İçinde bulunduğumuz günlerde Cumhuriyetimizin 100. Yıl kutlamaları gündemimizde. Bununla ilgili etkinlikler, kutlamalar gerçekleştirilmektedir.100.yıl için marşlar yazılmakta, kamu ve özel sektör 100. Yıl coşkusunu paylaşmakta.
Önemli olayların 10. ,50. ve 100. Yıldönümlerini görkemli bir şekilde anmak ya da kutlamak yaygın olan bir uygulamadır.
Cumhuriyet kelimesi Arapça “cumhur” kelimesinden gelmektedir. “Cumhur”: halk, ahali, topluluk anlamına gelir. Cumhuriyet de “halk idaresi” manasına gelmektedir.
Tarihimizi bir bütün olarak kabul etmek zorundayız. Nasıl zaferler bizim ise, mağlubiyetlerde bizimdir. Nasıl Selçuklu, Osmanlı bizim ise Türkiye Cumhuriyeti de bizimdir.
Bazılarının yaptığı gibi Osmanlıyı yok saymak ne kadar yanlışsa, Cumhuriyeti de yok saymak o kadar yanlıştır.
“Güneşe gözünü kapayan yalnız kendine gece yapar.”
Bize düşen geçmişten ibret alarak atiye bakmaktır.
Tarih “mış” tır. Yaşanmıştır. Değiştirme imkânımız yoktur. Ama tarihten ders, güç ve şuur alma imkânımız vardır.
Destansı bir Milli Mücadelen sonra ilan edilen Cumhuriyet bugün yüz yaşında. Yapılan inkılaplarla batı medeniyet dairesinde yer almaya hedefleyen cumhuriyet, bugün hedef gösterilen muasır medeniyet seviyesine ulaşabildi mi?
Geçmişte rejimin milletin inancına ve değerlerine ters düşen uygulamaları ve bunun doğurduğu acı ve gözyaşı artık mazide kaldı.
Günümüzde milletin içinden çıkmış ve milletin değerlerini benimsemiş bir kadro işbaşında.
Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılı “Türkiye Yüzyılı” ilan edildi.
“Türkiye Yüzyılında” yeni bir medeniyet tasavvuru inşa edebilecek miyiz?
Yoksa çıkmazda olan kendinden başkalarını “öteki” gören Batı medeniyetine karşı bir meydan okumamız söz konusu değil mi?
Çaresiz değiliz. Çare bizde. Daha doğrusu gençlerimizde.
Bugün en temel sorulardan biri de “Cumhuriyeti yüceltecek ve yükseltecek “ gençlere düşen görevler nelerdir?
Gençler nasıl olmalı?
Genç:
· Dava sahibi, dert sahibi olmalı.
· İnancını yaşayarak, dünyaya açılmalı.
· Yabancı dil öğrenmeli.
· Sade yaşamalı, moda rüzgârına ve tüketim yarışına prim vermemeli. İsraftan kaçınmalı.
· Güzel ahlaklı olmalı.
· Sözünde durmalı.
· Ümit içerisinde olmalı. Zorluklar karşısında pes etmemeli.
· Dijital okuryazar olmalı.
· Başarı için azimli, gayretli ve kararlı olmalı.
· Vaktini boşa geçirmemeli.
· İmtihan dünyasında olduğunu unutmamalı,
· Çalışkan olmalı.
Yukarıdaki maddelere daha fazla ekleme yapılabilir.
Eğer, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında bir dünya devleti olmak istiyorsak, bunun bedelini ödememiz gerekiyor.
Bu bedel de Hakkın ölçülerini dikkate alarak, merhamet ve adaletten ayrılmadan çok çalışıp üretmemizden geçiyor.
Unutamayalım!
“Devler gibi eserler bırakmak için karıncalar gibi çalışmak gerekir.”
(Necip Fazıl Kısakürek)
Selam ve dua ile.