YENİGÜN ÖZEL

Konya'da tüyler ürperten türbe hikayesi!

Anadolu’nun manevi mimarisine ev sahipliği yapan ve her kösesinde farklı bir evliya hikayesi barındıran Konya, sokak aralarında kalmış gizemli mekanlarıyla ziyaretçilerini derin bir yolculuğa çıkarıyor.

Abone Ol

Bu mistik mekanlardan biri de şehrin köklü yerleşim yerlerinden Karatay ilçesine bağlı Sedirler Mahallesi’nde yer alıyor. Bölge halkı tarafından çok iyi bilinen ancak adını ilk kez duyanlarda büyük bir merak uyandıran Arap Kızı Türbesi, hem alışılmışın dışındaki ismiyle hem de kulaktan kulağa aktarılarak günümüze kadar ulaşan sıra dışı keşif hikayesiyle dikkat çekiyor. Yüzyıllardır korunan bu kültürel miras, geçmiş ile günümüz arasında adeta bir köprü vazifesi görüyor.

İsminin kökeni ve buraya neden bu adın verildiği sorusu, türbeyi ilk kez ziyaret edenlerin zihninde hemen bir merak uyandırıyor. Mahalle kültürünün ve sözlü tarih geleneğinin en canlı örneklerinden birini sunan bu yapı, arkasındaki köklü efsaneyle Konya’nın inanç turizmi ve yerel efsaneleri arasında çok özel bir konuma sahip bulunuyor.

EVİN AVLUSUNDA BAŞLAYAN GİZEMLİ RÜYALAR ZİNCİRİ

Arap Kızı Türbesi’nin günümüzdeki yerine kavuşması, resmi kayıtlardan ziyade eski dönemlerde yaşamış mahalle sakinlerinin tanıklıklarına ve nesilden nesile aktarılan mistik olaylara dayanıyor. Anlatılanlara göre, çok uzun yıllar önce bu kutsal mekan, günümüzdeki gibi bağımsız bir yapıda değil, mahallede bulunan eski bir kerpiç evin iç avlusunda, toprağın altında gizli bir halde bulunuyordu. Bu evin hemen bitişiğinde ise mahalle halkının sıklıkla kullandığı tarihi bir hamam faaliyet gösteriyordu.

Türbenin henüz yeryüzüne çıkarılmadığı o eski dönemlerde, evin sakinleri geceleri peş peşe oldukça net ve sarsıcı rüyalar görmeye başladı. Rüyalarda beliren ve çevre halkı tarafından sonradan mukaddes bir zat olduğu anlaşılan siyahi bir kadın figürü, ev halkına sürekli olarak aynı uyarıyı tekrarlıyordu. Gizemli misafir, rüyalarında ev sahiplerine buradaki hamamın acilen kapatılması gerektiği yönünde telkinlerde bulunuyordu. Ancak ev ahalisi, ilk zamanlarda üst üste gördükleri bu rüyalara anlam veremedi ve yaşananları sıradan birer kabus ya da bilinçaltı oyunu olarak değerlendirerek hayatlarına devam etti.

TOPRAK ALTINDAN YÜKSELEN FERYAT VE TÜRBENİN KEŞFİ

Günler birbirini kovalerken, rüyaların sırrı somut bir olayla gün yüzüne çıktı. Evin sahibi, bir gün bahçede dolaşırken hamamdan sızan kirli atık suların evin avlusuna ve toprağın derinliklerine doğru süzüldüğünü fark etti. Tam da bu olayın yaşandığı gecenin amansız karanlığında, evin beyi çok daha şiddetli ve uyarıcı bir rüyayla irkildi. Rüyasında tekrar beliren gizemli figür, bu kez sitemkar bir ses tonuyla kendisine sesleniyor ve yan taraftaki yıkanma alanının derhal faaliyetine son vermesini, çünkü oradan sızan kirli suların doğrudan kendi üzerine aktığını net bir şekilde ifade ediyordu.

Aslında o dönemde Sedirler bölgesinde yaşayan insanlar, Arap Kızı adıyla anılan mübarek bir zatın kabrinin bu mahalle sınırları içinde bir yerde metfun olduğunu kulaktan kulağa duyuyor, ancak kabrin tam olarak nerede bulunduğunu bir türlü saptayamıyorlardı. Son rüya, karanlıkta kalan bu sırrın çözülmesi için adeta bir dönüm noktası teşkil etti. Yaşanan manevi uyarının ardından ev halkı ve mahalleli bir araya gelerek rüyada işaret edilen ev avlusundaki noktada kazı çalışmaları başlattı. Toprağın dikkatlice kazılması neticesinde, bahsi geçen kutsal kabre ve tarihi kalıntılara ulaşıldı. Mezar yerinin tam olarak tespit edilmesiyle birlikte kirli su sızıntıları tamamen engellendi ve aziz hatırasına yakışacak şekilde günümüzdeki türbe binası inşa edilerek koruma altına alındı.

ASIRLIK SITMA OCAĞI HASTALARA ŞİFA KAPISI OLDU

Arap Kızı Türbesi, sadece etkileyici keşif hikayesiyle değil, aynı zamanda geçmiş yüzyıllarda üstlendiği toplumsal ve tıbbi misyonla da biliniyor. Eski dönemlerde tıp imkanlarının kısıtlı olduğu, özellikle bataklık ve sulak alanların yakınlarında salgın bir kabus gibi çöken sıtma hastalığının yaygın olduğu zamanlarda, bu mekan bir sıtma ocağı olarak kabul görüyordu. Yüksek ateş, titreme ve halsizlikle kendini gösteren bu amansız hastalığa yakalanan çaresiz insanlar, şifa arayışıyla Konya’nın dört bir yanından ve çevre köylerden bu türbeye akın ediyordu.

Kutsal mekana gelen hastalar ve aileleri, kabrin başında saatlerce kalır, yaratıcıya yönelerek dualar eder ve Allah’tan kendilerine sıhhat bağışlamasını dilerlerdi. İnanç turizminin ve halk hekimliği kültürünün Konya’daki en belirgin simgelerinden biri olan yapı, günümüzde de hem bu eski geleneklerin anısını yaşatıyor hem de Sedirler Mahallesi’nin manevi muhafızlarından biri olarak varlığını sürdürüyor.