ÇEVRE

Meteoroloji verileri şaşırttı: Tam 33 yıl sonra bir ilk

Küresel iklim değişimlerinin etkileri yurdumuzun dört bir yanında her geçen gün çok daha belirgin bir şekilde hissedilirken, geride bıraktığımız ilkbahar mevsiminin son ayı meteorolojik açıdan tam anlamıyla tarihi bir dönüm noktasına sahne oldu.

Abone Ol

Uzmanların gerçekleştirdiği son ölçümlere göre, ay boyunca ülke geneline düşen yağış miktarı, hem mevsim normallerini hem de geçtiğimiz yılın aynı dönemine ait istatistikleri kelimenin tam anlamıyla altüst etti. Öyle ki, kaydedilen bu devasa artış, Türkiye'nin son otuz üç yıllık iklim tarihinde görülen en yüksek mayıs ayı yağış oranı olarak resmi kayıtlara geçti. Uzun yıllar baz alındığında, özellikle 1991 ile 2020 yılları arasındaki periyotta metrekareye düşen ortalama yağış miktarı elli iki kilogram seviyelerinde ölçülürken, bu rakam geçtiğimiz yıl kırk sekiz kilograma kadar gerilemişti. Ancak bu yıl tabiat adeta kaybolan suyunu fazlasıyla geri aldı ve metrekareye tam doksan beş buçuk kilogramlık bir yağış düşerek tüm tahminleri boşa çıkardı. Yaşanan bu olağanüstü atmosferik olay, mevsim normallerine kıyasla yüzde seksen birlik, geçtiğimiz yıla oranla ise yüzde doksan sekizlik devasa bir sıçramayı ifade ediyor.

ÜÇ BÖLGEDE ALTMIŞ ALTI YILLIK EFSANEVİ REKOR KIRILDI

Yağışların ülke genelindeki bölgesel dağılımına bakıldığında ise tablonun çok daha çarpıcı ve ekstrem boyutlara ulaştığı görülüyor. Ülke sathında tüm coğrafi bölgeler, hem kendi uzun yıllar ortalamalarının hem de bir önceki yılın aynı döneminin çok üzerinde bir yağış potansiyeliyle yüzleşti. Özellikle Akdeniz ve Karadeniz bölgeleri, alışılmışın o kadar dışına çıktı ki, mevsim normallerinin tam iki katından daha fazla suyu toprakla buluşturdu. İşin en ilginç ve meteoroloji tarihi açısından en eşsiz yanlarından biri ise Akdeniz, İç Anadolu ve Karadeniz bölgelerinin genelinde son altmış altı yılın en ıslak mayıs ayının yaşanmış olmasıydı. Yarım asrı aşan bu devasa rekorun kırıldığı iller haritası da oldukça kabarık. Verilere göre Adana, Aksaray, Amasya, Erzincan, Giresun, Gümüşhane, Isparta, Kayseri, Konya, Mersin, Niğde, Osmaniye, Rize, Tokat, Trabzon ve Tunceli sınırları içerisinde yaşayan vatandaşlar, tarihi bir ilkbahar kapanışına şahitlik etti. Hatta Mersin, Osmaniye, Ordu, Tokat ve Samsun çevrelerinde bardaktan boşanırcasına yağan yağmurlar, o bölgelerin mevsim normalinin tam üç katını aşarak adeta göğün kapılarının sonuna kadar açıldığını hissettirdi.

ŞAMPİYON ORDU OLURKEN EGE VE AKDENİZ KIYILARI KURAKLIKLA YÜZLEŞTİ

Türkiye'nin sahip olduğu devasa coğrafi yapı ve birbirinden tamamen farklı iklim kuşakları, metrekareye düşen yağış miktarında da keskin uçurumları beraberinde getirdi. Yağış bereketinin en bol yaşandığı ve tabiricaizse Türkiye'nin su şampiyonu olan ili, metrekareye düşen iki yüz altı kilogramı aşan devasa rakamla Ordu oldu. Karadeniz'in yağışa doygun doğası bu ayda da karakteristik özelliğini zirveye taşırken, madalyonun diğer yüzünde ise endişe verici bir tablo yer alıyordu. Ülke genelindeki bu tarihi bolluğa rağmen, Türkiye'nin turizm başkentlerinden Muğla metrekareye düşen sadece otuz beş buçuk kilogramlık yağışla en az su alan şehir konumuna geriledi. Rakamlardaki düşüş sadece Muğla ile sınırlı kalmadı; Aydın ve Muğla'nın batı şeridi, Antalya'nın güneybatı kıyıları ile doğu sınırımızdaki Iğdır ve Ardahan dolaylarında yağışlar, şaşırtıcı bir biçimde mevsim normallerinin yüzde yirmisinden daha fazla azalış gösterdi. Ardahan, Aydın, Iğdır ve Kars dışındaki tüm vilayetler normallerin üzerinde bir grafikle ayı tamamlarken, bu dört il baraj doluluk oranları ve tarımsal sulama açısından riskli sayılabilecek düzeyde kuru bir periyodu geride bırakmış oldu.

AYIN YARISINDAN FAZLASI ŞEMSİYELERLE VE KAPALI HAVALARLA GEÇTİ

Meydana gelen yağışların şiddeti ve hacmi kadar, günlere yayılan süresi de günlük yaşam rutinlerini, tarımı ve toplumsal psikolojiyi doğrudan etkileyen faktörlerin başında geldi. Mayıs ayı boyunca Türkiye genelinde ortalama on beş günden fazla yağışlı bir süreç ölçümlendi. Bu durum, vatandaşların ayın tam yarısını yağmurluklarıyla ve kapalı gökyüzü manzaralarıyla geçirdiği anlamına geliyor. Ancak bu ortalama süre, belirli lokasyonlarda çok daha dramatik seviyelere ulaştı. Karadeniz Bölgesi'nin neredeyse tamamı, İç Anadolu'da Nevşehir, Aksaray, Yozgat, Kayseri ve Sivas çevreleri ile Doğu Anadolu'nun kuzey kesimlerinde ikamet eden bölge halkı, ayın yirmi beş gününden fazlasını yağmur suları altında geçirdi. Bu tablo, neredeyse bütün bir ay boyunca güneşin yüzünü hiç göstermediği, tarımsal hasat planlarının değiştiği ve ulaşım dinamiklerinin zorlaştığı bir döneme işaret ediyor. Buna karşılık, güneyin sıcak sahillerinde, özellikle Antalya'nın güneybatı kesimleri ve Muğla'nın turistik sahil bantlarında yağmurlu gün sayısı beşin bile altında kalarak bölge insanına kesintisiz bir yaz havası yaşattı. Ortaya çıkan bu devasa istatistiksel farklılıklar, yurdumuzun aynı zaman dilimi içerisinde ne kadar değişken meteorolojik dinamiklere ev sahipliği yapabildiğinin en güçlü kanıtı olarak tarihteki yerini aldı.