MEVLİD OKUMA GELENEĞİ VE...

Abone Ol

MEVLİD OKUMA GELENEĞİ ve SÜLEYMAN ÇELEBİ

Mevlid, doğum demektir. Kelime Arpçadır. 

Mevlid okuma geleneği ise Hz Peygamberin dünyaya teşriflerinden dolayı onu metheden şiirlerin yazılması, bir topluluk önünde okunması, Kur'an-ı Kerim tilavet edilmesi, Cenab-ı Allah'tan Hz Peygamber, sahabeler, şehitler, gaziler, şeyhler, âlimler, hayatta ve vefat etmiş tüm Müslümanlar için duada bulunulması,  fakir fukaraya yardımlarda bulunulması merasimidir. Bu güne has şekerlemeler yapılır, şerbetler ikram edilir ve hediyeler ihsan edilirdi.

Hz. Peygamberin sağlığında ve Hülefa-yı Raşidin döneminde Resulullah'ın doğumundan dolayı bir sevinç gösterisi olmak üzere her hangi bir kutlamalara rastlamıyoruz. Elde edebildiğimiz tek hadise Ebu Leheb'in bir erkek yeğeni olduğunu müjdeleyen kölesini azat etmesidir. Bu durum ise Araplar arasında erkek çocuğun çok önemli bir yere sahip olmasından ileri gelir. Nitekim Ebu Leheb, Hz Peygamber risâletle görevlendirildiği zaman aynı desteği yeğenine göstermemiş, en azılı düşmanlarından olmuştur.

Emeviler ve Abbasiler zamanında Hz. Peygamberin soyuna pek itibar edilmediğinden ya da siyasî çalkantılardan dolayı mevlid kutlamalarına rastlanmaz. 

Mevlid Kutlamalarına ilk defa Arap dünyasında kendilerini Hz. Fatıma'nın soyundan geldiklerini iddia eden ve Mısır'da bir devlet kuran Fatımîler döneminde rastlıyoruz. Daha sonra Kuzey Afrika'ya ve Endülüs'e yayılmıştır.

Mevlid kutlamalarını Maliki âlimler hoş görmemişler ve bidat olarak kabul etmişlerdir. Selefiyeciliğin ve Vehhabiliğin son derece yaygın olduğu Arap yarımadasında bu kutlamalara rastlanmaz.

Türk Dünyasında mevlit kutlamaları ilk olarak Selahaddin Eyyübi'nin kayınbiraderi Musul atabeyi Muzafferidddin Gökbörü tarafından kutlanmaya başlanmıştır. Muzafferiddin Gökbörü'nün zamanında mevlit kutlaması büyük bir merasimle yapılmış, daha önce sadece evlerde ve belirli camilerde kutlanan mevlitler ve kandiller bu hükümdar zamanında bir bayram havası içinde devlet töreniyle kutlanmaya başlanmıştır. Gökbörü'nün bir mevlit merasiminde 5000 koyun, 10 000 tavuk, 100 at kesilmiş, 100.000 tabak yemek ve 30. 000 tabak helva dağıtılmıştır. (1)

Memluklularda da devam eden Mevlid kutlamaları, Selçuklularda ve Osmanlı devletinin ilk dönemlerinde gelenek olarak evlerde ve camilerde kutlanmış, Kanunu Sultan Süleyman Han zamanında protokolde yer almaya başlamış ve III. Murat döneminde resmileşmiştir. Mevlid kutlamaları 1910 yılında resmi bayram olarak kutlanmaya başlandıysa da Cumhuriyet döneminde sadece Kurban ve Ramazan Bayramları resmi bayram olarak kutlanmaya devam edilmiş, diğerleri ise evlerde ve camilerde kutlanılır olmuştur. 

Günümüzde yine evlerde ve bazı camilerle çeşitli vakıflar tarafından “Kutlu doğum” haftası tertip edilmekte, Kur'an tilaveti, şiirler, ilahiler, naatlar okunmakta Hz. Peygamber al ve ashabına dualar gönderilmektedir.

Türk Dünyasında en çok sevilen ve ünü balkanlar, Kafkasya'ya ve Orta Asya'ya kadar yayılmış mevlid Süleyman Çelebi'nin mevlididir. Süleyman Çelebi'nin Bursa'da doğduğu ve hayatının sonuna kadar da burada yaşadığı bilinmektedir. Ancak ne zaman doğduğu kesin olarak bilinmemektedir. Tahminen Orhan Gazi döneminde 1351 yılında doğduğu ve Çelebi Mehmet zamanında 1421-22 yıllarında vefat etiği sanılmaktadır.

I. Murad'ın vezirlerinden Ahmed Paşa'nın oğludur. Dedesi Şeyh Mahmud Efendi, Süleyman Paşa ile ilk defa Rumeli'ye geçenler arasındadır.

Süleyman Çelebi, Moğol istilası üzerine yeniden bir diriliş yaşayan Türklerin Osmanlı Devleti adı altında yeniden devletleştiğini, medreselerin ve camilerin hızla ülke çapında yayıldığına şahit olur. Aynı zamanda Timur istilasıyla parçalanan Osmanlı birliğini ve şehzadelerin birbirleriyle savaşması ve ülkenin tahrip edilmesi, Türk kanının oluk gibi aktığı hadiselere de şahit olur. O fetret devrinin tüm sancılarını yaşamıştır. Mezarı Bursa'da çekirge yolu üzerinde Yoğurtçu Baba dergâhının haziresindedir. 

Süleyman Çelebinin kabrin II. Abdülhamid devrinin ileri gelenlerinden Hacı Ali Paşa tarafından tamir edilmiş ve mezar taşları konulmuştur. Bursa Türk İslam Eserleri deposunda bulunan mezar taşında:

“Hak Teâlâ rahmet eyleye ana/Kim beni ol bir dua ile ana /Her ki diler bu duada buluna/ Fatiha ihsan ede ben kuluna”. Mezarın üzerine 1952 yılında Kazım Baykal öncülüğünde bu günkü türbe yapılmıştır.

Süleyman Çelebi, Vesiletü'n Necat adlı verdiği Mevli-i Şerif Bursa Ulu camiinin inşaatı sırasında yazmaya başlamıştır. 1399'da Bursa Ulu Camii inşa edilirken İranlı bir ustanın Bakara Suresi'nin 286 ayeti kerimesinin tefsir ederken, bütün peygamberlerin aynı olduğunu Hz. Peygamberin diğer peygamberlerden bir üstünlüğü olmadığını dile getirmesi üzerine olaya çok üzülen ve Peygamber sevgisi şahlanan Süleyman Çelebi mevlidi yazmaya başlamıştır. Onun İranlı ustaya verdiği cevap güçlü bir dini eğitiminden geçtiğini gösterir.

Mevliddeki coşkulu anlatım, Hz. Peygambere duyulan sevgi ve ihtiram, dini konulara; özellikle hadis ve ayetlerin tefsirindeki vukufiyeti, aruzun Türkçeye uygulanmasındaki gösterdiği maharet Süleyman Çelebi'nin iyi bir eğitim aldığını, medrese tedrisatından ve terbiyesinden geçtiğini bize gösterir.

“Amine HatunMuhammed anesi

Ol sedeften doğdu ol dürdanesi

Çünkü Abdullah'tan oldu hamile

Vakt erüştü heft ü eyyam ile!”

Süleyman Çelebi Hz. peygamberin doğumunu, miracını, ve ölümünü mevlidine konu yapmış, al ve ashabına ve tüm müminlere, bunun yanında kendisine de dua edilmesini istemiştir.

“Tanrı rahmet kıla ol han için

Kim dua kıla bunu yazan için.”

Gönlü Peygamber sevgisiyle dolup taşan Süleyman Çelebi'yi rahmetle yâd ediyoruz ve mekânı cennet bahçelerinden bir bahçe olmasının diliyoruz.

Dipnot:

1) Ahmet Özel, “Mevlid” Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, c. 29, s.475

2) Mehmet Şeker, a.g.m. s.479

3) Mustafa Bal- Bilal Kemikli, Süleyman Çelebi ve Mevlid, Yazılışı, Yayılışı ve Etkileri, s.27-28. Osmangazi Belediyesi Yay.2008/ Osmangazi- BURSA