Notların Ötesini Görmek: Çocuğunuzun Duygusal Karnesi

Abone Ol

Dürüst olalım; akşam yemeğinde çocuğunuza sorduğunuz ilk soru ne oluyor? 'Günün nasıl geçti?' mi, yoksa 'Matematik sınavı nasıl geçti?' mi? Modern hayat bizi öyle bir yarışın içine itti ki, çocuklarımızı sevme biçimimiz bile karnelerindeki notlara endeksli hale geldi. Bir oyun terapisti olarak şunu çok net görüyorum: Rakamlar yükseldikçe, çocukların iç dünyasındaki o neşeli ses kısılıyor. Bugün biraz durup, o test kitaplarını kenara itelim ve başarının gölgesinde unuttuğumuz o asıl meseleyi; 'çocuk olmayı' konuşalım.

Peki, o matematik notunun ya da deneme sınavındaki sıralamanın ötesinde, çocuğumuzun 'duygusal karnesinde' neler yazıyor? Akşam yemeğinde önündeki tabağı karıştırırken, aklı bir sonraki deneme sınavında mı yoksa sizin vereceğiniz tepkide mi? Eğer bir çocuk, yanlış yaptığı bir soru yüzünden boğazındaki o düğümü yutamıyorsa, orada başarı değil sadece 'korku' vardır. Oyun odasında kuleyi devirdiğinde 'Eyvah, yine olmadı!' deyip omuzlarını düşürüyorsa, bilin ki o çocuk sadece bir kuleyi değil, sizin gözünüzdeki değerini de devirmekten korkuyordur. Başarı, bir çocuğun çocukluğunu elinden alıyorsa; orada kazanan kimse yoktur.

Günün sonunda hepimiz aynı tuzağa düşüyoruz: Kusursuz bir başarı hikayesi kurgulamak. Sosyal medyadaki o pürüzsüz "gurur tablosu" fotoğrafları, evdeki o sessiz kaygıyı maalesef örtmüyor.

Bir oyun terapisti olarak ebeveynlere hep şunu hatırlatıyorum: Çocuğunuz bir proje değil, bir insandır. Ve her insan gibi onun da saçmalamaya, düşmeye ve en önemlisi "olduğu gibi" kabul edilmeye ihtiyacı vardır.

Unutmayın: Dijital alkışları bir kenara bırakın ve çocuğunuzun o dağınık, eksik ama gerçek dünyasına dahil olun. Hayat, kusursuz bir kurgu olduğunda değil; tüm çatlaklarıyla, hatalarıyla ve samimiyetiyle yaşandığında şifalıdır.

Bu Akşam İçin Küçük Bir "Oyun Odası" Ödevi:

Soru Sormayı Bırakın: "Sınavın nasıl geçti?" yerine, sadece "Bugün seni ne gülümsetti?" diye sorun.

Hata Yapmasına Alan Açın: Birlikte bir kule yapın ve bilerek devirin. Bakalım o anki kahkahanız, bir matematik doğrusundan daha çok iyileştirecek mi ruhunuzu?

Sadece Yanında Durun: Hiçbir şey öğretmeye çalışmadan, sadece onun kurduğu dünyaya misafir olun.