Ekonomi yönetiminin uzun süredir taviz vermeden uyguladığı sıkı para politikasında sürpriz bir makas değişikliğine gidiliyor. Piyasalarda ve reel sektörde yüksek faiz oranlarının yarattığı finansman darboğazı devam ederken, Ankara merkezli yeni kararlar doğrultusunda ekonomide gevşeme adımlarının resmen atıldığı belirtiliyor. Son dönemde Merkez Bankası tarafından Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi limitinin 750 milyar TL seviyesine yükseltilmesi, iş dünyasında uzun süredir beklenen ucuz finansman döneminin yeniden başlayacağına dair güçlü bir sinyal olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar vitrinde yüksek faiz ve sıkılık görüntüsü sürdürülse de, arka planda üretime yönelik fonlama mekanizmalarının devreye sokulduğu ikili bir modelin uygulanmaya başladığına dikkat çekiyor.
Bu yeni dönem, yüksek enflasyon ve borçluluk kıskacında hayatta kalma mücadelesi veren reel sektör temsilcileri için adeta bir can suyu niteliği taşıyor. Cumhurbaşkanlığı kanadından gelen yeşil ışıkla birlikte, kamu bankalarının özellikle imalat, tarım ve istihdam odaklı sektörlere yönelik sübvansiyonlu paketler hazırladığı konuşuluyor. Ekonomi kulislerinden sızan bilgilere göre, makroekonomik istikrar programının ana omurgası bozulmadan, üreticinin üzerindeki finansman yükünü hafifletecek bu adımların piyasaya can hissi vermesi hedefleniyor. Böylece piyasada nakit akışını canlandıracak yeni bir dönemin kapısı aralanırken, büyüme ivmesinin de korunması amaçlanıyor.
Merkez Bankası Teşvik Paketleriyle Sektörlere Nefes Aldırıyor
Yatırım hamlelerini desteklemek ve fabrikaların çarklarının dönmesini sağlamak amacıyla Merkez Bankası bünyesinde çok ciddi bir kaynak havuzu oluşturuldu. Toplamda 750 milyar TL boyutuna ulaşan avans kredisi havuzunun yanı sıra, doğrudan yerli üretim yapan firmaların kullanımı için 250 milyar TL tutarında ek bir kontenjan daha ayrıldı. Bu devasa finansal kaynak, yüksek faiz oranları nedeniyle ticari kredi muslukları kapanan ve işletme sermayesi bulmakta zorlanan sanayicilere doğrudan aktarılacak. Finansman paketlerinin sadece büyük sanayi kuruluşlarıyla sınırlı kalmayacağı, tarımsal üretimi sürdüren çiftçiler ile girişimci kadınlar ve genç nüfusu da kapsayacağı belirtiliyor.
Özellikle kırsal kalkınmayı desteklemek ve yerli tarım üretimini artırmak adına çiftçilere yönelik uzun vadeli ve geri ödemesiz dönemleri olan özel krediler tanımlanıyor. Genç çiftçilerin sektöre kazandırılması ve kadın girişimcilerin ekonomik ekosisteme entegre edilmesi için de kamu bankaları üzerinden maliyetleri oldukça düşük destek hatları kuruluyor. Bu durum, piyasada genel kredi faizleri %50 seviyelerinde seyrederken belirli stratejik alanlara çok daha uygun şartlarda nakit sağlanacağı anlamına geliyor. Ekonomi otoriteleri, bu tarz seçici kredi genişlemelerinin enflasyonist baskı yaratmadan üretimi destekleyebilecek hassas bir denge üzerine kurulduğunu ifade ediyor.
İş Dünyası Mevcut Üretim Kapasitesini Korumak İçin Direniyor
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği yönetimi ile Merkez Bankası Başkanı ve kamu bankalarının genel müdürleri arasında gerçekleşen son üst düzey zirve, iş dünyasının yaşadığı sıkıntıların boyutunu gözler önüne serdi. Sektör temsilcileri, uzun süredir uygulanan kemer sıkma politikalarının iç piyasada ciddi bir durgunluğa yol açtığını ve mevcut üretim kapasitelerini korumakta zorlandıklarını net bir dille aktardı. Yatırım kredilerinin uzun vadede olumlu sonuçlar doğuracağını kabul eden iş insanları, şu anki acil ihtiyaçlarının fabrikaları açık tutmak ve mevcut istihdamı korumak için kısa vadeli işletme sermayesi olduğunu vurguladı.
Toplantıda sanayicilerin ve ihracatçıların mevcut ekonomik programın süresinin uzaması nedeniyle büyük yaralar aldığı ve bir an önce somut desteklerin hayata geçirilmesi gerektiği belirtildi. Ankara’da gerçekleşen bu kritik görüşmede, geçmiş dönemlerin aksine iş dünyasının taleplerinin tek tek not alındığı ve oldukça yapıcı bir diyalog ortamının oluştuğu bildirildi. Ekonomi yönetiminin "bu talepleri inceliyoruz ve üzerinde çalışıyoruz" yaklaşımı sergilemesi, piyasalarda kısa süre içinde nefes aldırıcı düzenlemelerin resmiyet kazanacağı beklentisini iyice güçlendirdi.
İhracatçılar Döviz Alımında Prim Oranının Artırılmasını Talep Ediyor
Dış ticaret dengesini korumak ve ülkeye döviz girdisi sağlamak için mücadele eden ihracat sektörü temsilcileri, maliyet artışları karşısında rekabet güçlerini kaybettiklerini belirtiyor. Zirvede seslerini yükselten ihracatçılar, Merkez Bankası’na yapılan zorunlu döviz satışlarında kendilerine uygulanan %3 tutarındaki mevcut prim desteğinin yetersiz kaldığını ifade etti. Küresel pazarlarda fiyat tutturmakta zorlandıklarını dile getiren sektör temsilcileri, bu payın ivedilikle %8 seviyesine kadar yükseltilmesini ve kendilerine kur avantajı sağlanmasını talep etti.
Merkez Bankası yönetimi ise bu talebe karşılık vererek, döviz piyasasına doğrudan bu tarz müdahalelerin yapısal sorunlara yol açabileceğini ve kalıcı bir çözüm sunmadığını dile getirdi. Banka yetkilileri, ihracatçıların desteklenmesi gerektiği fikrine katılmakla birlikte, bu tarz finansal teşviklerin doğrudan genel bütçe ödenekleri üzerinden verilmesinin makro ekonomik dengeler açısından daha sağlıklı olacağını savundu. Bu durum, önümüzdeki günlerde Ticaret Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı koordinasyonunda ihracatçıya yönelik yeni bütçe desteklerinin gündeme gelebileceğini gösteriyor.
Kamu Bankaları Kredi Maliyetlerini Düşürecek Yeni Düzenlemelere Odaklandı
Piyasadaki likidite sıkışıklığını çözmek adına Merkez Bankası ve kamu bankaları genel müdürlükleri, ticari kredilerin önündeki engelleri kaldırmak için yoğun bir teknik mesai harcıyor. Bankaların kredi verme iştahını kaçıran mevcut kısıtlamaların ve yüksek zorunlu karşılık oranlarının esnetilmesi amacıyla mevzuat üzerinde değişiklikler planlanıyor. Bankacılık kaynakları, finans kuruluşlarının fonlama maliyetlerini düşürecek ve böylece reel sektöre daha uygun faiz oranlarıyla kredi verilmesini sağlayacak altyapı hazırlıklarında son aşamaya gelindiğini sızdırdı.
Tüm teknik hazırlıkların tamamlanmasının ardından, kamu bankalarının öncülüğünde piyasaya sürülecek yeni finansman paketlerinin detaylarının kamuoyuna ilan edilmesi bekleniyor. Yapılacak bu hamleyle birlikte, piyasada faizlerin resmi olarak yüksek kalmaya devam edeceği ancak üretim, istihdam ve ihracat odaklı firmaların kamu bankaları kanalıyla ucuz kaynaklara erişebileceği tescillenmiş olacak. Bu stratejik adımın, reel sektördeki nakit akışını rahatlatırken aynı zamanda üretimin durmasının önüne geçerek istihdam kayıplarını engellemesi öngörülüyor.
Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım