Fuar kapsamında kitapseverlerle buluşan deneyimli Gazeteci Nuh Albayrak, Orta Doğu ekseninde yaşanan kırılmalar, tarihsel süreçler ve Türkiye’nin kilit rolüne dair son derece çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Yoğun ilgi gören programın sonunda Konya Büyükşehir Belediyesi Basın Şube Müdürü Cemil Anıl Doğan, Gazeteci Nuh Albayrak’a özel hediyesini takdim etti.

ORTA DOĞU’DAKİ TERÖRÜN VE KÜRESEL DESTEĞİN ARKASINDAKİ ASIL AKTOR
Söyleşi programında bölgedeki güç dengelerini ve kaotik atmosferi analiz eden Nuh Albayrak, Orta Doğu’da ve Türkiye ekseninde meydana gelen tüm olumsuz gelişmelerin merkezinde İsrail yönetiminin durduğunu ifade etti. Bölgede faaliyet gösteren terör odaklarının ve Amerika Birleşik Devletleri tarafından sağlanan askeri-politik desteğin arka planında Siyonist aklın bulunduğunu vurgulayan Albayrak, İsrail’in küresel sistemde en fazla istifade eden yapılardan biri olduğuna dikkat çekti. Süreçlerin perde arkasını aralayan Albayrak, o desteğin arkasına gizlenen esas yapının Tel Aviv yönetimi olduğunu ve coğrafyada bu kadar çok araçsallaştırılan başka bir devletin bulunmadığını aktardı.
28 ŞUBAT’TAN ARAP BAHARI’NA SİYONİST STRATEJİNİN PERDE ARKASI
Türkiye’nin yakın tarihine damga vuran 28 Şubat sürecine de değinen gazeteci Nuh Albayrak, bu dönemin yalnızca iç siyasi gelişmelerle ya da tek başına Amerikan müdahalesiyle açıklanamayacağını belirtti. Dönemin askeri komuta kademesinin temaslarına işaret eden Albayrak, sürecin asıl mimarının İsrail olduğunu ve içerideki vesayet odakları ile dış destekçilerin bu strateji doğrultusunda kullanıldığını savundu. Bölgesel halk hareketleri ve 11 Eylül sonrası müdahalelerin rastlantısal olmadığını dile getiren Albayrak, Arap Baharı gibi dalgalanmaların Tel Aviv’in güvenliğini garanti altına alma amacıyla kurgulandığını söyledi. Sosyal medya araçlarıyla toplumların kışkırtıldığını kaydeden gazeteci, İsrail’in önünü kesebilecek güçlü devlet yapılarının zayıflatılması için özel kurgulanmış stratejilerin devreye sokulduğunu ifade etti.
7 EKİM SÜRECİ VE İSRAİL’İN GAZZE’DEKİ BAŞARISIZLIĞI
Siyonist anlayışın kendi amaçlarına ulaşmak adına radikal kararlar almaktan çekinmediğini vurgulayan Albayrak, 7 Ekim 2023’te başlayan sürecin de bu planlamanın bir uzantısı olduğunu öne sürdü. İsrail Başbakanı Netanyahu’nun işgal hamlelerine meşruiyet ve gerekçe oluşturmak gayesiyle hareket ettiğini savunan Nuh Albayrak, hedeflere ulaşmak adına kendi vatandaşlarının dahi gözden çıkarılabildiği bir zihniyetle karşı karşıya olunduğunu dile getirdi. Tüm askeri tazyike ve küresel kamuoyunu yoran müdahalelere rağmen İsrail’in Gazze’de ve bölgesel hamlelerinde arzuladığı neticeye ulaşamadığına değinen Albayrak, Netanyahu’nun sürecin başında koyduğu hedeflerin hiçbirini gerçekleştiremediğini vurguladı. Bu başarısızlıkta Türkiye’nin sergilediği akılcı, sağduyulu ve kararlı dış politikanın kritik bir işlev gördüğünü ifade etti.
AZERBAYCAN HATTINA DİKKAT: SİYONİST BÖLÜNME TUZAKLARINA KARŞI UYARI
Batılı güçlerin Yunanistan, Güney Kıbrıs ve Azerbaycan hattı üzerinden yeni bir nüfuz alanı açmaya çalıştığını dile getiren Albayrak, Bakü ile Ankara arasına nifak sokma girişimlerine karşı uyarılarda bulundu. Suni gerekçelerle Azerbaycan’ın ötekileştirilmesinin tamamen İsrail’in arzuladığı bir tablo olduğunu belirten Albayrak, bu tür ayrışmaların düşmanın ekmeğine yağ süreceğini vurguladı. Tehdidin tarihsel boyutuna da değinen gazeteci, Filistin toprakları üzerindeki emellerin Tanzimat dönemine ve Osmanlı’nın dış borçlanma süreçlerine kadar uzandığını hatırlattı. Sultan II. Abdülhamid Han’ın Rothschild ailesinin borçları silme karşılığında toprak talebi teklifine karşı şahsi mülkiyetiyle tedbir aldığını, ancak sonraki süreçlerde bu kararların geriye çevrildiğini belirterek, tarihi bilmeden günümüzdeki düşmanı tanımanın mümkün olmadığını sözlerine ekledi.




