KONYA HABER

Konya'da ona "elbise doktoru" diyorlar! 53 yıldır dükkanına giren reçeteyi alıp çıkıyor

Konya'da baba mesleği terziliği yarım asırdan fazla bir süredir gururla sürdüren 66 yaşındaki Mehmet Ali Bolat, kendisini "elbise doktoru" olarak tanımlıyor. Tarihi Bedesten Çarşısı'ndaki dede yadigarı dükkanında yırtılan, yanan ve zarar gören kıyafetleri adeta bir hekim gibi tedavi eden emektar terzi, ilerleyen yaşına rağmen mesleğini ilk günkü aşkla sürdürüyor.

Abone Ol

DOĞUŞTAN GELEN MESLEK AŞKI VE YARIM ASIRLIK TECRÜBE

Konya'nın tarihi ve kültürel dokusunu barındıran Bedesten Çarşısı, yarım asırdır kıyafetlere adeta hayat üfleyen bir zanaatkara ev sahipliği yapıyor. Çocuk yaşlarda annesi ve babasının yanında iğne iplikle tanışan 66 yaşındaki terzi ustası Mehmet Ali Bolat, mesleğe alıştıktan sonra dedesinden kalan dükkanda babasıyla birlikte uzun yıllar omuz omuza çalıştı. Babasının emekli olmasının ardından tek başına tezgahın başına geçen Bolat, 1973 yılından bu yana aralıksız olarak müşterilerine hizmet vermeyi sürdürüyor. Kendisini mesleğin içine doğmuş bir zanaatkar olarak gören tecrübeli usta, kıyafetlerin tamirat sürecini tıbbi bir müdahaleye benzeterek, "Meslek başlangıcımız doğuştan, annemiz teziydi. İlkokul çağlarından sonra babamızın yanına geçtik. Sene 1973'te dükkan dedemden bize intikal ettikten sonra baba mesleğimiz babamla beraber burada yaklaşık 53 yıldır hizmet veriyorum" sözleriyle geçmişini özetliyor.

"BİR DOKTOR HASTAYI TEDAVİ EDİYOR, BİZ DE ELBİSELERİ TEDAVİ EDİYORUZ"

Dükkanına getirilen her kumaşa, her söküğe ve her yanığa büyük bir hassasiyetle yaklaşan Mehmet Ali Bolat, yapılan işin sadece bir tamirattan ibaret olmadığını vurguluyor. Kıyafetleri dönüştürme ve yeniden giyilebilir hale getirme becerisi nedeniyle çevre esnafı ve müşterileri tarafından çok sevilen usta, mesleki felsefesini şu dikkat çekici cümlelerle aktarıyor: "Hasta elbiseleri tedavi ediyorum, büyükleri küçültüyorum, küçükleri içerisinde payları varsa büyütüyorum ve son olarak giyilir hale getiriyorum. Gücüm yettiği kadar çalışmaya devam edeceğim. Bir doktor hastayı tedavi ediyor, aynı şekilde biz de elbise doktoruyuz, elbiseyi tedavi ediyoruz. Allah'ın izniyle her türlü elbiseyi tedavi ederiz. Yırtığı, yanığı, kaza geçirmiş, ezilmiş mümkün olduğu kadar ya benzeri kumaştan ya da ilave kumaştan bir modelle bir şeyler çıkarmaya çalışıyoruz, giyilir hale getiririz."

TEKNOLOJİ GELDİ, İKİ SAATLİK İŞLER DAKİKALARA DÜŞTÜ

Yarım asırlık meslek hayatı boyunca teknolojinin zanaat üzerindeki değişimine ve dönüşümüne de bizzat şahitlik eden emektar terzi, geçmişte el işçiliğiyle saatler süren zahmetli işlemlerin günümüzde modern makineler sayesinde çok daha kısa sürede bittiğini ifade ediyor. Kömürlü ütülerden basınçlı sistemlere geçişi aktaran Bolat, "Eskiden el işi işçilik yapılırdı. Kumaşların kenarı atmaması için böyle saatlerce örgü yapılırdı. Şimdi overlok dediğimiz makinemiz bir dakikada bir pantolonun komple overloğunu yapar çıkartır. Ayaklı makinelerde, kömürlü ütülerde, şimdi basınçlı kazanlı ütüler var açıyorsun istediğimiz derecede buhar veriyor. Yapılan işlemler, ütüsü, makinesi, makası her şeyiyle iki saatlerden şimdi dakikalara kadar düştü" diyerek teknolojinin iş gücüne sağladığı kolaylığı dile getiriyor.

"ÇALIŞMAK ŞİFADIR ÇALIŞMAK BEREKETTİR"

Günümüz gençlerinin geleneksel el sanatlarına ve zanaatkarlığa karşı mesafeli duruşundan ve kolay yoldan kazanç sağlama arzularından büyük üzüntü duyduğunu belirten Mehmet Ali Bolat, çalışmanın insan hayatındaki en büyük şifa kaynağı olduğunu savunuyor. Alın terinin ve dürüst üretimin her zaman karşılık bulacağını söyleyen usta terzi, yeni nesle şu nasihat ve şükür cümleleriyle sesleniyor: "Şimdi gençler öyle her şeyi istiyor ki her grupta bir meslek, bizim meslek grubumuzda değil. Hazır bir şey olsun, saatim de olsun, telefonla vaktim dolsun ve mesaim bitince evime gideyim. Çalışmak şifadır çalışmak berekettir. Elhamdülillah hiçbir kimseye muhtaçlık durumum yok Allah'a şükür. Evimizde var, binecek kadar arabamız da var dükkanımız da. Allah razı olsun dedemden, meslek de babamdan intikal etti. Böyle gidiyoruz."