KURALLILIK İLE

Abone Ol

KURALLILIK İLE KURALCILIK ARASINDAKİ FARK
Öncelikle Soma'da yaşanan facia nedeniyle ölenlere rahmet, yakınlarına ve tüm halkımıza başsağlığı diliyorum.
Bu yazıyı facia haberini almadan önce yazmıştım. Ortada dolaşan haberler ve sosyal medyada paylaşılan mesajlar kader, kadere iman, kadercilik gibi konuların yeniden ele alınmasının gerekliliğini düşündürdü bana; ama elim yeni bir yazı yazmaya varmadı. Siz, “kurallık ile kuralcılık arasındaki fark”ı, “kadere imanla kadercilik arasındaki fark” olarak da okuyabilirsiniz.
***
Birkaç yıl önce Almanya'da yayımlanan bir gazetede yer alan haber şöyleydi: Bir kış günü arkadaşlarıyla yürüyüşten dönen emekli bir vatandaş, trenin son durağına geldi. Beklemekte olan tramvaya binerek soğuktan kurtulacaklarını düşünmüştü. Sürücüye kapıları açmasını kibarca söyledi. Sürücü, harekete 17 dakika olduğunu ve kapıları açamayacağını belirtti. Eksi 10 derece soğukta 17 dakika bekleyen vatandaş şikâyetini gazeteye aksettirdi. Gazetenin görüştüğü tramvay şirketi yetkilisi “İstirahat süresi olan bu tür beklemelerde kapıları açıp yolcuları almak sürücünün yetkisindedir. Ancak eksi 10 derece soğukta yolcuları soğuktan korumak en doğru iş olurdu. Elemanımızla konuşup dikkatini çekeceğiz” dedi.

Kuralın böyle olduğunu öğrenen vatandaş,”Bunlar kendilerini korumak ve teselli etmek için söylenmiş sözlerdir. Uygulama öyle olabilir. Fakat hiç mi insanlık boyutu yok” diyerek üzüntüsünü dile getirdi.

Haberi gündemine alan bir radyo kanalında spiker sözlerini şöyle noktalıyordu: “Bir tarafta kurallar, diğer tarafta olayın insanlık boyutu... Yetki elinde olanın yerinde siz olsaydınız ne yapardınız? Bu sorunun cevabını siz verin.”
***
Kural genele uygun yaptırımlar getirir, kuralcı bunu istisnasız her durumda herkese uygulamaya kalkışır. Kurallılık kuralların insanlar için, dünyayı onlara yaşanılır kılmak için, işlerini kolaylaştırmak için konulduğuna inanmaktır. Kuralcılık ise insanların kurallara uymak için yaratıldığına, dünyalarını zehir etse de insanların kurallara uydurulması gerektiğine, kuralların insanların işleri kolaylaştırıp kolaylaştırmayacağına bakılmayacağına, inanmaktır.  
Sözlerime kuşkuyla kulak kabartanlar olacağını tahmin edebiliyorum. Ne yani insan başıboş mu bırakılmıştır, kolaylık olsun diye her şeyi mübah mı saymak gerek? diyenler hiç de haksız değildir. Ancak benim kastım farklı, benim sözlerim büyük kurallara hassasiyet gösterenlere değil ayrıntıda boğulanlara ve boğanlara.
***
Neredeyse 10 yıl önce yaşadığım, hatırladıkça hala insanlık onurumun rencide olduğunu düşündüğüm bir örneği paylaşmak isterim. Konyamızın seçkin bilim ve kültür insanlarından bazılarının katıldığı bir geziden dönüyorduk. Otobüsümüz ufak bir arıza yapmış, planladığımız dönüş vaktini bir saat kadar geçmiştik. Bizi evlerimize bırakacak arkadaşımızın otomobilini şehrin içinde polis durdurmuştu. Genel bir kontrol yapıyorlardı. Mutat olduğu üzere ehliyet ruhsat, kimlikler istendi, verdik, genç memur bey aramızda bulunan bir hanımefendi hariç arabadan inip arkamız dönük biçimde ellerimizi otomobilin kaportasına koymamızı "emretti", sürücülüğümüzü yapan arkadaşımız son derece nazik bir biçimde "arkadaki yaşlı bey, ... fakültesinin .... bölümü başkanıdır, rahatsızdır, yorucu yolculuktan dönüyoruz, inmezse olmaz mı" diye sordu. Memur bey, sert bir biçimde "burada asayiş söz konusudur, kimsenin ayrıcalığı olamaz" buyurdu. Yaşlı, gerçekten yorgun ve rahatsız olan hocamız da dâhil araçtan indik, memur beyin dediklerini yaptık. Memur bey, herkesin bildiği biçimde üstümüzü aradı ve lütfedip "tamamdır, gidin" dedi. Yaşlı hocamız da aranmıştı ya, artık asayişin berkemal olduğu eksiksiz anlaşılmıştı, evlerimize gönül huzuru içinde gitmiştik ve ülkemizde, şehrimizde böyle işine sadık, görevini bihakkın yapan memur beylerimiz olduğu için rahat rahat uyuyabilmiştik!
***   
Verdiğim örnekten görevinin halka hizmet olduğu bilinciyle fedakârane bir biçimde çalışan polis memurlarının alınmasını istemem. Yaşadığım bir olayı paylaştım ve hasbel kader bu olayda yer alan kamu görevlisi polis memuruydu. Doktorla muhatap olduğunda benzer tablolar yaşayanlar olduğunu da biliyorum, Tapu Dairesi'ndeki katiple de... Adliye'de yaşayabilirsiniz benzer bir olayı, Belediye'de de.
***
Sözlerimi radyo kanalındaki spikerin sözlerini tekrarlayarak sonlandıracağım: “Bir tarafta kurallar, diğer tarafta olayın insanlık boyutu! Yetki elinde olanın yerinde siz olsaydınız ne yapardınız? Bu sorunun cevabını siz verin.”
***
Bu dünya yapıp ettiklerimizin yankılanıp bize döneceği bir dağdır. (Mevlana)