Namazı zayi edenler...

Abone Ol

Allah'la insanın arasındaki en kuvvetli bağ namazdır. Bu kuvvetli bağ sayesinde kul günde beş defa Rabbiyle mülaki olur ve namazla misakını yeniler. Namaz insana sahip olduğu nimetlerin geçici olduğunu, yaptığı her şeyin bir gün hesabını vereceği bilincini kazandırır. Namaz insanın dünyevileşmesinin ve şehvetinin esiri olmasının önündeki en büyük kaledir.  Meryem Suresinde: "Nihayet onların peşinden öyle bir nesil geldi ki, bunlar namazı zayi ettiler; nefislerinin arzularına uydular. Bu yüzden ileride sapıklıklarının cezasını çekecekler."(Meryem,49) buyrulmuştur. Namazı zayi etmek; gündeminden düşürmek, Namazla ilgilenmemek anlamına geliyor. Namazı kaybedenin zorunlu olarak gideceği yer şehvetinin istikametinde ilerlemek... Namazsızlık kişiye Allah'ı unutturduğu için ona arzularının peşinde koşacağı bir hayat alanı bırakıyor. 

İşte son zamanlarda kötü emellerine ulaşabilmek için kızları ve kadınları öldüren insanlarımız gözümüzün önüne geliyor. Bunlar namazla hayatlarına yön verselerdi; şehvetlerinin peşinde koşmayacaklardı. Allah Teâla kişinin sadece iman etmesiyle temiz bir hayat yaşayacağının yeterli olamayacağını bizlere hatırlatıyor. Rabbimiz "Sana vahyedilen Kitab'ı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki, namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar." (Ankebût, 45) buyurmuştur. Namaz; kişiyi dirilten, kalbinin katlığını gideren, gönlüne şifa veren, nefsini dizginleyen en temel kulluk görevimizdir.  Namaz ruhen bizi Allah'ın katına yükselten bir miraçtır. Bu miraçta aklımıza kötü fikirlerin gelmesine karşı "Malik'i Yevmiddin" zikri ile hesap gününün sahibi Allah'ın huzurunda toplanacağımızı günü düşünür, tertemiz düşüncelerle namazdan ayrılırız. Bugün süfli arzularının kurbanı olan bu gençler iffetin altından kıymetli bir taç olduğunu ah bir bilselerdi...

Hac Suresinde "Onlar (o müminler) ki, eğer kendilerine yeryüzünde iktidar verirsek namazı kılar, zekâtı verirler, iyiliği emreder ve kötülükten nehyederler. İşlerin sonu Allah'a varır."(Hac,41) buyrulmuştur. İnsanların yönetim işini almış olanların ümeranın Allah nezdinde en büyük nişanlarının Namazı kılıyor olmalarıdır. Zira büyük makamlara gelen insanlar gurur ve kibirlerine yenik düşerek namazı unutmuş olabileceklerine dikkat çekilerek onlara iktidar verildiği zaman hallerinde herhangi bir değişiklik olmadan Allah'a kulluk etmeye devam edecekleri hususu dile getirilmiştir.

"Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah'ı anmaktan alıkoymasın. Kim bunu yaparsa işte onlar ziyana uğrayanlardır."(Münafıkun,9) Bu ilahi ferman mal ve evlat sevgisinin insanı şımartarak Allah'ı unutmasına neden olabileceğini bildiriyor. Ancak Nur Suresinde; "Öyle adamlar ki, ne ticaret, ne alım-satım onları Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan, zekâtı vermekten alıkoymaz. Kalplerin ve gözlerin (korkudan) döneceği günden korkarlar."(Nur,37) ayeti ile dünyalıkların insanı meşgul ederek kıymetli zamanlarını alacağı ve Allah'ı unutmak gibi bir tehlikeye kadar götürebileceğine vurgu yapılarak Allah erleri için dünya malının, ticaret ve alışverişin Allah'ı zikretmenin, namaz kılmanın önünde bir engel olamayacağını açıklamış oluyor.

Namazsızlık insanın hem kendisi için hem de içinde yaşadığı toplum için en büyük felakettir. İnsanı azdıran, şehvetine kurban eden Namazsızlık hastalığıdır. Allah'ın dostları hangi büyük görev ve statü verilirse verilsin Allah'a verdikleri sözden dolayı namazı terk etmezler. Bilirler ki en büyük makam Allah'ın huzurunda boyun bükebilmektir, en büyük servet O'nun yüce divanına durabilmektir.