Hazreti Mevlana’nın gölgesinde, Selçuklu mimarisinin kalbinde yer alan bu kutsal emanet, mevcut konumuyla mütevazı bir cam bölme içerisinde sergileniyor. Ancak bu durum, hem manevi değerine uygun bir ihtişam beklentisi içinde olan vatandaşlar hem de çevre sakinleri arasında bir "vefa ve edep" tartışmasını başlattı.

KIYMETLİ EMANET, GEREKLİ ÖZEN İÇİNDE SERGİLENMELİ!
Ziyaretçiler, İslam dünyasının en kıymetli hazinelerinden biri olan Peygamber Efendimiz’in (sav) Sakal-ı Şerifi’nin, müzenin genel akışı içinde bir kenarda kalmış görüntüsünden rahatsızlık duyduklarını ifade ediyor. Mevlana Müzesi’nin her köşesinin büyük bir titizlikle korunduğunu belirten vatandaşlar, bu mukaddes emanetin çok daha merkezi, görkemli ve üzerine açıkça "Hz. Muhammed (sav) Sakal-ı Şerifi" ibaresinin yer aldığı özel bir kaide üzerinde sergilenmesi gerektiğini savunuyor.

ÖZEN, MANEVİ İKLİME DAHA ÇOK YAKIŞACAK!
Konuyla ilgili görüş bildiren pek çok kişi, böylesine yüksek bir manevi değerin, sadece bir objeymiş gibi sergilenmesinden ziyade, ona duyulan hürmeti simgeleyen estetik bir mimari dokunuşla ön plana çıkarılmasının ziyaretçi deneyimini de güçlendireceğine inanıyor. "Edep yahu" düsturuyla yönetilen bu kutsal mekanda, Peygamber emanetine gösterilecek ekstra özenin, Konya’nın manevi kimliğine ve Mevlevilik geleneğine çok daha yakışacağı vurgulanıyor. Şimdi gözler, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile müze yetkililerine çevrilmiş durumda; ziyaretçilerin bu "saygı odaklı" düzenleme talebinin karşılık bulup bulmayacağı merakla bekleniyor.




