<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Konya Yenigün Gazetesi - Konya Haber - Son Dakika Konya Haberleri</title>
    <link>https://www.konyayenigun.com</link>
    <description>Güncel ve Doğru Haberin Adresi</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.konyayenigun.com/rss/ramazanda-yenigun" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 25 Jun 2026 22:43:22 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.konyayenigun.com/rss/ramazanda-yenigun"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Muhammed Yürükuslu gönüllerde!]]></title>
      <link>https://www.konyayenigun.com/muhammed-yurukuslu-gonullerde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.konyayenigun.com/muhammed-yurukuslu-gonullerde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Konyaspor’un altyapısından yetişen ve örnek kişiliği ile dikkat çeken Muhammed Yürükuslu’nun vefatının üzerinden tam 5 yıl geçti. Yürükuslu’nun vefatı spor camiasını yasa boğarken, ismi ise spor tesislerinde ve gönüllerde yaşatılıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yenigün Gazetesi olarak vefa sayfamızda bu kez Konyaspor’un örnek futbolcularından olan ve kişiliği ile birçok kişinin gönlünü kazanan Muhammed Yürükuslu’yu rahmetle yad ediyoruz. Aniden geçirdiği beyin kanaması nedeniyle aramızdan ayrılan Muhammed Yürükuslu’nun vefatının üzerinden tam 5 sene geçti. Aradan geçen yıllara rağmen Muhammed Yürükuslu, gönüllerdeki yerini korumaya devam ediyor.</p>

<p><b>‘FUTBOLA KONYASPOR ALTYAPISINDA BAŞLADI’</b></p>

<p>Futbola Konyaspor altyapısında başlayan Muhammed Yürükuslu, 2010 yılında profesyonelliğe geçiş mukavelesi imzalayarak as takım kadrosuna dahil edildi. Konyaspor için ilk resmî karşılaşmasına 8 Mayıs 2010 tarihinde Altay'a karşı oynanan 1. Lig karşılaşmasında çıktı.2010-11 sezonunu oyun tecrübesi edinebilmesi için kiralık futbolcu statüsünde 3. Lig ekiplerinden Denizli Belediyespor'da geçirdi. Burada sezon sonu takımıyla 3. Lig play-off şampiyonluğu yaşayarak 2. Lig'e yükselmeyi başardı. 2011-12 sezonunun başında Süper Lig'den 1. Lig'e düşen Konyaspor'a geri döndü.</p>

<p><b>‘SPOR CAMİASI BÜYÜK ÜZÜNTÜ DUYDU’</b></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konyaspor’da futbol hayatına devam ederken ve tarihler 24 Ocak 2018’i gösterirken, Muhammed Yürükuslu hastaneye kaldırılarak yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alındı. Genç futbolcu tüm müdahalelere rağmen ise kurtarılamadı. Genç futbolcunun aniden gelen vefat haberi ise Konyaspor camiası, spor dünyası ve sevenlerini yasa boğmuştu. Merhum Muhammed Yürükuslu’nun vefatı büyük üzüntüyle karşılanmıştı.</p>

<p><b>‘BAŞSAĞLIĞI MESAJLARI YAYINLAMIŞTI’</b></p>

<p>Konyaspor camiasından yapılan açıklamada ise şu ifadelere yer verilmişti,” Futbola Konyaspor altyapısında başlayan, 2010 yılında profesyonelliğe geçiş mukavelesi imzalayarak A takım kadrosuna dahil edilen ve 2013-2014 sezonunun sonuna kadar kulübümüze başarıyla hizmet eden Muhammed Yürükuslu'nun vefatını derin bir üzüntü içinde öğrenmiş bulunmaktayız. Konyaspor’umuzun şampiyon kadrosu içinde yer alan merhum Muhammed Yürükuslu'ya Allah'tan rahmet, kederli ailesine, yakınlarına ve Konya spor camiasına başsağlığı diliyoruz" denildi</p>

<p><b>İSMİ SPOR TESİSİSİNDE YAŞATILIYOR</b></p>

<p>Birçok özelliği ile Konya’da ilk ve tek olma özelliği taşıyan Meram Belediyesi Aşkan Muhammet Yürükuslu spor tesisi, eşsiz ve keyifli spor imkanlarıyla Konya’nın gözdesi oldu. Tesis, tenis kortları, okçuluk alanı, fitness merkezi, spinning stüdyosu, trambolin stüdyosu, masa tenisi ve jimnastik sahalarının yanısıra step, aerobik, zumba ve platese kadar geniş bir yelpazede spor yapmak isteyenler için cazip fırsatlar sunuyor. Aşkan Muhammet Yürükuslu kompleksi Meram Belediyesi tarafından yapımı gerçekleştirilen Aşkan Muhammet Yürükuslu Spor Kompleksi, sporseverlere eşsiz ve keyifli bir ortamda spor yapma imkanı sunuyor. Birçok yönüyle Konya’da tek olma özelliği taşıyan tesis huzurlu bir ortamda spor yapmak, sağlık, yenilenmek ve günün yorgunluğunu atmak isteyenler için fırsatlar sunuyor.</p>

<p><b>SADECE SPOR KOMPLEKSİ DEĞİL, AYNI ZAMANDA BİR YAŞAM MERKEZİ </b></p>

<p>Güzel bir ortamda spor yapmak arayışında olanlar için en güzel tercihlerden biri olan Aşkan Muhammet Yürükuslu Spor Kompleksi, yaklaşık 4 bin m²’lik bir alanda ikisi kapalı, biri açık olmak üzere toplam 3 adet tenis kortu, 7 kulvarlı okçuluk alanı, jimnastik sahası ve fitness merkezi, spinning stüdyosu, trambolin stüdyosu, masa tenisi, step, aerobik, zumba ve plates alanları ve kafetaryasıyla spor yapmak isteyenler için bulunmaz bir ortam. Ulaşım kolaylığı ve rahatlığıyla da Konya’nın gözdesi olan tesis, her yaştan sporseverin ihtiyacı olan birçok özelliği bünyesinde barındırıyor. Vatandaşların, günün yorgunluğunu da rahatlıkla üzerlerinden atabilecekleri kompleks aynı zamanda bir yaşam merkezi.</p>

<p><b>AŞKAN MUHAMMET YÜRÜKUSLU SPOR KOMPLEKSİ, SPORSEVERLERİ BEKLİYOR</b></p>

<p>Komplekste vatandaşlar, alanlarında uzman eğitmenler eşliğinde ve son teknoloji malzemeler yardımı ile spor yapılabiliyor. Ata sporumuz okçuluk ve tenis gibi dallarda da eğitimlerin verildiği spor merkezi, sporseverler için unutulmaz deneyimler sunuyor. Günlük sporu ve sporcu antremanlarını büyük bir motivasyonla yapabilme imkanı sunan Aşkan Muhammet Yürükuslu Spor Kompleksi, bu eşsiz ve keyifli deneyimi yaşamak isteyen tüm vatandaşları Aşkan Mahallesi Güneyyaka Sk. No:25 Meram adresine bekliyor.</p>

<p><b>SAMET AKTAŞ </b></p>

<p><b>&nbsp;</b></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Muhammed Esad Çağla</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>RAMAZAN'DA YENİGÜN</category>
      <guid>https://www.konyayenigun.com/muhammed-yurukuslu-gonullerde</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Apr 2023 12:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://konyayeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/konyayenigun-com/uploads/2023/04/1-1.jpg" type="image/jpeg" length="26691"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Merhum Erbakan: Madenlere  verdiğimiz önemi biliyorsun]]></title>
      <link>https://www.konyayenigun.com/merhum-erbakan-madenlere-verdigimiz-onemi-biliyorsun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.konyayenigun.com/merhum-erbakan-madenlere-verdigimiz-onemi-biliyorsun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Konya’ya önemli hizmetlerde bulunan Devlet Eski Bakanı Teoman Rıza Güneri, 1996-1997 yıllarında da 1 yıl boyunca 54. Erbakan Hükümetinde Madenlerden sorumlu Devlet Bakanlığı görevinde bulunmuş, bu dönemde aynı zamanda Konya yatırımlarının da tamamlanmasında aktif rol almıştır]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>&nbsp;Araştırmacı-Yazar Salih Sedat Ersöz, Konya’ya büyük hizmetleri olan, Devlet Eski Bakanı Teoman Rıza Güneri’yi kaleme aldı. Hayatıyla ilgili önemli kesitler anlatan Güneri, samimi bir dille gerek davaya olan hizmetleri gerek milletvekili ve bakanlık dönemi gerek sonraki dönemlerle ilgili dikkat çeken ayrıntılar paylaşıyor:</strong></p>

<p><strong>TEOMAN RIZA GÜNERİ</strong></p>

<p>Ramazan Ayına mahsusen hazırlanan ve Konya’ya hizmet eden şahsiyetleri kaleme aldığım bu yazı dizisinin sonuna gelmiş bulunuyoruz. Bugün “Konya’ya Ömür Verenler” in son yazısını yazıyorum. Yani finaldeyiz. İstedik ki bu yazı dizimizin finalini oldukça önemli bir isimle yapalım. Hem Konya’ya ve ülkemize hizmet etmesi yönüyle hem de bendenizin 1970’li yıllardan itibaren kendisini, babasını ve kardeşlerini çok yakından tanımış olmam hasebiyle, kamuoyunun da bildiği bir isim olan Teoman Rıza Güneri kardeşimi, bilinmeyen bazı özelliklerini, yaptığı faaliyetleri sizlerle buluşturmak istedim. Sözü uzatmadan Teoman Rıza Güneri’yi anlatmaya ve bazı yönlerini de kendisinden dinlemeye başlayalım.</p>

<p><img alt="" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2023/04/1.jpg" style="width: 1080px; height: 803px;" /><img alt="" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2023/04/2.jpeg" style="width: 1024px; height: 686px;" /><img alt="" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2023/04/3.jpg" style="width: 1080px; height: 756px;" /></p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti 54. Hükümetin, bir başka deyişle Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın Başbakanlığında kurulan REFAH YOL Hükümetinin Devlet Bakanı ve 20 – 21. Dönem Konya Milletvekili Teoman Rıza Güneri Uluırmak mahallesinde 1960 yılında dünyaya geldi, İlkokulu Hâkimiyet ve Mümtaz Koru’da, Liseyi ise Konya İmam Hatip Lisesi’nde okudu. Üniversite eğitimini Sakarya DMMA’da tamamlayan Güneri Makine Mühendisi olarak mezun oldu.</p>

<p>Erbakan Hocamızın Millî Görüş Hareketini Konya’dan başlatması ve babası Ali Güneri’nin bu hareket içerisinde aktif görev almasına ilaveten Erbakan Hoca’nın, Ali Güneri ağabeyin evinde kalıp orayı bir nevi karargâh gibi kullanması, Teoman Rıza Güneri’nin de çocuk yaşta “dava” ile tanışması, faaliyetlerin içine girmesine zemin teşkil etmiştir. Merhum Ali ağabeyimiz zaten Başta Erbakan hocamız olmak üzere Konya’ya gelen pek çok teşkilat mensubunu evlerinde misafir etmesiyle meşhurdur, Rıza Beyin annesi Ayten ablamızın yardımcıları oğulları idi, Rıza bey de çocuk yaşından itibaren, yemeklerin, sofraların hazırlanmasına, yatakların hazırlanıp toplanmasına yardım ederek kardeşleriyle beraber annelerine destek oluyorlardı. Evlerinde öyle yoğun misafir olurdu ki, Ramazan ayının sahurlarında bile misafirlere çok günler sofra hazırlanırdı. Merhum babamla birlikte bendeniz de o yıllardan itibaren hareketin içerisinde yer aldığımız için bunlara çok defa şahit olduk. Hatta o hazırlanan yemeklerden zaman zaman bize de nasip olduğu olmuştur.</p>

<p>Teoman Rıza Güneri lise yıllarında Milli Türk Talebe Birliği’nde ve Akıncılar teşkilatlarında görev almıştır. Üniversite eğitimi döneminde oldukça aktif olan Güneri, Sakarya’da gençlik başkanlığı görevini de yapmıştır. Henüz lise yıllarında Konyalı gençlerin fedakâr abisi Mehmet İncili abi ile tanışmış, onun vasıtasıyla Mehmet Zahit Kotku (KS) Hoca Efendinin sohbetlerinden, derslerinden feyz almak nasip olmuştur. Konya’da, Üniversite yıllarında Sakarya ve İstanbul’da her hafta mutlaka sohbetlere katılıp manevi eğitimini de artırmaya çalışmıştır. Bu dönemlerle de kendisiyle hep aynı güzel mekânlarda yollarımızın kesiştiği Rıza Güneri o yıllarla ilgili şunları anlatıyor:</p>

<p><img alt="" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2023/04/4.jpg" style="width: 1080px; height: 854px;" /><img alt="" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2023/04/5.jpg" style="width: 1080px; height: 817px;" /></p>

<p>“1978 - 80 yılları arasında her hafta sonu İstanbul’da İskenderpaşa Camii’indeki sohbete katılır, bazen 1 - 2 gün İstanbul’da kalıp Üniversitelerde mücadele veren İslamcı arkadaşlarla istişareler yapar, onlarla dayanışma içinde olmaya gayret ederdim. Sakarya’da öğrenciliğim döneminde Mahmut Esat Coşan Hoca Efendi okulda derslerime girmişti. Bu sebeple onun sohbetlerinden çok istifade etmiş, birlikte seyahatlerimiz olmuştu. Yine Cevat Akşit Hoca Efendi de okulda derslerime girmişti. Ayrıca 2 yıl boyunca hafta da 2 defa camide yaptığı sohbetlerine katıldım. Gurer ve Durer derslerini takip ederek Cevat Akşit Hocamdan fıkıh ve Ramuz-ul Ehadis’ten de Hadis dersleri almıştım.”</p>

<p>Konya Milli Selamet Partisi Gençlik Kollarında, daha sonra da Refah Partisi Gençlik Kolları yönetiminde görev alan Teoman Rıza Güneri Refah Partisi Karatay İlçe Teşkilatının kurulmasında aktif rol almıştır. Güneri, RP Konya İl Başkan Yardımcısı iken 1995 seçimlerinde Konya milletvekili seçilerek Meclise girmiş ve 2 dönem milletvekili olarak hizmet vermiştir. 1996-1997 yıllarında da 1 yıl boyunca 54. Erbakan Hükümetinde Madenlerden sorumlu Devlet Bakanlığı görevinde bulunmuştur. Bu dönemde aynı zamanda Konya yatırımlarının da tamamlanmasında aktif rol almıştır. Bakanlıktan sonraki yıllarda Refah Partisi, Fazilet Partisi, Saadet Partisi ve Has Parti’de kesintisiz olarak Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Güneri, bu süreçte Erbakan Hocamızla çok yakın çalışmıştır. Özgeçmişini kısaca bu şekilde aktarmış olduğumuz Teoman Rıza Güneri Beyden, daha teferruatlı bilgiler almamız gerekiyor.</p>

<p><img alt="" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2023/04/7.jpg" style="width: 1080px; height: 816px;" /></p>

<p>Rıza Beye, ilk olarak eşinin Afyon Emirdağlı olduğunu bildiğimiz için bu evliliğin nasıl olduğunu sorduk. Hikâye aslında daha eskiye dayanıyormuş ama kaderin böyle tecelli edeceğinden haberleri yokmuş. Rıza Bey üniversite öğrencisi iken, Emirdağ’da cezaevinde kalan bir grup öğrenci arkadaşlarını ziyarete gitmişler, gece otobüsten inmişler. Kış günü, hava da çok soğuk olduğu için bir caminin penceresini açıp girmişler, halılara sarınarak orada sabahlamışlar. Gündüz de cezaevine ziyarete gitmişler. Refah Partisi ilçe başkanı olan Yusuf Ziya Boz’da evlerinde yemek ikram etmiş, ama o dönem böyle bir konu yok tabi… Yusuf &nbsp;Ziya Boz, evinde misafir eksik olmayan cömert bir insan… Konya milletvekili Şener Battal’da evinde yemek için misafirken Rıza beyin müstakbel eşini görmüş, Ali Güneri ağabeye söylemiş. O günlerde de ailecek Oylat kaplıcasına giderken yolda uğramışlar, görmüşler ve hemen aynı gün istemişler. Olay böyle gelişmiş ve1984 yılında Ferda Hanım ile evlenmişler. Ahmet Selman, Sare Betül ve Cüneyt Taha isimli üç çocukları var, şimdi gelinleri, damadı ve 3 de torunları var Maşallah, Allah bağışlasın.</p>

<p><img alt="" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2023/04/9.jpg" style="width: 1080px; height: 775px;" /><img alt="" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2023/04/11.jpg" style="width: 1080px; height: 819px;" /><img alt="" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2023/04/0612c8e8-ff03-484b-9d25-941651b08c87.jpg" style="width: 479px; height: 718px;" /></p>

<p><img alt="" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2023/04/656ffa48-3016-41cc-9252-c9b6e5e871ed.jpg" style="width: 1024px; height: 682px;" /></p>

<p>Organizasyon yönü oldukça güçlü olan Rıza Bey, Sakarya’da öğrenci iken MTTB Sakarya yürüyüş ve mitinginin, ayrıca Konya’da düzenlenen 6 Eylül 1980 Kudüs mitinginin organizasyonlarında önemli görevler üstlenmiştir. Okul tatil günlerini dahi köylerde, ilçelerde siyasi çalışmaları organize ederek ve katılarak geçiren Rıza Güneri, Konya’da bütün seçimlerde seçim karargâhının başında olmasının yanında Erbakan Hocamız tarafından Genel Merkez Seçim Karargâh Başkanı olarak da görevlendirilmiş, bazı ara seçimlerde de çeşitli illerde de Seçim çalışmalarını yönetmiştir. 27 yaşında Genel Merkezin eğitim hocaları kadrosuna dâhil edilmiş, seçim çalışmaları, tanıtma ve halkla ilişkiler çalışmalarıyla ilgili dersleri vermiştir. Eğitim kadrosunun tamamının Hocamızın yakın arkadaşları olduğu düşünülürse Rıza Güneri’nin içlerinde çok genç yaşta bu göreve getirilmesi oldukça dikkate değerdir. 6 Eylül Kudüs mitinginin organizesinde aktif rol üstlendiğini bildiğimiz Rıza Beyden, 6 Eylül Kudüs mitingiyle ilgili bir dizi hatırasını anlatmasını istiyoruz. Şunları anlatıyor:</p>

<p>“Mitingin hazırlıklarını Süleyman Yeğenler abiyle beraber yoğun bir şekilde yürüttük. Çalışmalara 4 ay önce başladık, hiç parasal imkân yoktu, önce esnafı tek tek gezerek ihtiyaç olan çeşitli malzemeleri topladık. Kumaş, kereste, boya, demir vb. Marangozlar sanayiinde İhsan Ekinalan abinin dükkânında kereste malzemeleri topladık, orada kesilip hazırlandı. Kumaşların önemli kısmını çeşitli boylarda, afiş pankart vs. uygun kesip dikmesi için eve anneme getiriyordum, gün boyu annem dikiyor, bazı geceler ben de dikiyordum. Alaaddin Tepesi Çevresinde Ak Cami’nin yanındaki sokakta Akıncı Gençler Derneği Genel Merkezi vardı onun bodrum katının duvarlarına aynı anda 5 - 6 afiş asıp yazabiliyorduk. O zaman tabelacıya falan yazdırma imkânımız yoktu. Gönüllü arkadaşlarla gece gündüz o afişleri birlikte yazdık. Dev bir afişimiz, Mescidi Aksa resmi olacaktı. Kumaşının dikimini bir yorgan atölyesinde yaptık. Kumaş çok büyüktü, ne kadar dikkat etsek de en boy ölçüsünü tutturamamıştık, resme dikkat eden o en boy farkını, eğikliği fark ederdi. O afişi teknik ressam, sonradan milletvekilimiz olan Hasan Hüseyin Öz abiye Ladik’e gönderdik, orada tarlada boyadı yaptı. Mescidi Aksa maketini marangozlar sanayiinde bir römork üzerinde yaptırdık, güzel sanatlara meraklı bir abimiz olan Fikret Çiçek de onu boyadı. Dev bir anahtar maketini demirden yapıp yorgancıya kumaş kaplattık. Miting meydanı arkasındaki iki bina arasına olacak şekilde ölçü alarak yapmıştık ve oraya astık. Meşhur kürsümüzü Rahmetli Niyazi Ildırar abi yapmıştı.</p>

<p>Hazırlıklar devam ederken resmi müracaat günü geldi, o zaman bilgisayar yok, daktiloda ben dilekçeyi yazdım. Sonra o günkü milletvekili abilerimi aradım, dokunulmazlıkları olduğu için onlar adına müracaat edilmesi iyi olacaktı. Şener Battal ve Rahmetli Ahmet Remzi Hatip abiye ulaşabildim, onların izinlerini alarak müracaat evrakına imzalarını attım, üçüncü bir imzaya ihtiyaç olduğu için oraya da kendi ismimi yazıp imzaladım. O günkü Milli Selamet Partisi İl binası Vakıflar binasının en üst katındaydı, ben dilekçeyi aldım, giderken koridorda Gençlik teşkilatında beraber çalıştığımız bazı abilerimizle karşılaştım. ‘Nereye gidiyorsun?’ dediler, ‘miting müracaatı için Emniyet Müdürlüğüne gidiyorum, dilekçeyi hazırladım’ dedim. O zaman henüz 19 yaşımdaydım ve Üniversitede 2. Sınıf öğrencisiydim. Süleyman Yeğenler abi dilekçeyi aldı baktı ve “olmaz bu mitingden sonra mutlaka tertip komitesindekileri tutuklarlar, sen üniversitedesin, ben boştayım benim ismim yazılacak” dedi ve dilekçeyi yırttı, ben ne kadar ısrar ettimse de diğer abiler de Süleyman haklı dediler. Dilekçeyi yeniden yazdım, bu sefer Süleyman abi kendi imzasını attı, milletvekili abilerimizin imzalarını da ben attım, beraber gidip müracaatı yaptık. Gerçekten de miting sonrası hemen gözaltı kararı çıkarttılar, 6 gün sonra da darbe oldu, darbenin o meşhur arananlar afişinde Süleyman abinin de resmi vardı, aylarca yakalanmamak için kaçtı, sonunda yakalandı ve uzun bir müddet cezaevinde kaldı.”</p>

<p>Aldığımız bu önemli bilgilerden sonra Rıza Güneri’den Bakanlığı ile ilgili bazı hatıralarını anlatmasını istedik. Bakan olarak nasıl seçilmiş, ne tür hizmetler yapmıştı? Erbakan hocayla o döneme ait bazı hatıraları nelerdi? Rıza Bey bu sorularımız için de şunları anlattı:</p>

<p>“Milletvekili olarak görevlendirilirken de bakan olarak görevlendirilirken de hiçbir talebim olmadı. Konya teşkilatımızın hazırladığı listede 3. Sırada ismim Ankara’ya gitmiş, babam kanalıyla haberim oldu, Meram Belediye Başkanımız Veysel Candan abinin ve Prof. Dr. Remzi Çetin hocamızın önünde ismimin olmasından ar ederim. Babama, “baba benim ismimi daha geriye yazdır lütfen dedim ve o şekilde 5. Sıraya yazıldım. Bakanlık için de Erbakan Hocamız babamı aramış Konya’dan kimi bakan yapalım demiş, babam bir abimizin ismini ısrarla vermiş ama buna rağmen büyüklerimiz bizim olmamızı takdir etmişler. Bakan olduğumdan, Hocamızın Çankaya köşkünden çıkışında yaptığı açıklamayı TV’den izleyinceye kadar haberim yoktu.</p>

<p>Bakanlık dönemimde öğrencilik yıllarımdan başlayarak yoğun gençlik ve teşkilat çalışmaları içinde olmamın çok faydasını gördüm. İlk günden itibaren organize olduk, çok dinamik bir danışmanlar kadrosu kurduk, görev alanlarını belirledik ve 7/24 esasına bağlı olarak çalıştık. Önce madenlerden sorumluluğun nasıl verildiğinin hatırasını anlatayım. Hükümet kurulduktan sonra ilk günlerde Erbakan Hocamız Refah Partili Bakanlar olarak bizleri toplayıp Devlet Bakanları arasında görev dağılımı yaptı. Bana sosyal konuları, Çocuk Esirgeme Kurumu gibi kurumları bağlayacağını açıklayınca, Prof. Sacid Günbey: ‘Efendim Çocuk Esirgeme Kurumu’nu bana bağlayın’ diye ısrar etti. Erbakan hocamız ‘hayır bu kurumları Rıza’ya bağlayacağız’ dedi. Müzakere 2 - 3 tur sürdü. Sacid Bey ısrarında devam edince, hocamız ısrarının sebebini sordu. Sacid Bey; ‘Efendim ben çocuk doktoruyum onun için Çocuk Esirgemeyi istiyorum’ dedi. Hocamız da o kendine has tatlı gülüşü ve espri anlayışıyla gençliğime vurgu yaparak; ‘Sen çocuk doktorusun ama Rıza çocuğun ta kendisi’ dedi. Sonra bana dönerek, ‘Siyasi mücadelemize başladığımız ilk günden beri madenlere verdiğimiz önemi biliyorsun, sana madenleri bağlıyoruz’ dedi.</p>

<p>Bakanlığımız döneminde üç ana alanda önemli hizmetler yaptığımızı düşünüyorum. Birincisi, madenler konusunda çok ciddi hamleler yaptık, yeni maden kanunu hazırladık. Türkiye’nin en önemli maden kaynakları olan ve daha hiç üretilmeye başlamamış Trona (Soda) madenini Ankara Beypazarı’nda işleme faaliyetlerine Erbakan hocamızın katıldığı büyük bir törenle başladık. Yine en önemli kaynaklarımızdan olan Bor madeninin ham olarak değil işlenip büyük katma değerler kazanması için pek çok tesisi projelendirdik, temellerini attık, tesislerini hızla tamamlamak için gece gündüz çalıştık. Kurulduğu ilk günden beri sürekli zarar eden Seydişehir Alüminyum tesisini kâra geçirdik. Altın, gümüş, bakır, demir, mermer, krom madenlerinin daha verimli çalışması için hem özel sektör şirketlerinin hem kamu işletmelerinin destekçisi olduk. O dönem geliştirdiğimiz projeyle tamamen ham olarak ihraç edilen mermer bloklarının büyük oranda işlenerek ihracatının yapılmasını sağladık. Ayrıca her türlü mermer işleme tezgâh ve aksamlarının yüzde yüz yerli üretilmesini başardık. MTA’nın arama faaliyetlerini büyük oranda artırmasını sağladık.</p>

<p>O güne kadar nerdeyse hiç yatırım yapılmayan bor madeninin işleneceği Kütahya Bor tesisinin kararını alırken, fizibilitesinde Bandırma’ya veya Kütahya’ya yapılmasının aynı değerde olduğunu tespit ettik. Balıkesir milletvekilimizi tesisin Bandırma’ya yapılmasında çok istekli görmedim. Kütahya milletvekilimiz rahmetli Ahmet Derin abiyi aradım, çok istekli idi. Ona biraz çevre kirliliği olabilir dediğimde ‘öleceksek zengin ölelim’ sözünü hiç unutmuyorum. Kütahya’ya tesisi kurmaya karar verdik. Çok kısa bir zamanda temelin atılmasını istedim, sıkı takip ettik. Bir gün Etibank Genel Müdür Yardımcımız İsmet Sivrioğlu aradı, ‘Efendim haftaya temel atmamızı istiyorsunuz ama biz daha tesis için arsa temin edemedik’ dedi. Ona ‘sen hemen yanıma gel hallederiz’ dedim. &nbsp;Milletvekilimiz Ahmet Derin abiyi aradım, ‘Ahmet abi bakanlığa hemen gel, ama yolda gelirken Kütahya Valisi, Belediye Başkanı, Oda Başkanını ara ve arsayı bulmuş olarak gel’ dedim. Ben Konya’da çocuk yaşımda Tümosan’ın ve 2. Organize Sanayiinin arsasının tespitinde mekanizmanın nasıl işlediğine şahit olmuştum, beynime kazınmış. Ahmet abi 15 dakika sonra yanımıza geldi, cep telefonları da yeni çıkmıştı, söylediğim makamları yolda aramış. Kapıdan girerken ‘buldum sayın bakanım, daha önce şeker fabrikası için tahsis edilmiş biz arazi varmış boş duruyormuş, tapusu Sanayi Bakanlığındaymış’ dedi. Aynı anda İsmet Sivrioğlu da geldi, ben Sanayi Bakanı Yalım Erez Beyi hemen bağlattım, durumu anlattım, ‘arsayı bize devredin’ dedim. ‘Tamam hallederiz’ dedi. ‘Vaktimiz yok, şimdi Gn. Md. Yardımcımızı gönderiyorum lütfen bugün tamamlayalım işlemi’ dedim. Gn. Md. Yrd. İsmet bey hemen gitti, beni 3 saat sonra aradı ‘efendim tamam arsayı devraldık’ dedi. Biz 1 hafta sonra gittik o temeli attık elhamdülillah. Bugün o tesisler çalışıyor ve bor madenine 15 - 20 kat katma değer kazandırıyor.</p>

<p>İkinci olarak; Konya yatırımlarının yoğun olarak bizzat takibini yaparak aşağıda bazı hatıralarla detayını anlatacağım şekilde çok önemli yatırımların kısa sürede başlamasını bazılarının da tamamlanmasını sağladık. Üçüncü olarak da; Konya’dan ve başka vilayetlerimizden Başbakanlığa gelip Ankara’da müşkülü olan herkesin işini hızla takip edip, memnun olarak dönecekleri bir mekanizma oluşturduk ve bu anlayışla çalıştık.</p>

<p>Bu hizmetler tabi ki yalnız olarak yapılmaz, çok ihlaslı ve dinamik bir kadro oluşturduk. Bu arkadaşlarımızın bazıları sivil hayattan, bazıları bürokrasiden, bazıları üniversitelerden gelen arkadaşlarımızdı. Öyle bir kadroyu Rabbim bize nasip etti ki hem o kısa dönemde çok önemli hizmetler yapabildik hem de bu arkadaşlarımızın içinden daha sonra Bakanlar, Bakan Yardımcıları, milletvekilleri olanlar oldu, bürokraside, basında çok üst düzey mevkilerde hizmetlere devam ettiler. Bu arkadaşlarımızın önemli bir kısmı da Konyalı arkadaşlarımız idi.”</p>

<p>Rıza Güneri, Erbakan Hocamızla ilgili bir hatırasını da şöyle anlattı. “Kütahya’da ihale süresi dolan büyük bir kömür madenini yeniden ihaleye çıkarmaya hazırlanırken, dönemin Meclis Başkanı beni arayarak önceki ihaleyi alanlara yeniden ihaleye çıkmadan vermemizi rica etti. İnceleme yapmam gerektiğini söyledim. Yaptığımız ilk incelemede önceki ihalenin çok düşük fiyatla yapıldığını gördük. Rödovansla yapılan ihalede (yani çıkartılan kömür miktarı üzerinden devlete ödeme yapılması gereken ihale modeli) aynı zamanda devlete bildirilen miktarın çok düşük olduğunu tespit ettik. Sonra madenci olan Karaman milletvekilimiz rahmetli Abdullah Özbey’den, madeni yerinde inceleyip rapor vermesini rica ettim. Verdiği raporda Abdullah Bey de ilk tespitlerimizin doğru olduğunu, mevcut fiyatın en az 10 misline ihale edilebileceğini söyledi. Yeniden ihaleye çıkmadan önce Başbakanımızla istişare ettim. ‘Efendim durum böyle böyle, ancak siz şu anda büyük bir mücadele veriyorsunuz, kaynak paketleri hazırlıyorsunuz ve bunların kanunlarının Meclis’ten geçmesi gerekiyor, bu ricada bulunan kişi de Meclis Başkanı. Yapacağınız önemli hamlelere engel olur mu diye endişemden size sormak istedim’ dedim. Hocamız, tereddütsüz, hiç düşünmeden; ‘Sen milletin hakkı, faydasına olan ne ise onu yap gerisini Allah’a güven merak etme dedi.’ &nbsp;Biz ihaleyi yaptık, mevcut fiyatın 14 kat fazlasıyla başka bir firma aldı. Ayrıca İmam Hatip mezunu bir memur bulup çıkış kantarının başına yetkilendirdik. Önceki döneme göre devlete bildirilen miktarın da 8 -10 misli arttığını gördük.”</p>

<p>Rıza Güneri Bakanlığı dönemindeki çalışmaları ile ilgili de çok önemli olan ve dikkatle okunması gereken şu bilgileri veriyor: “Bakan olur olmaz, Erbakan Hocamızın da Konya milletvekili olarak Başbakan olmasından dolayı Konya yatırımlarının en iyi şekilde takibinin yapılması için kendisinden özel yetki aldım. Sonra Konya Ticaret Odası salonunda, Konya milletvekillerinin tamamı, Vali, Kaymakamlar, Belediye başkanları, Siyasi Partilerin il temsilcilerini, Sanayi odası, Ticaret odası, Ziraat Odası vb. Oda ve STK yetkilileri ve bütün bürokratları toplayıp Konya yatırımları ile ilgili geniş toplantı düzenledim. Sonrasında hazırlanan raporda devam eden yatırımların hızla tamamlanması için gerekli bütçeler, çalışmalar ve hemen başlanıp tamamlanması gereken yatırımları belirledik. Başta Konya Valimiz Ziyaeddin Akbulut olmak üzere bütün kurumlarımızla canla başla bir seferberlik başlattık. O günkü Refah Partisi İl Başkanı Rahmetli Mehmet Sözer abimizin çok üstün gayret ve desteklerini, konuları bizzat yoğun takibini de burada bahsetmeden geçmek mümkün değildir. Konya’mızda Cumhuriyet tarihinde yapılanlardan daha çok köy yolu asfaltlaması, köylere giden çeşitli hizmetler bu 1 yıllık döneme sığdırılmıştır.”</p>

<p>Rıza Bey, 28 Şubat darbesiyle bittiği için bir yıl gibi çok kısa süren o zorlu süreçten bazı pasajları da şöyle anlatıyor. “Konya yatırımları için belirlediğimiz bütçe ihtiyaçlarının bakanlıkların 1997 bütçesine girmesi gerekiyordu. O dönem bakanlıklar, bütçe taslaklarını önce DPT’ye gönderir, DPT son halini verip, TBMM’ye gönderirdi. Biz önce Sayın Başbakanımızın izniyle Başbakan müsteşarının imzasıyla bütün yatırımcı bakanlıklara, Konya yatırımların tamamlanması için bütçede yer alması gereken ödenek miktarlarını bildirdik. Bir taraftan da DPT’ye gönderilen bütçe tekliflerini takibe aldık ama gördük ki gönderdiğimiz yazılar hiç dikkate alınmamış. Bu sefer hızla ilgili Bakanlarımızı ziyaret turu yapıp talebimizi ısrarla yeniledik. Bu arada bir hayat tecrübesi olarak bu olayda şunu gördüm ki sımsıkı takip etmediğin işten netice alamazsın, yazı yazmakla falan bu işler olmuyormuş, bizzat takip gerekiyormuş.</p>

<p>Sonra Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız Muhterem Recai Kutan abi, ricamız ve sıkı takibimiz sonucunda Konya yatırımlarına çok öncelik verdi. Birlikte öncelikle iki ayrı toplantıyı peş peşe düzenledik. Doğalgaz ve DSİ yatırımlarını bu toplantılarda masaya yatırdık. Enerji Bakanlığındaki bu toplantılara Recai abiyle katıldık. Toplantı Başkanlığını Recai abi bana yaptırttı. Toplantılara Milletvekillerimiz, Bakanlık Müsteşarı, ilgili Genel Müdürler, Konya Vali ve Belediye Başkanları, danışman arkadaşlarımız katıldılar. Bu toplantıların detayı oldukça önemli… O dönemki Konya siyasetçilerinin önemli iki vaadi, Mavi Tünel ve Doğalgaz konusudur. Bu toplantıların birisi BOTAŞ Genel Müdürüyle yapıldı. Ben, ‘Konya’da önceki iktidar milletvekillerinin doğalgazın hemen geliyor olduğuna dair pek çok açıklamaları var, şu anda ne konumdayız’ dediğimde, BOTAŞ Genel Müdürünün, ‘Konya’ya doğalgazın gitmesi konusunda şu anda tek satır dahi hiçbir belgelerinde, gündemlerinde yer almadığını’ söylediğinde şok olmuştum. Recai abinin de iznini alarak, ‘bu bir siyasi karardır, derhal Konya’ya doğalgaz çalışması başlasın ve en kısa zamanda ihalesi yapılsın’ dedim. Sonra ihaleye ne kadar zaman da çıkabileceklerini sordum. ‘Daha hiçbir ön etüdün dahi olmadığını bu sebeple gün vermek istemediğini’ söyledi. Ben de duvarda asılı Türkiye haritası üzerinden, İran’dan gelerek Ankara’ya geçmesi gereken hattın Aksaray’dan Güney iletim hattına ayrılabileceğini, bu hattan Konya’ya bir hat bağlanabileceğini, bu hattın da Seydişehir Alüminyum tesisine kadar uzatılarak daha fizibıl olabileceğini, 2 hafta sonra tekrar yapacağımız toplantıya hattın nereden geçeceğini kesinleştirerek gelmelerini söyledim. 2 hafta sonraki toplantıda Genel Müdür; ‘Haklı çıktınız Sayın Bakanım, yaptığımız çalışmada belirttiğiniz şekilde hatların en uygun olduğunu gördük’ dedi. Çok sık yaptığımız toplantılarla ihaleye çıkma sürecini takip ettik ve Bakanlık dönemimizde ihaleye çıkmayı Rabbim nasip etti.</p>

<p>Benzer şekilde DSİ Genel Müdürü ile yaptığımız toplantıda da yine şoklar yaşadık. O günkü isim vermeyeyim bilhassa Doğruyol Partili milletvekili arkadaşlarımız Konyalılara yaptıkları açıklamalarda ‘Mavi Tünel bugün geliyor, yarın yapılıyor’ diye hep söylüyorlardı. DSİ Genel Müdürü ‘o ana kadar hiçbir hazırlığın ve çalışmanın olmadığını, bütçede yer almadığını’ söyledi. Ona da siyasi karar olduğunu ve hızla ihaleye çıkılmasını söyledik. Yoğun toplantı ve temaslarla takip ettik ve hayatımızda hiç unutamadığımız o gün geldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir gece saat 22.00 civarı danışman arkadaşlarımızla Bakanlığımıza bağlı Etibank Genel Müdürlüğü binasındaki özel ofisimizde çalışırken DSİ Genel Müdürü arıyor dediler, bağlayın dedim. “Sayın Bakanım ihale yazımızı resmî gazeteye gönderdim’ dedi. Teşekkür ettim ama Rabbim aklıma getirdi. ‘Gönderdiğiniz yazının örneğini lütfen bana da hemen ulaştırın’ dedim. Faksla yazı geldi, danışman arkadaşlarımızla okuduk, ilk etapta bir problem görmedik, bu sırada danışmanımız olarak çok önemli hizmetler vermekte olan şimdi Yenigün Gazetemizin sahibi Mustafa Arslan kardeşim, üst yazıda bir ayrıntı fark etti. Bu ayrıntıda ilanın Resmî Gazete’nin 15 gün sonraki nüshasında yayınlanması isteniyor. 28 Şubat süreciydi ve Hükümet üzerinde yoğun baskılar vardı. Belki birkaç gün sonra hükümetin düşme tehlikesi vardı. Genel Müdür de aslında Mavi Tünel için çok iştahlı değil, ola ki hükümet istifa eder, biz de bu yatırımı rafa kaldırırız diye düşünmüş olmalı ki uzak bir tarihte yayınlanmasını istemiş. Hemen Enerji Bakanlığı müsteşarı Uğur Doğan’ı bağlattım, sinirle ona bağırdım. ‘Derhal Resmî Gazete’nin yarınki nüshasında yayınlanacak şekilde yazıyı düzeltin’ dedim. ‘Efendim, yarınki Resmî Gazete çoktan basılmıştır’ dedi. ‘Sen orasını bana bırak’ dedim. Resmî Gazete Müdürü’nü bağlattım, gerçekten basılmış. Ona dedim ki: ‘Basılanları imha ediyorsun, Mavi Tünel ilanının yer aldığı haliyle yeniden basıyorsun.’ ‘Ama efendim imkânsız’ dese de danışman arkadaşlarımı da Resmî Gazetenin basıldığı yere gönderdim. ‘Düzeltilmiş haliyle Resmi Gazeteyi almadan buraya gelmeyin’ dedim.&nbsp; Gece saat 03.00 civarında arkadaşlarımız ellerinde Mavi Tünelin ihale ilanının yer aldığı nüshayla yanımıza geldiklerinde rahat bir nefes alıp evlerimize dağıldık. Konya Havaalanı, Seydişehir - Antalya yolu, Suğla depolaması yatırımlarını bu dönemde tamamlattık çok şükür. Konya - Ankara bölünmüş yolu Kulu makasına kadar tamamlatılıp diğer kısmının ihalesi de Bayındırlık ve İskân Bakanımız Rahmetli Cevat Ayhan abi tarafından gerçekleştirildi.</p>

<p>Bugün full kapasite çalışan Hızlı Trenin fizibilite çalışmasının önceki yönetimlerce İstanbul Teknik Üniversitesine yaptırıldığını, her nedense Üniversitenin olumsuz rapor verdiğini tespit ettik. Daha sonra Bakan olan Veysel Eroğlu Hocamız İSKİ Genel Müdürü idi ve İTÜ üzerindeki etkisini biliyordum. Onu aradım, rica ettim. İTÜ’deki raporu olumlu olarak yeniden yazdırttık ve Konya – Ankara, Konya – İstanbul hızlı tren projelerini yatırım programına aldırttık çok şükür.</p>

<p>Konya’nın girişinde hara, hipodrom vs için ayrılmış hazine arazileri vardı. Atıl durumdaydı, Büyükşehir Belediye Başkanımız Halil Ürün ve Karatay Belediye Başkanımız Mustafa Özkafa beyler bu arazilerin Belediyelere devredilmesi ve kaynak oluşturması gerektiğini söylediler. Gerekli hazırlıklarını yapmalarını söyledim. Maliye Bakanı Abdüllatif Şener’den randevu aldım. Halil bey ve Mustafa bey de Konya’dan geldiler, Maliye Bakanının odasına gittik, talebimizi söyledik. ‘Tamam inceleyelim işlemleri başlatalım’ dedi. Dedim ki ‘bu iş bugün bitecek.’ Şaşırdı, sinirlendi, ‘Bu aylar sürecek bir işlem öyle bir günde bitmesi hiç mümkün değil, çeşitli kurumlara yazı yazılacak, oluru alınacak vs vs’ dedi. O çok sinirli, ben de çok sakindim. ‘Bu işlem bitmeden bu odadan çıkmayacağım’ dedim. Kızdı, köpürdü, ‘benim randevularım var, toplantılarım var’ dedi. Ben yine sakince, ‘bu iş bitmeden beni bu odadan çıkaramazsın, sen en iyisi vakit kaybetme, Müsteşarını çağır, bürokratlar bu işin nasıl hızlı yapılacağını bilir’ dedim.&nbsp; Hiç geri adım atmadığımı görünce çaresiz Müsteşarını çağırdı, ona talimatımızı verdik. İşlemlerin imzası için Halil beyi ve Mustafa beyi de yanına verdik, ben odada bekledim. Akşam mesai bitimine doğru odaya geldiler ve ‘işlemlerin hepsi tamamlandı, arazilerin tamamı belediyemize geçti’ dediler. Elhamdülillah o atıl durumdaki araziler değerlendirildi, Konya Belediyelerimizin başta Mevlâna Kültür Merkezi’nin yapımı olmak üzere pek çok yatırımına uzun yıllar kaynak teşkil etti.</p>

<p>Bir gün bir grup misafirle Erbakan Hocamızın odasında otururken, Hocamız oradaki bir arkadaştan bahsederek, ‘bu arkadaşımız öyle çok çalışıyor ki çocukları babasız büyüyor’ dedi, sonra bana dönerek; ‘Rıza ise hem kendisi babasız büyüdü hem de çocukları babasız büyüyor’ dedi. Elhamdülillah cihat olduğuna inandığımız bu çalışmaları Rabbim nasip etti. Bazı milletvekili arkadaşlarımız evlerine akşam yemeklerine gidebilirlerdi. Hocamızla yakın çalışan arkadaşlarımızın ise gecesi gündüzü belli değildi. Nerdeyse her gün gece yarılarına kadar çalışılırdı. Uzun bir dönem de şehir dışı çalışmalarda görevlendirmişti bizi… Haftada ancak 2 gün Ankara’ya dönebiliyordum, onun da önemli kısmı yine çalışmalarla geçiyordu. Evime eşime, çocuklarıma, aileme yine zaman ayıramıyordum. Bu yönde en çok çilemi sevgili eşim ve çocuklarım çekti.&nbsp;</p>

<p>Aslında yaptıklarımızın ecri kaçmasın diye bu röportajı yapmak istemedim. Salih abi ve değerli kardeşim Mustafa Arslan bey çok arzu ettiklerini söyleyince kıramadım kabul ettim. Erbakan Hocamız hükümetin başarılarını anlatırken, ‘bunları biz başarmadık, bunları Allah lütfetti’ diye bağlardı konuşmasını. Bizim de ekip olarak bir başarımız ve hizmetlerimiz varsa bu da Allah’ın (cc) lütfudur ancak… Dualarınızı beklerim Rabbim ecrini zayi etmesin, önemli olan ahir ve akıbettir. Rabbim cümlemizin ahir ve akıbetini hayreylesin.”</p>

<p>Teoman Rıza Güneri Beyden dinleyeceğimiz daha çok bilgiler, çok hatıralar var ama onları yer darlığımız nedeniyle bir başka zamana bırakmamız gerekiyor. Daha önce de belirttiğim gibi Rıza Beyle 1970’li yıllara dayanan tanışıklığımız ve dostluğumuz hâlâ devam ediyor. Böyle hizmet ehli, hal ehli, gönül ehli, samimi bir kardeşim olduğu için Rabbime şükrediyorum. Kendisinin de belirttiği gibi bu yayının yapılmasını istemediği halde ısrarlarımız neticesinde kabul etmesi nedeniyle şükranlarımı sunuyorum. Bu sayfalarda Konya’ya hizmet edenler arasında Rıza Güneri isminin olmaması büyük bir eksiklik olurdu. Kendisiyle ilgili benim de çok hatıralarım var. Bir kaç tanesini burada zikretmek istiyorum.</p>

<p>1977 yılındaki ya genel ya da yerel seçimlerde yaptığımız seçim çalışmaları esnasında söylediği bir sözünü hiç unutmuyorum. Seçim çalışmaları o kadar yoğun ve sıkı geçiyordu ki geceleri bile doğru dürüst uyku uyumadan koşturuyorduk. Böyle bir dönemde içimizdeki bir arkadaş,‘bu yoğunluk içinde bazı namazlarımız kazaya kalabiliyor’ demişti. O zaman henüz 17 -18 yaşlarında bir delikanlı olan Rıza Güneri kardeşim bu söze şöyle cevap vermişti: “Şayet namazları aksatırsak bu çalışmalarımızın hiç bir faydasını, hiçbir bereketini göremeyiz.” Beynime nakşedilen bu sözünü aradan 46 yıl geçmesine rağmen unutamadım. &nbsp;</p>

<p>1978 yılındaki düğünümde Ali Güneri ağabeyim nikâh şahidimdi ve arabasını da gelin arabası olarak tahsis etmişti. Arabayı kullanan da Rıza Bey kardeşimdi.</p>

<p>1995 seçimlerinde kendisi ile yine yakın çalışmalarımız olmuştu. Kendisi Karargâh Başkanı ben de hatiplerden sorumlu Komisyon Başkanıydım. Refah Yol Hükümeti kurulup Bakan olunca tebrik ziyaretine gittiğimde bana, “Salih abi Hocam bana Sosyal Hizmetleri bağlayacak. Seninle beraber çalışacağız. Konya Sosyal Hizmetler Müdürlüğü ile ilgili bir çalışma yap” demişti. Ben de birkaç gün içinde bir çalışma yapıp dosya halinde kendisine sundum ama bu defa, “Sacid Bey çok ısrar edince Sosyal Hizmetler ona bağlandı. Seni bir başka kurumda değerlendireceğiz” demişti. Ben de daha sonra Konya İl Kültür Müdürlüğüne atanmıştım.</p>

<p></p>

<p>&nbsp;Sayılamayacak, anlatılamayacak kadar çok çalışmaları, hizmetleri ve hatıraları olan, nezaketi, kibarlığı ve zarafeti ile gönüllere taht kuran Rıza Güneri Beyin önemli bir hizmeti de Yeniden Refah Partisi’nin Cumhur İttifakına katılması için gösterdiği azami gayreti olmuştur. Fatih Erbakan Beyin daha önce “ittifaka katılmayacağı” yönündeki açıklamasına rağmen Rıza Bey ümidini kesmeden gayretini sürdürmüş ve sürdürdüğü çalışmalar olumlu olarak neticelenmiştir. Bu da Rıza Beyin hiçbir şartta çalışmayı, gayreti bırakmaması tavrını net olarak göstermiştir. Rıza Bey kardeşime bundan sonraki hayatında da Cenab-ı Hak’tan sağlık, mutluluk ve huzur içinde hizmetle dolu nice yıllar niyaz ederim.</p>

<p></p>

<p></p>

<p>HAZIRLAYAN: SALİH SEDAT ERSÖZ</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Muhammed Esad Çağla</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>RAMAZAN'DA YENİGÜN</category>
      <guid>https://www.konyayenigun.com/merhum-erbakan-madenlere-verdigimiz-onemi-biliyorsun</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Apr 2023 12:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://konyayeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/konyayenigun-com/uploads/2023/04/12.jpg" type="image/jpeg" length="91347"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Konya Şeker seferber oldu]]></title>
      <link>https://www.konyayenigun.com/konya-seker-seferber-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.konyayenigun.com/konya-seker-seferber-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Konya Şeker, deprem afetinin yaşandığı ilk günden buyana deprem bölgesi için seferber oldu. Yapılan çalışmalarla Konya Şeker toplamda 50 tır gıda, süt, süt ürünleri, atıştırmalık, et ürünleri, dondurulmuş patates, bakliyat, bulgur gibi malzemeleri teslim etti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ülke genelini sarsan, Kahramanmaraş merkezli 10 ili etkileyen 7.7 ve 7.6 şiddetindeki depremler sonrası Konya Şeker, depremin ilk gününden itibaren bölge için seferber oldu.</p>

<p>İlk gün, 2 tır PANKOBİRLİK adına olmak üzere 7 yardım tırını yola çıkaran Konya Şeker, zorlu hava ve yol şartlarında Nur Dağı ve Antakya'ya yardımları ulaştırdı.</p>

<p>Konya Şeker, asrın felaketi olarak görülen depremin ilk gününden itibaren müşterek acılara ortak olurken, devam eden günlerde de Devletin yetkili birimleriyle koordineli olarak bölgelerden gelen tırlar, dolu dolu tekrar talep edilen noktalara gönderildi. Toplamda 50 tır gıda, süt, süt ürünleri, atıştırmalık, et ürünleri, dondurulmuş patates, bakliyat, bulgur deprem bölgesinde ihtiyaç sahiplerine teslim edildi.</p>

<p>Ayrıca, Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi çalışanları ile öğrenci toplulukları da giyim/eşya yardımında bulunarak katkıda bulundular.</p>

<p><img alt="" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2023/04/12-1.jpg" style="width: 1024px; height: 768px;" /><img alt="" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2023/04/12-2.jpeg" style="width: 1599px; height: 899px;" /></p>

<p>DEPREM BÖLGESİNDEN KONYA TAŞIMA YAPILDI</p>

<p>Hatay deprem bölgesinden depremden dolayı zarar gören ve konaklama yeri olmayan vatandaşları otobüsümüz ile Konya’ya getirerek hem Gıda ve Tarım Üniversitesi yurtlarına hem de Kredi Yurtlar Kurumu yurtlarına yerleşmeleri sağlandı.</p>

<p><img alt="" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2023/04/12-3.jpeg" style="width: 1600px; height: 1066px;" /><img alt="" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2023/04/12-4.jpeg" style="width: 650px; height: 360px;" /></p>

<p>"TEK YÜREK TÜRKİYE" ile AFAD'A 25 MİLYON TL</p>

<p>AFAD ve Devletin yetkili birimlerince birlikte hareket ederek seferber olan ve afet bölgesindeki insanları yalnız bırakmayarak, çok geniş bir alanda bölgeye yardımlar gönderen Konya Şeker, hızlı bir şekilde organize olarak Torku markalı, süt ve süt ürünleri, atıştırmalık ve genel anlamda kuru gıdayı kapsayan yardımları hızlı bir şekilde deprem bölgelerine ulaştırdı. Bölge insanının gönlünde taht kuran Konya Şeker ve TORKU, "Tek Yürek Türkiye" kampanyası'nda duyarsız kalmadı ve 15 Milyon lira destekte bulundu.Ayrıca çiftçiler ve çalışanlarının gönüllülük ile topladığı yaklaşık 10 milyon TL'lik bağış ta AFAD'a teslim edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2023/04/12-5.jpeg" style="width: 1024px; height: 768px;" /><img alt="" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2023/04/12-7.jpeg" style="width: 2000px; height: 1500px;" /></p>

<p>YAKIT VE YEM İHTİYACI DA KARŞILANDI</p>

<p>Konya Şeker, gıda ve maddi desteğin yanında diğer ihtiyaca yönelik taleplere de duyarsız kalmayarak deprem bölgesi kırsalında hayvanlar içinde yem yardımında bulundu.</p>

<p>Bölgedeki, akaryakıt ihtiyacını 1 Tanker dolusu yakıt ile destekleyen Konya Şeker, Tankerin kapasitesinin yüksek ve modern olması nedeniyle, istek üzerine bir süre daha bölgede bıraktı ve Mersin limanından gün aşırı yakıt ikmalinde de önemli bir görev yaptı.</p>

<p>Konya Şeker, yem fabrikasını da tam kapasite çalıştırarak bölgenin hayvan yemi ihtiyacını da karşılamada katkıda bulundu.&nbsp; Toplamda 10 Tır hayvan yemi, koordineli olarak bölgedeki yetkililere aktarıldı. Böylece, bölgedeki hayvancılığı da unutmayan Konya Şeker, bölgedeki üreticilere de 68 Bin 500 kilo hayvan yemi gönderdi.</p>

<p></p>

<p>UZMAN EKİP ADIYAMAN'DA ÇALIŞTI</p>

<p>Soma Termik Santralinde görevli arama kurtarma ekibi Adıyaman’da arama kurtarma çalışmalarına katıldı.</p>

<p>Geçtiğimiz yıllarda da milletimizi ve gönül coğrafyamızı derinden etkileyen doğal afet veya farklı sebeplerle yaşanan acılarda hızla hareket eden ve mazlumlara şefkat elini uzatmakta cömert davranan Konya Şeker, milletimizi derinden sarsan deprem felaketinde de seyirci kalmamış oldu.</p>

<p>Tüm imkânlarını seferber eden Konya Şeker, afet bölgesinde fayda sağlayacak kamyonu, kepçesi ile birlikte her neyi varsa bölgeye sevk ederken, Konya Şeker iştiraki; Soma Termik Santrali bünyesinden de eğitimli 40 kişilik tam teçhizatlı “Arama Kurtarma Timi”de, Soma Kaymakamı Fatih Akkaya'nın da katkılarıyla uçakla Adıyaman’a giderek, AFAD koordinasyonunda enkaz kaldırma çalışmalarında görev aldı.</p>

<p>TORKU SEYYAR AŞEVİ KURDU</p>

<p>Deprem bölgesinde 3 ayrı bölgede 50 gün yemek ikram edildi.</p>

<p>Konya Şeker, hanelerini depremzede kardeşlerine açan üretici ortakları ile birlikte büyük Türk Milletinin ferasetini bir kez daha tarihe kayıt olarak düşmüş oldu. Deprem bölgesinde sıcak aşa ihtiyaç duyulduğu günlerde Konya Şeker, yetkililerce gösterilen 3 ayrı noktada yemek dağıtımı gerçekleştirdi. Çumra ve Panagro'dan kurulu hazır mutfaklar, malzeme ve personeliyle hemen hazır halde yola çıkarıldı.</p>

<p>Nurdağı, Islahiye ve Hatay olmak üzere 3 noktada ekmek arası köfte, ekmek arası kavurma ve ekmek arası döner dağıtan Konya Şeker, günlük, yaklaşık 10 bin kişiye yemek ikram etti. Yemek dağıtımı 50 gün devam etti.&nbsp;</p>

<p>PERSONELDEN KAN BAĞIŞI</p>

<p>Konya Şeker'in 8 bine yakın personeli, gerek maddi yardım, gerekse fiziksel olarak deprem bölgesinde bir fiil çalışarak birlik ve beraberliğe duyulan günlerde üzerine düşeni fazlasıyla yapmaya çalışırken, depremden çıkan yaralılar da unutulmadı.</p>

<p>Kızılay tarafından, depremin ilk günü ile birlikte bölgede acil kan ihtiyacı gelişeceğinin öngörüsü ile başlatılan kan bağışı kampanyalarına ülke genelinde yoğun bir ilgi olurken, Konya Şeker ve Anadolu Birlik Holding çalışanları da kayıtsız kalmadı.</p>

<p>Geleneksel olarak her yıl Merkez fabrika, Kaşınhanı PANAGRO ve Çumra Şeker Fabrikası'nda kampanya yapan şirket, deprem sonrasındaki günlerde de kan bağışını sürdürdü.</p>

<p>Kızılay, normal periyodda günlük yaklaşık 8-10 bin ünite kan alımı gerçekleştirirken, afetin ilk gününden itibaren duyarlı vatandaşlar sayesinde 40 bin ünite kan bağışı ile bir rekora da imza atmış oldu.</p>

<p></p>

<p>HAZIRLAYAN : HACER CEYLAN</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Muhammed Esad Çağla</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>RAMAZAN'DA YENİGÜN</category>
      <guid>https://www.konyayenigun.com/konya-seker-seferber-oldu</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Apr 2023 12:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://konyayeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/konyayenigun-com/uploads/2023/04/12-3.jpeg" type="image/jpeg" length="72282"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[5 katlı bina tek kat olmuştu]]></title>
      <link>https://www.konyayenigun.com/5-katli-bina-tek-kat-olmustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.konyayenigun.com/5-katli-bina-tek-kat-olmustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Deprem nedeniyle 15 yakınını kaybeden Fatmagül Kurtoğlu, evlerinin kayalık kesimde olması nedeniyle mahallelerinde yıkım olmadığını ifade ederek, “Olayın büyüklüğünü ancak sabah kuzenimin evini ve cansız bedenini gördüğümde anladım.” dedi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaşana 6 Şubat depremine Hatay’da yakalanan Kurtoğlu çiftinin 2 hafta boyunca bölgede yaşadıklarını Fatmagül Kurtoğlu anlattı. Dağlık alanda olan evlerinin fazla hasar almadığını ve bu sebeple yıkımların olduğunu ancak sabah öğrendiklerini ifade eden Kurtoğlu, “Sabah kuzenime bakmaya gittiğimizde yıkımla karşı karşıya kaldık. 5 katlı binanın tek kata düştüğünü, kuzenimin cansız bedenini gördüm. Öyle şok olmuştum ki, vefatını 2 gün sonra idrak edebildim.” diye konuştu. Kurtoğlu ailesi, hasta anne babalarıyla birlikte geldikleri Konya’da, Hatay kalkınana kadar kiralık ev arıyor.</p>

<p><b>Sizi tanıyabilir miyiz?</b></p>

<p>Ben Fatmagül Kurtoğlu. Antakya’dan ailemle birlikte geldik.&nbsp;</p>

<p><b>Depremi Hatay’da yaşayanlardan birisi de sizsiniz. O anları bize anlatır mısınız?</b></p>

<p>Hatay’da yüksek kesimde yer alan, müstakil bir binada oturuyorduk. Depreme de evimizde, uyku sırasında yakalandık. Yüksek kesimde yer almasına rağmen çok şiddetli bir sarsıntı hissettik ancak çok şükür ki sağ salim evden çıkabildik.</p>

<p><b>O geceyi nerede geçirdiniz, tekrar eve girebildiniz mi?</b></p>

<p>Kendimizi koşarak dışarı atmıştık. O yüzden üzerimizde fazla kıyafet yoktu. Bir, iki saat yağmurda kaldık. Bizi gören komşularımız, sağ olsun, araçlarını bize açtılar. Sabaha kadar arabada kaldık, eve giremedik. Bizim o taraflarda çok yıkım olmadığı için her yer aynı zannetmiştik ki kimin aklına gelirdi böyle büyük bir yıkım.</p>

<p>Sabah olunca 1 kilometre kadar uzaklıkta olan kuzenime bakmaya gittik. 5 katlı binanın tek kata düştüğünü gördüm. Şok içerisinde kuzenimi aradık, gördüğümüz herkese soruyoruz, yok. En sonunda birisi cenazesini gösterdi, üstünü örtmüşler. Eşiyle birbirine sarılmış bir vaziyette bulmuşlar. Birinci dereceden kaybımız yok ancak yakın akrabalarımızdan 15 kişi hayatını kaybetti. Kime ne kadar üzüleceğimizi bilemedik. Bir önceki akşam beraber olduğum kuzenimin ölümünü bile 2 gün sonra idrak edebildim.</p>

<p><b>Hatay’da kaç gün kaldınız?</b></p>

<p>Eve bir şeyler almak için girip hemen çıkıyorduk, bu şekilde 1 hafta Hatay’daydık. Daha sonra eşimin annesinin köydeki evine gittik. 1 hafta da orada kaldık. Köyde de ev ev üstüne olmaz dedik, onlara yük olmamak için gitme kararı aldık. AFAD’a başvuru yaptık. Eşimin ailesi de bizimle gelmek durumunda kaldı çünkü kayınbabam diyaliz hastası. Antakya’dan İskenderun’a, oradan da Konya’ya geldik.</p>

<p><b>Konya’da tanıdığınız birileri var mıydı?</b></p>

<p>Yok tanıdığımız kimse yoktu ancak bölge de durulacak gibi değildi. Annem daha önce gezi için Konya’ya gelmişti. Çok sakin ve temiz bir şehir olduğunu; insanların anlayışlı ve güler yüzlü olduğunu söylemişti. Antalya’yı da düşünüyorduk ancak turistik yer, kalabalık olur diye Konya’ya gelmeye karar verdik. İlk olarak bölgeden Karaman’da yurda yerleşen eşimin arkadaşı bizi Karaman’a çağırdı ve yurtta yer olduğunu söyledi. Bizler de ilk Karaman’a oradan Konya’ya geçeriz demiştik. Ancak inmeye yakın yurtların dolduğunu söyledi. Bizler de mecburen indik ancak hasta babamlarla birlikte orada da dışarıda kaldık. AFAD’ı aradım ve durumu anlattım. Sağ olsunlar, bize yardımcı oldular. Karaman’daki yurt müdürü vesilesiyle de Konya’da bir yurda yerleştik. Eşimin kız kardeşi kemoterapi tedavisi görüyor, eşimin babası diyalize gidiyor. Onlarla birlikte Konya’dayız. Eşim iş buldu, çalışıyor.</p>

<p><b>‘KİRALIK EV ARIYORUZ’</b></p>

<p><b>Yurtta zorlanmıyor musunuz?</b></p>

<p>Eşimin annesi yurtta çıkan yemeklere alışık olmadığı için bir hafta boyunca hastaydı. Ayrıca küçük çocuklarım olduğu için ayrıca zorlanıyoruz. Yurtta bir odada nasıl olunursa biz de o şekilde yaşıyoruz. Bir yandan da ev arıyoruz ancak kira fiyatları çok yüksek. Hiçbir artısı olmayan bir eve bile 7-8 bin lira istiyorlar. Allah insanlara vicdan versin. Bir evde asgari ücretle tek çalışan olduğunu düşününce geçinmek çok zor. Kirada kalabileceğimiz ev arıyoruz. Memleketimize en kısa sürede dönmek istiyoruz ancak çocuklarım ve olan borçları düşününce bizim de kendimizi idare etmemiz gerekiyor. Bizim gidebilmemiz için Hatay’ın kalkınması gerekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><b>Depremle ilgili söylemek istediğiniz bir şey var mı?</b></p>

<p>Herkesin acısı kendisineydi; kime üzüleceğimizi şaşırdık ancak yetkililere de tepki veremiyoruz. 1 ilde olan bir deprem olsaydı söylenecek çok söz vardı ancak 11 ilde olduğu düşünüldüğünde elden ancak bu kadarı geliyormuş, diyebiliyoruz. Gönül isterdi ki ilk günden ekipler gelsin ve müdahale edilsin. Kocaman Antakya tarih oldu. Ancak söylenecek çok şey yok, bu durumda.</p>

<p><b>Teşekkür ederiz. </b></p>

<p><b>HACER CEYLAN</b></p>

<p><b>&nbsp;</b></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Muhammed Esad Çağla</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>RAMAZAN'DA YENİGÜN</category>
      <guid>https://www.konyayenigun.com/5-katli-bina-tek-kat-olmustu</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Apr 2023 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://konyayeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/konyayenigun-com/uploads/2023/04/15-3.jpeg" type="image/jpeg" length="98985"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Önemli bir veliydi]]></title>
      <link>https://www.konyayenigun.com/onemli-bir-veliydi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.konyayenigun.com/onemli-bir-veliydi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Konya’nın yetiştirdiği önemli ilim adamlarından Seyit Mahmut Hayrani’nin Hz. Mevlana, Hacı Bektaş-ı Veli, Ahmet Er-Rıfai gibi isimlerle irtibatlarının olduğu biliniyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Osmanlı dönemi şairlerinden Ahmet Paşa bir beytinde “Ol şeh-i hûbân ki iklim-i dilin sultanıdır/Her ne der cân üstüne fermân anun fermanıdır.” demektedir. Beyitte “Sevgilinin, gönül ülkesinin sultanı, şairin de onun emrine amade olduğu” dile getirilmektedir. Anadolu’da toprağı vatan haline getiren “Sultanı iklim-i dil/Gönül ülkesinin sultanı” olan pek çok büyüğümüz vardır. Onlardan biri de Konya Akşehir’de medfun Seyit Mahmut Hayrani’dir.</p>

<p>13. yüzyılda Horasan’dan Konya Akşehir'e göç ederek bu toprakların İslamlaşmasına ve Türkleşmesine katkıda bulunan Seyit Mahmut Hayrani’nin hayatı hakkında yeterli bilgiye sahip değiliz. Hakkında kaleme alınan “Menakıb-ı Seyit Mahmûd-ı Hayrani” adlı eser günümüze kadar ulaşmamıştır. Onunla ilgili bilgilere daha çok Hz. Mevlana, Hacı Bektaşi Veli ve Şeyh Ahmet Er-Rufai gibi evliya menakıpnamelerinde, hac seyahatnamelerinde ve çeşitli tarih ve arşiv kayıtlarında dağınık olarak rastlamaktayız. Bu eserlerde Seyit Mahmut Hayrani, saygıyla anılmakta ve dönemin en önemli mutasavvıfları arasında adı zikredilmektedir.</p>

<p>Kaynaklarda Seyit Mahmut Hayrani’nin asıl adı “Seyit Mahmut, Seyit Mahmut Hayran, Seyit Mahmut Hayrani ve Seyit Mahmut bin Mesut” olarak geçer. Seyit Mahmut Hayrani’nin 667/1269’daki vefatından hareketle 13. yüzyılın başlarında doğduğu söylenebilir. Babası Selçuklu devlet adamlarından Mesut Bey olup dedesinin adı da Mahmut’tur. Ayrıca Necmeddin Ahmet (ö. 649/1251) adında bir de erkek kardeşi vardır. Seyit Mahmut Hayrani’nin “Seyit Muhyiddin” adlı şair bir oğlu mevcuttur.</p>

<p>Akşehir medreselerinden Kadı İzzeddin ve Emir Yavi medreselerinde müderrislik yapan Seyit Mahmut’un söz konusu medreselerde Nasreddin Hoca'ya ders verdiği kabul edilmektedir.</p>

<p>Seyit Mahmut Hayrani’nin döneminin önemli mutasavvıflarından Hz. Mevlana, Hacı Bektaşi Veli ve Şeyh Ahmed er-Rufai ilişkileri vardır.</p>

<p></p>

<p>SEYİT MAHMUD HAYRANİ VE HZ. MEVLANA</p>

<p>Hz. Mevlana, Konya’ya gelip kendisini ziyaret eden Akşehirli Şeyh Sinaneddin Külahdûz’a Seyit Mahmut Hayrani’yi sorar. O da: “Onu tüyleri birbirine karışmış bir tilki gibi bir köşede oturmuş ve sizin âleminize karşı tamamıyla gözlerini kapamış bir halde buldum” karşılığını verir. Bu cevap üzerine Mevlana sadece gülümser. Sinaneddin Akşehir’e döndüğünde çarşıda Seyit Mahmut Hayrani’yi manevi âleme dalmış (murakabe) bir halde bulur. Onun yanına oturur. Seyit Mahmut Hayrani hafifçe gözlerini açarak ona, “Ey Şeyh Sinaneddin! Eğer biz başların başı ve hür insanların reislerinin sultanı zamanında bir tilki olursak canımıza minnet” diye bağırır. Bunun üzerine Sinaneddin Külahdûz onun elini ayağını öperek gönlünü alır.</p>

<p>Sinaneddin Külahdûz, Konya’ya gittiğinde yine Hz. Mevlana’yı ziyaret eder. Hz. Mevlana ona, “Dünyada kalbi aydın kimseler çoktur.” der ve: “Eğer o mecnun sağ ise söyle gelsin, benden benzeri görülmemiş bir mecnunluk öğrensin. Eğer sen mecnun olmak istersen elbisene benim nakşımı dik (kendini bana benzetmeye çalış). Her mecnunluk için bir müddetten sonra şifa bulmak vardır. Ey mecnun! Sana ne oldu da bu hastalıktan kurtulmadın?” beyitlerini okur Sinaneddin Külahdûz bunu Seyit Mahmut Hayrani’ye aktarınca, onun bu sözlerden etkilenerek dağlara çıktığını, bir yıl oralarda kalıp kendine gelemediğini nakledilir.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>SEYİT MAHMUT HAYRANİ VE HACI BEKTAŞ VELİ</p>

<p>Seyit Mahmut Hayrani’nin Hacı Bektaş Veli ile irtibatı konusunda şunlar anlatılır: Hacı Bektaşi Veli Sulucakaraöyük'e yerleşip şöhreti etrafa yayılınca, onu duyan kimseler her yerden onu görmeye gelip hayır duasını almaya başladılar. Akşehir'den de Seyit Mahmut Hayrani üç yüz dervişiyle, Hacı Bektaş Veli'nin vasıflarını duyar. Bir arslana biner, eline de bir yılanı kamçı yaparak yola çıkar. Hacı Bektaş Veli’ye bu durum haber verilince: “O kimse bir canlıya binip ayağımıza geldi, biz de bir cansıza binelim ona karşılayalım” der. Oturduğu yerden kalkarak dışarı çıkar ve yakınında bulunan büyük bir kayanın üzerine seccadesini serer. Kaya, Hacı Bektaş Veli üzerinde olduğu halde 300 dervişlerle gelen Seyit Mahmut Hayranî’ye doğru harekete geçer. Seyit Mahmut Hayrani, Hacı Bektaş Veli’nin cansız bir kayaya binerek kendisine geldiğini görünce, yaptığı hatayı anlar “Büyüklerin yanına edepsizce gelmişiz” diyerek, hemen bindiği aslandan aşağı iner ve elindeki kamçı olarak kullandığı yılanı bırakır. Hacı Bektaş Veli’den özür diler. Hacı Bektaş Veli, Seyit Mahmut Hayrani bir müddet sohbet ederler. Sonunda ayrılırlarken Hacı Bektaş Veli, Seyit Mahmut Hayrani’ye “O geldiğin Akşehir’i sana yurt olarak verdik, o yer senin vatanın olsun.” der ve halkı irşat için Akşehir'e gönderir.</p>

<p></p>

<p>SEYİT MAHMUD HAYRANİ VE AHMET ER-RIFAİ</p>

<p>İbnü’s-Serrac’ın “Tüffahu’l-ervah” ve Ebû Bekr el-Ayderûs’un “en-Necmü’s-sa’i” adındaki eserlere göre Seyit Mahmut Hayrani’nin şeyhi Ahmed er-Rifai’dir. Bu kaynaklara göre Seyit Mahmut Hayrani, önce Irak’a giderek Şeyh Ahmed er-Rifai’ye intisap etmiş ve on iki yıl onun eğitiminde bulunduktan sonra Anadolu’ya hicret etmiştir. Ancak Ahmet er- Rifai’nin ölümünden sonra Seyit Mahmut Hayrani’nin yaklaşık 90 yıl daha yaşamış olması pek mümkün görünmemektedir.</p>

<p>Bu konuda İbnü’s-Serrac’ın “Tüffahu’l-ervah” adlı eserinde Seyit Mahmut Hayrani hakkında verdiği bilgiler şöyledir: “Seyit Mahmut Hayrani, Irak’ta bulunan Ümmü Abide’ye giderek Ahmet Er-Rifai türbesine varıp orada uzun bir süre bekler. Bu bekleyiş tasavvufi eğitimde ruhani yolla eğitim (Üveysilik) demektir. Bu bekleme sonucunda Seyit Mahmut Hayrani velilik makamına ulaşır. O sırada Şeyh Ahmed er-Rifai’nin dergâhında Şemseddin Ahmed Müstacil adında bir şeyh vardır. Bu şeyh, uzun süre türbede kalarak velilik mertebesine ulaşan Şeyh Mahmut Hayrani’ye durumunu anlamak için bir adam göndererek: “Nasibinden bize ne bıraktın?” diye sordurur. Seyit Mahmut Hayrani cevaben: “Dörtte bir” deyince Şeyh Müstacil, Seyit Mahmut Hayrani’nin kemalatını kabul eder ve onunla bir müddet sohbette bulunur. Sonra da Sarı Saltuk’u onun yoldaşı yapar.</p>

<p></p>

<p>&nbsp;SEYİT MAHMUT HAYRANİ VE SARI SALTUK</p>

<p>Sarı Saltuk, Akşehir’e gelerek Mahmut Hayrani’nin yanında yetişir. Sarı Saltuk ilk geldiği günlerde Akşehir çevresinde koyun çobanlığı yapar. Bir gün Seyit Mahmut Hayrani ile karşılaşır. Hayrani, kendinden geçmiş manevi bir manevi hal içindedir. Kendisinden bir miktar içecek süt ister. Sarı Saltuk da ona sağdığı sütten ikram eder. Seyit Mahmut, sütün bir kısmını içer ve geri kalanını Sarı Saltuk’a vererek ondan içmesini ister. O da arta kalan sütü içer. Sarı Saltuk içtiği o sütün tesiriyle manevi makamlara yükselerek büyük bir veli olur. Bundan sonra Seyit Mahmut Hayrani, Sarı Saltuk’u Balkanlara/Rumeli’ye gönderir. O da orada İslam’ı tebliğe başlar. Bu sayede pek çok insan Allah izniyle müslüman olup hidayete erer.</p>

<p></p>

<p>&nbsp;AKŞEHİR RİFAİYE DERGÂHI</p>

<p>Seyit Mahmut Hayrani, Irak’tan Anadolu’ya döndüğünde artık bir Rifai şeyhidir. Seyit Mahmut Hayrani’nin torunu Seyit Ali’nin İstanbul’da Türk İslam Eserleri Müzesi’nde bulunan mezar sandukasındaki kitabede: “Bu temiz türbe, said, şehid, Rifai Mahmûd’un oğlu Muhammed’in oğlu Seyit Ali’nindir” diye yer alması, Seyit Mahmut Hayrani’nin Rifai tarikatından olduğuna başka bir delildir. 18. yüzyıla kadar Rıfai tarikatı üzerine faaliyet gösteren Akşehir Seyit Mahmut Hayrani zaviyesi bir müddet te Hacı Bektaşi Veli tarikatına bağlı kalmıştır.</p>

<p>Osmanlı döneminde hac güzergâhı/yolu üzerinde bulunan Akşehir'e gelen hacılar burada bulunan Seyit Mahmut Hayrani, Nasreddin Hoca ve Nimetullah Nahcivani'nin türbelerini ziyaret ederek yollarına devam etmişlerdir.</p>

<p></p>

<p>YILDIRIM BAYEZİD</p>

<p>Ankara savaşından sonra Yıldırım Bayezid, 9 Mart 1403 günü Akşehir'de vefat etmiştir. Emir Timur, Yıldırım Bayezid’in Seyit Mahmut Hayrani türbesine defnedilmesini istemiştir. Bunun üzerine Yıldırım Bayezid bir müddet Şeyh Mahmut Hayrani Türbesi'ne konmuş ancak Bursa'ya gömülmesine dair vasiyeti olduğu anlaşılınca Musa Çelebi tarafından Bursa'ya nakledilmiştir.</p>

<p></p>

<p>&nbsp;SEYİT MAHMUT HAYRANİ TÜRBESİ</p>

<p>667/1269’da vefat eden Seyit Mahmut Hayrani, bugün Akşehir’in Anıt mahallesinde kendi adını taşıyan sokakta bulunan türbesine defnedilmiştir. Ne zaman yapıldığı tespit edilemeyen türbenin 1409’da Karamanoğlu beyliği döneminde Seyit Mahmut Hayrani’nin torunu Seyit Muhiddin tarafından tamir edilmiştir. &nbsp;Tamir kitabesinde altı satır halinde: “Allâh. Emere bi-tecdidi hazi (hi)t-türbeti'l-mutahharati el-muattara el-mahdumu'l-mu'azzam sülaletü'l-evliya Seyyidü’s-sadatü'l-müeyyed bi-te'yidi Rabbi'l-arazin ve's-semavat Seydi Muhyiddin bin Seydi Ali bin Seydi Muhyiddin bin Seydi Mahmud Rahmetullahi aleyhim fi şuhuri sene isna aşere ve semani-mie (812/1409)” yazılıdır. &nbsp;Kitabenin Türkçesi şöyledir: "Allah, bu temiz ve ıtırlı (güzel kokulu) türbenin yenilenmesini 812/1409'da Seyitlerin seyyidi, evliya soyu, büyük âlim, yerlerin ve göklerin Rabbi’nin teyidiyle teyit edilmiş Seyit Mahmut oğlu Seyyid Muhyiddin oğlu Seyyid Ali oğlu Seyyid Muhyiddin emretti. Allah’ın rahmeti üzerine olsun."</p>

<p>SANDUKASI</p>

<p>Ağaç sandukalarının en önemli şaheserlerinden olan Seyit Mahmut Hayrani’nin sandukasının baş yüzü geometrik şekiller ve çiçeklerle süslü bir ağ üzerine üç satır halinde Selçuk sülüsüyle şu kitabe yazılıdır: “Velilerin kutbu mesut, şehit, merhum ve mağfur senedim ve efendim Seydi Mahmut İbn Mesut hicri 667 yılında ölmüştür. Allah’ın geniş rahmeti üzerine olsun.” Sandukanın sağ tarafında bir satır halinde Hz. Mevlana’nın: “Sen sanırsın ki aslanlarda köpekler gibi kapı arkasında ölürler. Birbirinin canı olan âşıklar birbirinin uğrunda canlarını verirler. Âşıklar daima feleğe doğru yükselirler. Münkirler cehennemin alt tabakalarına giderler” beyitleri vardır. Eskiden türbenin içinde tahta işçilik ve oymacılık sanatı açısından şaheser olan sandukalar vardı. Seyit Mahmut Hayrani, kardeşi Necmeddin Ahmed ve torunu Seyit Ali'ye ait olan bu sandukalar, 1900’lerin başında Konya’da oturan Alman konsolosunun yönlendirmesiyle Anadolu Bağdat Demiryolu genel müdürü Hugnen’in demiryolu memurlarından Efkeryan ismindeki bir Ermeni vasıtasıyla çaldırılmıştır. Üç adet sandukayı yerlerinden sökerek Hugnen’e teslim edenler Akşehir'e bağlı Bermende köyünde yaşayan ve arabacılık yapan “Yuvan” ve “Yani” isimli iki Rum vatandaştır. Ancak olaydan bir müddet sonra “Yuvan” kör olmuş sonra “Yani” de felç geçirerek ömrünün sonuna kadar dilencilik yapmıştır. Bu sandukalar Almanya’ya kaçırılırken yakalanarak 25 Mart 1914’de tarihinde İstanbul Türk ve İslam Eserleri müzesine verilmiştir. Tabutlardan bir tanesi ise günümüzde Danimarka da bir müzededir.</p>

<p>HAZIRLAYAN: AHMET ÇELİK</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Muhammed Esad Çağla</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>RAMAZAN'DA YENİGÜN</category>
      <guid>https://www.konyayenigun.com/onemli-bir-veliydi</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Apr 2023 12:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://konyayeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/konyayenigun-com/uploads/2023/04/17-2.jpg" type="image/jpeg" length="90987"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Medeniyete yön verenlerin yuvası]]></title>
      <link>https://www.konyayenigun.com/medeniyete-yon-verenlerin-yuvasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.konyayenigun.com/medeniyete-yon-verenlerin-yuvasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dr. Ali Rıza Bahadır Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi Okul Müdürü Bekir Tekkaymaz, “Okulumuz şehrimizin köklü İmam Hatip Liselerinden olup, medeniyete yön verenlerin yuvasıdır” dedi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Konya’nın en eski İmam Hatip Lisesi arasında yer alan Dr. Ali Rıza Bahadır Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi, Kültürel mirası değerlendirebilen, yaşanan hayatı yorumlayabilen, problemlere çözüm üretebilen, bireyler yetiştiriyor. Dr. Ali Rıza Bahadır Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi Okul Müdürü Bekir Tekkaymaz, “Öğrencilerimizin zihninde, insana, düşünceye, özgürlüğe, ahlaka ve kültürel mirasa saygıya dayanan bir din öğretimi anlayışının yayılmasına katkıda bulanıyoruz” dedi.</p>

<p><b>&nbsp;Öncelikle sizleri tanıyabilir miyiz? </b></p>

<p>1967 Konya doğumluyum 1986 Konya Merkez İmam Hatip Lisesi, 1991 Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunuyum. 1991 yılından itibaren sırasıyla Kırklareli ve Malatya da öğretmenlik, Cihanbeyli, Selçuklu ve Karatay'da okul Müdürlüğü görevi yaptım. Halen de Karatay'da <a name="_Hlk132800285">Dr. Ali Rıza Bahadır Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi</a>'nde okul Müdürlüğü yapıyorum.</p>

<p><b>Okulunuz hakkında bilgi verir misiniz?</b></p>

<p>Okulumuz 1993-1994 öğretim yılı itibariyle hizmete girmiştir 1996 -1997 öğretim yılına kadar erkek İmam Hatip Lisesi’nin mengene şubesi olarak hizmet etmiştir. 1996-1997 öğretim yılında müstakil olarak hizmet etmeye devam etmiştir.</p>

<p><b>Okulunuzda kaç öğrenci şu ana kadar eğitim aldı? Devam eden öğrenci sayınız nedir?</b></p>

<p>Okulumuz şehrimizin köklü İmam Hatip Liselerinden olup, açıldığın yıldan bu zamana kadar ortalama her yıl 180 öğrenci mezun vermiştir. Okulumuzun bu yıl öğrenci mevcudu 946 öğrencidir.</p>

<p><b>Okulunuzda eğitim alan öğrencilerinize yönelik gerçekleştirdiğiniz sosyal ve kültürel faaliyetler nelerdir?</b></p>

<p>Okulumuzda uygulanan anlamlı çalışmalardan bahsetmek isterim. Bunlar; &nbsp;ANADOLU MEKTEBİ PROJESİ Tarihimizden aldığımız güç ve sorumluluk duygusuyla Milli kültür ve medeniyetini, kendini ait olduğu milleti ve değerler dünyasını tanıyan, emek ve insan merkezli bir hayat anlayışı ile milli ve evrensel bir sorumluluk ruhuna sahip, erdemli, ilkeli, ülkesine aydınlık bir gelecek hazırlamaya çalışan ruha sahip öğrencilerin oluşturduğu ANADOLU MEKTEBİ okuma gruplarımız ile öğrencilerimize, düşünce, sanat ve kültür hayatımızda büyük etkileri ve katkıları olan yazarlarımızın bütün eserlerinin ve hakkında yazılanların okunması, değerlendirilmesi, yorumlanması temeline dayalı, okuma sonuçlarının sonucunda;&nbsp; Çalışkan olmak,&nbsp; büyük ideale sahip olmak, aileye önem vererek doğru sözlü olma düşüncesini, kültür ve sanat yolculuklarına kendi başlarına devam edebilecekleri derinlikli bir bilinç ve evrensel bir ufuk kazandırmaya çalışılmaktadır.&nbsp;</p>

<p><b>TURKUAZ OKUMALARI</b></p>

<p>&nbsp;Öğretmenlerimiz önderliğinde oluşturulan TURKUAZ OKUMALARI faaliyet gruplarımız ile öğrencilerin okumaya ve yazmaya duydukları heves ve sahip oldukları yeteneklerin keşfi ile faaliyete katılan öğrenciler derslerine başarılı olma amaçları desteklenmektedir. Aynı zamanda öğrencilerimizin kişilik gelişimini olumlu yönde etkileye katkı sağlamakta kendilerine güven hususunda da&nbsp; gelecek planlarında mihmandar olmaktadır. Faaliyete katılan gruplarımız günden konuları ve konuk programları söyleşileri ve konferanslar ile çeşitli programlar yapılmaktadır.</p>

<p><b>&nbsp;HER SINIF BİR ÇOCUK GÜLDÜRÜYOR</b></p>

<p>Bu projemiz Ramazan&nbsp; 2023 te uygulamaya geçti. Bu projemiz ile öğrencilerimiz öncelikle sınıfında sonra okulumuzda daha sonra yaşadığı sosyal çevresindeki ihtiyaç sahibi öğrenci ve bireyleri araştırıp bularak milli, manevi ve&nbsp; insani değerlere sahip olma, bu değerler temelinde de geleceği planlama toplumumuza da örnek olma faaliyetleri yapmaktadır.</p>

<p>Okulumuzda okuyan öğrencilerimizden yaklaşık 80 civarında öğrenciye burs imkanı sunmaktayız. Bu yıl yaşadığımız deprem felaketi nedeniyle şehrimize gelip yurtlara veya evlere yerleşen birçok depremzede kardeşimize gıda, kıyafet ve nakdi yardımlar gerçekleştirilmektedir. Sosyal Toplum Kuruluşları ve hayırsever işadamı kardeşlerimizle depremzede kardeşlerimiz yardımların sevkinde yardımcı olmaktayız. Öğrencilerimizin ve velilerimiz de sosyal dayanışma ve yardımlaşma konularındaki hassas ve duyarlı olmalarına katkı da bulunmaktayız. Akademik başarıyı artırıcı ve bir yükseköğretim programların öğrenci kazandırma ve yerleştirme amacıyla okulumuzda süreklilik arz eden Destekleme ve Yetiştirme Kurslarımız vardır. Sınavla öğrenci almayıp adrese dayalı öğrenci alınmasına rağmen akademik başarının en üst seviyeye taşınması gayretleri aralıksız sürdürülmektedir. 2023 AYT sınavına ilk 1000 e giren öğrencilerimiz olmakla birlikte ilk 5000 – 10.000 e gren hayli öğrencilerimiz olmuştur. Okulumuzun iddialı olduğu bir diğer akademik alan ise Yabancı Dil alanıdır. Üniversitede öğrenimlerine Yabancı Dil alanlarında devam etmek isteyen veya yabancı dil alanlarını tercih eden, üniversite sınavına da yabancı dilden girmek isteyen öğrencilerimiz için İngilizce Ağırlıklı&nbsp; Yabancı Dil Sınıfı ve Arapça Ağırlıklı Yabancı Dil Sınıfları uygulamamız vardır. Bu alanda mezun olan öğrencilerimiz yüzde 100 e yakın yerleştirme sonucu alınmaktadır. Bütün bu akademik başarıların elde edilmesi için yapılan çalışmaların yanı sıra 11. ve 12. Sınıf öğrencilerimizin Konya dışında bulunan ve şehrimizde bulunan üniversite gezileri tertip edilmektedir. &nbsp;Mesleki alanda gelişimlerine katkı sağlamak amacıyla, Hadis ve Fıkıh yarışması, sınıflar arası bilgi yarışması yapılmaktadır. Ayrıca Genel kültür ve bireysel yeteneklerin gelişimi açısından 10. Sınıflar arasında Münazara yarışması ve Yıl sonu Şiir okuma yarışmalarını düzenlenmektedir. Mesleki alanda uygulama olarak 11. Sınıf öğrencilerimiz Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı 4-6 yaş Okul öncesi Kurumlarında Değerler Eğitimi çalışması ve Milli Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Kurumlarında Değerler Eğitimi derslerinin işlenmesi ve gözlemlenmesi çalışmalarına katılım sağlanmaktadır. Öğrenciler kendi aile ortamlarında, sosyal çevrelerinde ve toplumda mesleki kazanımlarını uygulamak, kendilerini mesleki açıdan geliştirmek hususunda da Meslek Dersleri Öğretmenlerinin önderliğinde FIKIH OKUMALARI etkinlikleri yapılmaktadır. Öğrencilerimizin Manevi ve ahlaki gelişimlerine faydası olması için okulumuz dışında muteber olan ilim ve irfan sahibi faziletli şahsiyetler okulumuzda misafir edilerek öğrencilerimizle buluşturulmaktadır. Akademik alanda başarılarına katkı sunmaları, Milli ve manevi değerlere sahip yararlı bir insan olarak yetişmeleri için, okulumuzdan mezun olan Konya’mızda ve diğer şehirlerde yaşayan alanında uzman tarihçi, edebiyatçı, hukukçu ve ilahiyatçı bilim insanlarını, yazar ve gazetecileri öğrencilerimiz ile buluştururuz.&nbsp;&nbsp; Okulumuz öğretmenlerinin öncülüğünde öğrencilerimizin katkılarıyla “ O-KUL” isimli dergi çıkarılmaya başlanmıştır. Dergimizin içeriği tamamen öğretmen ve öğrencilerimiz tarafından belirlenerek hazırlanmaktadır.Sosyal ve kültürel faaliyetlere yönelik çok yönlü zengin çalışmalarımızın yanı sıra Sportif faaliyetler kapsamında oldukça aktif olan okulumuz ilçe ve il geneli yarışmalarda çeşitli dereceleri almıştır. Okulumuzda&nbsp; BOCCE , TAEKWONDO&nbsp; takımlarımız&nbsp; faaliyet gösteren aktif spor dallarındandır. Bu Spor dallarında okul içi ve il geneli turnuvalara katılım sağlamaktadır. Kültürel mirasımız korunmakta olup çeşitli etkinliklerle bu konunun üzerinde durulmaktadır. Teknolojik gelişmeler okulumuz öğrencileri tarafından takip edilmekte olup TÜBİTAK&nbsp; yarışmalarına&nbsp; proje üretme faaliyetlerimizde&nbsp; vardır.</p>

<p><b>&nbsp;</b></p>

<p><b>Okulunuzun başarıları hakkında bilgi verir misiniz?</b></p>

<p>AB katılım projelerinin yanı sıra TÜBİTAK, E- Twinning projelerine katılım sağlanmaktadır Üniversiteye yerleştirme sonuçları bakımından son&nbsp; 4 yıl içerisinde ilk 1000 ile 10.000 başarı sıralamasında&nbsp; Sözel, Eşit Ağırlık ve Dil alanlarında öğrencilerimiz&nbsp; üniversiteye yerleşmişlerdir. Bunun yanında İngilizce Öğretmenlikleri ve Dil filolojileri başta olmak üzere, Hukuk, İlahiyat , Hemşirelik, Mühendislik ve&nbsp; Öğretmen yetiştiren fakültelerini kazanan öğrencilerimiz vardır. Yükseköğrenimi kazanma açısından yüzdelik dilimimiz her geçen yıl artarak devam etmektedir. Başarılı yüzdelik dilimi 2021 yılına göre yüzde 5 artarak 2022 yılında yüzde 40 olmuştur. Bakanlığımızın, il ve ilçe millî eğitim müdürlüğünüzün diğer alanlardaki kompozisyon, şiir, resim vb yarışmalarda okulumuz öğrencileri 1. Çeşitli dereceleri&nbsp; olmak üzere bir çok başarılara imza atmışlardır.</p>

<p><b>&nbsp;Okulunuz öğrencilere vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?</b></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İnsanoğlu, hayatını belli değerler uğruna idame ettirdiğinde anlamlı kılar. Eğer bir Ulvi gayesi yoksa hiçbir mecrada kıymeti yoktur. Allah insana iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, güzeli çirkinden, Hakkı batıldan ve faydalıyı zararlıdan ayırt edebilme ve bunlardan birini tercih edebilme kabiliyeti vermiştir. Yaratılmışların en seçkini olarak insan düşünebilen ve düşündüklerini gerek söze gerekse eyleme dökebilme özelliklerini üzerinde taşıyan bir varlıktır. Doğruyu düşünebilmek, doğru karar verebilmek, kişinin yetiştiği ortamla ve almış olduğu eğitimle doğrudan alakalıdır. Dr. Ali Rıza Bahadır Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi ailesi olarak öğrencilerimizle birlikte doğru düşünebilme, hikmeti arayıp bulma, ahlâk-ı hamîdeyi kuşanma, doğru ve haklı tercihler yapabilme meziyetlerini eksiksiz bir şekilde kazanılması için çaba sarf etmekteyiz. Memleketimizin güzide okullarından olan İmam Hatip liselerinde öğrenci olabilmek ayrı bir değer taşımaktadır. Her halükarda Haktan ve haklıdan yana olabilmek için yaşadığımız bu coğrafyada ve tüm dünyada, Adalet ve Hak nizamını tesis edebilmenin gayretini gösteren Erdemli şahsiyetler yetiştirmenin heyecanını yaşamaktayız. Millet olarak tarih boyunca tüm insanlığa adaletle hükmeden sadece insanlık değil tüm yaratılmış varlıklara Yüce Rabbimizin hürmetine şefkatle muamele eden bir ecdadın ahfadıyız. Bu ahlâkı ve karakteri öğrencilerimizle birlikte kuşanmak yegâne hedeflerimizdendir. Hayatın her alanında bir İmam Hatip Mensubu olarak hem memleketimiz ve milletimiz için hem tüm Müslümanlar için hem de tüm insanlık için yapılması gereken ne varsa, en doğru ve en güzel bir şekilde icra eden nesiller yetiştirmek hedefimizdir. Bu ulvi gayeyi yüreğinde kor ateş gibi taşıyarak evlatlarını bizlere emanet eden annelerimize ve babalarımıza, Faziletler Medeniyetinin mayası ve ocağı olmak için genç yürekleriyle koşa koşa okulumuza gelen sevgili öğrencilerimize, bu heyecanı ve muhabbetin hamurkârı hocalarımıza teşekkür ederiz.</p>

<p>MUHAMMED ESAD ÇAĞLA</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Muhammed Esad Çağla</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>RAMAZAN'DA YENİGÜN</category>
      <guid>https://www.konyayenigun.com/medeniyete-yon-verenlerin-yuvasi</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Apr 2023 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://konyayeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/konyayenigun-com/uploads/2023/04/18-4.jpg" type="image/jpeg" length="76846"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İslam davasının bir neferi]]></title>
      <link>https://www.konyayenigun.com/islam-davasinin-bir-neferi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.konyayenigun.com/islam-davasinin-bir-neferi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Meram Belediyesi’nin ilk başkanı Veysel Candan’ı anlatan Araştırmacı-Yazar Salih Sedat Ersöz, “Veysel ağabeyim her ortamda davasını savunan, doğruyu olduğu gibi söyleyen, eğip bükmeyen, içindeki neyse dışına da onu sızdıran, İslam davasının samimi bir neferidir” dedi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Araştırmacı-Yazar Salih Sedat Ersöz, Konya Eski Milletvekili ve Meram Belediyesi’nin ilk Başkanı Veysel Candan’ı anlattı. Candan’ın samimi ve gayretli bir insan olduğuna dikkat çeken Ersöz, “Veysel ağabeyim inandığı doğrulardan asla taviz vermeden, her ortamda davasını savunan, doğruyu olduğu gibi söyleyen, eğip bükmeyen, içindeki neyse dışına da onu sızdıran, İslam davasının samimi bir neferidir” dedi.</p>

<p><strong>VEYSEL CANDAN</strong></p>

<p>Konya eski Milletvekili ve Meram Belediyesi’nin ilk Başkanı Veysel Candan, 1947 yılında Konya’nın Hadim ilçesinde dünyaya geldi. İlk ve Orta eğitimini Konya’da tamamladı. İmam Hatip Lisesi’nden mezun olduktan sonra Konya Erkek Lisesi diplomasını da aldı. O yıllarda İHL mezunları istedikleri yüksekokula girebilmek için bu yolu tercih ediyorlardı. 1966 yılında İstanbul’da yatılı olarak Yüksek İslâm Enstitüsü’ne kayıt oldu. Aynı anda Eczacılık Fakültesine de girdi. &nbsp;İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nden mezun olduktan sonra eczacılığa başladı.</p>

<p>1970 yılında Erbakan Hoca ile tanıştı. Milli Nizam Partisi İl Gençlik Kolu Başkanı olarak görev yaptı. Bu partinin kapatılmasından sonra kurulan Milli Selamet Partisi’nde Merkez İlçe Başkanlığı görevini üstlendi. 1989 yılında Refah Partisi’nden Meram Belediye Başkanı seçildi. Belediye Başkanlığı devam ederken 1995 yılındaki genel seçimlerde RP’den aday oldu ve Konya Milletvekili olarak Meclise girdi. 28 Şubat’tan sonra Refah Partisi kapatılınca yerine kurulan Fazilet Partisi’ne geçti. 1999’da FP’den tekrar Konya Milletvekili seçildi. FP’nin de kapatılmasından sonra Saadet Partisi’ne geçiş yaptı. Fazilet ve Saadet Partilerinde Kurucu Üye, Siyasi İşlerden ve Mahalli İdarelerden sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı, Saadet Partisi Grup Başkan Vekilliği görevlerini yürüttü. &nbsp;2009 yerel seçimlerde Saadet Partisi Ankara Büyükşehir Belediyesi Adayı olan Veysel Candan daha sonra aktif siyasete noktayı koydu.</p>

<p></p>

<p>Veysel Candan’ın siyaset yaptığı partilerin hepsinin Erbakan Hoca’nın kurduğu Milli Görüş çizgisindeki partiler olduğu ve kapatılan partilerin, “İslâmî faaliyet yaptıkları” iddiasıyla açılan davalar sonucunda kapatıldığını belirtmek gerekiyor.</p>

<p>Veysel Candan 1989 yılında Meram Belediye Başkanı olduğu zaman; borçlanmadan, tasarrufa önem vererek ve ihtiyaçların önem sırasına göre kenardan merkeze doğru bir hizmet anlayışı ortaya koyuyor. Büyükşehir Belediyesine de 3 yıl boyunca vekâlet eden ve Başkanlığı döneminde 40 temel esere imza atan Veysel Candan dönemindeki bazı hizmetleri şöyle sıralıyor:</p>

<p>Sağlıkta; Vakıf Hastanesi, 3 adet Sağlık Ocağı, Selçuk Üniversitesi Kalp Damar Cerrahi Hastanesi ve Büyükşehir Belediyesi Hastanesi’nin açılışları gerçekleştirildi ve buralarda fakirlerin ücretsiz muayene olmaları sağlandı. &nbsp;</p>

<p>Eğitimde; 20 bin öğrencinin eğitim gördüğü ilk, orta ve liseler, Çıraklık Okulu, 4 – 6 yaş arası çocuklar için kreş gibi eğitim yuvalarının yapımı sağlandı.</p>

<p>İmar Çalışmalarında; Belediye envanteri hazırlandı. Tapu Kadastro işlemleri, hisseli tapular, Meram’ın SİT alanı ilan edilerek korunması, Meram Yaka Yolu, Meram Yeni Yol ve Meram Eski Yolun genişletilerek yeniden düzenlenmesi gibi icraatlar yapıldı.</p>

<p>Dere’de, Alakova’da, Kovanağzı’nda olmak üzere 3 adet ekmek fabrikası açıldı ve buralarda özel fırınların yarı fiyatına halka ucuz ekmek satışı yapıldı. &nbsp;</p>

<p>O dönemde Meram’da 150 adet toplam olarak Konya’da 450 adet Tatlı Su Çeşmelerinin yapımı gerçekleştirildi. Hanımlara yönelik iş atölyeleri açıldı, 4 -6 yaş arası çocuklara kreşte temel dini bilgiler verildi. Belediyeden hiç para çıkmadan iş merkezi olarak Merkez Çarşı yapıldı.</p>

<p></p>

<p>Sadece bir kısmını yazabildiğimiz bu hizmetlerde hiç kredi kullanmadan, borçlanma yapmadan, işçi ücretlerinde de iyileştirmeler yapılarak çalışılmış ve 8 yılın sonunda borçsuz bir belediye teslim edilmiştir.</p>

<p>Veysel Candan’dan Belediye Başkanlığı döneminden bazı hatıralarını anlatmasını istiyoruz. Şunları anlatıyor. Halk görüşmesine bağırıp çağırarak yaşlı bir hanım gelir “Bir haftadır gelip gidiyorum, Emlak vergisi borcum varmış, bir türlü çözülmüyor. Şuraya gir derdini anlat dediler, onun için geldim” der. Başkan, emlak bürosunu arar, kadının 23 TL borcu olduğunu öğrenir ama kadının bu parayı ödeme gücü yoktur. Cebinden öder, borcu kapatır. Bu arada kadına üç bardak ıhlamur söyler. Kadın kalkıp giderken; “Böyle kolaydı da beni bir haftadır ne diye uğraştırdınız. Bana ıhlamurları, benim bağırmamı önlemek için içirdiğini de biliyorum” der.</p>

<p>Başkan bir gün sabah açtıkları ekmek fabrikasına gider. Çok kalabalıktır. Hemen görev bölümü yapılır ama kasa boş kalır. Başkan hemen kasaya geçer ve o kalabalık eritilinceye kadar kasada 10 ekmek 5 TL. ye ekmek satışı yapar. Yaptığı bu satış için “o kadar hoşuma gitmişti ki kendim kazansaydım bu kadar zevk almazdım” demiştir.</p>

<p>Meram Çarşının projesi hazırlanır ama henüz yapımına başlanmaz. Ortada bina yokken dükkânlar kiraya verilir ve kira karşılığı senetler alınır. 24 ay sonra teslim edilecektir. Kiraya tutanlar, “Başkan bu evrakları belediyeye değil sana veriyoruz” derler. Alınan bu evraklarla çarşı yapılır ve teslim edilir. Belediyeden hiç para çıkmaz. Sonra müfettiş gelir, inceler, nasıl yapıldığı konusunda işin içinden çıkamaz. Kendisine izah edilince “ben şimdiye kadar böyle bir çalışma görmedim” der, tebrik eder. Başkan da “bizim bu çalışmamız mahalli okullarda ders olarak okutulması gerekir” der.</p>

<p>Halil Ürün ile birlikte Almanya’ya giderek önceki dönemde Almanlarla yapılan raylı sistem anlaşmasını görüşürler. Almanlar kontrol için mühendis görevlendireceklerini söylerler. Mühendisin o günkü parayla masrafı aylık 50 milyon TL. dir. Ayrıca tramvaylar için kira isterler. Başkanlar bu şartlarda bu işten vazgeçeceklerini söyleyince “peki sizin isteğiniz nedir?” diye sorarlar. “Biz kira ödemeyiz ve Alman değil Türk mühendis görevlendiririz, ayrıca yedek parçaları da vereceksiniz” derler. Almanlar bütün şartları kabul ederler ve imzalar atılır.</p>

<p>Belediye’ye 10 adet BMC kamyon alınacaktır. İhaleye çıkılır. Konyalı bir firma fazladan bir kamyon vereceğini vaad eder. Alınan tekliflerin hepsinden daha cazip olduğu için ondan alınır. Daha sonra müfettiş gelir ve üretici firmadan alınmadığı için soruşturma açacağını, dosyayı ağır cezaya göndereceğini söyler. Başkan Veysel Candan bunun üzerine, Belediyenin lehine olan işlerde yasal olarak Başkanın takdir hakkı olduğunu, burada da belediyenin fazladan bir kamyon kazandığını söyler. Müfettiş bütün dosyaları inceler ve hiçbir usulsüzlük göremeyince soruşturma açmaktan vazgeçer.</p>

<p>O dönemde genelevin kaldırıldığını, hiçbir yere içkili ruhsat verilmediğini belirten Veysel Candan daha sonra şunları ilave ediyor: “Bunları övünme maksadıyla anlatmadım. Cenab-ı Hak bize bu hizmetleri nasip ettiği için şükran olsun diye bir de başka kişilere örnek olsun diye anlattım. Allah riyadan, gösterişten uzak etsin. Bu işlerde Meclis üyelerimizin büyük emeği ve desteği oldu. Biz bütün kararlarımızı muhalif üyeler de dâhil olmak üzere oy birliği ile aldık.”</p>

<p></p>

<p>Veysel Candan milletvekili adayı olmak için Belediye Başkanlığından istifa eder. İstifasını verdikten 10 dakika sonra radyodan, “Meram Belediyesi eski Başkanı milletvekili adayı oldu” şeklinde verilen haberi dinler. 8 yıllık başkan 10 dakika içinde eski başkan oluvermiştir.</p>

<p>Milletvekili olunca daha önceki milletvekillerinin nasıl çalıştıklarını araştırır. Hadimli Mehmet Vehbi Efendi Birinci Meclis Üyesidir. Meclis Başkanlığı ve Şer’iyye ve Evkaf Vekili yani Diyanet ve Vakıflar Bakanlığı yapmıştır. Meclis Başkanı iken çıkarılan ilk kanun içkinin yasaklanmasını öngören men’i müskirat kanunudur. Mehmet Vehbi Efendi, 3 km. uzaklıkta olan evinden yürüyerek sarığı, cübbesiyle gelir gider, milletvekili maaş artışına karşı çıkar, kendisine CHP’ye girme teklifi yapılınca Meclis kürsüsünden, “Biz Allah’tan başkasına kulluk yapmayız” dediği için Bakanlıktan düşürülür.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yine Cumhuriyetin ilk yıllarında mebusluk ve Mehmet Vehbi Efendi’den sonra Şer’iyye ve Evkaf Vekilliği yapan Musa Kâzım Onar, içkinin serbest bırakılmasına dair kanun metnini imzalamaz ve Bakanlıktan istifa eder. Bu bilgilere ulaşan Veysel Candan, milletvekilliği boyunca bunları kendisine yol gösterici olarak kabul eder.</p>

<p>Refah Yol Hükümetinin kurulması için, daha önce Tofaş devlet hisselerinin satışı ile ilgili verilen gensoru, Tansu Çiller’in şartı ile geri çekilince güven oylamasında hükümete hayır oyu verir. Mecliste 389 defa kürsüye çıkarak konuşma yapması bir rekordur.&nbsp; Erbakan Hocayla Mısır, Libya, Nijerya yurtdışı seyahatlerine katılır. Libya’da Kaddafi’nin çadırında yaşanan olayın basın tarafından yüzde yüz zıt şekilde yansıtıldığını belirten Veysel Candan, 28 Şubat’tan sonra kurulan Anasol-M Hükümetinin Bayındırlık Bakanı ile Enerji Bakanı hakkında yolsuzlukları nedeniyle gensoru vererek istifa etmelerini ve yargılanmalarını sağlar. KİT Komisyonunda aktif görev yapar. 28 Şubat’ta MGK’da dayatılan 14 maddenin ABD’de hazırlandığını ve Refah Yol Hükümetinin ABD planıyla düşürüldüğünü belirten Veysel Candan’ın, Anasol- M Hükümeti döneminde yaşadığı bir hatırası da şöyle:</p>

<p>Milli Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu ile birlikte bir general, Fazilet Partisi Grup Başkan Vekili olarak Veysel Candan’ı ziyaret ederek, askerlerin özlük haklarının iyileştirilmesi konusunda Fazilet Partisi’nden destek isterler. Veysel Candan, generale hitaben; “siz tankların bakım ve onarımı için bir İsrail firmasına 1 milyar verdiniz. Üstelik o firma battı. O parayı vermeseydiniz de askerlerin özlük haklarını iyileştirseydiniz” deyince, general “ben de aynı görüşteyim” diye cevap verir.</p>

<p>Anasol- M Hükümetinde Veysel Candan’ın gensorusu ile istifa etmek zorunda kalan Bakanlar, Meram Belediye Başkanlığı dönemindeki bütün dosyaların müfettişlerce incelenmesini sağlarlar. Milletvekilliği sona erince evine polis baskını yapılır. Hâkim karşısına çıkar ve böylece Başkanlığı döneminde her icraatı tek tek incelenerek olumlu raporlar verilen dosyalar tekrar önüne getirilerek yargılaması yapılır. Sonuçta zaman aşımına uğramasına 2 ay kala bütün dosyalardan berat eder ve aklanır.</p>

<p>Veysel Candan’a siyasetle ilgilenenlere ve gençlere tavsiyeleriniz ne olur sorumuz karşısında tavsiyelerini şöyle sıralıyor:</p>

<p>*Kendinizi iyi yetiştirin. *Öncelikle bir Akaid kitabı, İslâm İlmihali ve Siyeri Nebi okuyun. *Ashabı Kiram ve Hülefa-i Raşidin’in hayatlarını öğrenin. *Emevi, Abbasi, Büyük Selçuklu, Anadolu Selçuklu ve Osmanlı Tarihini mutlaka okuyun. *Hadis’e, Sünnet’e tabi olun. *Tasavvufi sohbetlere devam edin.&nbsp; *İyi bir arkadaş çevresi edinin. *En az bir veya iki yabancı dil öğrenin. *Okuyacağınız eserler, hal ehli insanların yazdığı eserler olsun. *Vaktinizi iyi değerlendirin. *Söylediklerinizin ve yaptıklarınızın kayıt altına alındığını unutmayın. *Şarkı, türkü dinlemeyin. *Kazancınız helal olsun. *Faizden, krediden uzak durun. *Herkesle iyi geçinin, kimseyi küçümsemeyin. *İslâmî ve tarihi şahsiyetleri sevip sayın. *Kabirleri sık sık ziyaret edin. *Ölümü hiç unutmayın. *Hiçbir göreve talip olmayın, matlup (aranan) olun. *Her zaman doğruyu söyleyin. Yeri ve zamanında az ve öz konuşun. *Bütün mahlûkatı Allah için sevin, Allah için buğzedin. *Dünya, para, pul, makam ve mevki sizi Allah’tan alıkoymasın. *Namazlarınızı aksatmayın. *Kıldığın namazı, tuttuğun orucu son olarak düşün. *Çok dua ve niyazda bulun. *Dün geçti, yarın ne olacak bilmiyoruz, o halde içinde bulunduğun zamanı iyi değerlendir. *Kur’an’ı manasıyla beraber bir bilenle oku. *Sakın Kur’an bize yeter diyenlerle olma. Hadis, sünnet Kur’an’ın izahıdır. Onlar olmadan olmaz. *Söylediklerimi tefekkür et, iyi düşün. *Cep telefonu ve bilgisayarı ihtiyaçtan fazla kullanma. *Sosyal medyayı kapat. *Dinini TV hocalarından öğrenme.&nbsp; *Söylediklerimi unutma, bizi de hatırla. *Dünya imtihan dünyasıdır. Bela ve musibetlerle imtihan olacağız, sabır ve tahammül et. *Hastalık, eş, evlat, mal kaybı hepsi imtihan vesilesi. *Allah’ın muradı olmadan hiçbir şey olmadığını bil ve unutma. *Hak’tan gelene razı ol.</p>

<p>Veysel Candan ağabeyimi merhum babam ve ben MSP döneminden itibaren tanıdık. Belediye Başkanlığı döneminde daha da yakından tanıma imkânımız oldu. Merhum babam kendisini çok sevdiğini her fırsatta söylerdi. Veysel ağabeyim inandığı doğrulardan asla taviz vermeden, her ortamda davasını savunan, doğruyu olduğu gibi söyleyen, eğip bükmeyen, içindeki neyse dışına da onu sızdıran, İslam davasının samimi bir neferidir. Gerek siyasi hayatında gerekse yaşantısında zerre kadar sapma yapmamış, yaptığı her görevde dürüst davranmış, İslam prensiplerinin topluma hâkim olması yönünde gayret etmiştir. Bundan sonraki hayatında da sağlık ve huzur içinde hizmetlerini sürdürmesini Yüce Allah’tan niyaz ederim.</p>

<p><strong>SALİH SEDAT ERSÖZ&nbsp;</strong></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>RAMAZAN'DA YENİGÜN</category>
      <guid>https://www.konyayenigun.com/islam-davasinin-bir-neferi</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Apr 2023 12:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://konyayeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/konyayenigun-com/uploads/2023/04/3-2.jpg" type="image/jpeg" length="48717"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Anne babaları için bölgeyi terk etmediler]]></title>
      <link>https://www.konyayenigun.com/anne-babalari-icin-bolgeyi-terk-etmediler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.konyayenigun.com/anne-babalari-icin-bolgeyi-terk-etmediler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Depremin ardından bölgeyi terk etmek istese de kayınvalidesi ve kayınbabası için bölgede kalan Funda Atar, deprem sonrası yaşadıklarını anlattı. Atar, “İkisi de yatalak. Eşim kapının önünde günlerce onlar için kaldı.” diye konuştu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Depreme Hatay’daki evlerinde yakalanan Funda Atar ve ailesi, deprem ve sonrasında yaşadıklarını anlattı. Deprem anındaki şiddet ve sarsıntıyla bina kapılarının açılmadığını ifade eden Atar, “Tek sığınağımız Allah’tı. Öylece oturduk ve bitmesini bekledik. Çıktığımızda çocuklar acıktı. Deprem olmadan önceki gece yaptığım börekler, öyle bereketlendi ki sadece çocuklara değil, herkese yetti.” ifadelerine yer verdi.</p>

<p><b>Sizi tanıyabilir miyiz?</b></p>

<p>Ben Funda Atar. Aslen Hatay Antakyalıyım ancak İskenderun’da oturuyorum. 2 oğlum ve eşimle birlikte yaşıyoruz.</p>

<p><b>Siz depreme nerede yakalandınız, sonrasında olanları anlatır mısınız?</b></p>

<p>Oğlumun biri kalp hastası ve sabaha kadar uyumaz ve bizi de uyutmaz, az bir uykusu vardır. Akşamdan okuldaki çocuklar için oğlumla börek sarmıştık, oğlum ‘kızart’ diye ısrar edince börekleri de o gece kızartmıştım. O gün uyumam gerekiyor ama uyuyamıyordum. O 3 tepsi böreğin bereketlendiğine sonradan şahit olacaktık.</p>

<p><b>‘AÇAMADIĞIMIZ KAPI KENDİLİĞİNDEN AÇILDI’</b></p>

<p>Depreme 6 katlı binanın birinci katındaki evimizde yakalandık. Depremden dakikalar önce kuşumuz hiç olmadık bir kanat çırpmaya başladı, o sırada telefondan inşirah suresini okuyordum. Hafiften sallanmaya başladı, içimden ‘şimdi geçer’ diyorum ama geçmiyor. Eşimi, çocukları kaldırdım. O kadar şiddetliydi ki, onları uyandırırken sarsıntı beni geri attı. Dış kapıya gittik, kapı açılmadı. Balkonumuz demirle kaplıydı, o kapıyı açmaya çalıştık. Kilitli olmayan, sadece kapalı olan kapı o gece, depremde açılmadı. Baktık ki çıkamıyoruz; mutfakta masanın altına saklandık, çocuklara siper olduk. O saniyeler bitmedi. Duvarların kiremitleri üzerimize düştü, oğlumun ayağına da gelmiş. Deprem bittikten sonra açamadığımız o dış kapı kendiliğinden açıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2023/04/9-2.jpg" style="width: 572px; height: 381px;" /></p>

<p><b>‘AYAĞIMIZ ÇIPLAKTI ANCAK MONTUMUZ VARDI’</b></p>

<p><b>O geceyi dışarıda mı geçirdiniz?</b></p>

<p>Evet, şükür ki eşim mutfağa geçerken üzerimize battaniye almıştı, battaniye getirirken montlarımızı da almış. Ayağımız çıplaktı ancak montumuz vardı. O soğuğu, yağmuru iliklerimize kadar hissettik. Aracımız vardı, çocuklar başta olmak üzere alabildiğimiz kadar kişiyi araca alarak o geceyi öyle geçirdik. Yalnızca biz değil, herkes aynısını yaptı. O gün, sabah olmadı; gün ağarmadı. &nbsp;</p>

<p><b>BÖREĞE BEREKET YAĞDI!</b></p>

<p><b>Kaç gün bölgede kaldınız?</b></p>

<p>Zaten sürekli sevdiklerimizi aramaya, onlardan haber almaya çalıştık. Benim kayınvalidem ile kayınbabam yatalak. Onlara görümcem bakıyordu, o da bırakıp gitti. Mecburen eşim de annesi gilin yanına gitti. İçeri girip ihtiyaçlarını karşılayıp tekrar çıkıyordu. Dışarı çıkaramıyorduk çünkü soğuk, içeride duramıyor çünkü yıkılabilir. Aslında depremde ölüme en yakın hissedenlerden biri kayınvalidem ile kayınbabamdı. Bina yıkılsa hiçbir şey yapamayacaklardı. Eşim evin önünden ayrılmadı. Onu gören askerler ‘Burası yıkılabilir, burada ne işin var’ dediler. Eşim durumu anlatınca yemek getirmişler ve beraber yukarı da çıkmışlar.</p>

<p>Biz de kız kardeşime ulaşmak için yollara düştük ancak çocuklarım şahit olmaması gereken, psikolojilerinin kaldıramayacağı görüntülere şahitlik ettiler. Aynı şehir içinde kız kardeşime gidemedim. Yıkılmayan yer kalmamıştı. Yardım çığlıklarına duyarsız kalamadık, çocuklarım bile yardım etmeye çalıştı. Daha sonra birisi gelip, ‘Boşuna uğraşmayın, sizin gücünüzün yeteceği bir şey değil. Çocuklarınızı alın ve gidin.’ dedi. Benim istediğim ikinci günden bölgeyi terk etmekti ancak kayınvalidem ile kayınbabamı bırakamadım. Bir hafta boyunca ölüm korkusuyla onlar içeride yaşarken bizler de dışarıdaydık.</p>

<p>Kendi binamızın önündeki konteynerde kaldık. Tabi çocuklar acıkıyor, yemek için evden börekleri çıkardık. O gün o böreklere bereket yağdı. Sadece çocuklar için çıkardığımız börekler bitmek bilmedi, herkese yetti. Dağıtıyoruz, bitmiyor. Bu olaya hayret etmiştik.</p>

<p><img alt="" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2023/04/9-7.jpeg" style="width: 299px; height: 616px;" /></p>

<p><b>Konya’ya gelmeye nasıl karar verdiniz?</b></p>

<p>13 Şubat’ta kayınvalidem ve kayınbabam Konya’daki yoğun bakımevine getirildi. Onlar buraya yerleştirildikten sonra da bizler yer bulabilme umuduyla yola çıktık. AFAD bizi ilk olarak Kadınhanı ilçesine yerleştirdi. Kayınvalidemlerin durumu sebebiyle ve zaten oğlumun biri kalp hastası, onun tedavi sürecinden dolayı merkeze gidip gelmemiz zor olacaktı. Yurt müdüründen rica ederek Konya merkezde bir yurda yerleştirildik.</p>

<p><img alt="" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2023/04/9-4.JPG" style="width: 584px; height: 389px;" /></p>

<p><b>Peki kaybınız ya da yaralı yakınınız var mı?</b></p>

<p>Konya’ya geldikten 2 gün sonra kalp krizinden kayınvalidem vefat etti. Depremde amcamızın oğlu, eşi ve çocukları vefat etti. Uzak akrabalardan, aile dostlarımızdan, arkadaşlarımızdan kaybımız çok. Bazılarının naaşlarına da ulaşılamadı. Kıyamet gibi bir şeydi. Depremdi diyemiyorum.</p>

<p>Yaşadıklarımız o kadar içimize işlemiş ki, oğlum bazen uykudan kalkıp ‘anne biri bağırıyor’ diyor. Rabbim kimseye yaşatmasın, gerçekten çok zor bir süreç. Hala bitmiş değil.</p>

<p><b>Başınız sağ olsun. Teşekkür ederiz. </b></p>

<p><b>HACER CEYLAN</b></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Hacer Ceylan Zaman</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>RAMAZAN'DA YENİGÜN, YENİGÜN ÖZEL</category>
      <guid>https://www.konyayenigun.com/anne-babalari-icin-bolgeyi-terk-etmediler</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Apr 2023 11:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://konyayeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/konyayenigun-com/uploads/2023/04/9-5.jpeg" type="image/jpeg" length="42259"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tevafuk, güzel sonuçlar verdi]]></title>
      <link>https://www.konyayenigun.com/tevafuk-guzel-sonuclar-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.konyayenigun.com/tevafuk-guzel-sonuclar-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Deprem bölgesine giderek bölgede çalışmalara katılan Bosna Hersek mahalle muhtarı Sait Tepe, bölgedeki izlenimlerini aktarırken, “Depremden önceki 3 gün boyunca AFAD eğitimi almıştık. Bu tevafuk, 15 kişiye can oldu.” diye konuştu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaptığı yardımlarla bilinen Bosna Hersek Mahalle Muhtarı Sait Tepe, bu sefer de depremzedeler için kolları sıvadı. Depremin yaşandığı ilk günden Gaziantep Nurdağı’na giden ve bölgede çalışmalara katılan Tepe, depremlerin ardından yaklaşık 2 ay geçmesine rağmen hâlâ depremzedeler için çaba sarf ediyor. Bölgedeki izlenimlerini aktaran Tepe, “Tevafuk odur ki, depremden önceki 3 gün boyunca AFAD eğitimi almıştık. Bölgede olduğu gibi mahallemizdeki depremzede vatandaşlarımıza da yardımlarımız sürüyor.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2023/04/8-1.jpeg" style="width: 351px; height: 578px;" /></p>

<p><b>Deprem bölgesini ve depremzede vatandaşlar için ilk günden başlayarak hâlâ çalışmalara devam ediyorsunuz. Yaptığınız çalışmaların koordinasyonu ilk olarak nasıl başladı?</b></p>

<p>Depremden önceki 3 gün sanki içimize doğmuş gibi, Selçuklu belediyesi muhtarları olarak AFAD eğitimi almıştık. 5 Şubat’ta biten eğitimlerimizden sonraki gün, deprem oldu. Deprem günü olanları öğrenince herkes gibi biz de şoktaydık. Ne yapabileceğimize bakarak, saat 11’de başlayan yardım TIR’ımızı duyarlı mahalle vatandaşlarımızın katkılarıyla öğleden sonra doldurmuş olduk. Daha ilk günden TIR ve 1 kamyonla yola çıktık.</p>

<p><b>Siz nereye gitmiştiniz; bölgede kaç gün kaldınız?</b></p>

<p>Biz Gaziantep Nurdağı’ndaki yıkımın büyüklüğünü duyunca oraya gitmeye karar verdik.&nbsp; İki gün boyunca orada çalıştık.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><b>Nerede kaldınız?</b></p>

<p>Arkadaşlarla birlikte arabada yatıp kalktık. İnsanların can çekiştiğini, çığlıklarını duyduğunda zaten uyumak istesen de uyuyamıyorsun. Bir ses, bir hareket duyabilmek için çalıştık.</p>

<p><b>Bölgedeki ilk izlenimleriniz nelerdi, neler yaptınız?</b></p>

<p>Gittiğimizde medyaya yansıyandan daha kötü bir manzara bizi karşıladı. Oradaki halk da şokta, biz de şoktaydık. Her yer enkaz yığını. Hava soğuk, sokaklarda ateşler yakılmış. İnsanlar sevdiklerinin bulunduğu enkazların başında bekliyorlardı; cenaze sahipleri enkazın başındaydı. Her enkazın başında 15-20 kişi vardı ancak iş makinesi ve ekipman olmadığı için bir şey yapılamıyordu. Biz direkt varır varmaz işe koyulduk. Tabi enkaza ulaşmakta da zorlandık. Bazılarının eli, ayağı görünüyor ancak ulaşamıyorsun. En az 15 ceset, bir o kadar da yaralı vatandaşımıza ulaştık.</p>

<p>Götürdüğümüz yardım malzemelerini birebir kendimiz dağıttık. Bu kapsamda iki ilçede çalışmalar yürüttük. Bu kadar kişiye ulaşmanın verdiği vicdan rahatlığıyla kendimize gelmeye çalıştık. Biraz da zorunlulukla dönmek zorunda kaldık. Döndükten sonra da bölgeye toplam 5 TIR ihtiyaç malzemesi gönderdik.</p>

<p><img alt="" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2023/04/8-6.jpeg" style="width: 297px; height: 505px;" /></p>

<p><b>Bölgede etkisinde kaldığınız bir olay var mı?</b></p>

<p>Orada parası olan ile olmayan eşitti. Bir adamın, ‘Nurdağı’nı doyuracak kadar param vardı ancak şu anda ayağımda çorabım bile yok’ demişti. En çok ben bu olaydan etkilendim. Ayağında terlik olmayan aileler vardı. İki ilçeyi gördük ve durum bizi çok etkiledi. Diğer illerin nasıl olduğunu bilmiyoruz, Allah onların da yardımcısı olsun. Her şeyin boş olduğunu gördük.</p>

<p><b>Bölgede edindiğiniz tecrübeler neticesinde hayatınızda değişen bir şeyler oldu mu?</b></p>

<p>Olmaz mı! Hayata bakış açımız değişti. ‘Yok’un azdan daha az olduğunu; yok demenin anlamının ne demek olduğunu gördük. Tek cümle söyleyebilirim bu konuda: Bugün var, yarın yok. 10 saniye sonrasının ne olacağını bilemezken bu olaydan almamız gereken ders çok.</p>

<p><b>Bölgeden geldikten sonra yaptığınız faaliyetler neler?</b></p>

<p>Bahsettiğim gibi, bölgeden geldikten sonra da bölge için çalışmalara devam ettik. 25 ailenin beyaz eşyasından perdesine kadar tamamladık. Bunun dışında bölgeden mahallemize gelen vatandaşlarımız vardı; onlar için ev, eşya bulduk. Gıda konusunda yardımcı olduk.</p>

<p>Yurtta kalan vatandaşlarımızdan ihtiyacı olup bize ulaşanlara yardımcı olduk. Mahallemizde bir yurtta kalıp, çocukları yurt yemeği yemeyen bir aile AFAD’a ulaşmıştı. AFAD’ın da bize ulaşmasıyla gece saatlerinde gıda yardımında bulunmuştuk. Şu anda da hala yardıma ihtiyacı olan ailelere destek olmaya çalışıyoruz. Bu konuda sadece Bosna Hersek mahallesi olarak değil; Konya olarak iş birliği içerisinde çalıştık. Bütün hayırseverlerimizden Allah razı olsun. ‘Depremzede’ deyince cebindekini çıkarıp vereler oldu. Konya’daki vatandaşlar bu süreçte gerçekten çok fedakârca davrandı; hep birlikte elimizi taşın altına koyduk.</p>

<p><b>Allah razı olsun. Teşekkür ederiz. </b></p>

<p><b><img alt="" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2023/04/8-2.jpeg" style="width: 300px; height: 519px;" /></b></p>

<p><b>HACER CEYLAN&nbsp;</b></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Hacer Ceylan Zaman</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>RAMAZAN'DA YENİGÜN, YENİGÜN ÖZEL</category>
      <guid>https://www.konyayenigun.com/tevafuk-guzel-sonuclar-verdi</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Apr 2023 11:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://konyayeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/konyayenigun-com/uploads/2023/04/8-7.jpeg" type="image/jpeg" length="80927"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
