Ramazan'da Aşk

Abone Ol

Önceki gün gazeteler ve TV kanalları dramatik bir habere yer verdiler.”Nişanlısının böbreği nakledilen Esin Kıran hayatını kaybetti. Enes Kurt, böbreğinin nişanlısına düğün hediyesi olduğunu söylemiş ve genç çift ameliyata gülerek gitmişti”

Enes Kıran, ameliyat sonrası girdiği yoğun bakımdan, solunum yetmezliği sonucu kurtulamadı ve hayatının baharında 25 yaşında Rabbine kavuştu. Enis ise hâla yoğun bakımda yaşama mücadelesi veriyor ve 30 yaşında.

Enes'in şu sözleri de dikkat çekici:”Esin hastalığı, böbrek yetmezliği beni de mutsuz diyordu. Böbreği düşük kapasiteyle çalışıyor. Ben O'nu çok seviyorum. Ben O'na kalbimi vermişim, bir böbreğimi de veririm, yeter ki sağlığına kavuşsun. Nişanlıma böbreğim düğün hediyem olsun. O, sağlığına kavuştuğu zaman evleneceğiz”

Ama ecel nasip etmedi, bu dünyada evlenemediler. Hayal ettikleri yuvayı bu dünyada kuramadılar. İnşallah Cennet'te bir arada olurlar ve bir birlerine kavuşurlar.

Ramazan'ın sıcak ve kavurucu günlerinde meydana gelen bu olay, doğrusu, beni çok etkiledi. “İşte gerçek sevgi, gerçek aşk bu” dedim. “Kişinin sevdiği için canı pahasına yapabileceği en büyük fedakârlık, bu olsa gerek” diyerek, Esin ve Enes'in öyküsünden Ferhat ile Şirin'leri, Kerem ile Aslı'ları, Leylâ ile Mecnun'ları hatırladım.

Evet gerçek sevgi emek ister, fedakârlık ister. Gerçek sevgi sevdiğine zaman ayırmak, sevdiğinle beraber olmak ister. Gerçek sevgi Canan için candan geçmek ister.

Oruçlarımız da böyledir, namazlarımız da böyledir, niyazlarımız da böyledir. Oruç sevdiğimiz için aç kalmak, susuz kalmak, nefsimizi sıgaya çekmek, irademize gem vurmak ve eğitmektir.

Namazlarımız, sevdiğimiz için, işi gücü bırakıp, dünyevi telaşlardan sıyrılıp, huzura durmak, makama durmak rükû ve secdelere varmaktır.

Dua ve niyazlar ise sevdiğimizi anmak ve O'na el açıp, yalvarmaktır. Yalnız ve yalnız O'na bağlanıp O'ndan istemektir. Her dem, Onunla birlikte olmaktır.

Zekât ve infaklarımız da sadakalarımız da sevdiğimiz için, sevdiklerimizden, en sevdiklerimizden verilmesi gereken yerlere verip bir sevgi köprüsü, kardeşlik köprüsü kurabilmektir.

Haccımız, umremiz sevdiğimiz için yollara düşmek, yolun sıkıntılarına katlanmak, sevdiğimiz için candan ve maldan fedakârlık etmektir.

Cihad, sevdiğimiz için candan ve canandan vazgeçebilmek, Allah yolunda gayret etmektir.

Yani Allah'ı ve Peygamberini sevdiğini söyleyenler, anne ve babasını sevdiğini söyleyenler, çocuklarını sevdiğini söyleyenler, sevdikleri için zaman ayırmalı, emek vermeli ve fedakârlıktan kaçmamalıdırlar.

Onların meşru olan isteklerini kıvırtmadan, ma'zeret üretmeden,, sağa sola bakıp sorumluluktan kaçmadan severek yerine getirmelidir.

Aksi halde yalan söylemiş olurlar, içten davranmamış olurlar ve sevdiklerinin sevgisini de kaybederler.

Allah Enes'e şifa versin, sağlığına tez zamanda kavuşsun. Esin kızımıza da rahmetiyle muamele etsin.

Onlar gittikçe bireyselleşen, yalnızlaşan, birbirlerinden uzaklaşan ve kaçan, sevginin ve sevmenin ne olduğunu unutan İnternet, Tablet, Facebook ve Twitter çocuklarına güzel bir ders vermiş oldular.

 

                                                RAMAZAN TOPU

Kurt ormanda gezerken tilkinin bir ağacın etrafında dolaştığını görür. Ağacın dalında kocaman bir kuzu budu sallanmaktadır. Kurt sorar:

-Hayırdır tilki kardeş, ne dolaşıyorsun, o ağaçtaki kuzu budunu neden alıp yemiyorsun? Tilki kurnaz bir şekilde, bıyık altı güler ve:

-Bugün orucum Kurt kardeş, yiyemem, der.”Sen istersen yiyebilirsin”

Kurt, büyük bir iştahla atılır, ağaçtaki kuzu budunun üstüne. O anda büyük bir patlamayla savrulur kurt, ağaçların üstüne. Kanlar içinde, yara bere içinde kalır.

Tilki hemen koşar ve kuzu budunu yemeye başlar. Kurt, acı içinde kıvranarak sorar:

-Hani oruçtun tilki kardeş? Tilki gülerek cevap verir:

-Oruçtum, ama gördün işte, top patladı

 

                                     CAN DÜN DAR, BU GÜN DE DAR

Can Dündar, Recep Tayyip Erdoğan'ın futbol oynayan bir gencin kollarındaki dövmeleri görünce,”Bunlar ne? dövme yaptırmanın cilt kanserine yol açtığı söyleniyor” şeklindeki sözlerini kafaya takıp, twett atmış:

“Totaliter rejimlerde, vücudun lidere aittir. Kürtaj ya da dövme yapıp yapmayacağına, kaç çocuk yapacağına, içki ve sigara sınırına O karar verir” demiş.

Aslında Başbakan'ın bu konulardaki sözleri emir değil, bir tavsiye. Hepsi de insan sağlığı ile ilgili, ülkenin geleceği ile ilgili. Can Dündar'a sormak lazım:

Geçmişte şapka giymediği için, hapse atılanlar, idam edilenler, kadınlarımızın, kızlarımızın giyim kuşamına, başörtüsüne karışanlar ve buna da devrim diyenler Totaliter ve Diktatör değil miydi?

                                                     GÜNÜN SÖZÜ

HER ASIRDA BİR KAÇ KİŞİ DÜŞÜNÜR, GERİ KALANLAR SADECE DÜŞÜNCELERİ DÜŞÜNÜR.                                                                                                             Cemil Meriç