Son dönemde pazar ve market raflarındaki etiketlerin neden sürekli yukarı yönlü hareket ettiğini anlamak için tarladaki maliyet mali tablosuna bakmak gerekiyor. Türkiye İstatistik Kurumu tarafından paylaşılan tarımsal maliyet verileri, üreticinin üzerindeki finansal yükün mayıs ayı itibarıyla yeni bir eşiğe ulaştığını açıkça ortaya koyuyor. Yılın ilk beş ayında biriken maliyet baskısı, önümüzdeki aylarda da tüketici fiyatlarının sakinleşmesinin pek kolay olmayacağına işaret ediyor.
Tarımsal üretici fiyat endeksinde yaşanan bu hareketlilik, özellikle yıllık bazdaki birikimli artışla dikkat çekiyor. Yılbaşından bu yana geçen kısa sürede üretim maliyetlerinde yaşanan sıçrama, tarladaki çiftçinin de bağdaki bahçıvanın da bütçesini zorluyor. Geçtiğimiz yılın aynı dönemiyle kıyaslandığında ortaya çıkan devasa fark, gıda enflasyonunun neden kalıcı bir karakter kazandığını kanıtlar nitelikte. Üretim süreçlerindeki mazot, gübre ve işçilik gibi temel girdilerin oluşturduğu bu maliyet sarmalı, doğrudan doğruya tedarik zincirinin son halkasına yani tüketiciye yansıyor.
ÜRETİM MALİYETLERİNDEKİ YILLIK TIRMANIŞ GIDA FİYATLARINI NASIL ETKİLİYOR?
Tarımsal üretimin her aşamasında yaşanan maliyet artışları, uzun vadeli bir trend halinde yükselişini sürdürüyor. Son bir yıllık süreç incelendiğinde, tarım ve hayvancılıkla uğraşan kesimin omuzlarındaki ekonomik yükün neredeyse yarı yarıya arttığı görülüyor. On iki aylık ortalamalar baz alındığında da tablonun değişmediği ve yüksek maliyet yapısının sektöre tamamen yerleştiği gözlemleniyor. Bu durum, geçici bir fiyat dalgalanmasından ziyade, yapısal bir maliyet artışıyla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.
Sektörün farklı paydaşları bu genel artış dalgasından değişik oranlarda nasibini alıyor. Mayıs ayında tarım ve avcılık gibi ana faaliyet alanlarında daha sakin bir seyir izlenirken, ormancılık sektöründe çok daha sert bir hareketlilik kaydedildi. Deniz ve iç su ürünleri tarafında ise maliyetlerin adeta sıçrama yapması, önümüzdeki dönemde balıkçılık sektöründe de ciddi bir fiyat güncellemesinin kapıda olduğunu gösteriyor. Su ürünleri ve balıkçılık faaliyetlerindeki bu ani ivmelenme, yaz aylarında deniz mahsullerine erişimi biraz daha zorlaştırabilir.
SEBZE VE MEYVE ÜRETİMİNDE MEVSİMSEL MAKAS AÇILIYOR
Bitkisel üretim tarafında ise tam anlamıyla tezatlar içeren bir dönem yaşanıyor. Tarla ürünleri ile bağ-bahçe ürünleri arasındaki makas, mevsimsel etkilerle birlikte farklı yönlere savrulmuş durumda. Tek yıllık olarak tabir edilen ve ömrü uzun olmayan bitkisel ürünlerin üretim maliyetlerinde mayıs ayında hafif bir nefes alma, yani gerileme yaşandı. Bu durum yaz aylarının gelmesiyle birlikte bazı tarla ürünlerinde geçici bir rahatlama umudu doğursa da çok yıllık bitkiler ile ağaç meyveciliğinde durum tam tersi bir seyir izledi ve maliyetler tırmanmaya devam etti.
Asıl büyük alarm zilleri ise sofraların vazgeçilmezi olan sebze, kavun, karpuz gibi ürünlerin yanı sıra kök ve yumru grubunda çalıyor. Yıllık bazdaki değişim oranları incelendiğinde, bu ürün grubunun tam anlamıyla bir rekor kırdığı ve maliyetlerin iki katından fazla arttığı göze çarpıyor. Çiftçinin tarlaya tohum ekmesinden ürünün toplanıp kamyonlara yüklenmesine kadar geçen süreçte karşılaştığı bu devasa maliyet artışı, şehirlerdeki nihai tüketicinin neden ucuz sebze yiyemediğinin en net yanıtı olarak karşımıza çıkıyor.
HAYVANSAL ÜRÜNLERDE YENİ ZAM DALGASI KAPIDA MI?
Tarım sektörünün diğer yarısını oluşturan canlı hayvan ve hayvansal ürünler segmentinde de sular durulmuyor. Canlı hayvan yetiştiriciliğinin getirdiği ağır maliyetler, aylık bazda da kendini belirgin şekilde hissettirdi. Özellikle kümes hayvancılığı ve yumurta üretimi tarafında yaşanan aylık patlama, hayvansal protein kaynaklarında yeni bir fiyat hareketliliğinin fitilini ateşleyebilir. Kümes hayvanları ve yumurta grubunda bir ay içinde yaşanan çift haneli maliyet artışı, üreticilerin kar marjlarını iyice daraltmış durumda.
Yem fiyatları, veterinerlik hizmetleri ve enerji maliyetleri gibi unsurlarla kuşatılan hayvancılık sektörü, bu maliyet artışlarını uzun süre kendi içinde sübvanse edemeyecek noktaya geliyor. Üretim maliyetlerinin bu derece agresif yükselmesi, yakın gelecekte kırmızı ve beyaz et ile süt ürünleri fiyatlarında yeni ayarlamaları kaçınılmaz kılabilir. Tarımsal üretici fiyatlarının ortaya koyduğu bu son fotoğraf, gıda arz güvenliğinin ve üretici desteklerinin önümüzdeki dönemde çok daha stratejik bir önem kazanacağını net bir şekilde ortaya koyuyor.





