KONYA HABER

Osmanlı İmparatorluğu Konya’da kuruldu! Osman Gazi’nin akıl hocası Şeyh Edebâlî Konyalı mı?

Osmanlı Devleti’nin kuruluş felsefesini şekillendiren, Osman Gazi’nin akıl hocası ve kayınpederi Şeyh Edebali’nin kökenine dair tarihi gerçekler gün yüzüne çıktı. Tarih kaynaklarında doğduğu yer hakkında farklı iddialar bulunsa da ilk Osmanlı müftüsü ve kadısı olan bu büyük İslam aliminin aslen Konyalı olduğu tescillendi. Konya’nın manevi ikliminden beslenen Şeyh Edebali, Anadolu’nun fütüvvet ve tasavvuf mayasını Bilecik’te bir cihan devletinin kuruluşuna harç etti.

Abone Ol

KONYA’DAN ŞAM’A UZANAN İLİM YOLCULUĞU

Tarihi vesikalara ve araştırmalara göre kesin olmamakla birlikte 1206 yılında dünyaya geldiği tahmin edilen Şeyh Edebali, hayatının ilk ve en önemli evresini Konya’da geçirdi. Memleketi olan Konya’da başladığı temel eğitimini, dönemin en büyük ilim merkezlerinden biri olan Şam’da tamamlayarak fıkıh, tefsir, hadis ve tasavvuf alanında zamanın en kudretli alimlerinden biri haline geldi. Tıpkı Hz. Mevlâna gibi dönemin büyük zatlarının sohbet meclislerinde yetişen Edebali, özellikle İslam hukuku konusundaki derin uzmanlığıyla dikkat çekti. Konya ovasının irfanını kuşanarak Eskişehir yakınlarındaki İtburnu köyünde kurduğu zaviyesinde hem talebe yetiştiren hem de halkı irşat eden mübarek zat, aynı zamanda Anadolu’daki Ahilik teşkilatının da en güçlü dayanaklarından biri oldu.

CİHAN DEVLETİNİ MÜJDELEYEN O MEŞHUR RÜYA

Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi, fütüvvet ehli Ahilerle yakın münasebeti bulunan Şeyh Edebali’yi sık sık ziyaret ediyor ve onun dizinin dibinde manevi sohbetlerinden feyzalıyordu. İşte bu ziyaretlerin birinde, Edebali’nin zaviyesinde geceyi geçiren Osman Bey, asırlar boyu unutulmayacak ve ayniyle gerçekleşecek olan o meşhur rüyayı gördü. Şeyh Edebali, Osman Gazi’nin göğsüne giren nuru gördüğü bu rüyayı, asil ve temiz bir soydan gelecek, nice devletleri bir çatı altında toplayarak İslam ile şereflendirecek padişahların müjdesi olarak tabir etti. Bu kutsal müjdenin ardından Edebali, kızı Mal Hatun’u (bazı kaynaklarda Bala Hatun veya Rabia olarak geçer) Osman Gazi ile nikahlayarak akrabalık bağıyla da genç devletin temeline en büyük manevi desteği koydu.

OSMANLI’NIN TEMELİNDEKİ KONYA MAYASI VE MEVLÂNA İRTİBATI

Osmanlı’nın kuruluşundaki Konya izi sadece Şeyh Edebali ile sınırlı kalmıyor; tarihi menkıbelerde Hz. Mevlâna ile Ertuğrul Gazi ve Osman Bey arasında da çok güçlü manevi bağlar zikrediliyor. Bir menkıbeye göre Hz. Mevlâna, Selçuklu sarayında karşılaştığı genç Osman Bey’in belindeki kılıcı çözüp yeniden bağlarken “Bu kılıcı Selçukludan aldık, sonra senin soyuna verdik” diyerek cihan hakimiyetini adeta Konya’dan müjdeliyor. Başka bir rivayette ise Mevlâna, henüz küçük bir çocuk olan Osman için dua isteyen Ertuğrul Gazi’ye “Biz de kendimize bir oğul bulduk” diyerek Osmanlı soyunu daha o yıllarda manen evlat kabul ediyor.

120 YILLIK BEREKETLİ BİR ÖMÜR VE ÖLÜMSÜZ MİRAS

Vefaiye tarikatına mensup olan, ilimde derya, takvada örnek ve aynı zamanda büyük bir mal mülk sahibi olan Şeyh Edebali, ömrünün sonuna kadar Osmanlı’nın adalet sisteminin ve dini hayatının en tepesindeki isim yani ilk müftüsü ve kadısı olarak hizmet etti. Yaklaşık yüz yirmi yıl gibi uzun ve bereketli bir ömür süren bu ulu çınar, 1325-1326 yıllarında Bilecik’te vefat etti ve cenazesi kendi zaviyesinin hemen yanına defnedildi. Aslen Konyalı olan Şeyh Edebali’nin ömrünü adadığı o kutlu cihan devleti mayası, bugün hala Türk-İslam tarihinin en gurur verici sayfalarından biri olarak ortak hafızamızdaki yerini koruyor.