Milli Kültürümüzün Dâhileri...

Abone Ol

   MİLLİ KÜLTÜRÜMÜZÜN DÂHİLERİNDEN BİRİ; CEMİL MERİÇ 

Kültür ve irfan dünyamızın en parlak simalarından biri, fikir ve edebiyat adamımız Cemil Meriç'tir. Mütercim ve yazar Cemil Meriç'in asıl adı Hüseyin Cemil'dir. Kitabı, düşünmeyi, düşündürmeyi, okumayı ve yazmayı yaşamının olmazsa olmazı haline getiren düşünce tarihimizin seçkin aydınlarından birisidir O!

Mağaradakiler, sendromu yaşayan aydınımıza kendi düşünce coğrafyamızın yol levhalarını gösteren hakikat avcısıdır.

20. yüzyılın ortalarında kitapların engin ve zengin limanına demir atan Cemil Meriç, aydınlanmak ve aydınlatmak için insanları kitaba çağırır.
Cemil Meriç başta dil, tarih, edebiyat, felsefe ve sosyoloji olmak üzere sosyal bilimlerin birçok alanında araştırma yapmış ve bu alanlarla ilgili derin ve kapsamlı yazılar kaleme almıştır. Cemil Meriç herhangi bir grubun, ideoloji ve felsefenin adamı değildir. Mesleği fikir işçiliğidir.
Cemil Meriç kimdir? sorusuna en güzel cevabı şöyle verir: “Kimim ben? Hayatını Türk irfanına adayan münzevi ve mütecessis bir fikir işçisi.”

Cemil Meriç, arafta kalarak hakikati söylemiştir. Çünkü fikir adamı hiçbir zümrenin, düşüncenin körü körüne emir kulu olamaz! Yalnız başına fildişi kulesinde kendi başına kalmak pahasına bile olsa! Binaenaleyh Meriç hiçbir siyasi partinin, ideolojinin, grubun emrine hiçbir zaman girmemiştir.

Üstâd Cemil Meriç'in 12 Aralık 1916'da Hatay/Reyhanlı'da doğmuş,  sıkıntılı bir çocukluk devresi geçirmiştir. Zeki ve ailevi bir gelenekleri olduğu için küçük yaşlarda kitap okumaya başlamıştır. Lise yıllarında deha yapısıyla kendisini göstermiştir. Cemil Meriç'in ilk yazısı Hatay'da Yeni Gün Gazetesi'nde çıktı. Sonra Karagöz, Yirminci Asır, Yeni İnsan, Türk Edebiyatı, Yeni Devir, Pınar, Doğuş ve Edebiyat dergilerinde yazılar yazdı. Hisar dergisinde “Fildişi Kuleden” başlığıyla sürekli denemeler yazdı. İlk tercüme eseri ise, Fransızcadan Honore de Balzac'a ait “Altın Gözlü Kız”dır. Meriç, Fransız idaresindeki Hatay'da Fransız eğitim sistemi uygulayan Antakya Sultanisi'nde okudu. 1940'da İstanbul Üniversitesi'ne girip Fransız Dili ve Edebiyatı öğrenimi gördü. 1941'den başlayarak İnsan, Yücel, Gün, Ayın Bibliyografyası dergilerinde yazmaya başladı. 1955'de gözlerindeki miyobunun artması sonucu görmez oldu. Talebelerinin yardımıyla çalışmalarını ölümüne kadar sürdürdü. Türkiye'nin dört bir yanından gelen öğrencileri ona kitap okudu. O da onları yetiştirdi. O öğrencilerinden biri, Konyalı, mümtaz insan, sevdiğimiz, istifade ettiğimiz Prof. Dr. Muammer Muşta hocamızdır!  1974 yılında İstanbul üniversitesinden emekli oldu. 1984'te, önce beyin kanaması, ardından felç geçirdi, 13 Haziran 1987'de vefat etmiştir.

Meriç'in, Batı'yla tanışması Hind Edebiyatı ile olmuştur... “Eğer bugün özgürlükler ve demokrasi içerisinde yaşıyorsak, Cemil Meriç gibi düşünce ve fikir adamlarımızın fikirlerini çekinmeden, o dönemlerde hapishanelerden korkmadan, her ortamda cesaretle ifade etmeleri dolayısıyladır.           Ayrıca Osmanlı'yı yıkan olayın Yeniçeri teşkilatının lağvedilmesi,  maziyi atiden koparan devrimin de harf devrimi olduğu gerçeğini devamlı dile getirmiştir.

MERİÇ'İN KONYA SEYAHATI!
Üstâdın Konya'ya trenle yaptığı bir seyahati var ki, hayatının dönüm noktasını teşkil eder.

 “Konya yolculuklarımdan birinde, ilk defa olarak başkası ile temas ettim. Başkası, yani kendi insanım. Kaderin karşıma çıkardığı genç üniversiteli “Sen bizden değilsin” dedi. “Sen bizden değilsin!”! Evet, ben onlardan değildim. Ama onlar kimdi? Uçurumun kenarında uyanıyordum. Demek boşuna çile çekmiş, boşuna yorulmuştum. Bu hüküm hakikatin ta kendisi idi. Tanzimat'tan bu yana Türk aydınının alın yazısı iki kelimede düğümleniyordu; aldanmak ve aldatmak. Bu kan et çemberinden nasıl kurtulacağız?  Gerçeği görmek hatayı sonuna kadar yaşamakla mümkün! Yığın Avrupalılaşırken, aydınlar Türkleşmeli. Ve çalışmaya başladım. Spinoza kırk dört yaşında ölmüş, Nietzsche kırk dört yaşında delirmiş. Ben yolumu kırk dört yaşında buldum.”

 “O genç, o senelerde Konya İlahiyat'ta okuyan, 1960'lı 70'li yıllarda Türkiye İslamcılığının en aktif ve organize gücü, Mücadele Birliği'nin ilk genel başkanı Necmettin Erişen'dir. Cemil Meriç'e tren yolculuğu sırasında “Sen bizden biri değilsin” diyerek fikir dünyasında inkılâplara vesile olmuştur.

İslâm dünyasına dönmesinde Konya yolculuğunun bir dönüm noktası olduğunu belirten Üstâd Meriç, “Ben yolumu 44 yaşından sonra buldum” diyerek dile getirmiştir.

Cemil Meriç'in 8 telif, 12 tercüme eseri vardır.

Doğu ve Batı düşünce dünyasını Müslüman-Türk bir düşünce adamının kitaplarından derinlikli olarak öğrenmek isteyenlerin, Meriç'in “Bu Ülke” kitabından başlayarak tüm kitaplarını gözden geçirmeleri faydalı olacaktır.

CEMİL MERİÇ'TEN ÖZLÜ SÖZLER!

-İzm'ler idrakimize giydirilen deli gömlekleri.
- Çıkar konuşunca, vicdan susar.
- Her büyük adam kucağında yaşadığı cemiyetin üvey evladıdır. Zira o, yarınki veya dünkü veya ötelerdeki bir cemiyetin çocuğu, kendi cemiyetinin değil...
- Kendini tanımak, irfanın ilk merhalesi. Düşünenin görevi insanından kopan, tarihini unutan ve yolunu şaşıran aydınları irşada çalışmak, kızmadan, usanmadan irşat.
- Sağcı ve solcu gibi sınıflandırmaları hiçbir zaman benimsemedim. Bunlar hakikati kapamaya yarayan uydurmaca mefhumlardır.
- Okumak, iki ruh arasında âşıkane bir mülâkattır.
- Kendi gerçeğimizi kendi kelimelerimizle anlayıp anlatmak, her namuslu yazarın vicdan borcu.
- Karanlıkları devirmek ve aydınlık bir çağın kapılarını açmak için en mükemmel silah: Kalem.
- Bütün ideolojilere kapıları açmak, hepsini tanımak, hepsini tartışmak ve Türkiye'nin kaderini onların aydınlığında fakat tarihimizin büyük mirasına dayanarak inşa etmek. İşte, en doğru yol.
- Bir çağın vicdanı olmak isterdim, bir çağın. Daha doğrusu bir ülkenin, idrakimize vurulan zincirleri kırmak, yalanları yok etmek, Türk insanını Türk insanından ayıran bütün duvarları yıkmak isterdim. Muhteşem bir maziyi, daha muhteşem bir istikbale bağlayacak köprü olmak isterdim, kelimeden, sevgiden bir köprü.
- Kâmus bir milletin hafızası, yani kendisi; heyecanıyla, hassasiyetiyle, şuuruyla. Kâmusa uzanan el nâmusa uzanmıştır. Her mukaddesi yıkan Fransız İhtilali, tek mukaddese saygı göstermiş: Kâmusa.
- İrfan asaletini kaybetti. Hafızaya çakıl taşı gibi saplanan bilgi kırıntılarına yeni bir ad bulduk: Kültür.
- İrfan, düşüncenin bütün kutuplarını kucaklayan bir kelime. İrfan kemâle açılan kapı, amelle taçlanan ilim. İrfan bir mevhibedir. Cehdle gelişen bir mevhibe.

13 Haziran 1987 günü 71 yaşında hayata gözlerini yumar.
Karacaahmet mezarlığına eşinin yanına defnedilir. Allah rahmet eylesin. Amin.

m-aciyan@hotmail.com