EKONOMİ

Milyonları İlgilendiren Emsal Karar: Emeklilikte Yeni Dönem Başlıyor!

Sosyal Güvenlik Kurumu ile sigortalılar arasında uzun yıllardır büyük bir uzlaşmazlık konusu olan hizmet birleştirme zorunluluğu, yüksek mahkemenin verdiği son kararla birlikte tamamen tarih oldu.

Abone Ol

Sosyal Güvenlik Kurumu ile sigortalılar arasında uzun yıllardır büyük bir uzlaşmazlık konusu olan hizmet birleştirme zorunluluğu, yüksek mahkemenin verdiği son kararla birlikte tamamen tarih oldu. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından alınan bu emsal karar, çalışma hayatı boyunca birden fazla sigorta koluna prim ödeyen milyonlarca vatandaşın geleceğini doğrudan şekillendirecek bir güç taşıyor. Yeni hukuki düzene göre, emeklilik aşamasına gelen kişilerin maaşlarını düşüren ya da yaş sınırını geriye çekerek süreci zorlaştıran olumsuz prim günleri, kişinin kendi isteği doğrultusunda hesaplamaya dahil edilmeyecek.

Bugüne kadar yürürlükte olan katı bürokratik kurallar, çalışanların rızası olup olmadığına bakılmaksızın tüm çalışma geçmişini tek bir potada eritiyor ve bu durum çoğunlukla vatandaşların aleyhine sonuçlar doğuruyordu. Yüksek yargının devreye girmesiyle birlikte, kurumların bu dayatmacı yaklaşımı yerini tamamen bireyin menfaatine ve özgür iradesine bırakmış durumda. Artık SSK, Bağ-Kur veya Emekli Sandığı gibi farklı mecralarda ter dökmüş olan çalışanlar, kendilerine en yüksek aylığı bağlatacak ve en erken tarihte emekli olmalarını sağlayacak formülü özgürce seçebilecek.

Emeklilik Hayalleri Kurumu Engeline Takılan Vatandaş Adalet Mücadelesi Başlattı

Sosyal güvenlik sisteminde çarpan etkisi yaratan bu tarihi sürecin başlangıcı, 2002 yılında emeklilik dilekçesi veren bir sigortalının adliye sarayında başlattığı kararlı direnişe dayanıyor. Söz konusu vatandaşın hizmet dökümünde SSK kapsamında 6730 gün, Emekli Sandığı bünyesinde 450 gün ve Bağ-Kur çatısı altında ise 2092 gün prim ödemesi yer alıyordu. Mevcut SSK şartlarını fazlasıyla karşıladığını düşünen ve bu sistem üzerinden emekli olmak isteyen vatandaş, Sosyal Güvenlik Kurumu yetkililerinin hiç beklemediği bir engeliyle yüzleşmek zorunda kaldı.

Sigorta müdürlüğü, başvuru sahibinin çalışma hayatının son 7 yıllık dönemini inceleyerek Bağ-Kur sürelerinin ağırlıkta olduğunu saptadı ve SSK üzerinden emeklilik talebini jet hızıyla geri çevirdi. Kurum yetkilileri, vatandaşın yasal olarak Bağ-Kur şartlarına tabi tutulması gerektiğini ve emekli olabilmesi için prim gün sayısını mutlaka 9000 güne tamamlamasının zorunlu olduğunu bildirdi. Bu idari zorunluluk nedeniyle tam 1 yıl boyunca fazladan beklemek zorunda kalan ve ciddi bir zaman kaybı yaşayan vatandaşa, nihayetinde ise hak ettiğinin çok altında, son derece düşük bir emekli aylığı bağlandı.

Yerel Mahkeme Kurum Haklılığı Yerin Vatandaş Çıkarlarının Korunması Gerektiğine Hükmetti

Karşılaştığı bu haksız idari işlemi kabul etmeyen ve uğradığı maddi kayıpların telafi edilmesini isteyen vatandaş, hakkını aramak amacıyla İş Mahkemesi'nde dava açtı. Hukuk mücadelesini başlatan sigortalı, emeklilik hesaplaması yapılırken sadece SSK ve Emekli Sandığı primlerinin baz alınmasını, kendisine zarar veren Bağ-Kur günlerinin ise tamamen sistem dışı bırakılmasını istedi. Davacının taleplerini ve sunduğu delilleri titizlikle değerlendiren yerel mahkeme, sosyal güvenlik hukukunun temel felsefesine atıfta bulunarak çok önemli bir tespitte bulundu.

Dava hakimiyeti, sigortalı bir çalışanın kendi iradesi ve rızası dışında bir hizmet birleştirme işlemine zorlanamayacağını, yasaların her zaman hak sahibinin menfaatini koruması gerektiğini karar metnine yazdı. Mahkeme, sorun çıkaran Bağ-Kur süreleri elendiğinde davacının SSK üzerinden emeklilik haklarını eksiksiz sağladığını onaylayarak, geçmişe dönük biriken tüm maaş farklarının %100 yasal faiziyle vatandaşa ödenmesine karar verdi. Kurumun bu kararı hatalı bularak itiraz ettiği Bölge Adliye Mahkemesi de yerel mahkemenin gerekçelerini hukuka tamamen uygun bularak SGK'nın istinaf başvurusunu kesin olarak reddetti.

Yüksek Yargının Koridorlarında Uzun Süren Hukuki Satranç Hamleleri Gerçekleşti

Davanın temyiz aşamasına geçilmesiyle birlikte Ankara'daki yüksek yargı koridorlarında adeta bir hukuki satranç müsabakası yaşanmaya başlandı. Dosyayı ilk olarak inceleyen Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, dava dilekçesindeki bazı usul eksikliklerine ve teknik detaylara yoğunlaşarak, kararın sadece SSK günleri üzerinden kurulması gerektiği yönünde bir görüş belirtti ve yerel mahkemenin hükmünü bozdu. Ancak ilk kararı veren İş Mahkemesi, davanın asıl özünün vatandaşı mağdur eden Bağ-Kur primlerinin sistem dışına itilmesi olduğunu savunarak, kendi verdiği ilk hükmün arkasında kararlılıkla durdu ve direnme kararı aldı.

Sosyal Güvenlik Kurumu avukatlarının bu direnme kararını da vakit kaybetmeden temyiz etmesi üzerine, Türk hukuk sisteminde son sözü söyleme yetkisine sahip olan en üst merci harekete geçti. Dosya, yargı dünyasındaki tüm uyuşmazlıkları kesin olarak karara bağlayan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun gündemine taşındı. Kurul üyeleri, hem davanın geçmişini hem de sigortalının yasalardan beklediği asıl koruma niyetini en ince ayrıntısına kadar inceleyerek nihai karar için oylamaya gitti.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Direnme Kararını Onayarak Tartışmalara Son Noktayı Koydu

Yüksek mahkemenin en saygın kurulu, İş Mahkemesi tarafından verilen direnme kararını usul kurallarına, yasal mevzuata ve hakkaniyet ilkelerine tam uyumlu bularak resmen onayladı. Genel Kurul tarafından verilen bu kesin ve geri dönüşü olmayan hüküm, Türkiye'de çalışma hayatını tamamlamış ancak son çalıştığı kurumun ağır şartları nedeniyle bir türlü emekli olamayan herkes için bir kurtuluş kapısı araladı. Sistemin yıllardır süregelen kalıplaşmış bürokratik dayatmalarına karşı hukukun üstünlüğünü ve bireyin haklarını tescilleyen bu karar, yeni bir dönemin kapılarını açtı.

Bu tarihi ilamın ardından, geçmişinde farklı kurumlara ait çok sayıda prim günü bulunan vatandaşlar, emeklilik dilekçelerini verirken tamamen kendi lehlerine olan statüyü tercih etme özgürlüğüne kavuştu. Artık hiçbir çalışan, kendisine düşük maaş verilmesine neden olan ya da emeklilik tarihini yıllarca erteleyen kalitesiz prim günlerini birleştirmek zorunda kalmayacak. Hak sahipleri, sosyal güvenlik merkezlerine başvuruda bulunarak sadece avantajlı olan sürelerin dikkate alınmasını isteyebilecek ve böylece çok daha yüksek bir refah seviyesiyle emeklilik hayatına adım atabilecek.

Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım