Milli Eğitim Bakanlığı'nın okullarda resmi kıyafeti kaldırma girişiminin ardından “serbestlik” furyası başladı. Hazır, kılık-kıyafet yönetmeliğinde değişiklik yapılırken resmi kurumlarda da başörtüsü yasağı, kravat takma zorunluluğu, bıyık, sakal serbestliği getirilsin teklifleri öne sürüldü... Kişisel olarak resmi dairelerde zaten başörtüsü serbestliğinden yanayım. Fakat bundan nemalanmaya çalışan erkek memurların da kravatın kaldırılmasını istemesi, sakal ve bıyık serbestliğinden yana tavır takınmaları hiç hoş değil. Altını çizerek söylüyorum bu serbestlikleri isteyenler de en başta eğitimciler. Öğrenciye eğitim ve öğretimin yanında disiplin beceresini kazandırması gerekirken öğretmenin, disiplinsiz hareketleri hiç hoş değildir...
Neymiş efendim kravat ecnebi kültürünün ürünüymüş ve takılmaması gerekirmiş. Hadi canım sizde. Eğitimde, bürokrasi de sanki herşey düzeldi de iş kravata, kıla, kılçığa kaldı...
Bir kere kravat Osmanlı'ya tanzimat dönemiyle girmiştir ve ilk takan padişah da Sultan Abdülmecid'tir. Aydınlar arasında kendine yer bulan kravat, padişahın da tercih doğrultusunda devlet dairelerine girmiştir. İfade ettiğiniz gibi takılması caiz olmasaydı bir kere aynı zamanda halife olan sultan takmazdı. Bu gerçeği biliyorsunuz ancak yasak kalksın derken 1923'ü ele alıyorsunuz. Cumhuriyet'in zoruyla gelmiş gibi bir söylemin içindesiniz. Buna verilecek en iyi cevap herhalde “atma Recep din kardeşiyiz” olur...
Kravat bir boyun bağından öte disiplini, saygıyı ifade eder. Kravatın rengi, deseni bile ayrı anlama sahiptir. Aşkı, hiddeti, neşeyi, disiplini, gençliği, ciddiyeti, cesareti, gözüpekliği, sakinliği anlatır. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, sarı kravatı sadece partisinin renginden dolayı değil neşeyi ve umudu da simgelediği için takar. Aynı şekilde CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, kırmızı kravatı partisinin rengi olduğu için değil hiddeti, cesareti, gözüpekliği vurguladığı için takar. Şimdi bu liderler kravatı taktıkları için ecnebi kültürünü mü benimsiyorlar?...
Yattığı yer nur olsun Milli Görüş'ün kurucusu rahmetli Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Türkiye'de gördüğüm en muhafazakar siyasetçi olmasına rağmen, kravatsız fotoğrafı nadir bulunur. Çünkü Sayın Hocamız, disiplini, çalışmayı, umudu, neşeyi, ciddiyeti sevdiği için düşüncelerini giyinişine de yansıtırdı. Onun için kravat takmak günahsa önce o takmazdı...
Kravatın evrensel bir giyim aksesuarı olduğunu biliyorsunuz ama sırf bazı sendikalar “dindar gözükelim” diye, bana göre ise bir türlü kravat bağlamayı öğrenemedikleri için kaldırılmasını istiyor. Hazır okullarda serbest kıyafet gelmişken, başörtüsü yasağı kalkerken, kravat da serbet olsun, kurala bağlı kalınmaksızın bıyık ve sakal da bırakabilelim düşüncesine kapıldılar...
Adamlara bak ya okula veya resmi daireye değil de kıraathaneye gidiyorlar. Öğrencileri eleştirdikleri gibi gömleğin üst taraftan 3 düğmesi açık, göğüs kılları dışarı çıkmış, pala bıyıklar, bakımsız sakallar... ne sahne ama. Hapishane kaçkını, sokak kabadayısı gibi öğretmenler, okul koridorlarında cirit atıyor. Oldu olacak sınıflara bir de nargile koyalım ders anlatırken alsınlar ellerine tesbihi, nargilelerini fokurdatsınlar. Öğretmen odalarına da birer tavla, iyi olur herhalde...
Böyle düşünen öğretmenler varsa hemen istifa etsin, tek amacı eğitim-öğretim olan aklı hür, vicdanı hür öğretmen adaylarının da önünü tıkamasın. Bu düşündüklerini en iyi yapacakları yer kıraathanelerdir, sokaklardır...
Sizin göreviniz öğrencilere disipsizliği öğretmek değil, disiplini öğretmektir. Siz giyinişinizle ve tavırlarınızla öğrenciye örnek olacaksınız ki 2023'ün ve 2071'in çalışan ve üreten toplumu yetişsin. Ondan sonra toplum, davranışları yüzünden öğrenciye kızıyor ama onun suçu yok ki öğretmeninden öyle gördü...
Ancak görünen manzara-i umumiye şudur ki memurlarda bu ciddiyetsizlik olduğu sürece, okullarda bilim, disiplin değil öğretmenlerin kısır düşünceleri yüzünden ancak lakayt hareketler gelişir. Resmi dairelerde de bürokratik bozulma sürer gider. Onun için Milli Eğitim Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, kadrolu memur alırken sadece KPSS sonucuna değil düşünceye de baksınlar. Saçma sapan, kısır döngü içinde koşturan, yobaz düşünceler lütfen resmi dairelere girmesin. Kendilerine ücretsiz ruhsat verin gitsinler kıraathane işletsinler. Bu düşüncelerine göre çalışacakları en iyi mekan orası olacaktır...