Olmadı beyim

Abone Ol

Son günlerin en önemli konusu, çalışanlara ve emeklilerine yapılan Temmuz 2023 zamlarıdır. İster Sayın cumhurbaşkanımızın seçim öncesindeki vaatleri sebebiyle olsun, isterse medyada aylardır işlenen konular sebebiyle olsun hem çalışanlar hem de emekliler büyük beklentiler içine girdiler.

Seçim gelip kapıya dayandığında ve insanlar sandığın başına gittiğinde tercihlerini belirleyip görevlerini de dört yılda bir de olsa yapmış olmanın huzuru içinde, seçim sonuçlarını ve seçim öncesi yapılan vaatlerin takibini yapmaya koyuldular.

Günü saati geldi, seçim sonuçları belli oldu ve 23 yıldır iktidarda olan Ak Parti ve birkaç parti ile birlikte kurdukları Cumhur İttifakı seçimden galibiyetle çıktı.

Öncelikle belirtmeliyim ki, 23 yıldır iktidar olan bir oluşumu iktidardan indiremeyen bir muhalefet ile karşı karşıyayız. Ben neredeyse 15 yıldır “ülkemizde bir iktidar sorununun olmadığını, varsa bir muhalefet sorununun” bulunduğunu söyleye gelen bir kardeşinizim. Şimdilerde, bütün televizyon kanallarında yorum yapan anlı şanlı insanlar da bu cümleyi sürekli olarak kuruyorlar. Zira “aklın yolu birdir” ve “görünen köy de kılavuz istemiyor.”

Millet, geçmişte defalarca iktidarın ne yaptığına baktı ve kendi gönlüne giremeyen bir muhalefetle de karşı karşıya olunca hep aynı partiyi iktidar yaptı. 14 Mayıs ve 28 Mayıs 2023’te de yine değişen bir şey olmadı.

Milletimiz ve şahsen ben, seçmen irademi gösterirken sadece cebimdeki yangına bakmıyorum. Evet, bu konu seçim kazanmak ve kaybetmek için çok çok önemli bir konu ama yegâne bir başlık değildir.

Bunun yanında yüzlerce binlerce faktör belirliyor seçmen iradesini. Bu millet, ‘gelecek hükumetin kim olursa olsun elinde sihirli değnek bulunmadığını ve ardı ardına zamları sıralayacağını’ da bilerek kullandı oyunu.

Güven duyduğu liderlere ve partilere oy verdi. Ülkede yaşanan deprem felaketine rağmen “bizi bu sıkıntıdan kurtarsa kurtarsa bunlar kurtarır” diyerek oy verdi. Muhalefet liderleri demek ki iktidar için gerekli güven ortamını oluşturamadılar, milletin gönlüne giremediler ve yeniden kaybetmeleri de kaçınılmaz oldu.

Muhalefet, 23 senedir yaptığının tersini yapsa ilk seçimde iktidar olur diyerek bu tüyoyu da verip asıl konumuza geri dönelim. Bu kadarını da söylemek ve memleketimizin geleceğine, kaderine muhalefet yoluyla da iyilikler, güzellikler konusunda katkı yapmak boynumuzun borcudur. Rekabet her zaman güzelliklere gebedir.

Bakalım gelecek seçimlerde ne göreceğiz. “Görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler.”

Bu konuyu geçtik.

Devleti yönetmesi için yetki verilenler ne yapacaklar ona bakalım şimdi.

Ülkemizde şu an önemli bir ekonomik sorun var. Enflasyon her geçen gün cebimizi aşındırıyor. Aslında dünyadaki ekonomik bozulmalardan da etkilenen bir durum var. Yıllardır süren ve trilyonlarca liraya mal olan terörle mücadele, Suriye sorunu, pandemi ve Ukrayna-Rusya Savaşı, yeryüzünde yaşanan en büyük felaketlerden olan Kahramanmaraş merkezli deprem, sel felaketleri, orman yangınları  v.s konuları da üst üste gelince ülkemizde de ekonomik sorunlar ile ilgili sıkıntılar baş gösterdi. Dedim ya bu sorunlara rağmen önceki iktidar yeniden iktidar oldu.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan,  geriye baktığımızda çalışanların durumlarıyla ilgili iyileştirmeler konusunda verdikleri sözleri tutmasıyla da biliniyor. Yine bu seçim öncesinde “memurlara yapılan iyileştirmelerin aynısının emeklilerine de yansıtılacağını” söyledi ama ne olduysa oldu, memurlara yüzde 17.55 artı 8017.00 TL zam verirken, onların emeklilerine sadece 17.55 oranında bir zam vererek, böyle bir yolu izlemiş oldu.

Memur emeklisi şok olmuştu. Bir müddet, heykel gibi durduğu yerde çakılı kaldı. Bunda bir hata olduğunu düşündü ve “Reis” diye hitap ettiği Sayın Cumhurbaşkanımızın bu yanlışı düzelteceğine inandı. İnandığı gibi de Cumhurbaşkanımız tepkilerden haberdar oldu ve konuya el attı. Bu kez zam oranını yüzde 25’e çıkarıp konuyu kapattığını düşündü.

Ancak, memur emeklisinin şok durumu devam ediyordu. Zira aynı ülkede yaşıyor, aynı ekonomik sıkıntılara muhatap oluyor ve aynı vergi oranlarıyla vergi ödüyor, kira ödüyordu. Ama memura yüzde 86’ya varan zam verilirken kendisine verilen oran yüzde 25’te kalıyordu. Bu gerçekten bir şok durumuydu. Bir memur emeklisi olarak ben de şok olmuştum. Hesaplarımı en düşük memur aylığı artışına göre yapıyordum çünkü. Zira evvelki zam artışları memur ve memur emeklisi ile paralellik arz ediyordu.

Şoktan çıkar çıkmaz bir şiirle konuyu gündeme taşıdım. Şiir çok hızlı bir şekilde paylaşılarak gündeme yayıldı. O şiiri okuyanlar içinde, benim yorumlarıma hiç ilgi göstermeyen ve iktidar karşıtı birçok arkadaşım “gördünüz mü, biz size demiştik, şimdi ağlayın bakalım” gibi basit, anlamsız yorumlar yapmaya başladılar. Anladım ki onların derdi menfaat derdiydi. Benim derdim ise bir adaletsizliğin düzeltilmesi gayretiydi. “Siz gidin yarım asırdır iktidar olamayan oy verdiklerinizi eleştirin beni eleştireceğinize...” demek de benim hakkım oluyordu elbette.

Ben bu maaş zam oranlarının büyük bir haksızlık olduğunu düşünüyorum. Ama bu konuda böyle düşünüyorum diye diğer yüzlerce binlerce konudan ve doğru bildiklerimden caymış ve bir mahalleden diğerine transfer olmuş da değilim. Ben, irademi belirlerken yüzlerce binlerce konuya bakar da belirlerim. Maaşıma yapılan zamla irademi eşitleyemem yani. Görüyorum ki benim gibi düşünenlerin sayısı da milyonlar nispetinde...

Ama bir de gerçek durum var.

2005 yılı Mayıs ayında emekli olduğumda 970.00 TL maaş bağlandı. O tarihte Asgari Ücret 350.00 TL idi. Yani oran 1/3 idi. Şimdi ise, asgari ücretin nefesi ensemde boza pişiriyor.

Yine en düşük emekli aylığı benim aylığımdan 2.000.00 TL daha düşüktü. Son düzenleme ile 5.000.00 TL önüme geçti ve ben onun ensesinde boza pişiriyorum şimdi. Gerçi pişirecek ne ateşim kaldı ne közüm. Moralim epeyce bozuldu anlayacağınız.

Tekrar edeyim, benim derdim para pul derdi değil. Devletim ihtiyaç bildirsin bir maaşımı bağışlayayım deprem bölgesi için o ayrı. Ama memur emeklilerine ve memura yapılan bu iyileştirmenin paylaşım şekli hiç adaletli bir şekil

OLMADI BEYİM

Ulufe mi verdiğin yoksa hibe mi?

Bu hamle, hiç de şık olmadı beyim!

Görsene sırtımda bomboş heybemi

......Altmış beş senedir dolmadı beyim!

......Yüzde yirmi beş zam, olmadı beyim!

Almaya gelince aynı vergiler,

Kimine övgüler, bana yergiler.

Azalmasın size olan sevgiler

......'Adalet' yerini bulmadı beyim!

......Yüzde yirmi beş zam, olmadı beyim!

İnandık devletin her bir sözüne,

Hani dolu idi bütçe, hazine?

Sizi de gönderir millet izine

......Seçime çok zaman kalmadı beyim!

......Yüzde yirmi beş zam, olmadı beyim!

Elbette imkândır işin esası,

Atmayın meclise eldeki pası.

Oldu mu bak şimdi, açtın makası?

......Emeklinin yüzü gülmedi beyim!

......Yüzde yirmi beş zam, olmadı beyim!

Seksen altı nere yirmi beş nere?

Katladı miktarı üç buçuk kere.

Ölüme yoktur da buna var çare

......Gidenler geriye gelmedi beyim!

......Yüzde yirmi beş zam, olmadı beyim!

Unutma, "bu şarkı burada bitmez."

Verdiğin üç kuruş kiraya yetmez.

'Baba' evladına haksızlık etmez

......Yapılanı aklım almadı beyim?

......Yüzde yirmi beş zam, olmadı beyim!