Karatay Sanayi Geliştirme ve Kalkındırma Derneği (KSGKD) Başkanı Ali Erdal, Karatay Sanayi ile Eski Sanayi bölgesinin rezerv yapı alanı ilan edilmesine ilişkin devam eden hukuki süreç hakkında dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın mahkemeye sunduğu savunmanın, alınan kararın gerekçesini açık şekilde ortaya koyduğunu belirten Erdal, rezerv alan kararının dayanağına ilişkin önemli hukuki tartışmaların bulunduğunu ifade etti.
Bölgede faaliyet gösteren sanayi esnafının dönüşüme karşı olmadığını vurgulayan Erdal, itirazlarının yalnızca tercih edilen uygulama yöntemine yönelik olduğunu söyledi. Deprem gerçeğinin göz ardı edilmediğini dile getiren Erdal, güvenli şehirlerin oluşturulmasını desteklediklerini ancak kamu kaynaklarının kullanımında kanuni sınırlar ve mülkiyet hakkının gözetilmesi gerektiğini savundu.
Karatay Sanayi rezerv alan kararına ilişkin hukuki tartışma büyüyor
Ali Erdal, mahkemeye sunulan resmi savunmada rezerv yapı alanı kararının hangi gerekçeyle alındığının açık ifadelerle yer aldığını belirtti. Bakanlığın savunmasında, Karatay Sanayi ve Eski Sanayi’nin rezerv yapı alanı ilan edilmesindeki temel amacın Kentsel Dönüşüm Özel Hesabı’ndan yararlanılabilmesi olarak ifade edildiğini aktaran Erdal, bu açıklamanın hukuki süreç açısından önemli bir belge niteliği taşıdığını söyledi.
Erdal’a göre söz konusu gerekçe, rezerv alan kararının neden alındığını doğrudan idarenin kendi beyanıyla ortaya koyuyor. Bu durumun, devam eden davalar açısından da değerlendirilmesi gereken önemli bir unsur olduğunu belirten KSGKD Başkanı, kararın yalnızca idari bir işlem olarak değil, hukuki yönleriyle de incelenmesi gerektiğini dile getirdi.
“Afet riski bulunmayan bölgede özel fonun kullanılması tartışmalıdır”
Açıklamasında 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında oluşturulan Kentsel Dönüşüm Özel Hesabı’na da değinen Ali Erdal, bu kaynağın temel amacının deprem ve diğer afet risklerinin azaltılması olduğunu hatırlattı.
Karatay Sanayi bölgesiyle ilgili bugüne kadar herhangi bir riskli alan kararının bulunmadığını ifade eden Erdal, bölgede riskli yapı tespitlerinin yapılmadığını ve deprem nedeniyle boşaltılması gereken bir durumun da söz konusu olmadığını söyledi. Bu nedenle afet riski taşımayan bir bölgede söz konusu özel fonun kullanılmasının hem hukuki açıdan hem de kamu vicdanı bakımından tartışılması gereken bir konu olduğunu belirtti.
Erdal, kanunda belirlenen amaçların dışına çıkılmasının ilerleyen süreçte farklı hukuki değerlendirmeleri de beraberinde getirebileceğini ifade ederek, kamu kaynaklarının gerçekten ihtiyaç duyulan alanlarda kullanılmasının önemine dikkat çekti.
“İtirazımız dönüşüme değil, uygulanan yönteme”
KSGKD Başkanı Ali Erdal, kamuoyunda oluşan yanlış algılara da değinerek sanayi esnafının kentsel dönüşüm çalışmalarına karşı olmadığını söyledi. Açıklamasında asıl itirazlarının dönüşüm fikrine değil, tercih edilen hukuki yönteme yönelik olduğunu vurgulayan Erdal, farklı bir uygulama modeli tercih edilmesi halinde mülk sahiplerinin haklarının daha güçlü korunabileceğini dile getirdi.
Bu kapsamda 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 73. maddesine işaret eden Erdal, belediyelere tanınan kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı ilan etme yetkisinin kullanılmasının daha uzlaşmacı bir süreç sağlayabileceğini ifade etti. Böyle bir yöntemde hak sahipleriyle birebir görüşmeler yapılabileceğini, uzlaşma zemininin oluşturulacağını ve mülkiyet hakkının daha etkin şekilde korunabileceğini savundu.
Sanayi esnafının yıllardır üretim yaptığını, vergi ödediğini ve ülke ekonomisine katkı sunduğunu belirten Erdal, bu süreçte hak sahiplerinin mağdur edilmemesi gerektiğini söyledi.
Mülkiyet hakkına vurgu yaptı
Açıklamasında Anayasa’nın mülkiyet hakkını güvence altına alan hükümlerine de değinen Ali Erdal, tapulu taşınmazların hukuki güvenceler çerçevesinde korunmasının temel bir ilke olduğunu ifade etti.
Mülkiyet hakkının yalnızca bireysel bir hak olmadığını, aynı zamanda hukuk devleti ilkesinin en önemli unsurlarından biri olduğunu dile getiren Erdal, kamu yararı gerekçesiyle yürütülen tüm işlemlerin de hukuka uygun şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğini belirtti.
Hak sahiplerinin rızasını esas alan, şeffaf ve adil bir dönüşüm modelinin hem vatandaşların hem de kamu kurumlarının yararına olacağını söyleyen Erdal, uzlaşma kültürünün bu tür projelerde ön plana çıkarılması gerektiğini kaydetti.
Yaklaşık 150 iş yeriyle ilgili davalar sürüyor
Karatay Sanayi’nde rezerv alan kararına ilişkin hukuki sürecin devam ettiğini hatırlatan Ali Erdal, yaklaşık 150 iş yerini ilgilendiren davaların halen yargı aşamasında bulunduğunu açıkladı. Sürecin bağımsız yargı tarafından değerlendirildiğini belirten Erdal, mahkemelerin vereceği kararın beklenmesi gerektiğini ifade etti.
Yetkililere çağrıda bulunan Erdal, çözüm sürecinin hukuk devleti ilkesi doğrultusunda yürütülmesini istediklerini söyledi. Mülkiyet hakkını gözeten, hak sahipleriyle uzlaşmayı esas alan ve şeffaf şekilde ilerleyen bir dönüşüm modelinin hem şehirleşme hedeflerine hem de vatandaşların beklentilerine daha güçlü katkı sağlayacağını belirten Erdal, mücadelelerinin kentsel dönüşüme karşı değil, hukuka uygun ve adil bir uygulama anlayışının hayata geçirilmesi için sürdüğünü dile getirdi.