Yaklaşık üç ay önce başladığı koşu disiplinini antrenörlük hedefiyle sürdüren Dölek, Konya’da kadınlara yönelik başlattığı ve büyük ilgi gören sabah koşusu ile hatim programının detaylarını paylaştı.
İnsanın yalnızca bedenden ibaret bir varlık olmadığını vurgulayan Dölek, “Bedenimiz bize emanet ve bu emanete elimizden geldiğince güzel bakmamız gerekiyor. Ruhun beslenmesi için ibadetler ve tebessüm ne kadar gerekliyse, o ruhu taşıyan bedene de iyi bakmak şart. 'Hareket' düsturunu hayatıma adapte etmeye çalışırken, başkalarına da hem bedenen hem ruhen fayda sağlamak amacıyla bu etkinliği başlattım. Hayata bu pencereden baktığımızda hareketin bile bir ibadet olduğuna inanıyorum” dedi.

“KULAKLIĞIMIZDA AYETLER ÇALARKEN HEM HATİM YAPTIK HEM SPOR”
Etkinlik fikrinin ortaya çıkış sürecini ve katılım durumunu aktaran Dölek, “İstanbul’da Ömer isminde antrenör bir kardeşimiz var. Kendisinden ilham alarak ‘Biz neden Konya’da yapmıyoruz?’ dedim. İlk olarak Adalet Parkı’nda başladık, ardından gelen yoğun talepler doğrultusunda buluşmalarımızı Şefikcan Parkı’na taşıdık. 10 hafta boyunca sabah saat 05.30-06.00 gibi toplandık. Koşabilen arkadaşlarımız koştu, yürüyebilenler yürüdü. 70 kişiye kadar ulaştığımız zamanlar oldu; sayı zaman zaman değişse de 15-20 kişinin altına hiç düşmedik” ifadelerini kullandı. Sürecin manevi boyutuna değinen Cansu Dölek, “10 hafta boyunca tempolu yürürken veya koşarken kulaklığımızda ayetler çalıyordu. Sadece Arapça dinlemekle kalmadık, meallerini de dinleyip aramızda değerlendirdik. Hem bedenimize hem ruhumuza iyi gelecek şekilde hatmimizi spor eşliğinde tamamlamış olduk” açıklamasında bulundu.

“BURSA VE MALATYA GİBİ ŞEHİRLERDEN DE BENZER ETKİNLİKLER BAŞLADI”
Başlatılan hareketin Konya sınırlarını aştığını belirten Dölek, “Biz bu adımı başka bir şehirde görüp attık ancak Konya’nın bereketiyle bu çalışmayı gören farklı illerdeki kadınlar da benzer gruplar oluşturmaya başladı. Bursa’dan, İstanbul’dan, Malatya’dan bu tür etkinlikleri başlatanlar oldu. Şehrimiz bu süreci çok güzel destekledi. Tabii alışılmışın dışında bir tablo olduğu için geleneksel bakış açısıyla olumsuz tepki verenler de oldu. Ancak bir hanımefendinin sosyal medyadan ‘Başta garip gelmişti ama biz aslında namazda da hareket ediyoruz’ mesajı çok kıymetliydi. Gerçekten de öyle; namazımızda, hac ve umre ibadetlerimizde hep hareket var” şeklinde konuştu.

Türk kadınlarının ev ve çalışma hayatı arasında hareket alanlarının oldukça kısıtlı olduğuna dikkat çeken Dölek, kilo problemlerinin temelinde bu durumun yattığını ifade ederek şunları söyledi: “Kadınların hayattan zevk alabilecekleri farklı alanların olmasını çok önemsiyorum. İnsan vücudu mükemmel bir yapı. Beynimizin kısıtlı bir yüzdesini kullandığımız gibi bedenimizi de yeterince çalıştırmıyoruz. Ben koşuya üç ay önce başladım ve şu anki performansımla ilk günkü arasında dağlar kadar fark var. Bedene yapılan bu yatırım, mezara kadar sizinle kalan en büyük kazançtır.”

GEZİLER VE YENİ KİTAP MÜJDESİ: ETKİNLİKLER DEVAM EDECEK
10 haftalık programın kapanışını manevi bir geziyle taçlandırdıklarını belirten Diyetisyen Cansu Dölek, “Normalde finali bir doğa yürüyüşüyle yapmayı planlamıştık. Ancak gruptan bir hanımefendinin Konya’daki evliyaları çok fazla bilmediğini fark edince rotamızı şehirdeki manevi ziyaretgahlarımıza çevirdik. Bir şeyi bilip tanıdıkça daha çok seviyorsunuz; bu gezi sayesinde Konya’yı bir kez daha çok sevdik. Bu tür etkinliklerin devamı kesinlikle gelecek” dedi.

Son dönemdeki diğer projelerine ve hayat felsefesine de değinen Dölek, “Yakın zamanda ‘Peygamber Sofrası’ adıyla yeni kitabım okurlarla buluştu. İnsanların hayatına dokunmayı, özellikle kadınların bir şeyi ilk kez benim vesilemle tecrübe etmesini çok seviyorum. Tatil günlerinde bu organizasyonları yapmak elbette yorucu olabiliyor ancak gelen tek bir güzel mesaj tüm yorgunluğu alıyor. Fedakar annelerimiz kendilerine ne kadar çaba gösterirse, çocuklarına ve çevrelerine de o kadar faydalı olurlar. Hayatını değiştirmek isteyen herkesin, işe önce kendisinden başlamasını öneriyorum” diyerek sözlerini tamamladı.

FİKRİN MUTFAKTAKİ KIVILCIMI VE KATILIMCILARIN DUYGU DOLU TANIKLIĞI
Sürecin mutfağında yer alan ve görsel arşiv çalışması ile kameramanlığını üstlenen Elmas Oflaz, fikrin ilk doğuş anını paylaştı. Sosyal medyada gördükleri ilham verici bir videonun ardından bu fikri Cansu Dölek’e açtığını belirten Oflaz, herhangi bir maddi karşılık gözetmeksizin tamamen gönüllülük esasıyla yola çıktıklarını aktardı. İlk gün saat 05.30’da parkta 70 kadını görünce büyük bir mutluluk duyduklarını ifade eden Oflaz, sokakta spor yaparken kulaklıktan müzik dinlemek yerine Kur'an-ı Kerim dinleme alışkanlığının toplumda bıraktığı olumlu izlerin kendileri için en büyük motivasyon kaynağı olduğunu dile getirdi.

“ADIMLARIMIZ ŞAHİT OLSUN” DİYEN KADINLARIN ANLAMLI YOLU
Yürüyüş ve koşu programına katılan kadınlar, 10 haftalık sürecin kişisel dünyalarında bıraktığı derin izleri dile getirdi. Katılımcılardan Ayşegül Sezgin, “Adımlarımız Şahit Olsun” diyerek yola çıktıklarını belirterek, Kur’an-ı Kerim cüzlerini dinleyerek hem bedenlerini hem de ruhlarını harekete geçirdiklerini aktardı. Her adımda Yaratıcı'nın kelamını dinlemeyi, yürüdükleri yolları birer şahit kılmayı ve ilahi kelam ile günlük hayat arasındaki bağı güçlendirmeyi hedeflediklerini vurgulayan Sezgin, bu etkinliğin özellikle kadınlar arasında sağlıklı yaşam ve manevi farkındalık açısından çok güzel bir sinerji oluşturduğunu ifade etti.

“10 KİŞİ OLSAK BİLE YAPACAĞIZ” DİYEREK BAŞLAYAN DUYGU DOLU BULUŞMA
Sürecin ilk anlarından itibaren organizasyonun mutfağında yer alan katılımcılardan Bengül Bozkurt, ilk gün yaşadıkları heyecanı ve duygusal anları paylaştı. Fikrin ilk ortaya çıktığı anı aktaran Bozkurt, az sayıda katılım olsa dahi bu yola çıkmaya kararlı olduklarını belirterek, sabahın ilk ışıklarında parkta karşılaştıkları tablonun kendilerini derinden etkilediğini vurguladı. Uzak yakın mesafe gözetmeksizin bisikletiyle ya da motoruyla gelen onlarca kadını görünce büyük bir duygu yoğunluğu yaşadığını ifade eden Bozkurt, ilerleyen haftalarda kucaklarında küçücük çocuklarıyla parklara gelen kadınların azmi sayesinde buluşmaların her hafta daha da güzelleştiğini dile getirdi.
“İBADETLERİN RUHUNDAKİ HAREKETİ HİSSETTİK” DİYEN KATILIMCILARIN TANIKLIKLARI
Sürecin manevi derinliğini ve kişisel dünyalarında bıraktığı izleri paylaşan katılımcılardan Perihan Dinç, her pazar sabah namazının ardından gerçekleştirdikleri bu yürüyüşlerin ruhuna dokunduğunu belirtti. İslam dinindeki pek çok ibadetin temelinde hareket ve devinim olduğunu vurgulayan Dinç, namazın, hacdaki tavaf ile say ibadetinin ve ramazandaki teravihin hep fiziksel bir dinamizm barındırdığına dikkat çekti. Yürüyüşler esnasında Kur'an-ı Kerim dinleyerek bu hareket esasını derinden hissettiğini dile getiren Dinç, uygulamanın hem bedenine hem ruhuna şifa olduğunu belirterek Cansu Dölek'e teşekkürlerini iletti.
KOŞUNUN EN KÜÇÜK ÜYELERİNDEN BİRİ: ESMA!
Neredeyse tüm koşulara katılan grubun en küçük üyelerinden 11 yaşındaki Esma Kuşoğlu da koşunun kendisine hissettirdiklerini anlattı. Annesinin Diyetisyen Cansu Dölek’i sosyal medyadan takip ederek koşudan haberdar olduklarını söyleyen Kuşoğlu, önce erken saatte olduğu için annesiyle koşuya gitmek istemediğini ancak daha sonra seve seve koşuları tamamladığını aktardı. Annesinin ayet dinlediği koşularda kendisinin de zikir çekerek dua ezberlediğini ifade eden Kuşoğlu, Diyetisyen Dölek’e olan sevgisini söylemeyi ve teşekkür etmeyi de ihmal etmedi.





