LADİKLİ AHMET HÜDAYİ HAZRETLERİ

Abone Ol

Konya, bağrında birçok evliyayı barındırmaktadır.. Hatta beldemizde, 14 civarında peygamberin ve sahabenin mezarlarının bulunduğu  da ifade edilmektedir.

Özellikle Mevlânâ, Sadreddin Konevî, Şems-i Tebrizî, Ateşbâz-ı Velî gibi çoğu kişi tarafından bilinen hak dostlarının yanı sıra; geçtiğimiz yüzyıla maneviyat mührünü vurmuş, halkın kalbine girmiş Hacı Veyiszâde ve Ladikli Ahmet Ağa gibi gönül erleri de vardır.

Hem Hacı Veyiszâde hem de Ladikli Ahmet Hüdayî, ölüm yıldönümlerinde kendileri adına düzenlenen programlarla anılmaktadır..

Bu anma programlarından biri de geçtiğimiz pazar günü, ömrünü geçirdiği Ladik’te Ladikli Ahmet Hüdayî Hazretleri için gerçekleştirildi.

Çalıbağı mevkiinde bizim de katıldığımız program, uzaktan yakından hak dostlarına muhabbet besleyenlerin yoğun ilgisine mazhar oldu.

Konya Büyükşehir Belediyesi, Sarayönü Belediyesi ve Ladikli Ahmet Hüdâyî Kültür, Eğitim ve Girişim Vakfı’nın ortaklaşa düzenlediği programda; Ladikli Ahmet Hüdayî Hazretleri'nin dostlarından merhum Tahir Büyükkörükçü Hoca’nın oğlu, emekli başvaiz Dr. Abdurrahman Büyükkörükçü, yaptığı sohbette merhumların hayatlarından kesitler aktardı.

Cemaatle kılınan öğle namazının ardından, Ladikli Ahmet Hüdayî Hazretleri adına yaptırılacak külliyenin temeli atıldı.

Ladikli Ahmet Hüdayî gibi hak dostlarının; iman lezzetine, duygu derinliğine, davranış mükemmelliğine ulaşmış; tüm çabaları insanlığı kötü huylardan ve heva-hevese kapılmaktan kurtarıp güzel ahlâka ve manevî olgunluğa eriştirmek olan yollarını takip etmemiz, derdimize deva olacaktır.

Zaten merhum Ladikli Hacı Ahmet Ağa’nın hayatında da bunları; ibadet, aşk ve gözyaşı olarak görmekteyiz. Ayrıca, misafirperverliğinin ve tevazusunun dillerde destan olduğunu; “ümmi bir çoban” olduğunu sık sık ifade ettiğini de biliyoruz. Ümmet şuuruna sahip olduğuna ise yakınları şahitlik etmişlerdir.

Torunu Mehmet Elma’nın anlattıkları da bu ifadelerimizi desteklemektedir:

“Çocukken bazı geceler dedem bizi odasında yatırırdı. Ne zaman gözümüzü açsak, dedemizi ya abdest alırken, ya namaz kılarken ya da bir köşede ağlarken görürdük. Namaz ve abdest konusunda çok hassastı. Abdest alırken çok emek sarf ederdi. Namaz kılarken gördüğümüzde, sanki hiç bitmeyecekmiş gibi zannederdik. Bütün namazlarını cemaatle kılmayı ve camiye on beş dakika kadar erken gitmeyi âdet edinmişti. Camiye gidip gelirken de daima yere bakarak yürür, sanki bir şey kaybetmiş de onu arıyormuş gibi düşünceli bir hâli olurdu. Daima ciddî, vakur ve tefekkürlü bir hâl üzereydi.”

(Kaynak: https://irfandunyamiz.com/hizir-dostu-ladikli-ahmed-aga-dinkulturuatolyesi-aydin-basar)

Konyalılar olarak bu hak dostunun örnek ahlâkını ve davranışlarını, geniş çevrelere ve özellikle genç kuşaklara tanıtmak adına; hem resmî kurumlara hem de gönüllü kuruluşlara büyük görevler düşmektedir.

Merhum hakkında yapılan çalışmalar henüz istenilen düzeyde değildir. Hakkında romanlar, hikâyeler yazılmalı; filmler çekilmelidir.

Ahmet Hüdayî Hazretleri'nin bir dörtlüğünü ve bir ikazını teberrüken paylaşıyoruz:

“Bir Üstaddan okumadım, yol nedir erkân nedir.
İlm-i zâhir okumadım, kalpteki bürhan nedir.
Ey beni yaratan Hudâm, cümle bilgi sendedir.
Dertliler geldi kapına, hem dermanı sendedir.”

Ve şu uyarısı da ibretliktir:

“Dünyaya bir daha mı geleceğiz?” deyip her türlü harama bulaşanlara söyleyin: “Âhirete iki defa mı gideceğiz?”

Selam ve dua ile...