Adettendir diye biz de, eski giden yıl ve yeni gelen yıl ile ilgili bir iki kelam edelim dedik. Umarım beğenirsiniz.
Bir süredir; 2015 yılında gözlenen olayları (petrol fiyatlarının düşüşünü, doların zirve yapmasını, euronun dolar ile makasının daralmasını, FED tellallığının ekonomiyi törpülemesini, borsanın düşüşünü, altının düşüşünü, değerli madenlerdeki kayıpları, enflasyonun geniş skalalı sapmalarını, işsizliğin giderek kronikleşmesini ve hafif tırmanışını, TCMB'nin sessiz sükûnetini, ihracatın artamamasını, ithalatın ılımlı seyrini, finans alanında çelme takma sendelemelerini, cari açık ve bütçe sevinmelerini, kurtarıcı edasıyla teşvikleri, Avrupa Birliği'nin krizden ha çıktı ha çıkacak tavırlarını, Çin'in dünyaya siz gününüzü görürsünüz ekâbirliği ile sesli güç tavırlarını, Hindistan'ın dünyayı yakalama ve söz sahibi olma davranışlarını, yaşanan seçimler ve belli belirsizliklerin yerini farklı belirsizliklerin almasını, Paris iklim zirvesi oyalamasını, yılın sonlarına doğru Rusya dalaşını, İsrail dokunuşunu ve Ortadoğu kaotik çözümsüzlüğünü) ve 2016 yılı beklentilerini (dolar kurunun, euro kurunun ve dolar/euro paritesinin alt üst limitlerini, hedeflenen ama tutturulamayan enflasyon oranını, revize edilecek OVP düzeltmesini, tüm makroekonomik verilerde olumlu ivme sinyallerini ve yukarıda yazdığım bir yığın 2015 meselelerine ilişkin tahminlerini) okuyorum. Bakıyorum, acaba kaçırdıklarım oldu mu diye? Ama kaçırılanlarda kaçırılmayanlarda tastamam ortada! Film yine aynı, önceki yıllardan pek bir farkı yok hatta daha da kötüleşmekte.
Takip etmeye çalıştığımız konular ve yazarlar her zaman olduğu gibi parçaların peşine düşmüş ve bütünden bir o kadar uzaktalar ve bütünden habersiz görünüyorlar.
Ben bunu, hediyelik eşya dükkânlarında satılan elinizle ters yüz ettiğinizde simli parlak kar beyazı uçuntular içinde dağılmış, bakarken herkesin hayran kaldığı ancak dağınık ve dikkat çekici unsurlar bulunan küreye benzetiyorum. Bu hediyelik küre eşya ile dünyadaki ekonomik gelişmelerin arasında pek çok benzerliklerin olduğunu düşünüyorum. Bu benzerliklerin ilki, dünya küresel arenayı hem ekonomik hem de siyasi ve sosyal olarak ters yüz edip bu ışıltıları göstererek arka planda acı devinimleri seyretme hayranlığı yatıyor. İkincisi, tüm taşlar yerinden oynadığında esas görüntü bozulmadan her zaman yerinde duruyor. Üçüncüsü, taşlar bir kere yerinden oynadığında bazıları için aynı görüntüyü defalarca izleme isteği güçleniyor!
Sormak istediğim birinci soru şu, ışıltılar geçici bir hayranlık isteği uyandırmasına karşın, neden her seferinde izleyici bulabiliyor? İkinci sorum da şu, küresel ekonomideki geçici gelişmeler (aldatıcı ışıltılar) derinlemesine yorumlanıyor ancak, açlık, işsizlik, gelir dağılımı, bölgesel eşitsizlikler, temiz yaşama ortamı gibi sadece insani ihtiyaçların giderilmesi için neden gerekli güçlü duyarlılık gösterilmiyor? Parça bütün ilişkisi içinde, sürekli parçayı görme hastalığı bizleri bütünden ve asıl konudan uzaklaştırıyor. Bu durum tepkisizliğimizin de bir sonucu galiba.
Tüm bunların açıklaması, küresel pulların cazibesi olsa gerek. Ne dersiniz?
Y. Doç. Dr. Bülent Darıcı
bulentdarici@gmail.com