KONYA HABER

NATO zirvesi öncesi küresel güvenlik dengeleri masaya yatırıldı

Uluslararası arenada güç savaşlarının ve jeopolitik kırılmaların hız kazandığı bir dönemde, Türkiye stratejik bir diplomatik buluşmaya ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Ankara'da gerçekleştirilecek olan NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi öncesinde, başkentte küresel güvenliğin geleceğini mercek altına alan üst düzey bir panel düzenlendi.

Abone Ol

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ) yerleşkesindeki Sezai Karakoç Salonu’nda gerçekleştirilen "Ankara Zirvesi Öncesi Türkiye ve NATO: Küresel Öncelikler, Bölgesel Fırsatlar ve Sınamalar" başlıklı oturum, savunma ve dış politika çevrelerinde geniş yankı uyandırdı. Toplantıda, Türkiye’nin ittifak içindeki ağırlığı başta olmak üzere Karadeniz’deki hassas dengeler, Orta Doğu’daki istikrarsızlıklar ve Doğu Akdeniz’deki enerji tabanlı güç mücadeleleri akademik, askeri ve diplomatik veriler eşliğinde analiz edildi.

TÜRKİYE NATO’NUN YÖNÜNÜ TAYİN EDEN ASLİ BİR AKTÖRDÜR

Panelin açılış kürsüsünde söz alan ASBÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gürol Baba, Türkiye'nin savunma paktı içindeki yerinin sadece bir üyelik ilişkisinden ibaret olmadığını vurguladı. Ankara’nın, NATO’nun kurumsal kararlarında ve geleceğe yönelik stratejik hamlelerinde yön belirleyici, kurucu ve asli bir güç unsuru olarak masada yer aldığını ifade etti. Benzer şekilde kurumun misyonuna değinen ASBÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan da böylesine derinlikli ve tarihi sorumluluk barındıran stratejik tartışmaların üniversite çatısı altında yapılmasının entelektüel dünyaya büyük bir katkı sunduğunu belirtti.

Etkinliğin şeref konuğu olarak salonda yer alan Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Büyükelçi Akif Çağatay Kılıç ise modern dünyada tehdit algısının radikal bir biçimde kabuk değiştirdiğine dikkat çekti. Günümüzde ulusal güvenliğin sadece fiziki sınırları korumaktan geçmediğini dile getiren Kılıç, siber taarruzlar, dezenformasyon kampanyaları, yapay zekâ teknolojilerinin askeri kullanımı, enerji hatlarının güvenliği ve kritik altyapıların korunması gibi çok katmanlı yeni tehdit alanlarının ortaya çıktığını aktardı. Büyükelçi Kılıç, Türkiye'nin yerli savunma sanayisinde ulaştığı devasa kapasite, kriz bölgelerindeki arabuluculuk tecrübesi ve proaktif diplomasisi ile NATO'nun savunma şemsiyesine en somut ve sürdürülebilir katkıyı sağlayan ülkelerin başında geldiğini hatırlattı.

DOÇ. DR. GÖKHAN ÇINKARA’DAN GÜNEY KANADI VE JEOPOLİTİK DÖNÜŞÜM ANALİZİ

Panelde küresel sistemin yapısal dönüşümünü ve Ankara'nın hamlelerini akademik bir mercekle değerlendiren Necmettin Erbakan Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gökhan Çınkara, önümüzdeki zirvenin tarihi bir eşik olduğunu ifade etti. Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi'nin, ittifakın kolektif savunma mekanizmalarını özellikle güney kanadı ve Ortadoğu jeopolitiği ekseninde yeniden dizayn ettiği son derece kritik bir viraj olduğunu belirten Çınkara, küresel sistemdeki kırılmaların Türkiye'nin otonom hareket kabiliyetiyle birleştiğinde zirvenin kurumsal çıktılarına doğrudan yön vereceğini kaydetti.

Karadeniz'deki istikrar çabalarının, sınır ötesi terörizmle kesintisiz mücadelenin ve bölgesel güvenlik mimarisinin tahkim edilmesinin, Türkiye'nin ittifak içi diplomatik müzakerelerde masaya getirdiği en öncelikli stratejik başlıklar olduğunu aktaran Doç. Dr. Gökhan Çınkara, yeni nesil asimetrik tehditlerin ittifakın caydırıcılık kapasitesini test ettiğini vurguladı. Ankara'nın bu süreçte, statükocu klasik ittifak refleksi ile sahadaki dinamik bölgesel gerçeklikler arasında yapısal ve işlevsel bir köprü vazifesi gördüğünü anlatan Çınkara, bu tarihi buluşmanın sadece askeri bir koordinasyon toplantısı olarak görülmemesi gerektiğini, değişen küresel güç dengelerinde Türkiye ile Batı dünyası arasındaki kurumsal ilişkilerin derinliğini ve gelecekteki sınırlarını çizecek temel bir parametre niteliği taşıdığını dile getirdi.