Ömer Özköylü Ağabey rahmetli babasının hayat tecrübesi içinde kendisine ihanet edenleri derecelendirmiş ve “mikrop-mikroskop nitelendirirmiş.
Babasının bu ifadelerini sosyal paylaşım sitesinde paylaşmış.
“Bu adam var ya, tam bir mikrop… Hatta normal mikrop da değil azılı mikroskop!..
Rahmetli babamın kendine yamuk yapan birilerini sıfatlandırması buydu. Belli ki, “mikroskop” onun gözünde daha şiddetli mikrobun ismiydi.
Bugün yaşıyor olsaydı, etraftaki “mikroskop” fazlalığı onu şaşırtacaktı.”
*
Aynı konu üzerinde yazı yazmak istiyordum. Ömer Özköylü Ağabeyinin paylaşımıyla mal bulmuş mağribiye döndüm. Mikrop ve mikroskop başlığıyla yazmaya başladım.
Mikrop insan vücudu sağlıklı iken ona hiçbir zararı dokunmuyor. Ancak, hasbelkader en ufak bir zafiyette hepsi kendi çapında yenilmez savaşçı oluveriyor.
Başka deyişle mikroplar kahraman oluyor.
Bu mikroplar çıplak gözle görülmeyecek kadar küçük olan görebilmek içinde mikroskop kullanılması gerekiyor.
Mikroskopla görebilecek kadar küçük olan mikroplar insanı zayıf bulduğu zaman insanı yıkıyor.
Sonrasında da savaş kazanmış olan miroplar kahraman oluyor. Mikrobun insanın insanlığın düşmanı olduğu unutularak kahraman olarak ilan ediliyor olması enteresandır.
Şimdi dün önemsemediğimiz hatta ne yapabilecek bu mu bizi yenecek yahut bizi yıkacak dediğimiz mikroplar bugün bizi yıktıkları gibi en önde ahkâm kesip küllük müftülüğü yapıyorlar.
Hiçbir zaman düşmanın büyüğü küçüğü olmayacağını görerek muhakkak tedbir almalıyız değil mi? Almazsak ne olur?
Biz yıkılırız ve yok oluruz.
Sonuçta o önemsemediğimiz mikroplar kahraman olur.
Böylesi yaklaşımlar bana tarihi gerçeklerin ışığında ibretlik olayları çağrıştırdı.
Ebu Horasani ’ye Emeviler nasıl yıkıldı sorusuna verdiği o unutulmaz cevabını aklıma getirdi..
Ebu Muslim Horasani der ki;
“Onlar şerlerinden emin oldukları için dostlarını uzak tuttular.
Kendilerine bağlamak için düşmanlarını yakınlaştırdılar. Yakın tutulan düşman dost olmadı. Ama uzak tutulan dostlar düşman oldu. Herkes düşman safında birleşince yıkılmaları mukadder oldu.”
Öyle veya böyle gerçek dost düşmanı iyi ayırt etmek gerekir. Ki, sonrasında pişmanlık yaşamayalım.
Mikropları hiçbir zaman görmemezlik yapmayalım. İlk fırsatta il zayıf anımızda bizi yıkacağını aklımızdan çıkarmayalım.
Mikropları kahraman yapmayalım!
Zira şimdi Ömer Özköylü Ağabeyin dediği
“Rahmetli babamın kendine yamuk yapan birilerini sıfatlandırması buydu. Belli ki, “mikroskop” onun gözünde daha şiddetli mikrobun ismiydi.
Bugün yaşıyor olsaydı, etraftaki “mikroskop” fazlalığı onu şaşırtacaktı.”
Anlayacağınız bugünkü ortam içindeki mikroplar bizi şaşırtmıyor ki kanıksar duruma geldik.
Bizden önce yaşamış Akçakocalarımız; Dost ile dost görünen bir tutma, biri merhametinden diğer, ise menfaatindin dolayı yanındadır.
Ne yazık ki, hala hainlikleri, ihanetleri, nankörleri, vefasızlıkları göremiyoruz. Ne demişti Eğisteli Hemşerim;
--- Bindik alamete gidiyoruz kıyamete!