Madencilerle bir gün

Abone Ol

Türkiye'nin hatta belki de insanlığın yüreğini sızlatan Soma faciasının üzerinden bir hafta geçti!

Soma'nın kalbimizde açtığı büyük yaranın sarılması için çalışmalar tüm hızıyla devam ededursun, yerli yersiz birçok yoruma yer verildi.

Soma'da ne olup bittiği bilinmeden basına yapılan açıklamalar ve belki de meslektaşlarımızın da yine aslını astarını tamamen araştırmadan yapmış oldukları haberler, Soma konusunda yaklaşımlara etki etti.

Biz de Soma olayını Konyalılara duyurabilmek için var gücümüzle çalıştık, çalışıyoruz. Görevimizi yapıyoruz, kamu hizmeti yapıyor, kamuoyunu bilgilendiriyoruz.

Ama birilerinin yaptığı gibi masa başında değil!

Geçtiğimiz hafta Yönetim Kurulu Başkanımız Mustafa Arslan, Soma'ya gitmiş ve Soma'daki izlenimlerini sizlerle paylaşmıştı.

Bir yerde haber varsa, Yenigün orada! Mustafa beyin bu yaklaşımını her zaman takdir ederim.

Geçtiğimiz Pazar günü biz de İstihbarat Şefimiz İbrahim Çiçekçi ile birlikte Konya ve Karaman bölgesindeki maden ocaklarını ziyaret ettik.

Maden ocakları ile ilgili pek çok şey duymuştuk. Ama duyumdan ibaretti!

Maden ocağına gidince kafamızdaki pek çok soru işareti yanıt buldu. 

Konya'dan sabahın ilk ışıkları ile birlikte hareket edip, Karaman'ın maden ocaklarının yoğun olduğu ilçesi Ermenek'e hareket ettik.

Doğası ve havası ile mükemmel bir yer!

Maden ocağında yöneticiler ve işçiler tarafından o kadar sıcak karşılandık ki tarif edilemez! Sanki yerin yüz metrelerce altına indiklerinde yaptıkları iş, yüreklerindeki sıcaklığı kömüre vermek ve kömürü bir ısı malzemesi olarak gün yüzüne çıkarmak!

Madenlerin bulunduğu bölgeye gittiğimizde o temiz, bahar çiçeklerinin buğusunu hissettiğiniz hava bir anda yerini yoğun bir kömür kokusuna bırakıverdi.

Yüzleri kara olsa da gönülleri bembeyaz olan bu insanların Soma faciasından ne kadar etkilendiklerini, ne kadar acı çektiklerini ve ne kadar üzüldüklerini anlayabilmek için sadece gözlerine bakmak yeterli geliyor.

Gözler her şeyi anlatıyor!

Çalışamamışlar iki gün! Nasıl çalışsınlar ki, yüreklerinin birlikte attığı insanları, kendileri gibi alın teri ile evlerine helalinden ekmek götürmek isteyen insanları kaybetmişler.

İçlerinde 40 yıldır madencilik yapan da var. Zonguldak'ta, Soma'da ve diğerlerinde! Birçok bölgede çalışmış olanlar! Soma'da birlikte omuz omuza çalıştığı, aynı sofrada yemek yediği, aynı karanlığa girdiği, daha düne kadar telefonla görüştüğü insanları aradıklarında 'aradığınız kişiye şu an ulaşılamıyor' gibi bir ses kaydını duyduklarında ne hissetmiş olabilirler ki?

Sadece bundan sonra hiç ulaşamayacaklarını!

Bir taraftan içleri yanıyor, o her hallerinden belli. Ama diğer taraftan da her şeye rağmen hayatın devam ettirilmesi, ekmek mücadelesinin sürdürülmesi gerektiğini bilerek çalışıyorlar.

Kadere ve kazaya olan inançlarından zerre zede yok! 

Her ölüm anidir ve her insan ölüme bir adım kadar yakındır.

Mesnevi'den:

“Hakkın rahmetinden uzak olan, sultan da olsa gözü açtır.”