KonyaSpor Torku Bayram Şekeri

Abone Ol

 

Maçtan bir gün önce oynanan Osmanlıspor- Trabzonspor maçını izliyorum, maç Osmanlıspor lehine gelişiyor 1-0 önde,  kırmızı kart tamam diyorum maç döner artık ama Osmanlıspor inatçı mı inatçı bir oyunla kontralardan yakaladığı pozisyonları değerlendiriyor ve maçı 3-1 kazanıyor. Osmanlıspor – Torku Konyaspor maçından sonra bir antrenör arkadaşımla görüşüyorum ve bana galibiyet sonrası diyor ki çok büyük iş yaptınız! Bende içimden “hadi canım” diyorum.

Evet gerçekten büyük iş yapmışız! Bugün daha büyüğünü yaptık. Gelecek için büyük bir adım attık. Bazı eyyamcılar şimdi diyecekler ki hoca Konyaspor'a yalakalık yapıyor..  Bir takım iki gol atıp, iki topu direkten dönüyorsa ve girdiği 6 gol pozisyonundan yararlanamamışsa  o takım övgüyü hak etmiştir.

 Rakip ligin sonuncusu olabilir, ama iki hafta önceki Galatasaray maçında galibiyeti kaçıran takım değil miydi ? İlk hafta Beşiktaş' dan 5 yediler ama son 30 dakika 10 kişi kalmışlardı ve birçok pozisyondan yararlanamamışlardı.  Şimdi bu Mersin takımından Kaleci Muammer Zülfikar'ı, Wellinton'u, Sadıku'yu,  Khalili'yi, Pedriel'i, Sinan Kaloğlu'nu, hatta Oktay Delibaltayı hangi Süper Lig takımı kadrosunda istemez.  Birde düşünün aynı antrenör ekibi kaliteli bir kadroyla aynı hüzünlü zamanları bize de yaşatma mışmıydı?

Mersin takımı ön tarafı kaliteli arka tarafı kaliteli ama yaşlanmış bir takım kurgusu içinde karşımıza çıktı. En yumuşak tarafları stoper aralarına yerden atılacak toplar ile bek arkasına atılacak çizgiye uzayacak toplardı.  Kenarda oynayan oyuncuları   Wellinton ile Güven'in geri dönüş zafiyetleri bizim kenarda oynayan oyuncular için boş alan anlamına geliyordu ve bu çark aşağıda anlatacağım şekilde oldukça iyi işledi..

Bu hafta teknik ekip dersini iyi çalışmış,  Meha, ve  Sissoko, Serkan ile   Vederson'un her çıkışını takip ederek savunmalarını rahatlattılar, rakip takımın çoklu çıkışlarında alan kapatarak eksik kalmamızı  engellediler.  Bu  yanı sıra,  Ömer Ali ile M. Uslu'nun diri kalmasını sağlarken ilk defa bu hafta ataklarda beklerimizi de görmemizi sağladı. Öyle ki eğer final vuruşları kaleyi tutsa Mehmet Uslu bu hafta asist krallığında ilk sıraya yerleşirdi.

Mersin maçında sırıtan tek opsiyon Ali Turan'ın gereksiz topu ayağında tutma arzusu ve isteğiydi. Ali tecrübeli bir oyuncu uzun zaman yedek oturdu, formayı sırtına giymişken ve iyi mücadele ediyorken böyle basit bir nedenle tekrar kulübeye dönmesi kendi hatası olacaktır. Vukoviç'in  artan performansı  devam ediyor, savunmayı rahatlatan yüksek top başarısı ve tek  dokunuşluk müdahaleleri kalemizde tehlike görmemizi engelledi. M. Uslu ile Ömer Ali'nin hücuma katkıları atak organizasyonlarında çoklu seçenekleri artırdı,  gol pozisyonlarının fazla olması ve gol pozisyonuna giren oyuncu isimlerinin farklılığı bunun en güzel işareti.

 Kim ne derse desin bu takım eğer 4-2-3-1 oynayacaksa   savunmanın önünde oynayacak ikili Ali Çamdalı ile Holmen'dir. Birbirlerine işaret dili ile gösterdikleri pozisyon paylaşımları, kanat oyuncularının açıklarını kapama başarıları,  atak dönüşlerinde ribaund başarıları her geçen hafta artıyor. Ayrıca özellikle Holmen'in savunmasından aldığı topları oyuna sokmasındaki yüzdenin yüksek olması  takımı rahatlatıyor. 85. Dakikaya kadar 11km koşan bir oyuncunun  70 metre sprint sonrası hamleli bir vuruşla gol atması onu haftanın bizim için en değerli  oyuncusu yapıyor.  Öyle ki 46-55 dakikalar arasında Holmen ile topu buluşturamadığımız dakikalarda topu sadece kesiyor ve rakip alana atıyorduk ve dolayısıyla baskı yiyorduk.

 Oyuncu değişiklikleri bize bazı şeyleri daha iyi gösterdi,  Ömer Şişmanoğlu gelecek haftalar için ışık yaktı..  Ceza alanı içinde en etkili forvet bana göre Ömer Şişmanoğlu iyi bir kumaşı var. Rangelov iyi bir forvet attığımız ilk golde Traore'ye boş alanı yarattı üzerinde oynayan stoperi  diğer stoperin üzerine taşıyarak gol alanı oluşturdu.  Birkaç hafta üst üste gol atması onu morallendirecek daha verimli oynayacak hissi var bende. Sahada ki mücadelesi oldukça iyi ilk 45 dakika için Holmen'den sonra en çok koşan oyuncu Rangelov du 5700 metre mesafe kat etmişti.

Traoreye özel bir sayfa açmak istiyorum, Aykut Hocanın hücumda istediği pas ve koşu verimliliğini artıran oyuncu oldu. Bu takımda Torje'yi unutturacak tek oyuncu o. Birkaç hafta daha skora etki ederse geçen yılın hikayesi ve kahramanları unutulur ve artık bu günü yaşamaya başlarız. Oyunu özellikle hücumu keyif veriyor.

Meha konusunda sezon başından beri bu oyucunun tipik bir forvet arkası oyuncusu olduğu ısrarım mevcuttu. Beni haklı çıkardığı için kendisine teşekkür ediyorum. Selçuk Alibaz oyuna girdikten sonra Rangelov sola geldi  Ömer forvete geçti, Selçuk sağ kenar oynadı. Meha da forvet arkası pozisyona geldi. Uzatmalar ile birlikte 8-10 dk için (gerçi boş alan oldukça fazlaydı) iki final pası verdi ki ben buyum dedi. Beni bundan sonra burada değerlendirin.. Meha forvet arkası oynarsa Traore ne oynar ?. Futbol bilgim bana diyor ki Traore önde oynayan 4 pozisyonun hepsinin hakkını verir.

Geçen haftalarda “bu takım 5-6 oyuncu iyi oynadığında deplasmanda berabere kalıyorsa 9-10 oyuncu iyi oynadığında galibiyetler gelecektir”.. cümlelerini sarf etmiştim.  Milli maç arasından önce zor bir Trabzon deplasmanı bizi bekliyor aynı ciddiyetle hazırlanacağımız bu maçtan puan veya puanlar almamız muhtemel. Zira Aykut KOCAMAN Trabzon maçlarını hep sevmiştir.