Başı rahmet, ortası bereket, sonu günahlardan arınma olan, içinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi'nin bulunduğu bir Ramazan ayını daha geride bırakmanın arifesindeyiz.
Ramazan'a tekrar ulaşmış olmanın verdiği keyfiyetle sevindik. Ramazan'ın rahmetini ve bereketini paylaşarak artırmaya çalıştık. Gönüllerimize huzur veren bu maneviyat ikliminden en iyi şekilde faydalanmanın gayreti içerisinde olduk.
Birlikteliğin, kaynaşmanın, mutluluğu paylaşmanın, sevinmenin, insanları sevindirmenin güzelliğini bu Ramazan ayında da hep birlikte yaşadık ve yaşattık.
Şükürler olsun bizleri bugünlere tekrar ulaştıran rabbimize...
On bir ayın sultanı Ramazan ayının içinde bin aydan hayırlı olan Kadir Gecesi'ni son 10 günde arayın diyor büyükler. Son 10 gün içerisinde de Ramazan ayının 27. gecesi ağır basıyor. Bu nedenle de Ramazan ayının 27. gecesinde gün batımından gün ağarana kadar rahmet kapıları açık kalıyor.
Kadir Gecesi'nde tüm camiler adeta doldu taştı. Camiler değildi sadece dolup taşan. Meydanları dolduran ve Allah aşkıyla atan yürekler taştı. Affolunmak için aynı yöne, kıbleye yöneldi on binler. Dualar edildi, gökyüzüne karıştı aminler.
Mevlana Meydanı'nda mahşeri bir kalabalık vardı. Bu kalabalık sadece Konyalıların oluşturduğu bir kalabalık değildi. Çevre illerden Konya'ya gelenler geceyi Mevlana'nın huzurunda, Mevlana Meydanı'nda geçirdi. İftardan önce başlamıştı insanlar buraya akın akın gelmeye. Sahur da burada yapıldı.
Özellikle hızlı tren ile Ankara'dan, Eskişehir'den ve İstanbul'dan gelenler, bu mübarek geceyi Konya'da geçirmek istedi.
Sadece Mevlana Meydanı mı? Musalla Mezarlığı'nın içindeki Namazgah'ta da iğne atsanız yere düşmeyecek bir kalabalık vardı.
Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Kampüsü içinde bulunan İlahiyat Camii'nin de etrafı tıka basa doluydu.
Kapu Camii'nin etrafına bile yaklaşılmıyordu.
Ramazan, sadece Konya'ya gelmedi. Tüm Türkiye'ye ve İslam coğrafyasına Ramazan geldi. İslam coğrafyasının başı dertten, gavurun zulmünden hiç kurtulmuyor. Farkında mısınız?
Her yıl özellikle Ramazan ayı geldiğinde farklı bir İslam ülkesinden kan ve gözyaşı eşliğinde zulüm haberleri gelir. Bu yıl da Doğu Türkistan'dan sıkça bu tür fotoğraflar, videolar gördük. İzlemeye bile yürek dayanmayacak nitelikteki görseller bunlar. Allah Çin zulmünden oradaki kardeşlerimizi şu içinde bulunduğumuz mübarek günler hürmetine kurtarsın ve korusun.
Her ne kadar baskı ve zulüm ile korkutulmaya çalışılsa, İslam'ın yaşayan bir din olmasının önüne geçilmeye çalışılsa da biz, İslam nurunu tamamlayacaktır sözüne inananlarız.
Çin baskısı aslında içimize kadar işlemiş. Bu görselleri izleyip, 'Bunlar yeni değil, bunlar daha önce çekilmiş videolar ve fotoğraflar' diyenler oluyor pişkin pişkin...
Yahu zulmün dünü, bugünü, yarını olur mu? Zulüm zulümdür. Sizin bu tavrınız da zulmü alkışlamak, zalimin yanında saf tutmak gibi bir şeydir. Orada ezilen senin din kardeşin. Orada ezilen insan...
Bu mübarek gecede, tüm insanlığın hidayete ermesi, Müslüman coğrafyasındaki zulümlerin bitmesi, akan kan ve gözyaşlarının dinmesi için dualar edildi. Her ne kadar içimizde samimi olmayan insanlar olsa da bu dualarla inşallah, iki gün sonra erişeceğimiz Ramazan Bayramı, hakkıyla bayram olacaktır.
İnşallah Ramazan bizden şikayetçi değil, şefaatçi olarak gidecektir.
İnşallah kadrini ve kıymetini bildiğimiz bir Ramazan olmuş olur.
Mesnevi'den:
Velilerde Allah'tan öyle bir kudret vardır ki, atılmış oku yoldan geri çevirirler.