title>
      <link>https://www.konyayenigun.com/turkiyenin-saglik-haritasi-netlesti-hangi-sehirlerde-olum-oranlari-yukseldi-en-buyuk-tehdit-hangisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.konyayenigun.com/turkiyenin-saglik-haritasi-netlesti-hangi-sehirlerde-olum-oranlari-yukseldi-en-buyuk-tehdit-hangisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye genelinde geçtiğimiz yıl meydana gelen vefat olaylarına dair kapsamlı veriler, ülkenin sağlık trendleri ve nüfus hareketleri açısından çarpıcı bir tabloyu ortaya koydu. Dönemsel olarak yenilenen resmi kayıtlar, bireylerin hayatını kaybetmesine yol açan temel faktörlerden bölgesel risk farklılıklarına kadar pek çok detayı barındırıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>TÜRKİYE GENELİNDE HAYATINI KAYBEDENLERİN SAYISI BELLİ OLDU</strong></p>

<p>Ülke genelinde bir önceki yılla kıyaslandığında vefat sayılarında hafif bir artış eğilimi gözleniyor. Paylaşılan güncel kayıtlara göre, 2024 senesinde 489 bin 734 olarak kayıtlara geçen toplam vefat sayısı, 2025 yılına gelindiğinde 491 bin 684 seviyesine ulaştı. Toplumsal cinsiyet dağılımı açısından incelendiğinde ise dengenin erkek nüfusu yönünde ağırlık kazandığı görülüyor. Geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden vatandaşların yüzde 55,1'lik kısmını erkekler oluştururken, kadınların oranı ise yüzde 44,9 olarak istatistiklerde yer buldu. Bu durum, cinsiyete bağlı yaşam süresi ve sağlık riskleri konusundaki farklılıkları yeniden gündeme taşıdı.</p>

<p><img alt="Indir (43)-1" class="detail-photo img-fluid" height="310" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/06/indir-43-1.png" width="854" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>KABA ÖLÜM HIZI DENGEDE KALIRKEN SİNOP VE ŞIRNAK ARASINDAKİ UÇURUM DİKKAT ÇEKTİ</strong></p>

<p>Nüfus üzerindeki vefat yoğunluğunu ölçmek için kullanılan ve her bin kişi başına düşen kayıp miktarını temsil eden kaba ölüm hızı, ülke genelinde istikrarlı bir seyir izledi. Bu oran, 2025 yılında geçmiş döneme ait verileri koruyarak binde 5,7 seviyesinde sabit kaldı. Ancak genel ortalamanın ötesinde, şehirler arasındaki makasın oldukça açık olması dikkat çekici bir detay olarak öne çıkıyor.</p>

<p><img alt="Indir (44)-2" class="detail-photo img-fluid" height="266" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/06/indir-44-2.png" width="814" /></p>

<p>Karadeniz Bölgesi'nin sakin kenti Sinop, binde 10,8'lik oranla bu alanda listenin en başında yer alıyor. Yaşlı nüfus oranının yüksek olduğu bu şehri, binde 10,2 ile Kastamonu, binde 9,6 ile Giresun ve binde 9,5'lik seviyeyle Balıkesir takip ediyor. Madalyonun diğer yüzünde ise Doğu ve Güneydoğu Anadolu şehirleri bulunuyor. Kaba ölüm hızının en dipte ölçüldüğü yer binde 2,3 ile Şırnak olurken, bu kenti sırasıyla binde 2,5 ile Hakkari, binde 3,1 ile Van, binde 3,2'lik eşit oranlarla Batman ve Şanlıurfa izliyor.</p>

<p><strong>KALBİMİZ ALARM VERİYOR: EN BÜYÜK KAYIP NEDENİ DOLAŞIM SİSTEMİ</strong></p>

<p>Toplumsal yaşamı tehdit eden unsurların başında yine kalp ve damar sağlığı sorunları yer aldı. Kayıt altına alınan tüm vefat durumları gerekçelerine göre gruplandırıldığında, yüzde 34,7'lik ezici bir oranla dolaşım sistemi rahatsızlıkları ilk sırada karşımıza çıkıyor. Modern yaşamın getirdiği stres ve beslenme alışkanlıklarının tetiklediği bu faktörü, yüzde 16,1 ile hem iyi hem de kötü huylu tümör vakaları takip ediyor. Listenin üçüncü sırasında ise yüzde 15,1 ile nefes almayı güçleştiren solunum sistemi hastalıkları bulunuyor.</p>

<p><img alt="Indir (45)-1" class="detail-photo img-fluid" height="380" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/06/indir-45-1.png" width="849" /></p>

<p>Dolaşım sistemine bağlı gelişen kayıpların kendi içindeki dağılımı incelendiğinde ise kalbe giden kan akışının kesilmesiyle oluşan iskemik kalp hastalıkları yüzde 42,3 ile en ölümcül alt neden olarak belirlendi. Kalp krizlerini de kapsayan bu grubu, yüzde 24,6 ile diğer kalp rahatsızlıkları ve yüzde 18,2 ile beyin damarlarını etkileyen serebro-vasküler hastalıklar izledi.</p>

<p><strong>ÇANAKKALE KALP SAĞLIĞINDA RİSKLİ BÖLGE: KİLİS EN GÜVENLİ ŞEHİR</strong></p>

<p>Damar ve kalp rahatsızlıklarına bağlı kayıpların coğrafi dağılımı incelendiğinde, Ege ve Marmara sınırındaki Çanakkale alarm veriyor. 2025 verilerine göre Çanakkale, yüzde 47,7'lik oranla dolaşım sistemi kaynaklı vefatların en yoğun yaşandığı şehir unvanını aldı. Bu bölgeyi yüzde 42,8 ile komşusu Balıkesir, yüzde 42,2 ile Hatay ve yüzde 42,0 ile Burdur takip ediyor. Buna karşın, kalbe bağlı risklerin en az hissedildiği şehir yüzde 25,4 ile Kilis oldu. Kilis'in ardından en düşük oranlar yüzde 28,7 ile Hakkari, yüzde 28,9 ile metropol kent İstanbul ve yüzde 29,0 ile Kayseri olarak paylaşıldı.</p>

<p><strong>KANSER VAKALARINDA SOLUNUM YOLU TÜMÖRLERİ İLK SIRADA</strong></p>

<p>Halk arasında en çok çekinilen rahatsızlık gruplarından olan tümör kaynaklı ölümlerde, tütün kullanımı ve hava kalitesiyle doğrudan ilişkili olan gırtlak, soluk borusu, bronş ve akciğer kanserleri yüzde 28,9'luk payla zirvede yer alıyor. Onkolojik vakalara bağlı kayıpların diğer önemli nedenleri arasında ise yüzde 8,0 ile kalın bağırsak (kolon) tümörleri ve yüzde 7,6 ile kan ve lenf sistemini hedef alan lenfoid/hematopoetik tümörler öne çıkıyor.</p>

<p>Şehir bazlı onkoloji verilerine bakıldığında ise şaşırtıcı bir sonuç ortaya çıkıyor. Tümör kaynaklı vefat oranının en yüksek ölçüldüğü şehir yüzde 22,4 ile Ağrı oldu. Ağrı'yı yüzde 19,8 ile Van, yüzde 19,5'lik oranlarla sanayi ve idari merkezler olan Kocaeli ile Ankara, yüzde 19,4 ile Elazığ takip etti. Bu oranın en düşük seyrettiği kent ise yüzde 9,7 ile yine Kilis oldu. Kilis'in hemen üzerinde yüzde 10,9 ile Burdur, yüzde 11,0 ile Şanlıurfa ve yüzde 11,2 ile Aydın yer alıyor.</p>

<p><strong>BEBEK VE ÇOCUK SAĞLIĞINDA UMUT VEREN GELİŞME</strong></p>

<p>Açıklanan raporun en pozitif ve sevindirici kısmını ise çocuk sağlığına yönelik veriler oluşturdu. Ülkenin sağlık altyapısındaki güçlenmeyi ve erken müdahale başarılarını gösteren bebek ölüm sayıları ciddi bir düşüş kaydetti. 2024 yılında 8 bin 484 bebeğin vefatı kayıtlara geçmişken, 2025 yılında bu sayı 6 bin 988'e geriledi. Bu düşüş, her bin canlı doğum değerine düşen kayıp oranını ifade eden bebek ölüm hızını binde 9,0 seviyesinden binde 7,8 seviyesine çekti.</p>

<p>Benzer şekilde, çocukların hayata tutunma oranını gösteren ve doğumdan sonraki ilk beş yılı kapsayan beş yaş altı ölüm hızı da olumlu bir ivme yakaladı. 2024 senesinde binde 11,1 olarak hesaplanan bu kritik oran, 2025 yılı verilerinde binde 9,5 düzeyine kadar gerileyerek çocuk sağlığı alanındaki iyileşmeyi tescilledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.konyayenigun.com/turkiyenin-saglik-haritasi-netlesti-hangi-sehirlerde-olum-oranlari-yukseldi-en-buyuk-tehdit-hangisi</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 10:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://konyayeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/konyayenigun-com/uploads/2026/06/202512071334261-img.jpeg" type="image/jpeg" length="48924"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz tatili kabusa dönmesin: Çocukları bekleyen gizli tehlikelere karşı hayati uyarılar!]]></title>
      <link>https://www.konyayenigun.com/yaz-tatili-kabusa-donmesin-cocuklari-bekleyen-gizli-tehlikelere-karsi-hayati-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.konyayenigun.com/yaz-tatili-kabusa-donmesin-cocuklari-bekleyen-gizli-tehlikelere-karsi-hayati-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz mevsiminin gelmesiyle çocukların açık havada geçirdiği süre artarken, sıcak hava ve havuz kullanımı gibi çevresel faktörler çocuk hastalıklarında patlamaya yol açıyor. Uzmanlar, ishalden güneş çarpmasına, havuz enfeksiyonlarından ciddi alerjik reaksiyonlara kadar pek çok riske karşı ailelerin alabileceği basit ama hayat kurtaran önlemleri sıraladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>YAZ AYLARINDA SIVI KAYBI YETİŞKİNLERDEN ÇOK DAHA HIZLI GELİŞİYOR</strong></p>

<p>Yüksek sıcaklıklar gıdaların çok daha hızlı bozulmasına zemin hazırlarken, yaz aylarında çocuklarda görülen ishal vakalarının büyük bir kısmı hijyen eksikliği ile kirli gıda veya su tüketiminden kaynaklanıyor. Özellikle rota virüsü başta olmak üzere bazı virüsler ve bakteriyel enfeksiyonlar, çocuklarda ciddi sıvı kayıplarına yol açabiliyor. Çocuk metabolizmasının sıvı kaybına yetişkinlerden çok daha hızlı reaksiyon gösterdiğini belirten uzmanlar, ishal ve kusma durumlarında çocukların sıvı alımının mutlaka desteklenmesi gerektiğini vurguluyor. Ağız kuruluğu, gözyaşında azalma, halsizlik, koyu renkli idrar, sürekli kusma veya kanlı ishal gibi belirtiler fark edildiği an, evde oral rehidratasyon solüsyonları desteğine başlanması ve zaman kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması hayati önem taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>GÜNEŞ ÇARPMASI VE TEHLİKELİ SAAT DİLİMİ</strong></p>

<p>Yaz aylarında ailelerin en çok filtre etmesi gereken risklerin başında güneş çarpması geliyor. Özellikle öğle saatlerinde uzun süre korumasız olarak güneş altında kalan küçük yaş gruplarında yüksek ateş, baş ağrısı, kusma, aşırı halsizlik ve hatta bilinç kaybına varan ağır tablolar gelişebiliyor. Çocukların güneş ışınlarının en dik geldiği saat 11.00 ile 16.00 arasında dışarıda olmaması gerektiği hatırlatılırken, çocukluk döneminde yaşanan güneş yanıklarının sadece geçici bir kızarıklıktan ibaret olmadığına dikkat çekiliyor. Uzmanlar, çocukluk çağında tekrarlayan güneş yanıklarının ilerleyen yaşlarda cilt kanseri riskini ciddi oranda artırdığını belirterek, dışarı çıkmadan otuz dakika önce en az SPF 50 koruma faktörlü güneş kremi sürülmesini ve bu kremin her iki üç saatte bir yenilenmesini öneriyor.</p>

<p><strong>HAVUZ KEYFİ ENFEKSİYON KABUSUNA DÖNÜŞEBİLİR</strong></p>

<p>Yaz tatillerinin vazgeçilmezi olan havuzlar, toplu kullanım alanları olmaları sebebiyle birçok mikroba davetiye çıkarıyor. Tatil dönüşlerinde çocuklarda sıkça rastlanan dış kulak yolu enfeksiyonları, göz iltihapları, cilt mantarları ve mide-bağırsak rahatsızlıklarının arkasında genellikle kirli havuz suları yer alıyor. Bunun yanı sıra sıcak havalarda artan terleme ve yetersiz sıvı tüketimi, özellikle kız çocuklarında idrar yolu enfeksiyonlarını tetikliyor. Yaz döneminde doğayla iç içe olan çocuklarda sinek ve böcek ısırıklarının artması da bazı bünyelerde hastaneye yatış gerektirecek kadar şiddetli alerjik reaksiyonlara sebebiyet verebiliyor. Uzmanlar, koruyucu hekimliğin tedaviden her zaman daha değerli olduğunu hatırlatarak, yüksek ateş, solunum sıkıntısı ve bilinç değişikliği gibi durumlarda vakit kaybedilmemesi gerektiğinin altını çiziyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.konyayenigun.com/yaz-tatili-kabusa-donmesin-cocuklari-bekleyen-gizli-tehlikelere-karsi-hayati-uyarilar</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 10:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://konyayeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/konyayenigun-com/uploads/2026/06/karne-aa-1859727.jpg" type="image/jpeg" length="98720"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
