Oruçluya saygı, lütfen...

Abone Ol

Oruç da diğer ibadetler gibi niyetlerimize göre değer kazanır. Niyetimiz ne kadar saf ve temiz ise, ne kadar samimi ve içten ise, ne kadar riyâ ve gösterişten uzak ise o kadar değer kazanacaktır. Riyâ ibadetlerdeki kazanımları, ihlâs ve samimiyeti ve sevabı yok eden tehlikeli bir virüstür.

Bu yüzden oruç tutan orucunu sadece Allah'ın rızasını talep ederek tutar. Orucunun sevabını yalnız Allah'tan bekler. Bunun yanı sıra orucun kendisine sağlayacağı bedensel ve ruhsal kazanımlara razı olur, şükreder sevinir ve mutlu olur.

Yani oruçlu, oruç tutarken ne birinden övgü ne de bir başkasından göreceği yergi ve saygısızlıktan dolayı etkilenmez. Kınayanın kınaması, küçümsemesi onu ibadetinden oruç ve namazından vazgeçirmez.

Oruç öyle bir ibadettir ki, oruçlu olsan da olmasan da sadece Rabbi ve kendi bilir. Bu yüzden Allah, “oruç benim içindir, oruçlunun sevabını ban vereceğim” buyurmaktadır.

Oruç tutan, tuttuğu orucu eline beline bütün azalarına, nefsine, içindeki ve kalbindeki kötü huy ve çirkinliklere tutturmak zorunda olduğu için, bir bakıma melek gibi olacaktır. Kendisine çatan, kötü söz söyleyenlere bile “Ben oruçluyum” diyerek tahammül edecek, sabredecektir.

Günümüzde bazılarının Ramazan ayı gelince, oruçlar tutulunca daha da asabi, kavgacı, hırçın ve geçimsiz bir hüviyete bürünmesi anlaşılır gibi değildir. Bu insanlar “Ne yapayım, oruç kafama vurdu” diyemez. Oruç tutarken nefsiyle kavga etmesi gereken bir insanın çevresindeki insanlarla kavgalı olması düşünülemez. Bu, İslâm Ahlâkı'nın kurallarına da aykırıdır.

Peki, oruçluya saygı gerekir mi? Aslında bütün insanların, özellikle aynı ülkede yaşayan, aynı inancı paylaştığını söyleyen, pek çok ortak paydayı paylaşan insanların birbirini sevmesi, birbirine saygı göstermesi gerekir.

Ne yazık ki bazı ideolojik, siyasî takıntıları olan bağnazlar, zaman zaman oruç tutan insanlara karşı alay edercesine saygısızlık göstermekte bir sakınca görmemekte ve toplumsal huzuru adeta hançerlemektedirler.

Evet, mazereti sebebiyle veya sebepsiz oruç tutmayanlar olabilir, onların yeme ve içme sorunları giderilebilir. Oruçlu insanlar onlara zaten tahammül ediyorlar, fazlasıyla hoşgörüyle bakıyorlar. Bakmak da lazım.  Zorla kimseyi ne inandırabiliriz ne de oruç tutturabiliriz. İman bir gönül işidir, yürek işidir.

Ama her Ramazan ayı gelince mide rahatsızlığı artanları, sigara içmezken sigaraya başlayanları, oruçlu insanların karşısında ağzını şapırdatarak yemek yiyenleri de biliyoruz. Bu, bile bile saygısızlıktır, toplumsal barışı zedelemektir, kötü örnek olmaktır.

Yıllar önce, sigara içme yasağının yaygınlaşmadığı günlerde, öğretmenlik yaptığım Avusturya'nın Obergrunburg isimli bir beldesinde, bir Ramazan gününde, Hans isimli bir öğretmen, iyi bir sigara tiryakisi olmasına rağmen “Sizler Ramazan ayındasınız, size karşı saygısızlık yapamam” diyerek sigara içmekten gün boyu vazgeçmişti. Bütün ısrarlarıma rağmen “içebilirsin, ben içmiyorum, etkilenmem” dediğim halde, teneffüslerde sigara yakmamıştı. Saygısızlık olmasın diye son saate kadar beklemişti.

Ama Türkiye'de bizim Hasanlar, Hans'dan daha geri kalmanın bir göstergesi olarak oruç tutan arkadaşların yanında sigara içmeyi devrimcilik yaptık ,  ilericilik yaptık zannederlerdi. Ortalığı germeyi marifet bilirlerdi.

Evet, oruçlunun da oruçlu olmayanın da birbirini sevmesi birbirini sayması şarttır. Bu bir insanlık görevidir. Kırmadan dökmeden, yakmadan yıkmadan, edep kurallarını da aşmadan, ölçülü olmak, dengeli yaşamak zorundayız.

                                             HEM NALINA HEM MIHINA

  CAMİ YIKMA, YOL KAPATMA

Büyükşehir Belediyesi ve Meram Belediyesi yaptıkları icraatlarla prestij kaybetmeye, halkın sevgisini, saygısını kaybetmeye, itibar ve güven kaybetmeye, oy kaybetmeye ve kaybettirmeye devam ediyorlar.

Aydoğdu ve Lalebahçe yolu arasında yaptıkları alt geçitle, sağ olsunlar(!) vatandaşların Aydoğdu'dan Lalebahçe'ye, Meram Sanayi'ne, Trafik Tescil'e geçişini engellediler, dolanbaçlı yollardan, sokak aralarından insanları geçmeye zorladılar. Vatandaş alt geçide nereden ve nasıl geçeceğini şaşırıyor.Aydoğdu esnafı bitti. Ya da bitmek üzere. Tatlı Su çeşmeleri kurutuldu. Yollar delik deşik.

 Çevre Temizliği yok denecek kadar az. Esnaf kan ağlıyor, burnundan soluyor, beddua okuyor, belâ okuyor, yerel yöneticilere, Belediye Başkanlarına küfrediyor. AK Parti'liler bile “Bir daha oy verirsem elim kırılsın” diyor.

Bütün bunların üstüne bir de yıkılan camii meselesi var. Ramazan ayında, sırf Meram Belediyesi için yapılan Hizmet Binası'nın görüntüsünü bozuyor diye Camii yıkmak görenleri acı ve şaşkınlık içinde bırakıyor. Yürekleri burkuyor.

Cami yıkanları, görenler İŞİD'e benzetiyor. “Bunu ancak İŞİD yapar” diye yorumlar yapılıyor.

Bütün bunları tartışmadan görüşmeden, vatandaşın fikrini almadan, istişare etmeden kimler planlıyor, kimler projelendiriyor, kimler karar alıyor? Doğrusu,     vatandaş merak ediyor?

İşin en acı tarafı vatandaş derdini anlatacak bir yetkili bulamıyor. Vatandaş Başkanlar tarafından kabul edilmiyor, muhatap alınmıyor.

Vatandaşın önüne kibir çıkıyor, despotluk çıkıyor.

AK Parti'li Belediyeler, ne yazık ki hem Camii yıkıyor, hem gönül yıkıyor. Hem de verilen sözler yerine gelmiyor. Akkabak Mehmet Ağa Camii Cemaati, caminin çevre düzenlemesi için Meram Belediyesi'nden söz almış, neredeyse bir yıl olmuş, gözleri yollarda hizmet bekliyor.

Ak Parti ne yazık ki, kendi içinden, kendi Belediyeleri tarafından tüketiliyor.

Birileri vatandaşın oyu çantada keklik zannediyor.

Ak Parti'li bazı Belediye Başkanları 7 Haziran seçimlerinden ders almamış gözüküyor.

Kendileri bilir, benden uyarması.

                                                      GÜNÜN SÖZÜ

BU UÇSUZ BUCAKSIZ DÜNYA İÇİNDE, BİL Kİ, MUTLU YAŞAMAK İKİ TÜRLÜ İNSANA VERGİ: BİRİ, İYİNİN KÖTÜNÜN ASLINI BİLİR, ÖTEKİ NE DÜNYAYI BİLİR, NE KENDİNİ!

                                                                                                ÖMER HAYYAM    K.BİRCAN,   29.06.2015