NASIL EKMEK?

Abone Ol

Mehmet Ali Tapramaz Hocam ile Salı günü aziz dostum Berber Himmet Tömtöm’ün dükkanında söz döndü dolaştı ve ekmek üzerinde sohbet ettik.
Ekmek bizim yemek kültürümüzde başköşededir.
Hele İç Anadolu’da Konya’da, dolayısı ile Çumra’da da daha ön plandadır.
Dostumuzu ve dostluğunun ölçüsünü ekmekle belirleriz.
Yaramaz olanlarına nankör deriz. Nankör Türkçe karşılığı ekmeksiz başka deyişle tuz-ekmek hakkı bilmeyen, iyiliğe karşı duygusuzluk ve kötülük gösteren diye tanımlarız.
Vefasız olanı da ekmeksiz olarak adlandırırız.
Vakitli vakitsiz gelen misafirlere;
--- Ekmek yediniz mi? Diye sorarız. Aslında yemek yediniz mi? Sormamız gerekir.
Soframızın olmazsa olmazı ekmektir.
Normal ekmek, pide, ata ekmeği, halk ekmeği, somun ekmek, haşhaşlı ekmek, taş fırın ekmeği, lavaş ekmek, sütlü ekmek, beyaz ekmek, siyah ekmektir.
Ayrıca bizde yufka, tandır, mayalı, kömbe, bişi, külçe ve benzeri ekmek çeşitleri vardır.
Adı ne olursa olsun Türk Milleti ekmeği çok sevmektedir.
Ekmek yere düştüğünde öpüp alnımıza koyduğumuz, doyuran, besleyen, büyüten ekmeğe saygıda kusur etmiyoruz. Avrupa’da İnter kulübünde oynayan Türk Milli Takımı kaptanımız Hakan Çalhanoğlu maçta köşe atışı yapacak topu köşeye dikti seyirci Hakan’a su şişesi ekmek attığında Hakan ekmeği öpüp alnına götürdükten sonra bir kenara koydu sonrasında köşe atışını yapması gündem olmuştu.
ABD ve AB Ülkelerinde kişi başına ekmek tüketimi yıllık 40 yahut 50 kilo olurken Türkiye’de bu oran 130 kilo ekmek tüketmekteyiz.
Ankara Ticaret Odası tarafından hazırlanan “EKMEKTE KAYIP EKONOMİ” raporunda ekmekteki israfı gözler önüne sermektedir.
Her 10 ekmekten biri çöpe gittiğini öğreniyoruz. Türkiye Halkı ekmeğe 7 milyar dolar para ödüyor. İsraf edilen ekmek ise 700 milyon doları bulmaktadır.
Günlük ekmek üretimimiz 120 milyon adettir. Dolayısı ile her yıl 44 milyar adet ekmek üretiliyor. Bu ekmeklerin yüzde 16’sını evlerde olmak üzere 40 milyar âdetini tüketiyor, 4 milyar âdetini israf ediyor. Günlük kayıp rakamı 1,9 milyon doları buluyor.
Sofrada ekmek olmazsa aç kalmaktan bile korkarız! Genel olarak beyaz undan üretilen ekmeği severiz. Ciddi bir ekmek kültürümüzün olduğunu söylemek ise zordur.
Bizde orta Avrupa’da olduğu gibi kepekli, tam tahıllı, içine ceviz, üzüm, zeytin, ayçiçeği, keten, susam, çörek otu tohumları eklenmiş farklı lezzette, besleyici değeri yüksek ekmekler olsa da pek fazla üretilmiyor.
Bu nedenle ekmeği genelde “karın doyurma” amacıyla yiyoruz. Oysa ekmek beyaz undan değil de tam tahıldan yapıldığında özellikle de içine zenginleştirici ve lezzet arttırıcı başka besinler eklendiğinde çok ama çok önemli bir besin olabiliyor.
Bizim buralarda israf ölçüsü bu kadar olmadığını biliyorum. Ekmeğin en ufak parçasını değerlendiririz.
Çumra’mızda Fırınlarda ekmeği isteyene dilimleyerek vermektedir. Bu da israfı önlemektedir.
Ayrıca Fırınlarımızda kepekli, katkısız, tava, klasik, somun ekmek olmak üzere günün 24 saatinde ekmek çıkarmaktadır.
Ekmekte çeşide gidilmektedir.
Ancak, biz daha çok beyaz undan üretilmiş ekmek yiyoruz. Oysa beyaz ekmek içinde vitaminleri (B1-B6, E vitaminleri) ve mineralleri ciddi oranda eksildiği için boş bir karbonhidrat (ve enerji) kaynağı olmaktan (ve karın doyurmaktan) başka bir işe yaramıyor.
Yani beyaz ekmeğin enerji ihtiyacını temin edecek kalorileri vücuda yüklemek ve karın doyurmaktan başka ciddi bir fayda sağladığını söylemek zor.
Ayrıca beyaz undan yapıldığı için beyaz ekmeğin (fırın ekmeği) glisemik yükü çok fazla. Kana hızla karışıyor, ciddi bir insülin dalgalanmasına da yol açıyor. (Glisemik indeks; karbonhidrat içeren yiyeceklerin kan şekerini ne kadar hızlı ve ne seviyede yükselttiğini 0 ile 100 arasındaki ölçüm sistemidir.)

Yani bir gramında dört kalori olsa da ekmek yüksek glisemik yüklü bir besin olduğu için gereğinden fazla tüketildiği takdirde kolayca kilo aldırıyor.
Bu nedenle de yukarıdaki soruyu “ekmek şişmanlatır” diye yanıtlamak doğrudur. Bizim önerimiz ekmek tüketiminizi tam buğdaydan ya da farklı tahıl karışımlarından yapılan ekmeklerden özellikle de çavdar ekmeğinden yana kullanmanızdır.
Ekmeğimizi daha da zenginleştirmek, vitamin, mineral ve kepek yönünden güçlendirmek lazımdır.
Mümkünse ekmek tüketimini sınırlamak her öğün için 1–2 dilimden fazla yememek daha doğrudur.
Ayrıca imalat aşamasında ekmeğe katılan beyazlatıcı maddeler, kıvam ve gramaj arttırıcılar ile pişirmenin mazot ateşinde yapılmasının sakıncalarını ise ekmek üreticisi fırınların insafına bırakmayıp eğer böyle bazı yanlışlar yapılıyorsa kontrollerin sıklaştırılmalıdır.
Sonuç olarak beyaz undan üretilmiş ekmek fazla miktarda yenirse belki karnınızı doyurabilir ama ciddi insülin dalgalanmalarına yol açabileceğinden birkaç saat sonra yeniden acıkırsınız.
Yüksek glisemik yükü nedeniyle beyaz undan üretilmiş ekmeği ve diğer her türlü yiyeceği fazla miktarda tüketirseniz daha kolay yağlanırsınız.
Sahi biz ekmek mi, yemek mi yiyoruz?