ÖZ VATANINDA PARYA YAPILMAK İSTENEN HİNTLİ MÜSLÜMANLAR

Abone Ol

Üstat Necip Fazıl’ın Sakarya Türküsü’ndeki “Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!” Mısraları hafızalarımıza kazınmıştır.

Peki! “Parya” ne demektir?

Parya sözlüklerde :” En koyu biçimiyle Hindistan’da görülen kast düzenine göre, kast dışı kalan, hiçbir toplumsal sınıftan olmayan, her türlü haklardan yoksun olanlara verilen ad. ” Şeklinde tanımlanmıştır.

Son birkaç yıldır Hindistan’da yaşanan gelişmelere bakıldığında, Müslümanlar  “parya “ muamelesine tabi tutulmaktadır.

Geçtiğimiz hafta Konya kamuoyu Hindistan Müslümanlarının son durumunu öğrenme imkânı buldu.

Konya Sivil Toplum Kuruluşları tarafından düzenlenen ve İlim Yayma Cemiyeti’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen bir programa katıldık.

Program Konuğu, Georgetown Üniversitesi tarafından 8 kez dünyanın en etkili 500 Müslümanından biri olarak seçilen ve aynı zamanda Amerika'nın tek Müslüman televizyon kanalı Sound Vision'ın yöneticisi ve Hindistan uzmanı imam Abdul Malik Mücahid’di.

Mücahid aynı zamanda Birleşmiş Milletlerde Danışma Statüsüne sahip “Herkes İçin Adalet Örgütü (Justice For All)” Derneği’nin de başkanlığını yapmaktadır.

Mücahid, katılımcılara Hindistan Müslümanlarının son durumu hakkında bilgi sundu.

Bilindiği gibi Hindistan’da İslamiyet 7.yüzyılda Müslüman tüccarlar vasıtası ile yayılmıştır. Sonraki yüzyıllarda özellikle Gazneli Sultan Mahmut’un Hindistan’a düzenlediği seferler de İslamiyet’in gelişmesine ve yayılmasına vesile olmuştur.

Yine biliyoruz ki, Hint yarımadasında birçok Müslüman Türk Devleti kurulmuştur. Delhi Sultanlığı ve Babür Devleti bunlara örnek olarak verilebilir.

Söz konusu devletler bıraktıkları eserlerle Hint tarihine damgasını vurmuşlardır. Dünyaca ünlü Tac Mahal ve Kutub Minar buna  misal olarak gösterilebilir. Yine Hint coğrafyasında Türk kökenli Müslümanların varlığı da bilinen bir gerçektir.

Ancak, bugün dünyanın en kalabalık Müslüman nüfusa sahip üçüncü ülkesi olan Hindistan’da tehlike çanları Müslümanlar için çalmaktadır.

Abdul Malik Mücahid’in aktardığı bilgilere göre, Müslümanlara soykırım ve işkence konusunda Nazi yöntemleri uygulanmaktadır.

Baştaki ırkçı, faşist yönetim İslamsız bir Hindistan’ı hayata geçirmek için şiddet, katliam yollarını izlemektedir. Bu konuda Hitler’in uygulamalarını rol model olarak kabul etmektedir.

Gazze’de vahşet uygulayan Siyonist İsrail ile ülkesindeki Müslümanlara parya muamelesi yapan Hindu milliyetçisi Hindistan hükümeti birbirine destek olmakta ve işbirliği yapmaktadır.

Hindistan’da camiler yıkılmakta,  tarihi eserler Hindu tapınaklarına dönüştürülmekte ve Müslümanların ibadet hakkı engellenmektedir.

Diğer taraftan Müslümanlar vatandaşlıktan çıkarılmakta, Hint Müslümanları canavarlaştırılmaktadır. Gettolarda yaşamaya mahkûm edilmekte ve katledilmektedirler.

Sözgelimi, 2020 yılında 53 Müslüman suçsuz yere güvenlik güçlerinin önünde Delhi’de Hindu çetelerince öldürülmüştür.

Bugün Naziler Yahudilere ne yapmış ise onun aynısını veya daha fazlasını Hindistan Hükümeti Müslümanlara tatbik etmektedir.

Sözüm ona Hindistan laik bir ülke olmasına rağmen Müslümanlar “parya” muamelesi görmektedir.

Vahşete dur demek için ne yapılmalı?

Hint Müslümanları ile dayanışma içinde olmalıyız.

Kamuoyu oluşturmalıyız.

 Avrupa, ABD kamuoylarını harekete geçirmeliyiz.

BM ve Uluslararası Adalet Divanı’na müracaatlarda bulunmalıyız.

Vahşeti gündemde tutmalıyız.

İslam Konferansı Örgütü’nün konuyu gündeme alması için çaba göstermeliyiz.

Allah’ım zalimleri perişan et, mazlumlara yardım eyle!

Yazımıza bir hadis ile noktalayalım.

“Müminler, birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede, tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşan bir bedene benzer.”

(M6586 Müslim, Birr, 66; B6011 Buhârî, Edeb, 27)

Son olarak ,“Hint Müslümanların Son Durumu” başlıklı programı tertip eden Konya Sivil Toplum Kuruluşları Platformu Başkanlığına ve programa ev sahipliği yapan İlim Yayma Cemiyeti Konya şubesine teşekkür ediyoruz.

Selam ve dua ile…