banner5

Sanırım bu bende bir tutku haline gelmiş dinlemek!

Küçük yaşımda daha okuma yazma bilmez iken ana babamızı ve büyüklerimizi can kulağıyla dinler, onların tatlı dille anlattıklarıyla mutlu olurduk.

Sonraları okul çağımız başladı, okumayı da sevdik ama yine de dinlemek ağır basıyordu. Köyde başka bir eğlence olmayınca kış gecelerinde ailecek akşam oturmalarına gider yine o dili ballı ninelerden kahramanlık destanları, meseller, yaşanmış hikayeler, dini hikayeler dinler onların anlatımlarını bazen bizzat ben sabaha kadar mülahaza ederdim aklıma adeta kazırdım.

Okuma yazmayı öğrendikten sonra zamanın efsanevi masal ve hikaye kitaplarına sahip olabilirsek onları okurduk şiirlerini ezberlerdik. ÖrneğinKerem ile Aslı, Karacaoğlan, Sürmeli Bey, Tahir İle Zühre, Aşık Garip gibi kitaplardan da faydalanır ama yinede dinlemek başka bir haz verirdi bana.

Konuşmayı da sevdim daha sonraları ama dinlemek, dinlerken düşünmek, dinlerken öğrenmek başkaydı. Bu minval üzere dinlemek ile çok kazandığımın farkında idim ormanı bol köyümüzde ve civar dağ köylerinde Barana kültürü hakimdi, Babam merhumun hastalığı dolayısı ile onunla ihtiyar olgun bilge emmilerin arasında bulunur onların sohbetlerine kulak verirdim.Hatta onlardan birisinin Gara Ismaylım diye başlayan anlattıkları nasıl hoşuma gitmezdi. Anlatılan sözü kaçırmayayım dile testiden akan suyun şırıltısını bir kıskanırdım çünkü önemli bir söyleşiyi ezberlemem lazımdı.

Bunları böyle devam ettirdim.Sonra konuşma yeteneğim gelişince ve benim dinlenme zamanım gelince o ezberlediğim konuları hem anlattım hem de zihnimde onları yeniledim.İşte benim bilgi dağarcığımda bir şeyler var ise budur hikayesi.

Sözü şuraya getirmek istiyorum Allah kabul etsin cuma günleri gerek mahalle camimize gerekse gidebilme imkânı bulduğumuz vaazların verildiği önemli büyük camilerimize de gitme şansımız oluyor. Yine bir Cuma günü camiye gittim.Cumadan önce hatibin vaazını can kulağı ile dinliyordum. Hoca efendi çok güzel bir konuya parmak basıyor yalanın ve kandırmacanın ne kötü bir şey olduğundan bahisle Peygamber efendimizin yaşamından örnekler veriyor ve şöyle diyordu:

Peygamber Efendimizin vefatından sonra din âlimleri o ulaşımı zor zamanın şartlarında 300- 500 km yolu at veya deve üzerinde günlerce giderek Resulullah’ı görmüş dinlemiş sahabelerden hadis derleyip bizlere ulaşmasını sağlıyorlarmış. Yine bu hizmet eri sahabeden birçok uzak bir beldede Peygamber’den hadis nakleden bir zat olduğunu duymuş uzun meşakkatli bir yolcuktan sonradoğruca o zatın memleketine gitmiş.Hadis alacağı adamın yanına yaklaştığında adamın elinden kaçırmış olduğu bir deve veya atını tutmak için ona içinde yem olmayan bir torbayı gösterip ona gel gel sana yem vereceğim diyerek hayvanı kandırdığını görünce durmuş. Bu adamın bana vereceği hadisin sahih (doğru) olacağına inanamam çünkü bu adam tutacağı malı yalan ve hile ile tutmaya uğraşıyor, deyip hadis almadan günlerce gittiği yolu tekrar tepip geri dönmüş.

Yalanın kandırmanın ne kadar kötü bir şey olduğunun altını bu örnekle çizmişti.

İşte zaman içinde belki bir daha duyma şansımızın olmadığı bir güzel olayı vaaz ile anlatırken etrafımda bulunan genç veya orta yaşlı bazı insanların elinde cep telefonu ile meşgul olduğunu vehutbe okuyan hoca efendiye hiç kulak vermediğini görünce utandım, üzüldüm, hatta birini uyarmak da istedim ama alacağım “sana ne” tepkisinden de korktum doğrusu.

Aklıma şu da gelmedi değil.Ne yazık ki şimdilerde ülke idaresine talip olanların bu kandırmaca ve yalanları çok kullandıkları da üzülerek aklıma geliyordu.

Bu ruh halinde düşünceler ile irkilirken namaza başlayınca daha başka şeyleri de gördüm ve“eyvah” dedim. Dinden dini bilgilerden ne kadar uzağız.Biz gafil insanlar, dine pamuk ipliği ile mi bağlıyız.

Son gördüğüm şu idi.Bizim küçüklüğümüzden beri hocalardan büyüklerden dinlediğimiz Cuma namazı kuralları vardı. O da hatibin irad ettiği hutbeyi can kulağı ile dinlemek ve yanındakine bile bir tek dünya kelamı söylememek. Çünkü hutbenin Cuma namazının bir parçası olduğunu öğrenmiştik ve ona göre dinlerdik.

Yine hutbe anında da gördüm ki birçok cemaat yine o yaşamımızı esir alan cep telefonu denen illetle meşgul oluyordu. Allah bizi gafletten uyandırsın. Her namazınız ve Cumanız mübarek olsun. Selam ve dua ile…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner49

banner50